Doç. Dr. Çelik: “Bu Ülkede Ötekileştirmenin Bitmesi Gerekiyor”

Doç. Dr. Çelik: “Bu Ülkede Ötekileştirmenin Bitmesi Gerekiyor”


Doç. Dr. Çelik: “Bu Ülkede Ötekileştirmenin Bitmesi Gerekiyor”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, Habertürk Televizyonu’nda katıldığı canlı yayında Habertürk TV Ankara Temsilcisi Ünsal Ünlü’nün gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Doç. Dr. Çelik, Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin olarak, “Hrant Dink’in öldürülmesini, 6-7 Eylül olaylarındaki utanç neyse onun bir parçası olarak da görebilirsiniz. Bu ülkede ötekileştirmenin bitmesi gerekiyor” dedi.

Hrant Dink davası konusundaki yorumları da değerlendiren Çelik, ‘Benim gibi değilsin, benim gibi düşünmüyorsun, benim gibi inanmıyorsun, benim gibi konuşmuyorsun, o zaman sen benim için yoksun veya tehlikesin’ anlayışının faşist bir anlayış olduğunu belirterek, “1934’te Museviler Çanakkale’den, Trakya’dan göçe zorlandılar. 1942’de Varlık Vergisi çıkardık, bu kara bir leke olarak geçti. 6-7 Eylül olayları utanç vericiydi. Bu Kafes eylem planı, bu utancın zirvesi olacaktı, neyse ki ortaya çıktı” dedi. Çelik şunları söyledi:

“Bunu yapanlar 6-7 Eylül olaylarıyla Demokrat Parti’yi nasıl sıkıntıya soktularsa, ki onun içinde derin devletin parmağının olduğu ortaya çıktı, 6-7 Eylül olaylarında da Kafes eylem planıyla da AK PARTi’yi hem dünya kamuoyu nezdinde, hem Türkiye’de sıkıntıya sokmaya çalışan insanlar bunu yapacaklardı. Ve bu da büyük bir ayıp olarak tarihe geçecekti. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yani neticede bir yanlış yapılmışsa, bu yanlışı savunmak mümkün değil. Hrant Dink senin gibi düşünmek zorunda değil, Hrant Dink’in söylemleri de sana, bana da batabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinde der ki; söylenen bir fikir sarsıcı olabilir, alt-üst edici olabilir, rahatsız edici olabilir, ama bu yine fikir özgürlüğü kapsamındadır. Meseleyi böyle değerlendirmeliyiz. Onun için Türkiye’nin ayak bağlarından kurtulması lazım, zincirleri kırması lazım, önündeki takozları kaldırması lazım, bu referandum ümit ediyorum buna hizmet edecektir.”

“Bugüne kadar bu meselenin çözülmemesinin sebebi CHP’dir”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun türban sorununu çözecekleri yönündeki beyanını da değerlendiren Çelik, “Biz samimi olmak zorundayız. Türk siyasetinin en büyük çıkmazlarından birisi, gözlerle sözlerin aynı şeyi söylememesidir. Eğer CHP samimiyse, 411 milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üniversitelerdeki kılık-kıyafet değişikliği ile ilgili olarak bir Anayasa değişikliğini kabul etti… CHP buna karşı oy kullandığı gibi, aldı bunu Anayasa Mahkemesi’ne götürdü ve iptal ettirdi. Şimdi bunun faili CHP’dir. Bugüne kadar bu meselenin çözülmemesinin sebebi CHP’dir” dedi. Çelik şunları söyledi:

“O zaman CHP’ye de çağrıda bulunuldu. CHP’ye dedik ki, buyurun, bakın gelin bu memleketteki bu problemi ortadan kaldıralım. Şimdi hastaneye giden bir başörtülü bir kadına, bir genç kıza, doktor, sen başörtülüsün ben sana bakmıyorum derse, bu çok abes olur, bunun izahı olmaz. Orada bir hizmet alıyor, üniversitedeki öğrenci bir hizmet alıyor. Siz hizmet alanla hizmet verenleri falan birbirine karıştırmayın. Üniversite öğrencileriyle ilgili aslında yasal bir sıkıntı da yoktur. Bu yarayı Türkiye’nin gündeminden kaldıralım, Türkiye enerji kaybediyor bu tartışmalarla. CHP buna karşı oy kullandığı gibi, aldı bunu Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Yani milletin iradesi, CHP’nin iradesiyle örtüşmeyince, CHP’nin iradesiyle, statükocu anlayışla bir şey örtüşmeyince o kaos demektir. Anayasa Mahkemesi’ne götürdü ve iptal ettirdi. Şimdi bunun faili CHP’dir. Bugüne kadar bu meselenin çözülmemesinin sebebi CHP’dir. Nitekim Sayın Kılıçdaroğlu bir açıklama yaptı, biz üniversitedeki türbanı halledeceğiz dedi. Hemen malum ağzına biber sürme operasyonu başladı, kendi Partisi içerisinden sesler çıktı. Ertesi gün Sayın Kılıçdaroğlu bu söylediğinden vazgeçti. Ben öyle demek istemedim, ben çözeceğiz dedim; ama şurada çözeceğiz, burada çözeceğiz demedim. Şimdi dilin kemiği yok ki. İşsizliği çözeceğiz, enflasyonu sıfırlayacağız, Türkiye’yi dünyanın birinci ekonomisi yapacağız. Şimdi çıkıp birisi diyemez mi? Hani iki anahtar veren siyasetçiler vardı. Her şeyi vaat edebilirsiniz. Şimdi CHP maalesef öyle bir hale geldi ki, Sayın Kılıçdaroğlu şöyle diyor: ‘Bu benim için hayat memat meselesi. Ben bol keseden bunları söyleyeyim’ Ekmek içinde dönerle siyaset yapanlar vardı, Ay’ı, Güneş’i vaat edenler vardı. Fakat vatandaş bunu yemiyor. Sizin bir kere yıllar yılı gelen bir sabıkanız var ve bugün de durumunuz farklı değil. İnsanların kendi inançları doğrultusunda hayatını tanzim etmeleri önünde CHP zihniyetinin çok büyük bir engel olduğunun vatandaş farkındadır. Onun için Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışını samimi bulmuyorum, vatandaşın da samimi bulmadığını çok iyi biliyorum. Çünkü CHP’nin bununla ilgili aleyhte bir tane değil, onlarca, yüzlerce icraatı var.”

26.08.2010