Doç. Dr. Çelik: “Memurlar, İşçiler Başımızın Tacıdır”

Doç. Dr. Çelik: “Memurlar, İşçiler Başımızın Tacıdır”


Doç. Dr. Çelik: “Memurlar, İşçiler Başımızın Tacıdır”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç.Dr. Hüseyin Çelik, FOX TV’de yayınlanan “Çalar Saat” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Çelik AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ‘Memur Kemal Efendi’ benzetmesine açıklık getirdi. Çelik, “Hepimiz memuriyetten geldik, memurlar, işçiler, bütün vatandaşlarımız başımızın tacıdır. Orada ifade edilen şey şudur: CHP’de esas amir Önder Abidir, Kemal Bey de onun memurudur” dedi.

Doç. Dr. Çelik, Başbakan Erdoğan’ın ‘Memur Kemal Efendi’ sözüyle neyi ima etmek istediğini herkesin bildiğini belirterek, “Hepimiz memuriyetten geldik, memurlar, işçiler, bütün vatandaşlarımız başımızın tacıdır. Orada ifade edilen şey şudur: Aslında CHP’de herkes şunu biliyor ki, esas amir Önder Abidir, Kemal Bey de onun memurudur, yani bunu herkes biliyor” dedi. Çelik, şunları söyledi:

“Kemal Bey sağ olsun çıkıyor bir şey ortaya atıyor. Ertesi gün bir bakıyoruz, Önder Abi, Kemal Bey’in ağzına bir parça biber sürmüş ve Kemal Abi oradan caymış, Kemal Bey hemen, ben öyle demek istemedim, aslında şöyle demek istedim, aslında ben onu hiç demedim noktasına gidiyor. Bu da iyi bir şey değil, Ana Muhalefet Partisi açısından, bir lider açısından iyi bir görüntü değil. Bir şeyi ya söyleyeceksiniz arkasında olacaksınız veyahut da yapamayacağınız bir şey varsa bunu söylemeyeceksiniz.”

“İktidar şamar oğlanı değil”

Referandumda ‘evet’ diyecek vatandaşa da ‘hayır’ diyecek vatandaşa da saygı duyulacağını kaydeden Çelik, “Sayın Başbakanın özellikle üzerinde durduğu şey başkadır. Hayır çıkması için yollara düşmüş olan CHP, MHP, BDP ve bazı kendine sivil toplum örgütleri diyen maalesef örgütler, bunlar hayır kampanyasında birleştiler, zıtlar bir araya geldiler. Bunlar Türkiye’de gerçek anlamda demokratikleşmesini istemeyen, maalesef Türkiye’nin darbelerle anılmasını içine sindirebilen ne yazık ki anlayışlara sahip olan ekiplerdir, gruplardır. Sayın Başbakanın burada sözünü ettiği veya üzerinde durduğu şey; hayır çıkması için, 12 Eylül darbe Anayasasının devamı için adeta kendini paralarcasına bu meseleye sahip çıkan insanlardır” dedi. Bunun bir milletvekili ya da mahalli seçim olmadığının altını çizen Çelik, “Bu bir halk oylamasıdır. Neticede 30 yıllık özellikle bir darbe Anayasasının tarihe karışması, kısmen de olsa tarihe karışması için vatandaşın tercihini orada kullanması için büyük bir fırsattır diyoruz” dedi. Ancak muhalefetin başından itibaren, kesinlikle Anayasa paketinden söz etmediğini vurgulayan Çelik, şunları söyledi:

“Bunlar ne getiriyor, ne götürüyor, bundan söz etmiyor. Sürekli olarak tabiri caizse belden aşağı vuran ve AK PARTi’ye ciddi manada iftiralar eden karalama ve kara propaganda üzerine bir strateji oluşturdular. Şimdi ister istemez Sayın Başbakan o meydanlara çıkarken AK PARTi Genel Başkanı sıfatıyla aynı zamanda oraya çıkıyor. Şimdi kendi şahsına, kendi Partisine, kendi arkadaşlarına yönelik olan bu iftiralara karşı en azından çoğu zaman bunlara girmese de zaman zaman cevaplar veriyor. Ama dikkat edin, muhalefet kesinlikle bunları konuşmuyor. Şimdi düşünün size kalpazandan tutun, akla-hayale gelmeyen iftiralar ediyorlar. Efendim, Başbakan villada oturuyor. Bir kere bunu Sayın Kılıçdaroğlu’na yakıştırmıyorum. Bir ülkenin Başbakanı, efendim şu evde oturdu, bu evde oturdu üzerinden popülist bir siyaset yapılmaz. Bilmeyen de olsa Cumhuriyet Halk Partililerin hepsinin Mamak’ın arka sokaklarındaki gecekondu mahallerinde falan oturduğunu zanneder. Sayın Kılıçdaroğlu şunu bilsin ki, villalar CHP’nin oy deposudur. Kimse kendi kendini kandırmasın, halkı hiç kandıramaz… Demokrasinin sözle yapılan aynı zamanda bir meydan mücadelesidir. Ama demokrasi, kampanyalar, aynı zamanda meydanlarda sözle yapılan bir mücadeledir. Sarf edilen kelimeleri, cümleleri şöyle alt alta sıralayın ve bunların kimin söylediğine bakın. İnanın bunun çok önemli bir kısmı, çok ağırlıklı bir kısmı muhalefete ait olacaktır. Ama iktidar şamar oğlanı falan değil. Bizim bir suratımıza tokat vurana diğer yüzümüzü göstermek gibi bir zillet içine hiç bir zaman düşmedik, bundan sonra da düşmeyiz.”

“Açılım Türkiye’nin demokratikleşme projesidir”

Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da BDP’li belediyelerin bayrak direklerine Türk Bayrağı’nın yanında sarı-kırmızı-yeşil renkteki bayrakları da asacakları yönündeki iddiaları da değerlendiren Çelik, “Şahsen bana böyle bir duyum gelmedi. Çünkü ben duyumların ulaştığı bir kaynak değilim. Ama İçişleri Bakanına böyle bir duyum geldi mi, Başbakana böyle bir duyum geldi mi? Devletin ilgili istihbari birimlerine böyle bir şey ulaştı mı bunu bilmiyorum” dedi. Çelik şöyle devam etti:

“Ama şunu çok iyi biliyorum: Türkiye bir üniter devlettir ve ay yıldızlığı bayrağımız hepimizin bayrağıdır. Şu anda bunu birilerinin tartışma konusu yapmasını da doğrusunu isterseniz bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Biz AK PARTi olarak 73 milyon insanın kardeşliğini, 780 bin kilometrekarelik toprakların birliğini bütünlüğünü savunuyoruz. Ama insanların kültürel farklılıkları saygıdeğerdir, insanların farklı ana dillere sahip olması saygıdeğerdir, farklı dini inançlara, farklı mezheplere sahip olması. Bunları da ifade etmesi, bu renkleriyle birlikte görülmesi, görünür hale gelmesi de son derece saygıdeğerdir. Türkiye’de artık şu vardır, şu yoktur, Kürt yoktur, işte dağlar kırk kurt etti gibi maskaralıklar, bunlar geride kalmıştır. AK PARTi hükümetleri döneminde geçmişteki bütün bu olumsuzluklar ortadan kaldırılmaya ve bunları olumlu güzel şeylerle yer değiştirme gibi bir çaba var. Fakat birileri bunu sabote edecek ve vatandaşın maalesef kafasını karıştıracak bazı söylemler ve eylemler gerçekleştirebilir. Yanlış bir şey yapıldığı zaman hukuk devletinde, bu ülkenin savcıları var, bu ülkenin ilgili birimleri var. Onlar meseleyi takip ederler ve gereğini yaparlar. Yani herkes her canının istediğini istediği yerde canının istediğini yapamaz.”

Açılımın Türkiye’nin demokratikleşme projesi olduğuna işaret eden Çelik, “Türkiye’de milli birliğimizin pekişmesi ve bu ülkedeki insanların bir ve eşit olması, kardeşliğinin pekişmesi için yapılan her şey bir demokratik açılımdır. Açılım, tabi ki devam ediyor. Dün başladı, bugün bitti diye bir şey yok, bu bir süreçtir, bu bir zihniyet meselesidir. Bu yasa meselesi, şu veya bu mevzuat meselesi değil, bu bir mantalite meselesidir, bir anlayış meselesidir. Türkiye, demokratik standartları yüksek, gerçek anlamda hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet oluncaya kadar bu demokratikleşme gayreti devam edecek” dedi.

09.08.2010