Bediüzzaman bir şefkat kahramanıydı

Bediüzzaman bir şefkat kahramanıydı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''Bediüzzaman Türkçü değildi, Kürtçü değildi, Arapçı değildi. O bir şefkat kahramanıydı, o bütün insanlığın saadeti, bütün İslam aleminin saadeti için kendi saadetini ve şahsi hayatını hiçe saymış bir büyük mütefekkirdi. Ve bundan dolayıdır gönüllerde yaşıyor'' dedi.

Hayrat Vakfı tarafından düzenlenen 5. Milletlerarası Bediüzzaman ve Risale-i Nur Sempozyumu, Ankara Arena Spor Salonu'nda gerçekleştirildi.

Sempozyumun açılışında konuşan Çelik, 1925'de çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu'ndan sonra Bediüzzaman Said Nursi'nin sürgüne gönderildiğini anlatarak, ''O, zaman Barla kuş konmaz, kervan geçmez bir yerdi. Onun orada adeta insanlarla irtibatını koparmak istediler, onu gömmek istediler fakat o Barla'da adeta toprağa atılan bir çınar çekirdeği gibi büyüdü ve dünyanın dört bir yanına dal budak salar hale geldi'' dedi.
    
''O, bütün hayatı boyunca ırkçılığı ayakları altın almış bir insandır''
    
Tek parti diktatoryası döneminde mütedeyyin insanların yok edilmek istendiğine dikkat çeken Çelik, şunları kaydetti:

''Tek partinin ceberut yönetimi Bediüzzaman Said Nursi'ye çeşitli yaftalar vurmaya başladı. Halbuki o bütün hayatı boyunca ırkçılığı ayakları altın almış bir insandır. Osmanlı coğrafyasında Doğu ve Güneydoğu bölgesi haritalar da dahil Kürdistan diye geçiyordu. Bundan dolayıdır ki Bediüzzaman Said Nursi, Bitlis'in Hizan ilçesinin Nurs köyünde dünyaya geldiği için, o zaman soyismi olmadığı için insanlar nereliyse o şekilde yad ediliyordu. Konyevi Konyalı demekti, Bursavi Bursalı demekti. Bediüzzaman Saidi Nursi'ye Bediüzzaman Said Kurdi denilirdi. Fakat o, hayatının hiçbir döneminde ırkçılığa asla ve asla iltifat etmedi.''

Nursi'nin çeşitli eserlerinde Araplara, Kürtlere ve Türklere yönelik övgülerden ve güzel ifadelerden alıntılar yapan Çelik, onu, Arapçı, Kürtçü ya da Türkçü anmaya çalışmanın doğru olmadığını, ''vicdana sığmayacağını'' anlattı.

Çelik, ''Bediüzzaman Türkçü değildi, Bediüzzaman Kürtçü değildi, Bediüzzaman Arapçı değildi. O bir şefkat kahramanıydı, o bütün insanlığın saadeti, bütün İslam aleminin saadeti için kendi saadetini ve şahsi hayatını hiçe saymış bir büyük mütefekkirdi. Ve bundan dolayıdır gönüllerde yaşıyor'' dedi.
   
''Değerli bir insandı. Onun için asra hükmediyor''
    
Çelik, şu görüşleri dile getirdi:

''Önemli insanlar, onların rütbeleri, mevkileri, makamları var olduğu sürece önemlerini muhafaza ederler, ama mevki, makam, rütbe, mal, mülk ortadan kalktıktan sonra önemli adam diye bir kavram yoktur. Ama değerli insanlar bu alemden göçüp gitseler bile, yaşadıkları dönemin, zamanın, zeminin merhametsizliğine uğrasalar bile, tıpkı Bediüzzaman Said Nursi gibi, onlar gömülen bir define gibi daima tazeliklerini muhafaza ederler, üzerinden asırlar geçse bile.

Bediüzzaman belki birilerine göre önemli bir adam değildi, ama Bediüzzaman değerli bir insandı. Onun için asra hükmediyor. Onun için asrı güzelleştiren insan olarak isimlendirilmiştir ve bugün özellikle bizim Bediüzzaman'ın yol göstericiliğine, Bediüzzaman'ın ortaya koyduğu prensipler çerçevesinde kardeşliğimizi yeniden tesis etmeye ve teyit etmeye daha çok ihtiyacımız var.''

Said Nursi'nin Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu sıkıntıları 1911 yılında teşhis ettiğini kaydeden Çelik, ''Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilaftır'' şeklindeki sözünü aktardı.

Bütün sıkıntıların bunlardan kaynaklandığını anlatan Çelik, insanların özellikle ırkçılığa karşı durması gerektiğini ifade etti.

Çelik, şöyle konuştu:

''Türk olmak, Kürt olmak, Çerkez olmak, Arap olmak, bizim elimizde olan bir şey olmadığı için bunu bir üstünlük vesilesi gibi ileri sürmek kesinlikle insanlıkla, izanla, vicdanla bağdaşan bir şey değildir. Osmanlı Devleti'nin gayrimüslim tebaası, milliyetçilik duygularıyla parçalandılar. Sıra geldi Kürtlere, Araplara, Arnavutlara, Müslüman milletlere. Bakın ben size bir şey söyleyeyim Türkiye'de Türkçülüğü sistematik hale getirenlerin hiçbirisi neseben (soyca) Türk değildir. Türkçülüğün babası Mahmut Celalettin Paşa'dır Leh asıllıdır. Şemsettin Sami Arnavuttur, edebiyatta Türkçülük faaliyetinin sembol ismi Ömer Seyfettin Çerkezdir, Ziya Gökalp Türkçülüğün esaslarını yazmıştır, Diyarbakırlıdır, 24 ayar Kürt'tür. Şimdi Allah aşkına bu bize bir mesaj vermiyor mu.''
    
''Onu küçük düşürmeye çalışanlar,hep kendileri küçüldüler''
    
Çelik, ortak bağların yok edilmek istendiğini ifade ederek, ''PKK'nın tüm tahriklerine, gayretlerine rağmen dikkat buyurun Türkiye'de bir Kürt-Türk kavgası çıkmıyor. Sebep aynı Allah'a inanmış olmaları, aynı kıbleye yönelmiş olmaları, aynı peygamberin ümmeti olmaları. Kürtler ile Türkleri birbirine bağlayan bu ruh ve mana iklimini yok ettiğiniz sürece birilerinin amaçları yerine gelmiş olacak'' ifadesini kullandı.

Her türlü ırkçılığı ayak altına almak gerektiğinin altını çizen Çelik, şöyle konuştu:

''Allah insanları farklı kavimlere mensup yaratmıştır. Nasıl bireysel farklılıklarımız kavga sebebi değilse, kitlesel farklılıklarımız da kavga sebebi değildir. Hepimiz, kendimiz olacağız. Bireysel olarak da kendimiz olacağız, kitlesel olarak da kendimiz olacağız. Ama ortak paydalarda buluşacağız. Her ırk Allah'ın bir ayetidir, her fert Allah'ın bir ayeti olduğu gibi. Allah'ın ayetlerini yok etmeye çalışmak ırkçılığın ta kendisidir. Onun için AK Parti iktidara geldiği günden beri biz inkar politikalarını ayağımızın altına aldık, ret politikalarını ayağımızın altına aldık, asimilasyon politikalarını ayağımızın altına aldık.''

Çelik, ''Bediüzzaman'a, bu nura kara çalmak isteyenler, iftira edenler kendilerince onu küçük düşürmeye çalışanlar, hep kendileri küçüldüler, hep kendileri yüzü kara olarak halkın önüne çıktılar'' dedi