Talepler demokratik yollarla dile getirilmeli

Talepler demokratik yollarla dile getirilmeli

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''Gayrimüslim vatandaşlarımızla, cemaat vakıflarıyla ilgili iyileştirmeler yapıyoruz. Bu topluluğu temsil edip elinde silahla dağa çıkan birileri var da onun için mi bunları yapıyoruz? Yeter ki insanlar isteklerini, taleplerini medeni ölçülerde, şiddete bulaşmadan, terörü çözüm aracı olarak görmeden, demokratik yollarla hukuk zemininde kendi taleplerini dile getirsinler'' dedi.

Cemaat Vakıfları tarafından Gölbaşı'ndaki bir otelde verilen iftara, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar Meclisi Cemaat Vakıfları Temsilcisi Pandeli Laki Vingas, Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bedros Şirinoğlu, Musevi cemaati temsilcisi Sami Herman, Süryani cemaati temsilcisi Sait Susin, Vakıflar Genel Müdürlüğü Meclis üyeleri ve çok sayıda cemaat temsilcisi katıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Türkiye'de gökkuşağına benzer bir renklilik bulunduğu belirterek, demokraside renklerin birbirine dönüşme mecburiyeti olmadığını söyledi.

Azınlıkların geçmişte çok acılar çektiğini dile getiren Çelik, Türkiye'nin artık geçmişiyle yüzleştiğini, bunu birilerini memnun etmek için değil, demokrasinin bir gereği olarak yaptığını anlattı.

Türkiye'de gayrimüslimlerin, Kürtlerin, Alevilerin ve Müslüman mütedeyyin insanların ötekileştirildiğini ifade eden Çelik, şunları söyledi:

''Bu ötekileştirmeleri kaldırıyoruz. Biz Kürt vatandaşlarımızın makul, meşru, mantıklı talepleriyle ilgili iyileştirmelere, demokratik hamleler yaptığımız zaman PKK ve bunun uzantıları diyor ki, 'Bu kendiliğinden mi oluyor. Biz kan döküyoruz, can alıyoruz, can veriyoruz. Kanımız dökülüyor bunun karşılığında kıymık kıymık taviz koparıyoruz.' Biz de onlara diyoruz ki, 'en çok kanı 90'lı yıllarda döktünüz, en çok insanın kanını 90'lı yıllarda döktünüz ama bunun AK Parti'nin sergilediği devlet aklını sergileyen bir siyasi irade yoktu. Mesele sadece askeri boyutlarla ele alınıyordu. Şunu söylüyoruz, biz gayrimüslim vatandaşlarımızla, cemaat vakıflarıyla ilgili iyileştirmeler yapıyoruz. Bu topluluğu temsil edip elinde silahla dağa çıkan birileri var da onun için mi bunları yapıyoruz? Yeter ki insanlar isteklerini, taleplerini medeni ölçülerde, şiddete bulaşmadan, terörü çözüm aracı olarak görmeden, demokratik yollarla hukuk zemininde kendi taleplerini dile getirsinler. Süryani dostumuz 'Biz bir anaokulu açtık ama Süryani eğitimine müsaade etmediler' dedi. Ben bir ayıp olarak değerlendiriyorum. Ne münasebet, bir insan bir okul açacak, eğitim dili Türkçe olacak ama siz onu kendi esas dilini lütfedip seçmeli ders olarak veya belli saatlerde almasına müsaade etmeyeceksiniz. Her şey süt liman, gül, gülistan henüz olmadı. Daha almamız gereken mesafe var. Bunları konuşa konuşa birlikte aşacağız.''