Kimseye başkanlık sistemini dayatmıyoruz

Kimseye başkanlık sistemini dayatmıyoruz

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, başkanlık sistemi tartışmalarına ilişkin, ''Yeni anayasa yapılırken bunu konuşmayacağız da bu tartışmayı Hal Yasası'nı, Orman Yasası'nı konuşurken mi yapacağız?'' dedi.

Çelik, Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde, DPÜ Avrupa Birliği (AB) ve Diplomasi Kulübü'nce düzenlenen ''Türkiye'nin Bugünü ve Geleceği'' konulu konferansta, AB tam üyelik müzakerelerini onurlu bir şekilde sürdürdüklerini söyledi. Çelik, işin sonunda AB'nin, ''Türkiye'nin 80 milyon nüfusu var. Biz bunu absorbe edemeyiz'' demesi halinde, ''Yolunuz açık olsun'' diyerek yola devam edeceklerini söyledi.

Yabancılara mülk satışıyla ilgili yanlış propaganda yapıldığını savunan Çelik, şöyle devam etti:

''Memleketin kimseye satıldığı yok. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal, DSP, MHP, ANAP, bütün hükümetler döneminde yabancılara mal satılmış. Ancak bunun bir kotası var. İmarlı arazinin yüzde 10'unu geçemez. Mesela AK Parti iktidara geldiğinde Hatay'da yüzde 10'luk kotanın tamamı dolmuştu. Burada 1 metrekare bile bizim dönemimizde kimseye arazi satılmamıştır. 'İsrail bütün GAP Bölgesi'ni aldı' deniliyor. Kuyruklu yalan. Yok böyle bir şey. Bir de mütekabiliyet (karşılıklı olma) prensibi var. Bir ülke bizim vatandaşımıza satıyorsa, biz de ona satıyoruz. Paranız varsa gidip Londra'nın yarısını satın alabilirsiniz. Niyetli olanları hemen çağırıyorum, buyurun.''

''Gelecek hepimiz açısından çok daha parlak olacak. Yeter ki, hayallerimizi hatıralarımızın önüne geçirebilelim'' diyen Çelik, şunları kaydetti:

''Türkiye aktif ve etkin bir dış politika izliyor. Gündemi belirlenen, yönetilen, yönlendirilen, rüzgarın önüne kapılan bir nesne ve obje artık değildir. Biz dünyadan etkileneceğiz, başkalarını etkileyeceğiz, etkileşim olacak. Dil, kültür, mimari, her alanda bu böyledir. Bugün artık kendinizi dünyadan izole edemezsiniz. Etkilemek ve etkilenmek, kendisi olmaktan çıkmak anlamına gelmez. Kendiniz olursanız, saygıdeğer olursunuz. Tarkan'ın bir güzel şarkısı var; 'Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin.' Kendimiz olacağız. Özelliklerimizi kaybetmeden dünyaya entegre olmaktan, yozlaşmadan dünyayla uzlaşmaktan vazgeçmemeliyiz. Türkiye'nin yaptığı budur. 'Bize ne Suriye'den' diyorlar. Öyle değil. Benim bitişik nizam kapı komşum, evini bir çılgınlıkla yakıyor. Adama, 'Sen niye evini yakıyorsun-' diyoruz. 'Sana ne' diyorlar. Yahu benim evimi de yakacak. 910 kilometre sınırımız var.''

Konferansın ardından soruları yanıtlayan Çelik, bir öğrencinin, ''Dış politikanın sonuçlarına katlanabilecek kadar güçlü müyüz-'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Başbakan, 'Bıçak kemiğe dayandı, sabrımız taştı' deyince herhalde bizim jetlerin hemen Şam'ı bombalayacağı zannedildi. Böyle bir şey yok. Esas güç; kaba güç değil, yumuşak güçtür. Dış politikada hiçbir zaman İttihatçıların, Enver Paşa'nın yaptığı gibi duygularımızı aklımızın önüne geçirmeyiz. Ne yapılıyorsa, bu ülke ve ülke insanının menfaati içindir. Bizim öyle maceraya girmeye niyetimiz yok. Batıdan bize gaz verenler var. Bir atasözümüz var; 'Cömert derler maldan, cesur derler candan ederler.' Öyle dolduruşa falan gelmeyiz. Kusura bakmasınlar.''
    
''Kimseye başkanlık sistemini dayatmıyoruz''
    
Çelik, başkanlık sistemi ile ilgili görüşlerini içeren soruya ise rejimin değil, sistemin tartışma konusu olduğunu söyledi.

Başkanlık sistemi ve demokratik parlamenter sistemin kendilerine göre artı ve eksileri bulunduğunu anlatan Çelik, şöyle konuştu:

''Başkanlık sistemini tartışanlar, özellikle Başbakan'ın şahsına endeksleyerek tartışıyor. Sayın Başbakan da bir fanidir. Başbakan da bütün faniler gibi bugün var, yarın yok. Başbakan'ın şahsını esas alarak, 'Recep Tayyip Erdoğan devlet başkanı olursa bizim halimiz nice olur' diyenler var. Bu çok ayıptır. Prensipler esastır. Başbakan'ın şahsı üzerine bir kanun, anayasa yapılmaz. Bunu yapanlar esasen Başbakan'ın karizmatik ve güçlü liderliği altında ezilen kimselerdir. Biz insanları tartışmıyoruz. Akıllı insanlar prensipleri tartışır. 'Devlet başkanlığı, padişahlıktır' diyorlar. Obama padişah mı, kral mı, melik mi, emir mi, şah mı- Obama, Kongre'nin iznini almadan dışarıya büyükelçi bile tayin edemiyor.

Meclis'te muhalefet en çok, 'Hükümet yasamayı fiili olarak ele geçirmiş' diye şikayet ediyor. Başkanlık sistemi olursa bakanlar Meclis'ten değil, dışarıdan olacak ve Meclis, bakanlar üzerinde daha rahat denetim yapacak. Hep bundan şikayet edilmiyor muydu? Yeni bir anayasa yapılıyor. Yeni anayasa yapılırken bunu konuşmayacağız da bu tartışmayı Hal Yasası'nı, Orman Yasası'nı konuşurken mi yapacağız? Zaten TBMM'de Uzlaşma Komisyonu var. Diğer üç parti başkanlık sistemine yanaşmazsa fiilen bunun devreye girme şansı yoktur. Kimseye başkanlık sistemini dayatmıyoruz ama demokratik ortamda artıları, eksileri hep beraber bilelim ve bildiğimiz bir zeminde tartışalım.''