“Başbakana Yayın Durdurma Yetkisi Veren Hüküm Şu Anda Yürürlükte Olan RTÜK Kanunu’nun...

“Başbakana Yayın Durdurma Yetkisi Veren Hüküm Şu Anda Yürürlükte Olan RTÜK Kanunu’nun Maddesidir”


Doç. Dr. Çelik:

“Başbakana Yayın Durdurma Yetkisi Veren Hüküm Şu Anda Yürürlükte Olan RTÜK Kanunu’nun Maddesidir”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, ”Olağanüstü hallerde, özellikle ulusal güvenliğin söz konusu olduğu olağanüstü hallerde, gerekirse başbakana ya da başbakanın görevlendirdiği bakana yayın durdurma yetkisi veren hüküm, şu anda yürürlükte olan ve 1994’te çıkmış olan RTÜK Kanunu’nun 25. maddesidir” dedi.

Hüseyin Çelik, AK PARTi Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Kanun tasarısı ile ilgili sözlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. RTÜK Kanunu’nun 1994 yılında kanunlaştığını hatırlatan Çelik, şöyle konuştu:

”Olağanüstü hallerde, özellikle ulusal güvenliğin söz konusu olduğu olağanüstü hallerde, gerekirse başbakana ya da başbakanın görevlendireceği bakana yayın durdurma yetkisi veren hüküm, şu anda yürürlükte olan ve 1994’te çıkmış olan RTÜK Kanunu’nun 25. maddesidir. Bu hüküm şu anda yürürlüktedir ve aradan geçen 17 yıl boyunca sadece Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan değil, ondan önce başbakanlık yapan hiçbir başbakan bu hükmü uygulamamıştır. Çünkü böyle bir şeye gerek olmamıştır. Siz, seferberlik durumunda, savaş halinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin özel mülkiyete el koyabildiğini, sizin araçlarınıza da el koyabildiğini biliyor musunuz? Böyle bir hüküm var.

“1999’dan beri Sayın Ecevit başbakandı, sizin eski genel başkanınızdı. Bu hüküm de vardı. Padişah mıydı o?”

RTÜK Kanunu’ndaki hükmün 17 yıldan beri uygulandığını ifade eden Çelik şöyle devam etti: “Sanki AK PARTi, sıfırdan getirdi bunu RTÜK Kanunu’na koydu ve Sayın Erdoğan’a has bir yetki verdi… Neredeyse, utanmasalar diyecekler ki ‘yayın durdurma hakkı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a mahsustur, aittir.’ Yok böyle bir şey. Sayın Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, hani siz birkaç ay sonraki seçimden sonra iktidara gelip başbakan oluyordunuz? CHP, MHP, diğer muhalefet partileri asla iktidara gelemeyeceklerini biliyorlar. Kıyamete kadar AK PARTi ve AK PARTi içinden birilerinin başbakan olacağını kabulleniyorlar, bu kabulle hareket ediyorlar. 1999’dan beri Sayın Ecevit başbakandı, sizin eski genel başkanınızdı. Bu hüküm de vardı. Padişah mıydı o? Ondan önce Sayın Mesut Yılmaz, Sayın Tansu Çiller vesaire…”

“Siz o gece yarısı uyuyor muydunuz, arada bir mi uyanıyorsunuz?”

Hüseyin Çelik, yaptığı açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Çelik, ”RTÜK Kanunu ile ilgili TBMM Genel Kurulunda görüşmeler yapılırken ne CHP ne de diğer muhalefet milletvekillerinden bir eleştiri gelmedi tartışmalı madde kabul edilirken. Genel kurulda eleştiri olmamasına rağmen sonradan bunun gündeme getirilmesini nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

”CHP’liler, hatırlarsanız askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasına ilişkin yapılan değişiklikte dediler ki ‘bu gece yarısı getirildi’. Peki siz o gece yarısı uyuyor muydunuz, arada bir mi uyanıyorsunuz? Yargıda şu anda tartışılan CMK’nın 102. Maddesi… 2005 yılında TBMM’de tartışılırken CHP’nin hiçbir itirazı yoktur. CHP, tutukluluk sürelerinin azaltılması ile ilgili bir teklif veriyor. Bunun anlamı şudur: 5 yıl yatanlar, 10 yıl yatanlar şimdi serbest kaldı. Eğer onların dediği yapılırsa 2-3 yıl cezaevinde yatanlar, bu Hizbullahçı da olabilir, PKK’lı da olabilir, DHKP-C’li olabilir, şu da olabilir şu da olabilir. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Siyasette ilkelilik esas olmalıdır. CHP’nin bu yöndeki tavrını doğru bulmuyoruz. Siz, ABD’de 11 Eylül saldırısından sonra ortalığa saçılmış kafa, kelle, gövde bacak gördünüz mu televizyonlarda, böyle bir manzara seyrettiniz mi? Bu bir sorumluluk gereğidir.”

Çelik, milli güvenliğin tehlikede olduğu bir zamanda başbakana böyle bir yetki verildiğini söyledi. Hüseyin Çelik, Nebil İlseven’in CHP İstanbul İl Başkanlığına atanmasına ilişkin sorulan bir soru üzerine, şöyle dedi:

”Bir medya grubunun, bir holdingin üst düzey yetkilisinin (CEO) CHP il başkanı olmasına yasak koyan bir hüküm yok. Hayırlı olsun. Ama tabii sabah akşam fakir fukara edebiyatı yapan, yoksulluktan şikayet eden bir genel başkanın İstanbul’da bula bula kendi partisine astronomik geliri olan, astronomik rakamlarda maaş aldığı gazetelerde yazılan birinin getirip il başkanı yapmasını da halkımız değerlendirecektir. O holdingle şu anda ilişkisini kesmiştir ve il başkanı olmuştur. Bir holdingin CEO’su yarın istifa edip milletvekili adayı da olabilir. Bunu yadırgamıyorum, ama bu tercihin CHP’nin ve özellikle Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadarki söylemiyle taban tabana çelişen bir tavır olduğunu belirtmek isterim.”

“Bunlar tamamen kulis dedikoduları”

EXPO 2020 konusunda sorulan bir soruya yanıt veren Hüseyin Çelik, şunları kaydetti:

”Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek Bey, EXPO’ya Ankara adına talip olduğunu defalarca ifade etmiştir. Bir belediye başkanının bunu istemesinden daha doğal bir şey olamaz. Bu Sayın Melih Gökçek için artı bir şeydir. Kendi ili adına bir şey istiyor. Ama partinin oluşturduğu bununla ilgili olarak hükümetin tavrı nedir? Bu mesele oturulup bakanlar kurulunda konuşuldu mu? Bunu bilmiyorum. Ama bireysel tavrımın, Hüseyin Çelik olarak tavrımın İzmir’in adaylığının devam etmesinden yana olduğunu ifade etmek isterim. İzmir’in bir birikimi oluşturuldu. Uzun zaman bu mesele üzerinde çalışıldı. İzmir’deki bütün sivil toplum kuruluşları adeta bu konuda fikir birliği yaptı. Orada bu konuya kilitlenmiş bir yapının olduğunu biliyorum. Her sondajdan petrol çıkmaz, ama bu nedenle petrol aramaktan da vazgeçilmez. Bu konuda ben İzmir’in tekrar aday olması gerektiğini düşünüyorum. Ankaralı milletvekillerimiz, Ankaralı bakanlarımız, büyükşehir belediye başkanımız Ankara adına da talepte bulunabilir. Neticede hükümetimiz bu konuyu herhalde ele alır, tavrını ortaya koyar.”

Çelik, ”200 AK PARTili milletvekilinin yeniden aday yapılmayacağı” ile ilgili haberler konusunda sorulan soruya, ”Bunlar tamamen kulis dedikodularıdır. Doğrusunu isterseniz, bunları dedikodu olarak değerlendiriyorum, ayıplıyorum. Dedikodularla, kulisteki söylentilerle gazeteci arkadaşlarımızın haber yapmamasını ben özellikle istirham ediyorum. Sayın Başbakan’ın bile bilmesinin mümkün olmadığı sayıyı bizim medya müneccimlik yaparak nasıl tespit ediyor? Doğrusunu isterseniz ben hayretler içerisindeyim” yanıtını verdi.

12.01.2011