Doç. Dr. Hüseyin Çelik’in Basın Toplantısı…

Doç. Dr. Hüseyin Çelik’in Basın Toplantısı…



Doç Dr. Hüseyin Çelik’in Basın Toplantısı

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Sayın Doç. Dr. Hüseyin Çelik, AK PARTi Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu:

Değerli basın mensupları,

Bildiğiniz gibi, bir süre önce CHP eski Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’la ilgili olarak internet ortamında bazı görüntüler yayımlanmış ve Sayın Baykal bunun üzerine bir basın toplantısı yaparak CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmiştir.

Sayın Baykal söz konusu basın toplantısında istifasını açıklarken kendisine komplo kurulduğunu söylemiş ve çok açık bir biçimde bundan hükümeti ve Sayın Başbakan’ı sorumlu tutmuştur.

Halbuki, olayın duyulmasından hemen sonra Sayın Başbakan kendisinden beklenen hassasiyet ve nezaketi göstermiş; hem görüntülerin yayından kaldırılması, hem de bu olayın hiçbir zeminde dillendirilmemesi yönünde gerek ilgili bakanlara gerekse de partisinin yöneticilerine gerekli talimatları vermiştir.

Hal ve gerçek bu iken Sayın Baykal, “İktidar zirvesinin bilgisi ve onayı” olmadan bunun olamayacağını söyleme bedbahtlığına düşmüştür.

Sayın Başbakan, haklı olarak Sayın Baykal’ın bu ithamını “Ahlaksız bir iftira” olarak nitelemiş, elinde bir belge veya bilgi varsa bunu savcılığa vermesini istemiştir.

Sayın Baykal, bunu yapacağına Cumhuriyet Savcısı’nın kendi bilgisine başvurmasını bile reddetmiş, gerçeğin ortaya çıkması yönünde çaba harcayacağına mağdur ve mazlum rolü oynamayı tercih etmiştir.

Değerli basın mensupları,

Elbette dedikodular üreterek, komplolar hazırlayarak, montajlı görüntüler icat ederek insanların haysiyet ve onurları ile oynamak; onların aile şerefine leke sürmek ve kişilerin iffetine kara çalmak hukuken suç, dinen günah, ahlaken ayıp, örfen ise namertliklerin en büyüğüdür.

Böyle bir haksızlığa uğramış kişi veya kişiler kim olurlarsa olsunlar yanlarında hem devletlerini hem de insaf ve vicdan sahiplerini bulma hakkına sahiptirler.

Ne var ki, Sayın Baykal kendisi ile ilgili olarak ortaya sürülen görüntülere konu olan olayı yalanlamamış, bunun yerine kendisine komplo kurulduğu ve bunun arkasında iktidarın olduğu iftirasına sığınmıştır.

Sayın Baykal da bu ülkenin tüm vatandaşları gibi şayet kendisine bir haksızlık yapıldığına inanıyor idiyse devletten, hükümetten, usulü dairesinde ve uygun bir dille gereğinin yapılması talebinde bulunabilirdi. Ancak bunun yolu, bu kirli olayın ve teşhirciliğin içine iktidarı çekmek değildir. Kendi üzerine yapışan veya yapıştırılan pisliği iktidara da bulaştırma çabası, musibet anında ortak arama zavallılığından başka bir şey değildir.

Bu ülkede yaşayan herkes çok iyi biliyor ki, internet ortamında aleyhinde en çok yayın yapılan; şahsı, hükümeti ve partisiyle ilgili kara propaganda yapmak amacıyla en fazla site açılan lider Sayın Başbakan’dır.

Sayın Başbakan’la ilgili olarak yapılan gerçek dışı, onur kırıcı, hakaretamiz yayınların önüne geçilebilmiş olsaydı, Sayın Baykal’ın iddiası belki bu kadar gülünç olmazdı. Ayrıca sanal âlemdeki bu sıkıntı Türkiye’ye mahsus bir sıkıntı da değildir.

Sayın basın mensupları,

Sayın Başbakan’ın dün Yunanistan’a hareket etmeden önce bir gazetecinin sorusu üzerine “Mağduriyet” meselesine getirdiği izah, aslında kamu vicdanının hal diliyle söyledikleridir. Sayın Başbakan sadece halkının büyük bir çoğunluğunun hissiyatına tercüman olmuştur.

Sayın Başbakan oldum olası aile mahremiyetine, insanların kutsallarına, kişilerin iffet ve şerefine saygı duymuş; kendisine yapılmasını istemediği şeylerin, siyasi rakipleri de olsa, başka insanlara da yapılmasını istememiş, bilgisi, iradesi ve gücü dâhilinde ise bunlara hep mani olmuştur.

Değerli basın mensupları,

Sayın Baykal, dün yine içerisinde bulunduğu normal olmayan ruh haliyle, Sayın Başbakan’ı “fitne, fesat ve dedikodu siyaseti” yapmakla, dedikodulardan medet ummakla suçlamıştır.

Sayın Baykal, bu haliyle bugüne kadar olan siyasetinde olduğu gibi, düşman üreterek, düşman icat ederek varlığını sürdürmeye çalışan, hedef gösterdiği düşmanının büyüklüğünden kendisine pay çıkarmaya çalışan zavallıların durumuna düşmüştür.

Bütün kamuoyu bilmelidir ki, Sayın Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, AK siyasetin mensupları, fitneye, fesada, dedikoduya, komploya iltifat da etmez, itibar da etmez.

Belden aşağı vurarak siyaset yapma, kirli zeminlerden ve kirli ilişkilerden medet umma bizim tarzımız da değildir, tavrımız da değildir.

Esasen Sayın Baykal, bu pişkin tavrıyla toplumumuzun hassasiyetlerini, ailenin kutsallığını ve Türk toplumunun değer yargılarını hiçe sayan bir aymazlık içindedir.

Şayet kendisine izafe edilenler doğruysa, bunun utanç ve mahcubiyetiyle hem kel hem de fodul tavrı içerisinde olmamalı ve bir kahraman edasıyla ortalıkta dolaşmamalı. Şayet kendisine izafe edilenler yalan ve iftira ise bunu kesin bir dille yalanlamalı, vakar içerisinde hukuk mücadelesini yapmalı, insanların şüphelerini izale edecek ne kadar vasıta varsa onlara başvurmalıdır. Ancak kendisine komplo kurulduğunu söylerken de yeni komplo teorilerine başvurmamalıdır.

Değerli basın mensupları,

Türk toplumunu, istemeden de olsa meşgul eden bu nahoş olayın CHP Kurultayı’nın sadece iki hafta öncesine rastlaması düşündürücü değil midir? Özellikle bu zamanlamaya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Sayın Baykal, Sayın Başbakanımız, hükümetimiz ve partimizle ilgili terbiye sınırlarını zorlayan ne söylerse söylesin, biz yine onun hukukunu kendi hukukumuz kabul edeceğiz. İster partisinin başına dönsün ister dönmesin hükümetimiz bu olayın aydınlatılması için yapabileceklerinin tümünü yapacaktır.

Sayın Baykal bilmelidir ki, kem söz sahibine aittir. Sayın Başbakanımıza izafe ettiği o yakışıksız sözlerin hepsinin tam da kaynağına yakıştığını ifade etmek isterim.

15.05.2010