“Kapıları Kesinlikle Kapatan ve Şartlar İleri Süren Partilere Başbakanımız Ziyarette Bulunmayacaktır

“Kapıları Kesinlikle Kapatan ve Şartlar İleri Süren Partilere Başbakanımız Ziyarette Bulunmayacaktır

Doç. Dr. Hüseyin Çelik: “Kapıları Kesinlikle Kapatan ve Şartlar İleri Süren Partilere Başbakanımız Ziyarette Bulunmayacaktır”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, AK PARTi MYK Toplantısı sonrasında basın toplantısı düzenledi. Çelik, Ana muhalefet lideri başta olmak üzere diğer bazı partilerin liderlerine randevu talebi yazıldığını ve gelen cevaplara göre ziyarette bulunulacağını belirterek, “Ama önceden tavrını belirleyen ve kapıları kesinlikle kapatan, nezakete sığmayacak şekilde bazı şartlar ileri sürerek, ancak görüşlerini ifade eden bazı siyasi partilerin olduğunu biliyorsunuz. Sayın Başbakanımız bu siyasi partilere ziyarette bulunmayacaktır” dedi.

AK PARTi MYK Toplantısının ardından açıklamalarda bulunan AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Başbakan Erdoğan’ın bazı partilerin liderlerine randevu talebinde bulunduğunu söyleyerek, “Ana muhalefet lideri başta olmak üzere diğer bazı partilerin liderlerine randevu talebi yazılmıştır ve gelen cevaplara göre de Sayın Başbakanımız TBMM’de veya TBMM’de mekanı bulunmayan siyasi partileri kendi genel merkezlerinde ziyaret edebilecektir” dedi. Özellikle 14-15 Temmuz tarihlerinin Başbakan Erdoğan’ın takvimi açısından daha uygun göründüğünü ifade eden Çelik, diğer liderlerin de uygun olması, programlarının elvermesi halinde görüşmelerin bu tarihlerde gerçekleşebileceğini belirtti. Bu görüşmelerde son günlerde artan terör olaylarının ele alınacağı bilgisini veren AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı Çelik, şunları kaydetti:

“Ama önceden tavrını belirleyen ve kapıları kesinlikle kapatan, nezakete sığmayacak şekilde bazı şartlar ileri sürerek, ancak görüşlerini ifade eden bazı siyasi partilerin olduğunu biliyorsunuz. Sayın Başbakanımız bu siyasi partilere ziyarette bulunmayacaktır. Ancak dediğim gibi ana muhalefet lideri başta olmak üzere diğer bazı partilerin liderlerine randevu talebi yazılmıştır. Ve gelen cevaplara göre de Sayın Başbakanımız TBMM’de veya TBMM’de mekanı bulunmayan siyasi partileri kendi genel merkezlerinde ziyaret edebilecektir.”

Toplantının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, “Siyasi parti liderlerine ziyaret için yazılan mektupta sadece randevu talebi mi var?” sorusuna “Ziyaretin konusu ve randevunun tarihi var” şeklinde cevap verdi. Çelik, “Bunlar hangi partiler? MHP kapıları kapattı, BDP’ye gidecek mi?” sorusu üzerine ise, “Sayın Başbakan, terörden nemalandıklarını düşündüğü siyasi partilere bu kapsamda ziyarete gitmeyecek” diye konuştu. “Başbakan hangi partilerle görüşecek, terörden nemalanan partiler derken bu MHP ve BDP anlamına mı geliyor?” sorusunu Çelik, “Evet” diye yanıtladı. Hüseyin Çelik, parlamento içi muhalefet olarak sadece CHP lideriyle görüşüleceğini bildirdi.

“Hangi partiler ve kaç partiyle görüşüleceği?” sorusuna da Çelik, “Yüzde 1 ve üzerinde oy alan partiler bellidir ve Sayın Başbakan kendi çalışma şartları elverdikçe,hepsi bir günde olmayacaktır, belli bir takvime ve zamana yayılarak bunlara ziyarete gidecektir. Bunların hepsini teker teker biz burada belirlemiyoruz. Sayın Başbakan, Başbakan sıfatıyla kendisi belirliyor. Yani MYK’da oturup, parti belirlemesi yapmıyoruz. Ama hangilerine gidilmeyeceğini size söyledim” diyerek yanıtladı. Bir basın mensubunun “CHP’ye ziyaretin Mecliste mi yoksa Genel Merkezde mi yapılacağı?” sorusuna da Çelik, “Mecliste yapılacaktır. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin TBMM’de grubu vardır. Grup salonunda bunun olması arzu edilmektedir” şeklinde yanıtladı. Çelik, “Referandum kapsamındaki ziyaretleri çerçevesinde ilk nereye gideceklerinin” sorulması üzerine, “Bununla ilgili bir çalışma yapılıyor. Hangi illere, kaç ile ne zaman gidileceğiyle ilgili bir takvim belirlenmektedir. Onu sizlerle ayrıca paylaşacağız” dedi.

“Demokrasilerde üç güç var, üçü de aynı derecede önemli”


HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in, “İktidar partisinin, referandum sürecinde yargıyı yıpratacağı” şeklinde sözler sarf ettiği anımsatılarak, “Bu anlamda AK PARTi’nin sloganı ne olacaktır referandum sürecinde?” sorusu üzerine ise Çelik, şunları kaydetti:

“Türkiye’de üç tane güçten söz edilmektedir. Demokrasilerde üç güç vardır, yasama, yürütme ve yargı. Üçü de aynı derecede önemlidir. Birisi diğerinden öncelikli değildir. Yargı bizim yargımızdır ve yargıyı biz son derece önemli görüyoruz. Yargının yıpratılmaması da bu ülkenin insanı için hayati bir öneme sahiptir. Hani hep yargı tuz olarak değerlendirilir. Tuzun kokmaması gerekiyor denir. Biz iktidara geldiğimizde yargının fiziki mekan olarak kullandığı yerler 500 bin metre kareydi. Bu bitecek olan tesislerle birlikte 2.5 milyon metre kareye çıkmıştır. Yani yüzde 500’lük yargının fiziki mekanında bir rahatlatma yapılmıştır, rahatlama sağlanmıştır. Yargı mensuplarının özlük haklarıyla ilgili bütün devlet memurlarının AK PARTi iktidarı döneminde enflasyondan arındırılmış, refah artışı anlamına gelebilecek maaş zammı yüzde 26.4 iken ortalama, ben 7.5 yılın ortalamasından söz ediyorum. Yargı mensupları için özellikle hakimlerimiz ve savcılarımız için bu yüzde 55’tir. Yargının teknolojik alt yapısı belki birçok ülkede olmadığı kadar güçlendirilmiştir. Yargımız, teknolojinin son nimetleriyle bilişim teknolojisinin son nimetleriyle donatılmıştır, işlerin daha hızlı ve seri yürümesi için… Bildiğiniz gibi geciken adalet, adalet değildir. Sabıkasızlık belgesi almak için bile insanların günlerce nasıl uğraştığını lütfen göz ardı etmeyin. Hepimizin yaşı buna müsaittir. Tecrübelerimiz bunu gösteriyor. Dolayısıyla yargımızı karşımıza almak, yargıya cephe açmak gibi bir şeyi iktidar partisi aklından bile geçirmez. Ama eğer yargıda işlenmeyen eksiklik, aksaklık varsa bunu gidermek de iktidarın görevidir herhalde.”

“Yargı Türkiye’nin yargısıdır”

HSYK’nın şu andaki referanduma gidecek paket içerisindeki üye sayısını 22’ye çıkardıklarını anımsatan Çelik, bu 22 üyeden herhangi birini partilerin, Meclisin ve Hükümetin seçmediğini belirtti. Çelik, 16 üyeyi bizatihi yargı organlarının kendisinin seçtiğini kaydederek, şöyle devam etti:

“Daha önce ‘efendim biz niçin üç kişiye birden oy vermiyoruz’ diye itiraz ediyorlardı. Biz aslında çoğulcu bir yapı oluşması için her üyenin, her değerli üyenin bir kişi için oy kullanması gerektiğini ifade ettik ve bunu da değişiklik paketine koyduk. Anayasa Mahkemesi işin bu tarafını iptal etti. Bakın biz çoğulcu yapı olsun dedik fakat bu iptalle birlikte eskiden olduğu gibi çoğunlukçu yapı devam ediyor. Yani nispi temsil değil çoğunluk sistemi devam edecek yargıdaki seçimlerde. Ama buna rağmen 22’nin 16’sını yargı kurumlarının bizatihi kendisi belirliyor. Birinci kademe mahkemelerdeki hakimlerimiz, savcılarımız ki 13 bin civarındadır, 10 temsilcisini seçip oraya gönderecek. Biz hakimlerimizin, savcılarımızın ehliyetine, onların seçme kabiliyetine, onların basiretine eğer güvenmiyorsak insanımızın adaletini, insanımızın adalet duygusunu, hukukunu onlara teslim etmiş olmamız bir çelişki olmaz mı? Sonra Yargıtay 3 üye seçecek, Danıştay 2 üye seçecek, adalet akademisi 1 üye seçecek 4’ünü sayın cumhurbaşkanı seçecek. Göz ardı etmeyelim, bundan sonra cumhurbaşkanları halk tarafından seçilecektir ve halkın yüzde 50’sinden fazlasının teveccühüne mazhar olmayan kimse cumhurbaşkanı olamayacak. Halkın yüzde 50’sinden fazlasının oyunu ve desteğini almış bir cumhurbaşkanının da 22 kişilik bir kurulda 4 kişiyi atamasını hiç kimse yadırgamamalıdır ve çok görmemelidir.”

Batıda bu ve benzeri kurumlara hükümetler, meclisler, meclis başkanları, senato başkanları, cumhurbaşkanlarının atama yaptığına dikkati çeken Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama biz bu kısır tartışmalar olmasın diye bu meselede TBMM dışarıda bırakıldı, hükümet dışarıda bırakıldı, meclis başkanı vesaire buraya üye atasın denmedi. Ama bütün buna rağmen yargıya cephe almak, yargıyı kuşatmak, yargıyı siyasetin vesayeti altına sokmak gibi iddialar çok anlamlı geliyor mu size değerli arkadaşlar.Hiçbir anlamı yok. Dolayısıyla değerli hukukçularımızın da bu meselede karşı duruş sergilerken bir siyasi partinin lideri ve mensubu gibi konuşmaktan da bence kendilerini alıkoymaları gerekiyor. Elbette değerli yargı mensuplarımızın, üst düzey yargı mensuplarımızın ülke meseleleriyle ilgili olarak görüş sarf etmeleri tabii olan bir şeydir. Ama üslup, ifade biçimi ve bu ifadelerin, bu üslubun kullanıldığı mekanlar ve zamanlar son derece önemlidir. Yargı Türkiye’nin yargısıdır ve bizim yargımızdır. Biz yargımıza gözümüzün bebeği gibi bakarız. Çünkü eğer bir ülkede adalet bozulmuşsa hiçbir şey iyi değildir demektir. Adaletin bozulmaması lazım. Adalet terazisinin şaşmaması lazım.”

Yargı reformunun da bunun arkasından geleceğini ifade eden Çelik, yargı kurumlarıyla görüşülerek, yargı kurumlarının görüşleri alınarak bir yargı reformu paketi hazırlandığını söyledi. Hüseyin Çelik, şöyle devam etti:

“Onun için herkesin rahat olması lazım. Bu halkımızın, milletimizin lehinedir, demokratik standartlarımızı yükseltecek olan bir şeydir. Ekmeğimizi büyütecek olan bir düzenlemedir. Ne alakası var şimdi ne alakası var anayasa değişikliğinin ekmek büyütmeyle? Çok alakası var arkadaşlar, sadece bakın yerindelik denetimi yaptığı için Telekom özelleştirmesini iptal eden Danıştay’ın Türkiye’yi, geçmiş Danıştay’dan söz ediyorum, 25 milyar dolar zarara soktuğunu bu halk biliyor. AK PARTi’ye açılan kapatma davasının Türkiye’yi 20 milyar dolar zarara soktuğunu hepimiz biliyoruz. Onun için bu tartışmalar yapılırken, bence sağduyulu ve akıl zemininde bir tartışma yapılırsa duygularımız aklımızın önüne geçmezse çok daha isabetli olur diye düşünüyorum.”

10.07.2010