Bize gülle atanlara biz gül atmayız

Bize gülle atanlara biz gül atmayız

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, TBMM'den tezkere çıkarılmasının savaşa girme anlamı taşımadığını belirterek, ''Kimse savaş tamtamları çalmıyor. Felaket tellallığı da kimse yapmasın. Ancak şunu herkes bilsin; bize gülle atanlara biz gül atmayız. Başkasının öğretisinde bu olabilir ama kültür ve medeniyet değerlerimiz bunu söylemiyor. Bizde zillet yoktur, zelillik yoktur. Atatürk'ün 'yurtta sulh, cihanda sulh' politikasını yıllar yılı tek partili dönemde bu zihniyet, silik bir politika olarak anladı ve öyle uyguladı. Atatürk'ün söylediği o değil. Atatürk'e de haksızlık etmeyin''dedi.

Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün grup toplantısındaki iddialarına tepki göstererek, doğalgaz zammına ''ahlak ve şerefle'' bağdaştırmasına eleştirerek, ''3 yıldır zam yapmadığınız ve tamamen dışarıdan ithal ettiğiniz bir ürünle ilgili olarak bir fiyat ayarlaması, zam yapıyorsunuz ve sizi bu insan şerefsizlikle, ahlaksızlıkla suçlayabiliyor. Böyle bir muhalefet yapılıyor. Ben bu muhalefeti milletimize şikayet ediyorum'' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun, ''Yediler ve yedirdiler'' sözüne de tepki gösteren Çelik, CHP Genel Başkanının benzer iddiaları karşısında AK Partililer'in açtıkları bütün davaları kazandıklarını anımsattı. Çelik, ''Sayın Kılıçdaroğlu, Dışişleri Bakanımız Sayın Davutoğlu'nu 'ileri derecede geri zekalı' olmakla suçluyor. Sayın Davutoğlu'nu ilk akademisyenlik günlerinden itibaren tanıyan bir arkadaşı olarak söylüyorum, Sayın Davutoğlu, zekasının zekatını verse bir ömür boyu Kılıçdaroğlu'na yeter. Siz insanlara bu şekilde çamur atarak, hakaret ederek muhalefet yaptığınızı mı sanıyorsunuz-'' diye konuştu.

CHP'nin muhalefette olmasına rağmen kan kaybettiğini söyleyen Çelik, CHP'li milletvekillerinin ve CHP sözcülerinin her fırsatta Başbakan Erdoğan'ı hedef aldığını belirterek, ''CHP'de Recep Tayyip Erdoğan fobisi, saplantısı oluşmuş. Onun karizmatik liderliğinin dayanılmaz ağırlığı altında eziliyorlar'' dedi.

''Bizde zillet yoktur, zelillik yoktur''

Kılıçdaroğlu'nun, Türk jetinin Suriye tarafından düuuml;şürülmesinin ardından, 26 Haziran'da Meclis tatile girmeden önce son grup konuşmasındaki değerlendirmeleriyle Suriye'ye karşı gerektiğinde kullanılmak üzere Meclis'ten tezkere çıkınca yaptığı açıklamaların birbiriyle çeliştiğini ifade etti. Hüseyin Çelik, şunları söyledi:

''Bir milyona yakın bir ordu besliyoruz. Ordumuz bu ülkenin asli kurumlarından birisidir. Çok zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Ordumuz 365 gün, 24 saat savaşa hazır olmak durumundadır. Değilse gerçek manada bir ordudan söz edemezsiniz zaten. Tezkere çıkarmak, savaşa hazır olmanın yasal prosedürlerinden birisidir. Ertesi gün savaşa girecek değiliz. Kimse savaş tamtamları çalmıyor. Felaket tellallığı da kimse yapmasın. Ancak şunu herkes bilsin; bize gülle atanlara biz gül atmayız. Başkasının öğretisinde bu olabilir ama kültür ve medeniyet değerlerimiz bunu söylemiyor. Bizde zillet yoktur, zelillik yoktur. Atatürk'ün 'yurtta sulh, cihanda sulh' politikasını yıllar yılı tek partili dönemde bu zihniyet, silik bir politika olarak anladı ve öyle uyguladı. Atatürk'ün söylediği o değil. Atatürk'e de haksızlık etmeyin.''

''Sayın Başbakan, halkının gönlünü çoktan fethetmiş''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Başbakan Erdoğan'a yönelik, ''Sen Şam fatihi değil olsan olsan Şam Babası olursun'' dediğini hatırlatan Hüseyin Çelik, ''Bu kadar pespaye, bu kadar sokak ağzı, TBMM'nin çatısı altına yakışır mı- Bir genel başkan bu kadar basit bir söylemle halkının karşısına çıkar mı- Sayın Başbakan 'Şam fatihi' olmak gibi bir iddiada değil. Şam'ın sokaklarında Sayın Başbakan, halkının gönlünü çoktan fethetmiş Sayın Kılıçdaroğlu. Sen sokakta 3 gün 3 gece dolaş seni tanımazlar bile Şam'da. Beyrut'ta da tanımazlar, Amman'da da tanımazlar, Kahire'de de tanımazlar, bilmezler ama Sayın Erdoğan gidip Beyrut'ta miting yapıyor'' ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, AK Parti Hükümeti'ni mezhepçi politika yapmakla suçladığını söyleyen AK Parti Sözcüsü Çelik, ''Kaddafi Sünni miydi Alevi miydi Şii miydi- Kaddafi Sünniydi, Hüsnü Mübarek de Sünniydi, Yemen'in başındaki insan da Sünniydi ama biz iki ülke için ABD'yle ters düştük. Hangisidir bunlar İran ve Suriye. İkisinin de yönetimi Şii'dir. Biz o konularda onların haklı olduğuna inandığımız için bu meselelerde Türkiye üzerine düşeni yapmıştır. Bundan sonra da yapacaktır. Dolayısıyla bizi böyle itham etmek nadanlıktan başka bir şey değildir'' diye konuştu.

Doğalgaz ve elektrik zamları

2002'de 200 kw/saat harcama yapan bir asgari ücretlinin, aldığı maaşın yüzde 20,2'sini elektrik faturasına ödediğini kaydeden Çelik, ''Bir asgari ücretli yine 200 kw/saat harcama yaparsa bunun maaşı içindeki payı yüzde 9,6'dır. Eğer siz hayat standardını, paranın alım gücünü, insanların gelir düzeyini hesaba katmadan nominal rakamlar üzerinden hesap yaparsanız halkı kandırırsınız'' dedi.

Doğalgaz zammı konusunda da 2002 yılına ait rakamlar veren Çelik, 125 metreküp doğalgaz harcayan bir asgari ücretlinin, aldığı paranın yüzde 32,2'sini doğalgaz faturasına ödediğini; bugün ise aynı asgari ücretlinin aynı miktar doğalgaz kullanması durumunda maaşının yüzde 18'ini doğalgaz faturası olarak harcadığını vurguladı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, ''Türkiye, doğalgazı dışardan ithal ediyor. Son 3 yılda bizim enerjiye verdiğimiz para 250 milyar dolardır. Bizim öyle doğalgaz, petrol yataklarımız yok. Bu Hükümet, 3 yıl boyunca doğalğaza zam yapmadı. 1 Şubat 2009'da ise doğalgaz fiyatında yüzde 14'lük, 1 Mayıs 2009'da yüzde 21 indirim yapıldı. İndirim yapıldığı zaman iyi. Peki dünyada petrol, doğalgaz fiyatları altüst olduğu zaman, zam yapıldığı zaman niçin birileri kıyameti koparıyor'' dedi.

1 Ekim 2011, 1 Nisan 2012 ve 1 Ekim 2012 tarihlerinde doğalgaz fiyatlarına 3 sefer zam yapılmasına rağmen, bugünkü doğalgaz fiyatının 1 Kasım 2008'deki fiyattan daha düşük durumda olduğunu hatırlatan Çelik, şunları söyledi:

''2009'da ham petrolün varil fiyatı 57 dolardı. Dün itibarıyla 115 dolara çıktı. Tam yüzde 101 artış söz konusu. Türkiye doğalgazda kendisini sadece Rusya'ya mahkum etmiş değil. Başka ülkelerden de doğalgaz alıyoruz. Hatta uzun pazarlıklar sonunda Rusya'dan alınan doğalgazın fiyatında indirime gidildi. Nükleer santral projesi hayata geçtiğinde Rusya'dan 6,5 milyar dolarlık daha az doğalgaz satın almış olacağız. Sabah akşam nükleer enerjiye karşı çıkanların da bunu bilmesi gerekiyor. Sayın Kılıçdaroğlu, kelimeleri, özellikle rakamları çarpıtıyor. Gözünün içine baka baka halkımızı aldatıyor.''

Seçilme yaşının 18'e indirilmesi ile er ve erbaşların seçim döneminde oy kullanmasına yönelik tartışmaları değerlendiren Çelik, ''Seçilme yaşı 18 olduğu zaman TBMM'nin yüzde 70'i 18 yaşındaki gençlerden olmayacak. Kimse böyle bir beklenti içinde olmasın'' dedi.

Seçilme yaşının 25 olduğunu hatırlatan ve ''Meclis'te 25 yaşında kaç kişi var'' diye soran Çelik, belirtilen yaşta iki kişinin Meclis'te bulunduğuna dikkati çekti.

Çelik, şunları söyledi:

''18 yaşına indiği zaman da bütün 18 yaşındaki gençler Meclis'i dolduracaklar, 'nerede tecrübe, akil adamlar nerede olacak' diye bir endişeye gerek yok. Bu şudur, biz gençliğimize güveniyoruz. Seçme ehliyetine sahip olan, reşit olan bir genç, TBMM'de kendi emsalleri olan milyonlarca insan adına konuşma ehliyetine sahiptir diye düşünüyoruz ve bu düzenlemeyi yapacağız. '18 yaşındaki gençler askerlik yapmamış, Anayasa'da 'milletvekilliğine aday olmak için askerliğini yapmış olmak' diyor. Onu ne yapacaksınız' Onu da şöyle yapacağız; Anayasa'da bir değişiklik yapılacak 'askerlikle ilişiği olmamak' şeklinde bunu düzenleyeceğiz.''

''Kimseyi askerlikten muaf tutmuyoruz''

Akademisyenlerin, lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin eğitimlerini sürdürdükleri zaman askerliklerini erteleyebildiğine dikkati çeken Çelik, ''Burada da böyle bir düzenleme getirilebilir'' diye konuştu. Çelik, şöyle devam etti:

''Diyelim ki 18 yaşındaki genç geldi milletvekili oldu. AK Parti'nin standartlarına bakarsanız üç dönem ancak milletvekili olabilir. Üst üste her seferinde listeye konur ve seçilirse. 9 sene sonra askere gidebilecek bu da demektir ki 27 yaşında olacak. Rahatlıkla gidip yine askerliğini yapabilir. Yani kimseyi askerlikten muaf tutmuyoruz. Askerlik zorunluysa herkes için yine zorunlu olacak. Bu düzenlemede, bu benim söylediklerim henüz böyle formüle edilmiş değil ama düşünce bu. Tabii her anayasa değişiklikleri muhalefetin de desteği ile ancak gerçekleşebilecek olan şeylerdir.''

Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ''18 yaş düzenlemesi, sadece gündem değiştirmek amacıyla gündeme getirildi'' söyleminin doğru olmadığını belirterek, ''Bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok, gençlerimize güveniyoruz. 18 yaşında bir insan milletvekilliğine aday olabilir. Bu, Avrupa'da da böyledir ama Avrupa parlamentoları da 18 yaşındaki gençlerle dolu değil'' dedi.

''Bu ülkenin yönetimine bu vatan evlatları da katılmış olur''

18 yaşında seçilebilme ve askerlerin oy kullanabilmesini düzenleyen anayasa değişikliğinin TBMM gündemine geleceğini vurgulayan AK Parti Sözcüsü Çelik, ''Askerler oy kullanırsa kışlaya siyaset girer'' eleştirilerinin yersiz olduğunu kaydetti.

Çelik, şöyle devam etti :

''Kışlada eğer siyaset yapılacaksa bunu öncelikle yapacak olan subay ve astsubaylardır. Onlar zaten şimdi oy kullanıyorlar. Anadolu çocukları gidip vatani görevini yaparken oy kullanıyorsa, böyle bir düzenleme yapacaksa alkışlanması gerekir. 18 yaşındayken oyunu kullanıyor ama 20 yaşına geldin ve askere gittin. 'Sana 18 yaşındayken oy kullandırdık ama şimdi kullandırmıyoruz çünkü sen askersin' Bu doğru bir uygulama değil.

Herkes şunu bilsin ki askeri kışlaların ve birliklerin içine siyasi partilerin afişleri, flamaları asılmayacak. Kimse, 'Komutan, şu askerleri meydana topla da ben gelip bir propaganda yapayım' demeyecek. Kışlanın içinde böyle bir şey olmayacak. Askerler, bulundukları yerlerde kendilerine en yakın sandıklarda gidip oylarını kullanırlarsa, bu ülkenin yönetimine bu vatan evlatları da katılmış olur.''

Daraltılmış bölge

Diyarbakır'da teröristlerin öğrencilerin okulda olduğu sırada okulu bombalama girişiminde bulunmasını değerlendiren Çelik, ''Daha önce PKK, Kürt'ün, maraza çıkaranı ve Kürtçü olanını yani kendisi gibi olanını sever demiştim. PKK, Kürt'ün cahil olanını seviyor demek ki. Çünkü işsiz, eğitim almamış, cahil olan bir gencin dağa gitmesi daha kolay oluyor'' dedi.

AK Parti yetkililerinin üzerinde çalıştığı ''daraltılmış seçim bölgesi'' konusundaki bir soru üzerine Çelik, Anayasa'daki, 'seçimler, temsilde adaleti, yönetimde istikrarı temin etmek zorundadır' ilkesini hatırlattı.

Çelik, ''Temsilde adaleti sağlamanın bir enstürümanı olarak daraltılmış bölge öngörülmektedir. Örneğin 30 milletvekilinin seçildiği bir seçim bölgesini 6 daraltılmış bölgeye çevirirseniz 5 kişi, 5 kişi seçime girerse milletvekillerinin halkla iç içeliği, onlarla yakından ilgilenmeleri, kendi seçim çevrelerine daha yakından alakalı olmaları çok daha kolay hale gelecektir'' diye konuştu.

Çelik, ''Başkanlık sistemi konusunda AK Parti'nin netleşmiş bir görüşü var mıdır'' sorusuna ''AK Parti'nin bu konuda çoktan netleşmiş görüşü vardır, ama AK Parti tek başına Anayasa'yı değiştiremez'' cevabını verdi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, ''Partili cumhurbaşkanı meselesinde biz niye birbirimize rol yapıyoruz. Cumhurbaşkanı seçildiğinde partisiyle ilişkisi kesilir, partinin genel başkanı olmayabilir, partiyle hiçbir bağı kalmayabilir ama siz insanlara bir görev verdiğiniz zaman gönül bağını yok edebilir misiniz'' dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün AK Parti'nin kurucularından olduğunu, AK Parti hükümetlerinin ilk Başbakanı olduğunu hatırlatan Çelik, Abdullah Gül'ün bugün Cumhurbaşkanı olarak anayasa neyi emrediyorsa onu yaptığını ve yapmak zorunda olduğunu vurguladı.

Çelik, şöyle devam etti:

''Ama Sayın Gül oy kullanmaya gittiği zaman herhalde CHP'ye oy vermiyor. Onun için Celal Bayar ve İsmet İnönü de partili cumhurbaşkanıydı. Kağıt üzerinde, mevzuat üzerinde değişiklik yaparak birbirimizi kandırmayalım, rol yapmayalım. Onun için partili cumhurbaşkanı, eğer başkanlık veya yarı başkanlık olmayacaksa doğru bir tercihtir. Seçime gideceği yarın. Diyelim ki Sayın Başbakan, aday oldu. Bütün AK Parti teşkilatları Sayın Başbakanın seçilmesi için seferber olmayacak mı- Seçildiği gün, 'arkadaş ben sizi tanımıyorum' böyle bir şey var mı- Dolayısıyla zaten eğer millet tarafından Cumhurbaşkanı seçiliyorsa o eski formatı artık sürdüremezsiniz. Yüzde 51 oy almış bir cumhurbaşkanından söz ediyoruz. Bu önemli bir değişmedir.''

''Bir bürokrat ne kadar çok konuşursa o kadar ofsayta düşer''

Bir gazetecinin, Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'in sözlerini hatırlatarak, ''Bu konuda partinizde bir görüş ayrılığı olduğunu seziyor musunuz'' şeklindeki sorusuna Çelik, Emniyet Müdürü'nü yakından tanımadığını ancak müdürün Siirt'teki görevi sırasında çok iyi bir performans sergilediğini söyledi.

''Bana göre Emniyet Müdürü'nün en büyük hatası bir basın toplantısı yapıp bir politikacı gibi görüş izharında bulunmasıdır'' diyen Çelik, şöyle devam etti:

''Bırakın bu işi siyasetçiler yapsın. Bir bürokrat, başkasının itirazına yol açmayacak şekilde bağlı bulunduğu siyasi iradenin talimatları doğrultusunda icraat yapar. Siz icracı birimlersiniz. Bir bürokrat ne kadar çok konuşursa o kadar ofsayta düşer. Onun için Sayın Emniyet Müdürü'nün görevi değil, böyle bir konuşmayı yapmış olması yanlıştır. Siyasetçilerin yapacağı şeyi yapmış olması yanlıştır. Söylediği ifadeler sıkıntılıdır. Çıkış noktası itibarıyla iyi niyetli buluyorum. Sayın Emniyet Müdürü'nün iyi niyetinden hiçbir şüphem yok. Hepimiz her zaman şunu söylüyoruz; 'İnsan ölümlerine sevinmek mümkün değildir'. Keşke bu dağdaki insanlar hiç eline silah almamış olsaydı. Keşke Türkiye'nin başına böyle bir terör musibeti sarılmamış olsaydı. Keşke bu insanlar evlerini, anne babalarını, yerlerini yurtlarını terk edip birçok insanın kanına girmeselerdi, onlar da bu yolda öldürülmeseydi. Hepimiz bunu istemiyor muyuz- Bunu herkes söylüyor. Eminim ki Emniyet Müdürü de aslında bunu kast etmiştir.''

''Keşke böyle bir beyanatta bulunmamış olsaydı''

Emniyet Müdürü Güven'in kullandığı ifadelerin diğer tarafta çok büyük sıkıntılar, travmalar yarattığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

''Partimizden Sayın Hükümet Sözcümüz Bülent Arınç Bey, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra bir açıklama yaptı. Açıklamada Sayın Bülent Arınç altını çizerek , 'Ben Bülent Arınç olarak böyle düşünüyorum, bu benim şahsi görüşümdür' dedi. Esasen Bakanlar Kurulu'nda da bu mesele konuşulup, tartışılıp bir sonuca, karara varılmış değil, konu gündeme bile gelmiş. Ama tabii medyada bu manşet olunca, kamuoyunun gündemi yoğunluklu olarak bu meseleye yüklenince bunun arkasından tabii başka türlü açıklamalar geldi. Sayın Bülent Arınç, 'Şahsi görüşümdür' diye açıklama yaptı ama o akşam burada, AK Parti MYK'sında bu mesele konuşuldu. MYK üyelerinin genel kanaati benim bu anlattığım çerçevededir. Bu Emniyet Müdürümüzün ifadelerinin 'çok sıkıntılı ifadeler' olduğu yönündedir.''

''Sayın Bülent Arınç bir ağabeyimizdir, bir büyüğümüzdür, hükümet sözcüsüdür, Başbakan Yardımcımızdır. Siyasette deneyimlidir, bir söz üstadıdır'' diyen Çelik, şöyle devam etti:

''Ondan önce de tutuklu milletvekilleriyle ilgili 'Onlar Meclis'te olmalı, gelmeli, mutlaka burada olmalı' şeklinde beyanatlarda bulundu. Biz yine MYK'mızda bu konuyu değerlendirdiğimizde 'Bu yargının işidir' dedik. Neticede bireysel görüşlerimiz şu ya da bu olabilir ama AK Parti'nin organları istişare sonucu bir karara varırsa herkes bu karara uyar. Diyelim ki, yukarıdaki tartışmalar esnasında ben de Sayın Başbakan ile birçok konuda aynı görüşü taşımayabilirim. Zaman zaman da farklı şeyleri düşünüyoruz ve bunları dillendiriyoruz. Ama bir istişare mekanizması işleyip oradan bu iş karar altına alındıktan sonra AK Parti'nin disiplin anlayışı çerçevesinde herkes bu karara uyar. Nitekim Sayın Arınç, o tutuklu vekillerle ilgili olarak sonraki süreçte partinin iradesi bu şekilde ortaya çıkınca şahsi görüşü olduğunu ifade etti, etmeye devam edebilir ama partinin bu genel kanaatine de kendisi katılmak durumunda.''

Genelkurmay Başkanı'nın açıklamaları

Çelik, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in 'Yapılan saldırılara karşılık verdik devam ederse daha şiddetlisini yapacağız'' ifadelerine ilişkin ''Eğer Beşşar Esed, daha ileri giderek bizim halkımıza, vatandaşlarımıza, ülkemize zarar verecek bir tavır içine girerse bunun cevabı verilecektir'' dedi.

Hüseyin Çelik, ''Bir ordu eğer 24 saat, 365 gün kendi sınırlarını ve ülkesini korumak üzere teyakkuzda değilse, hazır değilse o ordu gerçek anlamda ordu olmaz zaten'' değerlendirmesinde bulundu.