“Bu İlkel ve Kaba Üslup Sayın Bahçeli’ye ve Türk Siyasetine Yakışmıyor”

“Bu İlkel ve Kaba Üslup Sayın Bahçeli’ye ve Türk Siyasetine Yakışmıyor”


Doç. Dr. Çelik: “Bu İlkel ve Kaba Üslup Sayın Bahçeli’ye ve Türk Siyasetine Yakışmıyor”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin üslubuna ilişkin olarak, “Sayın Bahçeli, dün yayınladığı basın açıklamasıyla ne yazık ki ağzını bozma seanslarına devam etmektedir. Sayın Başbakanı etnik bölücülük yapmakla itham eden Sayın Bahçeli’nin kesinlikle aynaya bakması gerekiyor… Bizim dağarcımızda Sayın Bahçeli’nin sarf ettiği küfürler ve hakaretler yoktur. Biz hançeremizi bunlarla kirletmedik ve bundan sonra da kirletmeyeceğiz. Bu ilkel ve kaba üslup, Sayın Bahçeli’ye ve Türk siyasetine yakışmıyor” dedi.

Düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı konuşmalardaki üslubunu eleştirdi. Çelik, “MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli, dün yayınladığı basın açıklamasıyla ne yazık ki ağzını bozma seanslarına devam etmektedir. Sayın Başbakanı etnik bölücülük yapmakla itham eden Sayın Bahçeli’nin kesinlikle aynaya bakması gerekiyor” dedi. Çelik şöyle devam etti:

“Sayın Bahçeli unutmamalıdır ki, Türkiye’nin değişerek gelişmesine mani olmak, 12 Eylül Anayasasının kısmen de olsa değişmesine engel olmak ve statükocuların ekmeğine yağ sürmek gibi hususlarda kendisi istese de, istemese de, bu durumdan hoşnut olsa da, olmasa da şu anda PKK’nın ve onun siyaset tarzında safında yer almaktadır. Bir kez daha söylüyorum; bizim dağarcımızda Sayın Bahçeli’nin sarf ettiği küfürler ve hakaretler yoktur. Biz hançeremizi bunlarla kirletmedik ve bundan sonra da kirletmeyeceğiz. Bu ilkel ve kaba üslup, Sayın Bahçeli’ye ve Türk siyasetine yakışmıyor. Bunu her vesileyle söyledik; bize küfredenlere, bize hakaret edenlere aynı hakaret ve küfürlerle karşılık vermeyeceğiz ve bu küfür ve hakaret sahiplerini milletimizin mahşeri vicdanına havale edeceğiz.”

“Türkiye’de antidemokratik ne kadar kanun varsa bunları kaldırmayı AK PARTi kendi varlık sebebi sayar”

Toplantının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Doç. Dr. Hüseyin Çelik, “CHP, 35. maddeyle ilgili değişik önerisini Meclis’e sunmaya hazırlanıyor, orada bir cümle değişikliği söz konusu. Nasıl değerlendiriyorsunuz” yönündeki soruya şöyle cevap verdi:

“Biz başından beri Cumhuriyet Halk Partisi’nin 35. madde konusunda samimi olmadığını, referandum süresinde topu taca atma niyetinde olduğunu hep söyledik. Bildiğiniz gibi dün Sayın CHP Sözcüsü yaptığı açıklamada 35. maddeyi bütün olarak kaldırma niyetinde olmadıklarını ve orada bazı eğip bükmelerle, bazı şartlarla bir teklif vereceklerini ifade etmiştir. Sayın Başbakanımız meydanlarda söyledi, “biz 35. maddeyi kaldırmaya hazırız, siz hazır mısınız?” Öyle anlaşılıyor ki, demek ki CHP hazır falan değil. Tekliflerini versinler, arkadaşlarımız Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Grubumuz, Grup başkan vekillerimiz, ilgili arkadaşlarımız bunu inceleyeceklerdir, değerlendireceklerdir ve bu konuyla ilgili biz Parti olarak kendi tavrımızı da ayrıca ortaya koyacağız. Tekrar altını çizmek istiyorum; Cumhuriyet Halk Partisi bunu hep yapmıştır. Sayın Kılıçdaroğlu hep meydanlarda veya kendisine mikrofon uzatıldığı zaman bir iddiada bulunmaktadır, bir çıkış ortaya koymaktadır. Sonra Partisindeki herhalde ağabeyleri onu uyarmaktadır. Ondan sonra da bir tavır değişikliğiyle, bir U dönüşüyle her zaman Türkiye karşı karşıya kalmaktadır. Bunun böyle olduğunu dün Sayın Süha Okay’ın yaptığı açıklamadan da anlamış bulunuyoruz. Tekrar söylüyorum; Türkiye Büyük Millet Meclisine tekliflerine versinler, biz de siz de hep birlikte görelim, bakalım Cumhuriyet Halk Partisi ne teklif ediyor.”

Çelik, AK PARTi’nin, 35. maddenin kaldırılmasıyla ilgili bir teklif sunup sunmayacağı yönündeki soruyu ise şöyle cevapladı:

“Türkiye’de antidemokratik ne kadar kanun varsa, ne kadar Anayasa maddesi varsa, ne kadar yasak varsa, bunları kaldırmayı AK PARTi kendi varlık sebebi sayar. Ve geldiğimizden beri biliyorsunuz Türkiye’nin demokratik standartları yüksek bir ülke olması, Türkiye’nin gerçek anlamda hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet olması, Türkiye’de siyaset üzerindeki vesayetin ortadan kalkması ve güçler ayrılığı prensibinin tam olarak yerine oturmasını temin etmek için büyük bir gayret içerisindeyiz. Bakın 35. madde, Anayasayla belirlenmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni korumayı Türk Silahlı Kuvvetleri’ne görev olarak vermiştir. Darbe yapmak, bizatihi Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasasına aykırıdır. Dolayısıyla, eğer bu madde değiştirilecekse, CHP’nin söylediği gibi böyle kenarından, kıyısından dolanarak değil adam akıllı bir değişiklik yapılması gerekiyor. Ben daha önce bir teklifte bulundum, madem Hükümet veya iktidar ayrımı yapmıyoruz, biliyorsunuz kanun teklifi vermek için ille de iktidar olmak gerekmiyor, o tasarıdır, Hükümet tasarı getirebilir. Bunun dışında her milletvekili bireysel olarak kanun teklifinde bulunabilir, parti grupları kanun teklifi verebilir. Dolayısıyla, burada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Sayın Başbakanımız teklif etti, eğer CHP bu konuda samimiyse, bununla ilgili bir komisyon kurulur ve olması gereken şekil, format belirlenir ve kamuoyuna da bu açıklanır, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu meseleyi ele alır, doğru olan budur.”

Adana’daki cenaze töreninde İçişleri Bakanı ile Emniyet Genel Müdürünün de bulunduğu törende Balyoz Davasında hakkında yakalama kararı olan 6. Kolordu Komutanın da yer alması ve herhangibir işlem yapılmamasına ilişkin görüşleri de sorulan Çelik, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Bir komutanla Sayın İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü bir araya geldiği zaman Sayın İçişleri Bakanı veya Emniyet Genel Müdürü efendim bu tutuklananlar arasındadır, adı tutuklananlar listesindedir diye herhalde yakasına yapışacak halleri yok bunların. Şimdi iki şeyi birbirine karıştırmayalım; bu ülke bir hukuk devletidir ve bu işleri yargı yapar. Bir şeyin daha bilinmesi gerekiyor: Herhangi bir insanın, bu üst düzeyde bir insan olabilir, sıradan bir vatandaş olabilir. Aranması, yakalanması, tutuklanması işlemi İçişleri Bakanlığının veya Emniyet Genel Müdürünün görevi değil. Bu durumda polis bu işle görevlendirilir, eğer kırsal alandaysa jandarma bu işle görevlendirilir, ama jandarma ve polis bu esnada savcının emrinde bir insan olarak çalışır ve adli kolluk vazifesi yapar. Yani, bu iddia edildiği gibi bu tutuklanmalarda İçişleri Bakanlığının veya Emniyet Genel Müdürlüğünün doğrudan müdahil olması söz konusu değildir, bu durumda polis adli kolluk görevi yapmak üzere Cumhuriyet savcılarının emrindedir, bu iki şeyi birbirine karıştırmamız gerekiyor.”

“CHP’nin demokrasi anlayışı bu”

Bingöl’ün Yedisu ilçesinde Belediye Başkanının referandumda “evet” oyu kullanacağını açıklaması üzerine CHP yönetimi tarafından Disiplin Kuruluna sevk edilmesine ilişkin bir soru üzerine de Çelik şunları ifade etti:

“CHP’nin demokrasi anlayışı budur. Böyle bir konuda, referandumda siz bağlayıcı grup kararı da alamazsınız, kendi parti mensuplarınızı böyle bir meseleden dolayı da cezalandıramazsınız, bu doğru değil. Netice itibariyle Belediye Başkanı çıkmıştır orada bir irade beyanında bulunmuştur. Belediye Başkanının başka vatandaşların oyunu ipotek altına almak gibi bir hakkı da yok, yetkisi de yok. Ama kendisi kendi oyunun evet olacağını söylemiştir. Şimdi bundan dolayı eğer bir insan ihraç talebiyle disipline sevk ediliyorsa, bunu yapan partinin demokrasi anlayışı halk tarafından elbette sorgulanacaktır, burada söylenebilecek başka bir şey yok.”

28.07.2010