“Halkımız Geleceğini Düşünüyorsa Sandıkta Beyazın Altına “Evet” Mührünü Basacaktır”

“Halkımız Geleceğini Düşünüyorsa Sandıkta Beyazın Altına “Evet” Mührünü Basacaktır”

Doç. Dr. Çelik: “Halkımız Geleceğini Düşünüyorsa Sandıkta Beyazın Altına “Evet” Mührünü Basacaktır”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç.Dr. Hüseyin Çelik, NTV’de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doç. Dr. Çelik, bu referandumda sadece oylanacak olanın 12 Eylül darbesi veya bu darbecilerin yargılanması önündeki engellerin ortadan kaldırılması olmadığını söyleyerek, “Bu Anayasa paketinde kadınlarımız var, çocuklarımız var, şehitlerimizin dul ve yetimleri var, gazilerimiz var, özürlülerimiz var, yaşlılarımız var, işçimiz var, memurumuz var, Ekonomik ve Sosyal Konsey kapsamında, bağlamında esnaf, tüccar, sanayici var, bütün aslında bütün toplum var” dedi. Çelik şunları söyledi:

“Türkiye’nin Batı standartlarında bir Anayasa Mahkemesi’ne kavuşması var. Yargı reformunun başlangıcı sayılabilecek Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeniden düzenlenmesi var, var da var. Dolayısıyla, bunu sadece 12 Eylül’e hasretmek, sadece 12 Eylül darbesiyle getirilen işte ek 15. maddeyi, geçici 15. maddenin ortadan kaldırılacağına dair bir referanduma dönüştürmenin de doğru olmadığını düşünüyorum. Bu sadece maddelerden bir tanesidir. Ama bunun dışında 25 madde daha var. Askeri mahkemelerin emir-komuta zincirinden kurtarılması, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmaması, askerlerin askerlik suçları dışındaki suçlardan dolayı sivil mahkemelerde yargılanması, YAŞ kararlarıyla ordudan atılan insanların hukuka müracaat edebilmesi, hakkını arayabilmesi, HSYK’nın ihraç ettiği insanların, yani meslekten men ettiği, ihraç ettiği, avukatlık bile yaptırmadığı, adeta açlığa mahkum ettiği insanların yargıya başvurma hakkı, yani bunların yargı denetimine tabi tutulması. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının herkese verilmesi. Öte taraftan kamu denetçiliğiyle itilen kakılan, efendim haksız yere bir şekilde mağdur edilen insanların kamu denetçiliğine müracaat ederek hakkını elde etmeye çalışması, bütün bunlar bu Anayasa değişiklik paketi içerisindedir ve halk oylamasına konu olan meselelerdir bunlar. Vatandaşımız kendisini, kendi geleceğini, istikbalini, demokratik standartları yüksek olan bir ülkeyi düşünüyorsa, ki düşünüyor, halkımız gidecektir ve sandıkta beyazın altına “evet” mührünü basacaktır ve biz bu referandumda da böyle bir sonucun çıkacağına inanıyoruz.”

“Sadece MHP’nin sağduyulu tabanının değil, CHP ve BDP’nin de sağduyulu tabanının vicdanlarının sesine kulak vererek oy kullanacaklarına inanıyorum”

Çelik, referandum sonuçlarına ilişkin olarak ise sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece Milliyetçi Hareket Partisi’nin tabanına yönelik değil, bütün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşlarına, oy kullanacak olan Türkiye’deki 52 milyon insana sesleniyoruz ve diyoruz ki; bu bir seçim değil, bu bir mahalli seçim değil. Milletvekili, belediye başkanı, belediye meclis üyesi, il genel meclis üyesi seçmiyoruz. Burada kendi geleceğimizle, çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin demokratik standartlarıyla ilgili bir halk oylamasına gidiyoruz. Hatırlayın 2007’de yapılan referandumda, halk oylamasında yüzde 70’e yakın bir evet çıktı. Ama o zaman AK PARTi’nin doruktaki oyu yüzde 47 idi. Bu yüzde 70 elbette AK PARTi’nin oyu değildi, AK PARTililerin oyları değildi. Neticede halk oylamasıyla siyasi partilerin girdikleri seçimleri birbirinden ayırmak lazım. Bu referandumda da çıkacak olan sonuç aynı şeyi ifade ediyor. Buradan hani yüzde 60 çıktığı zaman, bu yüzde 60 AK PARTi’nin şüphesiz ki oyu olmayacaktır. Bu ülkede ister solcu, ister milliyetçi, ister şucu-ister bucu, şu veya bu şekilde anti demokratik davranışlardan, tutumlardan, yargılanmalardan mağdur olan ve bir daha bunun olmamasını isteyen, temenni eden insanların bu referandumda “evet” oyu kullanması aklın gereğidir, eşyanın tabiatı gereğidir. Sadece MHP’nin sağduyulu tabanı değil, ben CHP’nin de, BDP’nin de sağduyulu tabanının bu konuda parti fanatizmi içerisinde hareket etmeyeceğini, parti yönetimindeki insanların bu anlamdaki anlamsız ısrarına kesinlikle boyun eğmeyeceklerini, vicdanlarının sesine kulak vererek sorumlu bir vatandaş anlayışıyla oy kullanacaklarına inanıyorum.”

30.07.2010