“AK PARTi Hükümeti’nin İllegal Bir Örgütle Pazarlık Yapması Söz Konusu Olamaz”

“AK PARTi Hükümeti’nin İllegal Bir Örgütle Pazarlık Yapması Söz Konusu Olamaz”


Doç. Dr. Çelik: “AK PARTi Hükümeti’nin İllegal Bir Örgütle Pazarlık Yapması Söz Konusu Olamaz”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, Habertürk Televizyonu’nda katıldığı canlı yayında Habertürk TV Ankara Temsilcisi Ünsal Ünlü’nün gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Doç. Dr. Çelik, muhalefetin, “PKK terör örgütü ile pazarlık yapıldığı” iddialarına ilişkin olarak, “AK PARTi’nin ve AK PARTi Hükümeti’nin bir illegal örgütle kesinlikle görüşmesi söz konusu değildir, pazarlık yapması, masaya oturması söz konusu değildir, olmamıştır, olamaz da” dedi.

Çelik, pazarlık iddialarının ilk ortaya atıldığı zamanda da parti olarak açıklama yapıldığını hatırlatarak, “AK PARTi’nin ve AK PARTi Hükümeti’nin bir illegal örgütle kesinlikle görüşmesi söz konusu değildir, pazarlık yapması, masaya oturması söz konusu değildir, olmamıştır, olamaz da. Aslında referandum sürecini olumsuz etkilemeye yönelik bir gayrettir bu” diye konuştu.

“PKK’ya terör örgütü demek güneş doğudan doğuyor demek gibi malumu ilan etmektir”

Çelik, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK PARTİ’nin PKK’yı terör örgütü olarak görmediğine ilişkin sözlerini de değerlendirdi. Çelik, “Sayın Kılıçdaroğlu hiç de hoş olmayan tatsız bir şekilde, biz demişiz ki ‘illegal bir örgüt, demek ki PKK’yı terör örgütü olarak görmüyorlar’ dedi. PKK’ya terör örgütü demek güneşin doğudan doğup batıdan batmasını söylemek gibi malumu ilan etmektir, yani bilineni tekrar etmektir. Bütün dünya PKK’yı terör örgütü olarak tanıyor. Başta Sayın Başbakanımız olmak üzere ve hiçbir sözcüğümüzün de bu konuda bir çekincesi, bir rezervi falan söz konusu değil. Ama kelimelerin altında ille de farklı manalar ararsanız yanlış yollara gidersiniz” dedi. Çelik şunları söyledi:

“Çok kesin bir şekilde diyoruz ki, AK PARTi’nin, AK PARTi Hükümeti’nin bir terör örgütüyle, bir illegal örgütle masaya oturması, pazarlık yapması söz konusu değildir, olmamıştır, olmayacaktır da. Ne zamandan beri Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli bir terörist elebaşının, bir terör elebaşının, örgüt elebaşının söyledikleriyle amel eder hale geldi, buna itimat eder hale geldi? Sorgusuz-sualsiz, hiç bir zaman sorgulamadan-yargılamadan söylediklerini doğru kabul ediyorlar ve onun üzerine de yorum bina ediyorlar, bunu referans olarak alıyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli açısından bu durumun ben talihsiz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, terör örgütü, devletin kendisine muhatap olduğunu söyleyerek, kendisiyle pazarlık yaptığını söyleyerek bir psikolojik propaganda yapıyor, kendine meşruiyet kazandırmaya çalışıyor. Peki siz bunu doğru kabul edip bunu doğru bir şekilde doğruymuş gibi kabul edip yorum yaptığınız zaman siz onların ekmeğine yağ sürmüş olmuyor musunuz?”

“Terörle pazarlık yapılıyor demek PKK’nın ekmeğine yağ sürer”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “referandumdan çıkacak evet oyu PKK’yı güçlendirir” iddiasını da değerlendiren Çelik, şöyle devam etti:

“Siz onların kendilerine meşruiyet kazandırma çabasına katkı sağlıyorsunuz bu tavrınızla. Onların psikolojik propagandasına böylelikle destek vermiş olursunuz, bunu yapmamanız lazım. Siz ülkenin Başbakanın beyanına inanmıyorsunuz, ama bir terör elebaşının beyanına inanıyorsunuz, bunu doğru kabul ediyorsunuz ve bunun üzerine yorum bina ediyorsunuz. Eğer PKK’yı güçlendirecekse evet, PKK’nın bunun evet yönünde çıkması için bir gayretinin olması gerekmiyor mu?… Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan müzakereler belli, BDP’nin burada takındığı tavır belli. BDP’nin, MHP’nin yer aldığı cephede yer aldığını herkes biliyor. En azından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde o da, CHP de gidip oy kullanmadı. Sonra da diyor ki, vatandaş da bu sandığa gitmesin. Çünkü, vatandaş sandığa gittiği zaman vatandaşın kendi hür iradesiyle evet diyeceğini tahmin ettikleri için şimdi boykot meselesini tercih ediyorlar. Onların tavrı bugün ne olur, yarın ne olur, onu ben tayin edemem, kestiremem, ondan biz sorumlu değiliz, onu bir tarafa bırakıyorum. Ancak şunun çok iyi bilinmesi lazım. Birçok tutuklu ve mahkumla olan görüşmelerden birçok düğümler çözülmüştür. Abdullah Öcalan getirilip İmralı’da hapse atıldığı zaman bu esnada biz iktidarda mıydık? Yıl 1999. MHP iktidardaydı. Oradaki gardiyandan tutun cezaevi müdürüne kadar, oradaki istihbarat elemanından tutun bilmem kime kadar bu insanla konuşarak, onu deşerek, bir şekilde ondan bazı ipuçları alarak bir şekilde terörle mücadele stratejisinde bundan yararlanıyorlar, bunu herkes biliyor. Şimdi bunu tutup da terörle pazarlık yapılıyor, mücadele yapılmıyor müzakere yapılıyor şekline dönüştürmek, bir kere dediğim gibi PKK’nın ekmeğine yağ sürer, PKK’nın propagandasına alet olmayı doğurur. Tekrar söylüyorum; AK PARTi, AK PARTi Hükümeti terörle, terörist başıyla, terörist başlarıyla kesinlikle oturup da pazarlık yapmaz. Türkiye’nin terörle ve terörizmle mücadelesi vardır. Bakın, terörizmle mücadele edilirken de birileri tutukluyla görüşebilir, mahkumla görüşebilir, onu konuşturabilir, onun konuşmalarından ipuçları elde edebilir, bir şekilde bundan yararlanabilir. Ama bunu devletin veya Hükümetin terörle pazarlık yaptığı şeklinde eğer sunarsanız, siz bu ülkeye iyilik değil kötülük yapmış olursunuz.”

26.08.2010