“Yargı Milletin Adalet Bahçesi Olsun, Herkes Orada Adaleti Bulsun”

“Yargı Milletin Adalet Bahçesi Olsun, Herkes Orada Adaleti Bulsun”


Doç. Dr. Çelik: “Yargı Milletin Adalet Bahçesi Olsun, Herkes Orada Adaleti Bulsun”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, muhalefet tarafından AK PARTi’ye yönelik ”yargıyı ele geçirmek istiyorlar” suçlaması yapıldığını belirterek, ”Diyorsunuz ki ‘yargı bizim bağımız, bizim arka bahçemiz dolayısıyla AK PARTi gelir bunu ele geçirir’. Biz de diyoruz ki; ‘Yargı sizin arka bahçeniz ön bahçeniz, bizim arka bahçemiz ön bahçemiz olmasın. Yargı milletin adalet bahçesi olsun. Herkes orada adaleti bulsun. Biz yargıyı milletin yargısı yapmaya çalışıyoruz” dedi. Çelik ayrıca, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ”Müslüman küfür eder mi, ahlaklı adam küfür eder mi?” sözlerine ilişkin, ”Ben de Sayın Kılıçdaroğlu’na soruyorum; Müslüman iftira eder mi? Sizin dininizin farklı olmadığını biliyorum, aynı dine mensubuz siz de Müslümansınız. Peki Müslüman iftira eder mi, çamur atar mı, karalama yapar mı, kesin kanaat sahibi olmadığı, bilgi ve belgeye sahip olmadığı konularda insanları töhmet altında bırakır mı, bühtan eder mi?” dedi.

Çelik, AK PARTi Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, muhalefet partilerinin liderlerinin grup toplantılarında dile getirdikleri iddialara yönelik açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun, Erzurum ziyaretinde ihtiyaç sahibi vatandaşlara kalitesiz kömür dağıtıldığı, kömürlerin neden olduğu hava kirliğinden dolayı ”vatandaşın zehirlendiği” yönünde bazı iddialarda bulunduğunu belirten Çelik, bu iddiaların gerçekle bağdaşmadığını söyledi. Erzurum’un 2003’te Türkiye’nin en kirli havasına sahip ikinci ili olduğunu belirten Çelik, şehrin 2009 ve 2010 yıllarında söz konusu sıralamada alt sıralara gerilediğini bildirdi. Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından 30 ayrı ocaktan çıkarılan kömürlerin ülke genelindeki dar gelirli 2 milyon 300 bin kişiye dağıtıldığını ifade eden Çelik, bu kapsamda Erzurum’da yılda 24 bin ton kömür dağıtıldığını anlattı. Erzurum’da yılda 214 bin ton kömür tüketildiğini, söz konusu yardımın da tüketilen oranın sadece yüzde 10’unu oluşturduğuna işaret eden Çelik, geri kalan kömürlerin vatandaşlarca kömür satıcılarından temin edildiğini söyledi. Çelik, kentteki kömür satıcılarının denetlendiğini, hava kirliliğine yol açacak kömür satışlarına ise izin verilmediğini vurgulayarak, ”Erzurum’da İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce yapılan son ölçümlerde hava kirliği Dünya Sağlık Örgütünün, tavsiye ettiği ideal değerlerdedir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘Vatandaşa kömür dağıttınız, bu kömürler kalitesizdi, şehrin havasını kirletti’ iddiası son derece boş ve fos bir iddiadır” diye konuştu. Kömür dağıtımıyla Türkiye genelinde 20 bin kişiye istihdam yaratıldığını vurgulayan Çelik, bu yardımların hem dağıtımda çalışanların evlerine ekmek götürmesine hem de fakir fukaranın kış ortasında ısınmasına imkan sağladığını belirtti. Kılıçdaroğlu’nun Erzurum’da kömür dağıtımı konusunda yolsuzluk yapıldığı yönünde de bir takım iddialarda bulunduğunu anımsatan Çelik, şunları söyledi:

”Kılıçdaroğlu’nun iddiasının temelini oluşturan şudur; Bir hazine baş kontrolörü bireysel olarak Türkiye Kömür İşletmelerinin kömür dağıtımı ile ilgili 2008’deki incelemelerinde bazı iddiaları ortaya atmış ve bunları Cumhuriyet savcılığına intikal ettirmiştir. Daha sonra Hazine Müsteşarlığı 3 baş kontrolörü göndererek detaylı bir inceleme yapmıştır ve bu iddia edilen hususların vaki olmadığı ortaya çıkmıştır. Buna rağmen bu arkadaşımız meseleyi Cumhuriyet başsavcılığına intikal ettirmiştir. Savcılık inceleme aşamasındadır ve bu konuya ilişkin bir yargı kararı ortaya çıkmamıştır. Bir yargı kararı ortaya çıkmamışken, ortada verilmiş bir hüküm yokken Sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘yolsuzluk yaptılar’ şeklinde bir hüküm cümlesi kullanması ve insanları da bu şekilde itham etmesini de kamuoyunun takdirine sunuyorum.”

Çelik, mahkemece henüz bu konuda bir hüküm verilmemesine rağmen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından benzer bir olay için yapılan müracaata yönelik yardımların lehinde bir karar verildiğini de söyledi. Çelik, ”Sayın Kılıçdaroğlu’nun yine bir çamur atmadan medet ummasını hayretle karşılıyorum. Bunu meslek haline getirdi” diye konuştu.

“Biz komşumuzun etnik kökenini araştırmıyoruz, sen araştırıyorsan senin ayıbın”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ise ”hükümet, vatandaştan yapılanlara karşılık minnet duymasını bekliyor” yönünde açıklama yaptığını anımsatan Çelik, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirtti. MHP’nin 57. Hükümetin iktidar ortağı olduğunu ve milletten aldığını yetkiyi iyi kullanamadığını ifade eden Çelik, o dönemde Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizinin yaşandığını söyledi. AK PARTi’nin milletin verdiği yetkiyi kullandığını ve bunun hesabının verildiğini ifade eden Çelik, ”Milletten minnet değil memnuniyet bekliyoruz. Siyaset, vatandaş memnuniyetine dayalı olarak yapılır. Vatandaş memnuniyetini, halk memnuniyetini, seçmen memnuniyetini temin etmemiş siyasi iktidarlar sandıkta diskalifiye olurlar, devre dışı bırakılırlar” dedi.

Muhalefet partilerinin zaman zaman ”sadaka kültüründen” bahsettiklerini bildiren Çelik, ”Dünyanın hiçbir yerinde devletin fakir fukara vatandaşa sosyal yardımlar kapsamında verdiği ayni, nakdi yardımları kimse ‘sadaka kültürü’ ile ifade edemez” diye konuştu. Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ”bölücü” sözünü de eleştiren Çelik, Kılıçdaroğlu’dan bölücülük konusunda araştırma yapmasını istedi. Kılıçdaroğlu’nun ”Komşumuzun etnik kökenini araştırır hale geldik” dediğini de belirten Çelik, ”Vallahi biz araştırmıyoruz Sayın Kılıçdaroğlu, eğer sen araştırıyorsan bu senin ayıbındır. Biz hiçbir komşumuzun etnik kökeni ile de ilgilenmiyoruz, bunun için de bir araştırma içinde değiliz; ama siz böyle bir şey yapıyorsanız bu sizin ayıbınızdır” diye konuştu.

“Müslümanlık sadece Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mahsus bir şey değil ki”

Çelik, Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Erdoğan’a yönelik ‘Müslüman küfreder mi, ahlaklı adam küfreder mi?’ sözlerine ilişkin ise şunları söyledi:

”Ben Sayın Başbakan’ın ağzından Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik, Kılıçdaroğlu’nun partisine yönelik bir küfür duymadım. Siz Sayın Başbakanı ve partisini ‘Hizbullah terör örgütü ile işbirliği yapan, birlikte iş tutan bir parti’ olarak damgalıyorsunuz. Bunu bir hüküm olarak ifade ediyorsunuz, kesin konuşuyorsunuz. Sayın Başbakan da diyor ki, ‘Böyle bir iddia ortaya atıldığında iddia sahibi iddiasını ispat etmek ile mükelleftir. Aksi takdirde müfteri olur’ Bu sizin alçaldığınızın bir göstergesidir. Siz sadece kara çalmakla karşınızdakine fark atacağınızı, galip geleceğinizi sanıyorsanız bu şimdiye kadar tutmamıştır. Ben de Sayın Kılıçdaroğlu’na soruyorum; Müslüman iftira eder mi? Sizin dininizin farklı olmadığını biliyorum, sizinle aynı dine mensubuz siz de Müslümansınız. Peki Müslüman iftira eder mi, Müslüman çamur atar mı, Müslüman karalama yapar mı, kesin kanaat sahibi olmadığı, bilgi ve belgeye sahip olmadığı konularda insanları töhmet altında bırakır mı, bühtan eder mi? Referandum sürecinde Sayın Başbakana, partimize kalpazandan tutun, hırsızdan tutun haramiye kadar neler neler söylememiştir Sayın Kılıçdaroğlu. Biraz aynaya baksın. Çok ayıp bu. Sen Müslüman değil misin? Müslümanlık sadece Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mahsus bir şey değil ki. Herkes için bu geçerli.”

“Ne tür maskelerle dolaştığınızı en iyi Dersimli hemşehrileriniz bilir”

Kılıçdaroğlu’nun ”onların maskesini indireceğiz” dediğini de belirten Çelik, maskesi olmayanın maskesinin indirilmeyeceğini vurguladı. Çelik, ”Sayın Kılıçdaroğlu, bu klasik CHP kökenine, tabanına olan çekincenizden, onların korkusundan sizin ne tür maskeler taktığınızı, ne tür maskelerle dolaştığınızı en iyi sizin Dersimli hemşehrileriniz bilir” dedi. Muhalefet tarafından AK PARTi’ye yönelik ”yargıyı ele geçirmek istiyorlar” suçlaması yapıldığını belirten Çelik, şunları kaydetti:

”Biz yargıyı kimden ele geçiriyoruz? İstanbul’u Fatih Bizans’tan almış, ele geçirmiştir. Siz yargının asli sahiplerinin kendiniz olduğunu mu iddia ediyorsunuz? Diyorsunuz ki ‘yargı bizim bağımız, bizim arka bahçemiz dolayısıyla AK PARTi gelir bunu ele geçirir’. Biz de diyoruz ki; ‘Yargı sizin arka bahçeniz ön bahçeniz, bizim arka bahçemiz ön bahçemiz olmasın. Yargı milletin adalet bahçesi olsun. Herkes orada adaleti bulsun. Biz yargıyı milletin yargısı yapmaya çalışıyoruz. Sanırım Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki ‘Bırakın statükonun, Mahmut Esat Bozkurt’un ruhunun şekillendirdiği bir yargı olarak kalsın’. Biz de diyoruz ki ‘O yargı o zaman milletin yargısı olmaz’. Kusura bakmayın. Bu ele geçirme bir paranoya haline geldi bazı insanlarda.”

26.01.2011