“Bugün Seçim Olsa Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da AK PARTi Birinci Partidir”

“Bugün Seçim Olsa Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da AK PARTi Birinci Partidir”


Doç. Dr. Çelik: “Bugün Seçim Olsa Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da AK PARTi Birinci Partidir”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, Habertürk Televizyonu’nda yayınlanan “Türkiye’nin Nabzı” programında Didem Yılmaz’ın sorularını yanıtladı. Çelik, referanduma ilişkin olarak BDP’nin boykot kararının tam olarak hedefine ulaşamadığını belirterek, “Doğu’da ve Güneydoğu’da 23 vilayet var. Ve aslında boykotun tam başarılı olduğu, yarım yamalak başarılı olduğu, şöyle kenarından, kıyısından geçtiği 9 vilayet var. Bunun dışındaki 14 vilayette Doğu’da ve Güneydoğu’da boykot tutmamıştır. Bugün seçim olsa, Doğu’da da, Güneydoğu’da da AK PARTi yine 1. partidir, bunu böyle değerlendirmek lazım” dedi.

BDP’nin sahip olduğu 8 belediye olduğunu hatırlatan Çelik, şunları söyledi:

“Iğdır’da ve Tunceli’de boykot tutmadı, sıfır tuttu. Bu ikisini çıkarın, kaldı 6 vilayet. Şırnak’ta ve Hakkari’de boykot tam anlamıyla başarılı oldu. Birinde yüzde 6,8 katılım, yani referanduma katılım 6,8. Yüzde 93,2 de katılım olmamış, boykot var. Şırnak’ta yüzde 22’lik bir katılım var. Bu iki sınır ilinde maalesef insanlar tehdit edilmiştir, insanlara şantaj yapılmıştır, insanlara fiziki güç kullanılmıştır ve insanlar sandık başına gönderilmemiştir. Diyarbakır, Batman, Siirt ve Van belediyeleri de DTP’nin, yani BDP’nin elinde. Bu illerde de kısmen, yani yarım yamalak diyebileceğimiz yarı yarıya bir boykotun uygulanması var ve oralarda da yarı yarıya tutmuştur. 2007 Ekim’inde yapılan referandumda Diyarbakır’da katılım yüzde 53’tür, il bazında yüzde 53’tür. Niçin? Diyelim ki yerel seçimlerde yüzde 80’dir de, milletvekili seçiminde yüzde 70’tir, niçin referandumda yüzde 53’tür? Hiçbir boykot yokken, 2007 referandumunda bir boykot var mıydı? Yoktu. Niye bu kadar düşük? Çünkü, diyelim ki mahalli seçimlerde birinin bir akrabası il genel meclis üyeliğine adaydır, birisinin belediye meclis üyeliğine adaydır, birisi belediye başkanlığına adaydır, birisi büyükşehir belediye başkanlığına adaydır, birisi muhtarlığa adaydır, çokça aday olduğu için, çok fazla adayın olmasından dolayı seçimlere ilgili her zaman daha fazladır, orada şahıslar ön plana çıkıyor. Ama referandumlarda böyle bir mecburiyet yoktur. Ve Diyarbakır’da yüzde 53’tür. Bu yüzde 53 iken 2007’de, bu boykottan dolayı yüzde 35’e, yani 17 puanlık bir düşüş var orada. Boykot yarım başarılı olmuştur. Yani Diyarbakır’da, Batman’da, Siirt’te, Van’da, hatta buraya belediyesi BDP olmayan Muş’u da ilave edebilirsiniz, Bitlis’i ilave edebilirsiniz. Bingöl’de ise ciddi manada boykot tutmamıştır.

“Van’da 220 bin kahraman insan gitmiş oyunu kullanmıştır”

Baskılara boyun eğmeyen, ben demokratik hakkımı kullanacağım diyen, medeni cesaret örneği ortaya koyan insanların gidip oyunu kullandığını ifade eden Çelik, “Van’da 220 bin kahraman insan vardır, gitmiştir oyunu kullanmıştır. 100 küsur bin, 120 bin insan Batman’da bunu yapmıştır. 200 küsur bin, 268 bin insan bunu Diyarbakır’da yapmıştır, bunu göz ardı etmemek lazım” dedi. Devletin buna neden engel olamadığı yönündeki eleştirilere de değinen Çelik, “Şimdi bayram gezmesi adı altında birisi geliyor sizin evinize ve sizi tehdit ediyor. Sizin çoluk çocuğunuz var, ben bunu gidip şikayet edersem başıma iş açılır diye susuyorsunuz. Maalesef insanlar bu şekilde sindiriliyor. Devlet sokakta gerekli güvenlik önlemlerini alıyor; ama evinden çıkmayan insana bir şey yapamazsınız” dedi.

“BDP’nin Kürt meselesiyle ilgili olarak eğer söyleyecek bir sözü varsa biz bunu her zaman dinlemeye hazırız”

Çelik, AK PARTi Hükümeti’nin PKK ile müzakere yaptığı iddialarına ilişkin olarak da şunları söyledi:

“Referandum kampanyası sırasında AK PARTi’yi kendilerince zor duruma düşürmek için birileri yine bir şey attı ortaya, işte AK PARTi Hükümeti PKK ile müzakere yapıyor. Bir PKK ileri geleninin verdiği bir beyanattan yola çıkarak böyle bir iddia ortaya atmışlardı, Sayın Bahçeli bunu dillendirdi, diğerleri bunu dillendirdi. Ama biz bir basın açıklaması yaptık. Ayrıca Sayın Başbakan meydanlarda bunu net bir şekilde ifade etti. Biz dedik ki, hiçbir zaman AK PARTi Hükümeti ve AK PARTi bir terör örgütüyle masaya oturmaz, müzakereye oturmaz. İllegal bir örgütle, illegal bir terör örgütüyle bu anlamda bir muhatap alınma söz konusu değildir ve olamaz dedik, bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Şunun çok iyi bilinmesi gerekiyor: BDP, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu olan bir siyasi parti, halkın iradesine bu manada saygı duyuyoruz. Şimdi BDP’nin Kürt meselesiyle ilgili olarak, Doğu ve Güneydoğu ile ilgili olarak, Türkiye’nin diğer meseleleriyle ilgili olarak eğer söyleyecek bir sözü varsa, eğer gerçekten çözüm anlamında getirip masaya koyabileceği bir şey varsa, biz bunu her zaman dinlemeye hazırız. Çünkü onlar halkın temsilcileridir ve biz öyle görüyoruz. Ama kardeşim, siz ne diyorsunuz, buyurun gelin oturalım, konuşalım dediğiniz zaman, eğer siyasetçi siyasetçiyle konuşmayıp da siyasetçi bir terör elebaşını eğer muhatap olarak gösterirse, burada kusura bakmayın biz hiçiz demek istiyorsunuz. Yani bir siyasi parti olarak siz kendi varlığınızı inkar ediyorsunuz demektir. Bu da asla çözüme katkı sağlamaz. Bir şeyin daha altını çizmemiz gerekiyor. BDP’nin sanki Kürtlerin yegane temsilcisiymiş gibi, Türkiye’deki bütün Kürt kitlesini temsil ediyormuş gibi bir edayla, bir tarzla, bir tavırla, bir üslupla konuşması da doğru değil. Niye? Şimdi soruyorum BDP’li arkadaşlara, diyorum ki Türkiye’de ne kadar Kürt var? 20 milyon var diyorlar. Peki 20 milyon Kürt var, siz 2,4 milyon oy alıyorsunuz, her 1,5 vatandaştan biri de seçmendir. Bunu 1,5’la çarptığınız zaman, bu 3,5 milyon eder. Demek ki siz 3,5 milyonluk bir kitlenin sempatisini kazanmış olan bir Partisiniz. Peki geriye kalan 16,5 milyon nerede, eğer 20 milyon Kürt varsa, O zaman siz her 6 Kürt’ten birinin oyunu alıyorsunuz demektir. Geçtik, peki 15 milyon Kürt varsa, 5 Kürt’ten birinin oyunu alıyorsunuz demektir veya desteğini alıyorsunuz demektir. BDP yüzde 5,5-6 oy alıyor diye ve Kürtçülük üzerinden siyaset yapıyor diye Kürtlerin temsilcisi olamaz. Peki, şimdi aynı mantıkla olaya baktığımız zaman, MHP yüzde 15 oy aldı. Şimdi MHP Türkçülük üzerinden siyaset yapıyor diye, MHP’yi Türkiye’deki Türklerin temsilcisi olarak görebilir misiniz? MHP tek başına Türklerin temsilcisi değil, BDP tek başına Kürtlerin temsilcisi değil. Dolayısıyla herkesin konumunu, yerini çok iyi bilmesi gerekiyor. Peki, BDP birilerinin temsilcisi midir? Evet, Türkiye’deki 3,5 milyon insanın sempatisini kazanmış olan bir siyasi partidir. Ve bu yönüyle makul, meşru, mantıklı bir önerileri varsa, bir çözüm projeleri varsa, biz bunu dinlemeye, onlarla konuşmaya, onları muhatap almaya hazırız. Ama, bize Kandili eğer adres olarak gösterirlerse, bize İmralı’yı adres olarak gösterirlerse, bu kesinlikle çözüm istemek, çözüme katkı sağlamak falan anlamına gelmez.”

PKK’nın 20 Eylül’e kadar eylemsizlik kararını da değerlendiren Çelik, “Bu takvimi tayin ve tespit eden Hükümet falan değil. Onlar kendilerince bir takvim belirlemişler. Ama eğer 20 Eylül’de devlet, Hükümet bize muhatap olmazsa, biz tekrar terör başlatırız derlerse, kimse Hükümetten veya devletten gidip terör örgütüne, terör örgütünün elebaşlarına muhatap olmasını bekler mi, böyle bir şey söz konusu olabilir mi?” dedi.

15.09.2010