Türkiye artık yönlendirilen bir ülke değil

Türkiye artık yönlendirilen bir ülke değil

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''Biz bu coğrafyada 75 milyon nüfusuyla küresel yöneten ve yönlendiren idarenin aktif ve etkin bir üyesi olma yolunda gayret gösteriyoruz. Bugünkü dünyada haklı kuvvetli değil, kuvvetli haklı kabul ediliyor. Onun için biz güçlü olmak zorundayız'' dedi.

Çelik, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) tarafından Prof. Dr. M. Lütfü Çakmakçı Kültür Merkezi'nde düzenlenen ''Küreselleşme Sürecinde Türkiye'' konferansında yaptığı konuşmada, Kayseri Pınarbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde meydana gelen patlamadan büyük üzüntü duyduğunu belirterek, şehitlere Allah'tan rahmet, Türk Milleti, yakınları ve sevenlerinine baş sağlığı diledi.

Yozlaşmadan medeni dünyayla uzlaşmak zorunda olunduğunu belirten Çelik, ''Bugünkü dünyada 'etkilenme' ve 'etkileşim' dediğimiz hadiseler var. Kitle iletişim araçları sayesinde birbirinden etkilenmeyen toplum artık yok. Karşılıklı bir etkileşim var ve bu halkanın dışına çıkamazsınız'' diye konuştu.

Türkiye'nin hep iç ve dış düşman üreterek yoluna devam ettiğini savunan Çelik, ''27 Mayıs darbesini yapanlar, darbenin adını 'ihtilal' koydular. Bunu bize de söyletiyorlar. Bizimkiler kirli darbedir. Silahlı Kuvvetler içinde 69'da çete çıkıyor, darbe yapıyor, ülkenin başbakanını asıyor, bu yaptığı haltı da bize yıllarca 'bayram' diye kutlatıyor. Ben de buna ihtilal diyeceğim öyle mi…'' diye konuştu.

Türkiye'nin iç meselesini düzeltip düşman paranoyasından kurtulmak zorunda olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

''Efendim, devleti ele geçiriyorlar. Solcular, Kürtler, Aleviler devleti ele geçiriyor. Peki bu saydıklarımız zaten bize ait değil mi- Hiçbirimiz aynı değiliz. Bu farklılaşma birbirimizin gırtlağını sıkmayı gerektirmiyor. Toplumları bir orkestra olarak düşünmemiz lazım. Orkestrada taban tabana birbirine zıt enstrümanlar var. Hepsinin sesleri birbirinden farklıdır. Orkestra şefi becerikli olursa o farklı seslerden güzel bir armoni çıkarır. Devlet, orkestra şefi gibidir. Bireysel farklılıklarımız nasılki kavga sebebi değilse, kitlesel farklılıklarımız da kavga sebebimiz değil. Kürt olmak, Türk olmak, Hristiyan olmak, Müslümanlıkla kavga etmeyi gerektirmiyor.''
    
''Türkiye artık yönlendirilen bir ülke değil''
    
Türkiye'nin artık gündemi belirlenen, yönetilen ve yönlendirilen bir ülke olmadığına dikkat çeken Çelik, ''Biz Arap baharıyla ilgilendiğimizde, bazıları bunu aklına sığdıramıyordu. Biz bu coğrafyada 75 milyon nüfusuyla küresel yöneten ve yönlendiren idarenin aktif ve etkin bir üyesi olma yolunda gayret gösteriyoruz. Bugünkü dünyada haklı kuvvetli değil, kuvvetli haklı kabul ediliyor. Onun için biz güçlü olmak zorundayız'' diye konuştu.

''Bir taraftan kendimiz olacağız bir taraftan dünyadan kopmayacağız'' diyen Çelik, şöyle konuştu:

''Ağaçtan kopan yaprağın akıbetini rüzgar tayin eder. Sıkı sıkıya ağacın unsuru olacağız, ama kendimiz olarak kalacağız. Yıllarca bize yanlışları doğrular olarak ezberlettiler. Cumhuriyeti 'demokrasi' diye anlattılar. Cumhuriyet ile demokrasi aynı şey mi- İngiltere, Belçika, Norveç, İspanya krallıktır ve Cumhuriyettir. O zaman Cumhuriyet tek başına derdimize deva olmaz. Onun için bize demokratik cumhuriyet lazım.

Zihniyet devrimi yapmak zorundayız. Bu, kanunla değil eğitimle olabilir. Yıllar yılı bizi 'çaresizlik' denen bir yanılgının içine ittiler. 'Öğrenilmiş çaresizlik' denen bir yanılgı bu. Bizim için darbelere boyun eğme, kendimizi hakir görme, öz güvensizlik, hep öğrenilmiş çaresizlik olarak bizde mevcuttur. Sizin pasaportunuzun gördüğü saygı, ülkenizin gördüğü saygıdır.''
    
''Kendimizi küçümsemeyelim''
    
Birilerinin karamsarlık pompaladığını, ''Türkiye batıyor'' dediklerini öne süren Çelik, ''Bunlar kesinlikle doğru değil. 2002 yılında asgari ücret 184 liraydı, yani 120 dolardı. Şimdi 700 küsur lira, yani 420 dolardır. Bizim milli gelirimiz yüzde 200 artmış ve bu, memura ve herkese yansımıştır. Biz Ankara'dan buraya geldik. 2 araba yan yana geçemezdi. Türkiye'nin bir başından bir başına uçak pisti gibi yollardan gidiyorsunuz. Bunlar kendiliğinden olmadı. 21. yüzyıl bizim yüzyılımız olacak. Dostumuzu, düşmanımızı, eğriyi, doğruyu, bindiğimiz dalı iyi bileceğiz'' diye konuştu.

Hüseyin Çelik, 2002 yılında her 100 lira milli gelirin 75 lirasının borç olduğuna işaret ederek, ''Bugün ise her 100 lira milli gelirimizin 39 lirası borç. Bugün avro bölgesinin borcunun milli gelire oranı yüzde 120'dir. Türkiye'nin yüzde 39'dur. Kendi ülkemizin güzelliklerinin de farkında olalım, kendimizi küçümsemeyelim. Kimse bu manada karamsarlığa kapılmasın. En büyük avantajımız ise bizim 75 milyon nüfusumuzun 50 milyonu 'taşı sıksa suyunu çıkaracak' genç, kadın ve erkekten oluşuyor. Biz, bu nüfusumuzu 'nüfuz' haline getirdiğimiz zaman hakikaten 21. yüzyıl bizim yüzyılımız olacak'' dedi.

Öte yandan konferansın ardından Çelik'i protesto etmek isteyen bir grup üniversite öğrencisi ile üniversite güvenlik görevlileri arasında arbede yaşandı. Öğrenciler, daha sonra alandan uzaklaştırıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, konferansın ardından AK Parti İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle sohbet etti.