Doç. Dr. Çelik: “Halkın İradesinin Sandığa Yansıması Hiçbir zaman Bölünme Olarak İfade...

Doç. Dr. Çelik: “Halkın İradesinin Sandığa Yansıması Hiçbir zaman Bölünme Olarak İfade Edilemez”


Doç. Dr. Çelik: “Halkın İradesinin Sandığa Yansıması Hiçbir zaman Bölünme Olarak İfade Edilemez”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, AK PARTi Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrası düzenlediği basın toplantısında, referandumun Türkiye’nin böldüğü yönündeki yorumlara değinerek, “Bazı kuruluşlar halkın iradesinin Türkiye haritasına şu veya bu şekilde yansımasını, Türkiye haritasının üçe bölündüğü şeklinde yoruma tabi tuttular. Bu tablo yorumu, bu değerlendirmeyi talihsiz bir değerlendirme ve yorum olarak değerlendiriyorum” dedi. Çelik, şöyle devam etti: “Çünkü, bildiğiniz gibi her dönemde, her seçimde belli bölgelerde bazı partilere yoğunlaşma olabilir. Halkın iradesinin sandığa yansıması hiçbir zaman bölünme olarak ifade edilemez. Eğer birileri bölünmeden söz edecekse, bu AK PARTi ve AK PARTiyle ilgili sonuçlarla ilgili olmaz. Çünkü, AK PARTi 81 vilayetin hepsinde olan partidir. Dikkat edin, AK PARTi geçen seçimde 63 ilde 1. partiydi, 18 ilde de 2. parti. AK PARTinin 3. olduğu hiçbir il yoktur. Bu referandumda da 63 ilde evet oyları önde çıkmıştır. Garip bir tesadüftür 18 ilde de hayır oyları önde çıkmıştır. Şimdi Artvin’de ihtilaflı bir durum var ve orada tekrar bir itirazla oylar değerlendirilmektedir. 7 bölgesinin 7’sinde de AK PARTi 1. parti olduğu için, tabi evet hayır meselesinde diğer rakip olan bütün partilerin gücü geldiği zaman oradan hayır çıkabilir. Ama bölge olarak ele aldığınız zaman siyasi parti olarak seçime girmeniz söz konusu olursa, 7 bölgede de AK PARTi 1. partidir. Dolayısıyla, biz Türkiye’nin çimentosu bir parti olduğumuzu düşünüyoruz. Bu anlamda kimsenin bir bölünme özellikle endişesi içerisinde olmamasını biz şahsen diliyoruz.”

“Sayın Başbakanımız beyaz bir sayfa açtı”

Bundan sonraki süreçte Anayasa değişikliklerine bağlı olarak, yapılması gereken ikincil yasama faaliyetleri olduğuna işaret eden Çelik, “Buna bağlı olarak yönetmelikler vardır. Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Ekim’de açılmasıyla birlikte bunlara yoğun bir şekilde başlanacaktır, şimdiden hazırlıklara başlanmıştır. Ve MYK toplantımızda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemiyle ilgili olarak da bir planlama çalışması başlatılmıştır” dedi. Grup Başkan Vekillerinin de diğer siyasi partilerle de görüşmeler yaparak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemini en iyi şekilde düzenlemek için girişimlerde bulunacağının altını çizen Çelik şunları söyledi:

“Malumunuz kısa bir süre sonra Meclis açıldıktan sonra bütçe çalışmaları başlayacak. Ve önümüzde gelecek seçime kadar önemli bir yasama faaliyeti olacaktır. Ümit ediyoruz ki Türkiye Büyük Millet Meclisi en verimli şekilde çalışarak, hem Avrupa Birliği sürecine çok ciddi bir hazırlık yapmış olur, hem de milletimizin, ülkemizin ihtiyaç duyduğu yasaları bir an önce çıkartmış olur. Bir başka husus da, Sayın Başbakanımız yapmış olduğu konuşmada bir beyaz sayfa açtı. Ve kendisiyle ilgili yakışıksız sözler sarf eden, kendisini inciten sözler söyleyenlere hakkını helal ettiğini ifade etti. Eğer kendisi birilerini incitmişse, sözlerinden birileri rahatsız olmuşsa, bundan dolayı da özür dilediğini ifade etti. Bu bir demokratik erdemdir. Bildiğiniz gibi futbolcular sahada zaman zaman birbirlerine karşı seslerini yükseltebilirler, birbirlerine faul yapabilirler, isteyerek veya istemeyerek birbirlerine çelme takabilirler. Ama eğer rakibinin elinden tutup kaldırabiliyorsa, skor belli olduktan sonra tokalaşabiliyor, öpüşebiliyor veya formalarını değiştirebiliyorsa, bu spor centilmenliğidir. Bunun gibi siyasette de bu centilmenliğin olması gerektiğini düşünüyoruz. Sayın Başbakanın tavrı bu siyasi centilmenliğin, siyasi erdemin bir örneğidir. Hep söylüyoruz bütün siyasi partiler bizim rakiplerimizdir. Biz onlarla rekabet halindeyiz, rekabetin tabiatında vardır. Zaman zaman kırıcı, incitici olabilirsiniz gönül bunu arzu etmez, keşke bu hiç olmasa. Ama bunları geride bırakarak, muhalefet, muhalefet sorumluluğunu üstlenerek, iktidar, iktidar sorumluluğunu üstlenerek ülkemizin geleceği istikbalimizle ilgili, çocuklarımızın geleceğiyle ilgili hep birlikte adımlar atmamız gerekiyor.”

14.09.2010