Sayın Kılıçdaroğlu çıksın stand-up yapsın

Sayın Kılıçdaroğlu çıksın stand-up yapsın

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, söyledikleri ve yaptıkları arasında çelişkiler bulunduğunu belirten Çelik, ''Kendisinin Tunceli'deki akrabaları isyandadır. Kürt ve Alevi olmasına rağmen, ki bu hiç mesele değildir, gayrimüslim bir insan da Türkiye'de bir siyasi partinin başına gelebilir, yeter ki yaptığı işi adamakıllı yapsın, çıktı bir anda Türkmen oldu. Öncenize kendinize karşı dürüst olacaksınız. İnsanlar dünyaya gelirken ırkıyla ilgili sipariş veremezler ki'' dedi.

''Sayın Kılıçdaroğlu, iyi stand-upçı olabilir''

Kılıçdaroğlu'nun değişik konularda önce ve sonra söyledikleri arasındaki farklılıkları örneklendiren Çelik, ''Değişik bakanlarımızla ilgili 'yolsuzluk bombası patlatacağım' dedi ama bombalar elinde patladı'' dedi.

Kılıçdaoğlu'nun, ''oğlum bedelli askerlikten yararlanmayacak'' dediğini ancak oğlunun bedelli askerlik kapsamında yer almadığının ortaya çıktığını hatırlatan Çelik, şöyle konuştu:

''Söylediği 'benim kızım askere gitmeyecek neyse aynı kapsamda olan bir şey. Bunları arttırmak mümkün. Bir yığın ipe sapa gelmez bir sürü iddia var. Grup toplantısında konuştukça birileri gülüyor. O da vitesleri büyüterek iftiralara ve doğru olmayan beyanlara devam ediyor. İnsanlar güldükçe daha komik hale geliyor. Mizahın dünyadaki babası Bernard Shaw 'Bazı insanlar güldüreyim derken gülünç olurlar' diyor. Doğrusu Cem Yılmaz, Ata Demirer falan beni bağışlasınlar. Onlar işlerini hakkıyla yapıyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu, dünkü grup konuşmasını seyrettim iyi stand-upçı olabilir. Çıksın stand-up yapsın o zaman. Siz, oraya gelen insanları güldüreyim derken başka insanların haysiyetiyle, kişilikleriyle nasıl oynarsınız.''

''CHP, Suriye konusunda Çin'in, Rusya'nın ve İran'ın safında yer aldı''

AK Parti Hükümeti'nin Suriye politikasına yönelik eleştirilerine yanıt veren Çelik, ''Suriye konusunda CHP, Çin'in, Rusya'nın ve İran'ın safında yer almıştır. Rivayet muhteliftir ama 10 binin üzerinde olduğu herkes tarafından artık kabul ediliyor. Beşşar Esed'in canını aldığı 10 bin küsür insanın kanında, Beşşar Esed rejimini destekleyenlerin de payı vardır. Bu şu ülke, bu siyasi parti olabilir. Bugüne kadar CHP, tıpkı İran gibi tıpkı Rusya ve Çin gibi Beşşar Esed yönetimini destekleyen bir tavır almıştır. AK Parti savaş çığırtkanlığı yapmıyor. Biz dünyanın jandarmalığına da soyunmuş değiliz. Bir taraftan Kılıçdaroğlu, grup konuşmasında, 'Suriye demek Rusya, Çin ve İran demektir' diyor. Öte taraftan CHP demek Suriye demektir. Siz o safa girdiniz'' diye konuştu.

''Sayın Bahçeli, sen niye rahatsızsın''

Darüşşafaka'dan sadece 'Türk ve Müslüman'' yetimlerin değil tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yetimlerinin yararlanabilmesine yönelik düzenleme yapıldığını hatırlatan Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin dünkü TBMM Grup konuşmasında konuya ilişkin eleştirilerine cevap verdi.

Çelik, ''Sayın Başbakan'ın Türk ve İslam olmaktan rahatsız olmadığını aksine bununla iftihar ettiğini bütün dünya biliyor, sayın Bahçeli. Türk ve İslam olmayan ülkemin vatandaşlarının buradan yararlanmasından sen niye rahatsızsın, ben onu anlayamıyorum. Darülaceze'de cami, kilise ve havra yan yanadır. Osmanlı yapmıştır bunu. Darülaceze'ye girişte Türk ve Müslüman olma şartı aranmıyor'' diye konuştu.

''Vatandaşımızı ciddiye aldığımız için…''

Dün Köy Enstitüleri'nin kuruluş yıl dönümü olduğunu hatırlatan Çelik, Köy Enstitüsü'ne gitmek için mutlaka köy çocuğu olmak gerektiğini; mezun olduktan sonra da köye dönme şartı bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:

''Bu, köylüysen köyde kal demektir. 20 yıl köyde çalışmazsan ilçe merkezine bile gelemezsin. Tek parti CHP yönetimi, burayı ideolojik kampa dönüştürdü. Burayı ideolojik kampa dönüştüğü için tarihe gömen, kapatan rahmetli Menderes'i ve dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri'yi hayırla anıyorum. Şimdi CHP'ye müsaade etseniz hemen Köy Enstitüsü kurarlar ve bütün eğitim sistemini Köy Enstitüsü'ne göre düzenlerler. Tüzüğüne baksanız, 'bu çağda böyle bir şey olmaz' dersiniz.

Halkımız, çağdaşlığın, ilerlemenin ne olduğunu, kimin yolsuzluk yaptığını kimin ülkeye hizmet ettiğini biliyor. Sayın Kılıçdaroğlu, 'Sayın Başbakan'da bir Kılıçdaroğlu fobisi oluşmuş' diyor. CHP'nin başına hasbelkader Kılıçdaroğlu gelmiştir. Sayın Başbakan da demokrasiye inanan bir insandır. Elbette ana muhalefet partisini ona oy veren yüzde 25'lik kitle adına ciddiye alacaktır. Sayın Kılıçdaroğlu'nu ciddiye aldığından değil kafası karıştırılan, kafasında soru işaretleri oluşturulmaya çalışılan vatandaşımızı ciddiye aldığımız için bu iddialara cevap veriyoruz.''

FATİH Projesi çerçevesindeki alımlarda yolsuzluk yapıldığı iddialarının gündeme geldiğini hatırlatan Çelik, proje kapsamındaki alımların Kamu İhale Yasası'nın istisna hükümleri kapsamında yapıldığını belirtti.

4374 sayılı Kamu İhale Kanunu ve daha önceki 2886 sayılı Kamu İhale Kanunu'nda istisnalar olduğunu, bazı malların ve hizmetlerin alımında güçlük çekilmesi, hayati ve stratejik önem içermesi halinde bu istisnai hükümlerin işletildiğini anlatan Çelik, Kamu İhale Kanunu'ndan istisna tutulan alımlar için yönetmelikler düzenlendiğini, bugüne kadar da 58 yönetmelik yayımlandığını söyledi.

Çelik, şöyle konuştu:

''FATİH Projesi'nden dolayı son çıkan kanunla birlikte, 4+4+4 Kanunu'yla ilgili geçen maddeyle birlikte bu alımlar da istisna kapsamına alınmıştır. Bu şu anlama gelememektedir; 'Efemdim, madem ki istisnadır, bakan veya bakanlık yetkilileri yoldan geçen istedikleri adamı çağırarak, ihaleleri onlara verecekler anlamına' gelmiyor. Bunlarla ilgili bir yönetmelik çıkıyor, Ulaştırma Bakanlığı'nın, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve Kamu İhale Kurumu'nun görüşü alınarak bir yönetmelik hazırlanacak, sonra tekrar bu kurumların görüşleri alınarak bir şartname hazırlanacak. Bu şartname çerçevesinde teklifler alınacak ve bütün bu yapılan iş ve işlemler Danıştay denetimine tabidir.

Hükümetin yaptığı bütün iş ve işlemler Danıştay denetimine tabidir. Danıştay gerekli denetimleri yapacaktır, yönetmeliklerle ilgili denetim yetkisi Danıştay'dadır. Bu harcamalarla ilgili hesap, kitap meselesi gündeme geldiğinde de TBMM adına denetim hakkı Sayıştay'dadır ve bu Sayıştay denetimine tabi olacaktır. Bütün bunlar ortadayken sanki bu 20 milyar doların hepsi bir aradaymış, hepsi bir anda harcanıyormuş, yandaşlara dağıtılmış şeklinde iddialar ortaya atıyorlar. Bu iddia sahiplerini küçülten bir itamdır. Kamu İhale Kanunu'ndan istisna olması, teknolojik özellikleri itibarıyla, aciliyeti itibarıyla, bazı teknolojilerin demode olması söz konusu olduğundan bütün bu eğitimin sağlığı, selameti, kamu yararı gibi mülahazalarla tıpkı bundan önceki 58 yönetmelikle yapılan alımlar gibi… Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın alımları var, aciliyet kesbediyor, MİT alımları var, diğer bazı kurumların temin edecekleri, hassasiyeti olan bazı mallar ve hizmetler olabilir.''
    
''Sayın Kılıçdaroğlu bunları defalarca sakız gibi çiğniyor, yakışmıyor''
    
Hüseyin Çelik, istisna alımlara ilişkin hazırlanan 58 yönetmeliğin Kamu İhale Kurumu'nun internet sitesinde yer aldığını, FATİH Projesi'ne ilişkin istisnanın da ilk olmadığını ifade ederek, ''İlk defa bir istisna gelmiş gibi Sayın Kılıçdaroğlu bunları defalarca sakız gibi çiğniyor, yakışmıyor'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün yaptığı konuşmada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bir çağrıda bulunarak, mal varlığını AK Parti'nin internet sitesinde yayınlama teklifinde bulunduğunu hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:

''Sayın Kılıçdaroğlu, 'ben mal varlığını CHP'nin internet sitesine koydum, şimdi Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum, yolsuzluk yapmadığını söylüyorsan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığını aynen yap. Mal varlığını AKP'nin internet sitesine koyabilir mi? Koyamaz' dedi. Sordu ve cevabını verdi. Buna gülsem mi, ağlasam mı, bununla alay mı etsem karar veremiyorum. Sayın Başbakan 7 yıl önce Başbakanlığın internet sitesine mal varlığını koydu. Son güncellemesi 16 Haziran 2011 tarihinde yapıldı. Sayın Başbakan'ın mal varlığı bir tarafa, AK Parti, Hazine'den kendisine yapılan yardımları nasıl harcadığına dair kamuoyuna hesap veriyor. Bütün harcamalarını AK Parti'nin internet sitesine koyuyor. Ben buradan CHP ve Genel Başkanına çağrıda bulunuyorum; AK Parti'nin yaptığını siz yapabildiniz mi? Yapamazsınız. Daha iki gün önce Anayasa Mahkemesi, Hazine'nin size verdiği paralardan 3,3 trilyonluk yolsuzluk yaptığınıza, partinin parasını çarçur ettiğinize dair sizi mahkum etti. Bunu tespit etti ve tescil etti yaptığınız yolsuzluğu. Kendi parti bütçesini çarçur eden, kendi parti bütçesini yolsuzluklara kurban eden bir siyasi parti ülkenin bütçesini ele geçirirse ne yapar Allah aşkına. Ne yapacağı ortada. Çankaya Belediye Başkanını hatırlıyorsunuz. Çankaya Belediye Başkanı çıktı dedi ki 'ben bu yamyamları tatmin edemem, yamyamlar dadanmış'. Bunu ben söylemiyorum, bundan önceki profesör unvanına sahip CHP'li belediye başkanı söylüyor.''
    
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Akaydın'ın sözleri
    

Hüseyin Çelik, CHP'nin İzmir, Antalya ve Mersin büyükşehir belediye başkanlıklarına sahip olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde belediye başkanı dahil birçok yöneticinin yolsuzluktan yargılandığını, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın'ın da ''Ben kral çıplak dedim, CHP'liler rahatsız mı oldunuz. Kral çıplak, kral çıplak, kral cısçıplak. Kızdırırlarsa daha da cıplatırım. Sizin baskınızla ben yüzde 40 personeli kısa süre içerisinde CHP'lilerden aldım ve doldurdum'' dediğini hatırlattı.

Akaydın'ın sözlerinin ideolojik ve siyasi bir kadrolaşmanın itirafı olduğunu ifade eden Çelik, ''CHP'nin elinde 3-5 belediye var. Bütün ipliğiniz pazara çıktı, bütün yaptıklarınız ortada. Bir de ülkenin hazinesini, bütçesini size teslim ederlerse ne yapacağınız çok ayan beyan ortadadır. Ona buna kara çalarak, sürekli onu bunu yolsuzlukla itam ederek, kendi yaptığınız yolsuzlukları ortadan kaldıramazsınız, göz ardı ettiremezsiniz. Sayın Başbakan'ın mal varlığı Başbakanlığının sitesine 7 yıl önce konmuş ve sürekli güncelleniyor ama ana muhalefet partisinin bundan haberi yok. Kendisini Ashab-ı Kehflere, Yedi Uyurlar benzeteceğim ama onlara da uymuyor, çünkü onlar Allah adamıydı. Buna siyasi yedi uyurluk denir Sayın Kılıçdaroğlu. Bu kadar habersiz mi olur insan kendi ülkesinden, itham ettiğiniz, kamuoyu önünde izam ettiğiniz, iftira ettiğiniz insanın ne yaptığını, ne yapmadığını insan bilmez mi?'' diye konuştu.
    
''Ben Gaziantep'e gittim, arkadaşlarımla birlikte senin partini sandığa gömdük''
    
Çelik, Kılıçdaroğlu'nun kendisi hakkında verdiği gensoru önergesini de hatırlatarak, Milli Eğitim Bakanlığı döneminde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın bakanlığa verdiği paraları yandaşlarına peşkeş çektiği iddialarının da gerçek dışı olduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu'nun ''Hüseyin Çelik, Van'a gidemiyor, bu yüzden Antep'ten aday oldu'' iddialarına da yanıt veren Çelik, şöyle konuştu:

''Buna gülerim sadece. Ben şimdi Gaziantep'e gittim de kötü mü oldu. Ben Gaziantep'e gittim, arkadaşlarımla birlikte Sayın Kılıçdaroğlu senin partini sandığa gömdük. 12 milletvekilinin 9'unu aldık, o ekibin başı bendim. Van'da da senin partini sandığa göndük, Van'a da gittim. Ben depremde de gittim, sevinçte de gittim, hemşehrilerimin düğününe de başsağlığına da gidiyorum. Sayın Kılıçdaroğlu'na çağrıda bulunuyorum. İkimiz Van'da birer miting düzenleyelim, ben genel başkan falan değilim, ben mütevazi politikacıyım, eğer ben Sayın Kılıçdaroğlu'nun 10 katı büyüklüğünde miting yapamazsam kamuoyu önünde Sayın Kılıçdaroğlu'ndan özür dilerim. Sayın Bülent Arınç, Sayın Zafer Çağlayan, Sayın Binali Yıldırım, Sayın Ertuğrul Günay, Sayın Hayati Yazıcı, Sayın Beşir Atalay ve diğer arkadaşlarım niçin farklı illerden aday oldularsa bende onun için farklı bir ilden aday oldum, bundan dolayı CHP'ye hesap verecek değiliz. Bu stratejiyi de Sayın Kılıçdaroğlu'nun, CHP'nin anlaması mümkün değil.

Önünüze gelene kara çalarak, iftira ederek siyaset yaptığınızı sanıyorsanız, bununla da sonuca varacağınızı sanıyorsanız kendi kendinizi kandırıyorsunuz. Benim başım dik, alnım açıktır. Ben, İMKB'nin MEB'e aktardığı kaynaklarla yaptığımız ihaleyle ilgili olarak Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun inceleme yapmasını istedim. Ben bizzat Sayın Başbakana gittim, 'Sayın Başbakanım, eğer siz buna inceleme izni vermezseniz ben şaibe altında kalırım, çok istirham ediyorum efendim' dedim. 'Farklı kurumlardan denetim elemanları derlensin, bir inceleme yapılsın, çünkü ben ihale komisyonu başkanı değilim, benim bilgim dahilinde olmadan bürokratlar, alttaki insanlar herhangi bir şey yapmış olabilir, bunu inceleyelim, madem bir iddia var, orada karanlık nokta kalmasın' dedim. Sayın Başbakan'ın teklif ve onayıyla bir inceleme yapıldı. Sayın Kılıçdaroğlu'nun 'yolsuluk ispat ettim, ortaya koydum' dediği hususla ilgili yapılan inceleme sonunda bırakın benimle ilgili oradaki bütün bürokratlarla ilgili herhangi bir usulsüzlük, yolsuzluk tespit edilememiştir. İş ve işlemler kanuna uygun yapılmıştır, disiplin soruşturmasına, idari soruşturma yapılmasına bile gerek yoktur kararı verilmiştir.''

Hüseyin Çelik, Kılıçdaroğlu'nun yolsuzluk tespit etmesi ve bunu ispat etmesi halinde bu durumu savcılığa bildirmemekle görevli olduğunu belirterek, ''Peki o gündür, bugündür niçin bir mahkemeye bu dosyaları teslim edip benim ve oradaki bürokratların yargılanmasını temin etmediniz. Eğer böyle bir şey varsa ve siz bunu savcılıklara vermediyseniz siz o suçun ortağısınız ama ortada fol yok, yumurta yokken Başbakana, Başbakan'ın çalışma arkadaşlarına, bakanlara partinin yetkililerine siz ha bire kara çalacaksınız, bu tek kelimeyle ayıptır'' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun daha önce de kendisi, ailesi ve kardeşiyle ilgili iddiaları olduğunu hatırlatan Çelik, ''Bu iddialara ilişkin 'eğer 24 saat içerisinde bildiği belge ve bilgileri açıklamazsan, savcılıklara suç duyurusunda bulunmazsan Sayın Kılıçdaroğlu seni müfteri ve namert ilan edeceğim' demiştim, bundan yıllar önce söylemiştim, o gün bugündür ses yok. Sonra da 'ben bunları söyledim, kimse bana bir şey söylemedi' diyor. Buna pişkinlik denir ama CHP'nin yaptıkları ortadadır'' diye konuştu.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında soruları yanıtladı.

Bir gazetecinin ''Tutuklu milletvekilleri için Meclis'te düzenleme yapılacağı konusunda haberler var, bu haberler konusunda ne diyeceksiniz- AK Parti'nin bu konudaki tutumu ne olacak-'' sorusu üzerine Çelik, şunları söyledi:

''Bu konu gündeme geldiği günden beri biz CHP'ye diyoruz ki: Formülü bir yazın getirin, görelim formülü. CHP'nin getirdiği bir formül yok. A,B,C şahsı üzerinde durmuyorum. Bir, iki gazeteci arkadaşımız, bir general, bir eski rektör bunları siz listenizden aday yapacaksınız ve milletvekilliğini siz hapishaneden adam çıkarma aracı haline getireceksiniz. Peki bu masum diğer vatandaşın günahı ne- Şu anda Silivri'de tutuklu olan diğer insanların kabahati ne? Onları da listesinden koysun, alsın getirsin o zaman. Netice itibarıyla tekrar söylüyorum: Anayasa ve yasalar çerçevesinde hukuku hiçe saymadan keyfiliğe düşmeden CHP formül geliştirsin. İlk günden söyledik: Buyurun getirin bu formülü görelim bakalım 'siz neye göre, neye istinaden böyle bir şey yapacaksınız', bunu getirsinler görelim bakalım.''

''Tutuklu milletvekilleri konusunda siz anamuhalefet partisine kendi önerilerini getirsin dediniz. Ama AK Parti olarak bu konuda sizin bir formülünüz var mı? Siz bir formül getirecek misiniz? Duruşunuz ve tavrınız ne olacak?'' sorusu üzerine, ''Ben duruşumuzun ve tavrımızın ne olduğunu söyledim. Bir daha orayı isterseniz tekrar etmeyeyim'' dedi.

Çelik, Suriye'deki kayıp gazetecilere ilişkin soruya ''Daha önce bildiğimizin dışında, bildiğimiz yeni bir şey yok. Ama Dışişleri Bakanlığı'ndan farklı bir bilgi alırsak, Dışişleri veya biz bunu sizinle paylaşırız. Bu iddia üzerine eğer farklı bir şey olursa bunu paylaşırız'' yanıtını verdi.
    
''Savcılar neyin ne olduğunu çok iyi biliyorlar''
    
''12 Eylül soruşturması davaya dönüştü hükümet de buna müdahil oldu. 28 Şubat soruşturması kapsamında da çok sayıda kişi gözaltına alındı; bunların arasında Çevik Bir de var. Muhalefet partilerinin altını çizdiği bir konu var 27 Nisan e-muhtıra olarak bilinen bu bildiriye ilişkin bir yasal sürecin başlatılmasına yönelik bazı görüşler dile getiriliyor. Parti olarak buna nasıl bakarsınız, bir de kişisel görüşünüzü merak ederiz; zira o dönemde Milli Eğitim Bakanı idiniz'' sorusu üzerine Çelik, şunları söyledi:

''27 Nisan bildirisinden çok kısa bir süre sonra ben sayın Büyükanıt ile Genelkurmay'da baş başa 2 saat 10 dakikalık bir görüşme yaptım. O zaman da Sayın Büyükanıt bunun kesinlikle bir muhtıra olmadığını, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hassasiyetinin kamuoyuyla paylaşıldığını ve burada kimlerin üzerine ne alması gerektiği ile ilgilenmediklerini bana söylemişti. 'Bu bir muhtıra asla değildir. Biz burada bazı duyarlılıklarımızı ifade ettik, ilk defa yapılan bir şey de değildir' gibi bir açıklama yapmıştı. Detayına girmeyeyim. Şimdi birisi bu 'muhtıra' diyor, biri 'değildir' diyor. Nitekim hükümet bunu bir muhtıra olarak algıladı ve buna gerekli cevabı verdi. O muhtıra bir paçavraya dönüştü. Hükümetin duruşuyla, hükümetin buna verdiği cevapla, o muhtıra ise bile o bir kağıt parçasına, bir paçavraya dönüştü.

Şu anda TBMM'de bir araştırma komisyonu kuruldu bu araştırma komisyonu bütün darbelerle 12 Mart da dahil olmak üzere bütün darbelerle, muhtıralarla ilgilenecektir ve burada çok ciddi araştırma yapılacaktır. Bir rapor hazırlanacaktır. Eminim ki bu rapor bizi de kamuoyunu da aydınlatacaktır ve icra organının da yol haritası olacaktır. Yargıya çok büyük bir hazırlık yapılmış olacaktır belki bununla. Onun için orada da bu mesele ele alınacaktır. 28 Şubat'la ilgili 'AK Parti niye müdahale etmedi- Niye 12 Eylül davasına AK Parti gidip müdahil olmadı-' Biz bunu yazılı açıklamayla açıkladık. AK Parti o tarihte yoktu. Biz iktidar kanadı olarak bir şeye doğrudan şey olduğumuz zaman… Biz müşteki olduğumuz zaman, dava açtığımız, davalık konumda olduğumuz zaman birileri 'İktidar yargıyı etkiliyor, yargı iktidarın gölgesinde kalıyor' ithamında ve iddialarında bulunabilir. Şu anda Türkiye'de sivil toplum gayet iyi çalışıyor. Savcılar neyin ne olduğunu çok iyi biliyorlar. Hangi konuda kimlerle ilgili inceleme ve soruşturma başlatacakları yargının, savcının işidir. Dolayısıyla 28 Şubat'ta da diğerlerinde de böyle olmuştur. Türkiye'de demokratikleşme oldukça, açık toplum oldukça hiçbir şey hasırın altında kalmayacaktır. TBMM'deki araştırma eminim ki çok güzel sonuçlar ortaya koyacaktır. Bununla da ilgili bekleyelim görelim.''
    
''Türkiye kendisine biçilen rolü oynamaz derken…''
    
''Geçtiğimiz hafta sonu İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in bir ziyareti sırasında vatandaşla diyaloğu yansıdı. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bunu-'' sorusuna Hüseyin Çelik, ''Bu kamuoyunda çok konuşuldu, tartışıldı. Her insanın farklı bir tarzı vardır. Şahsen ben olsam orada vatandaşın böyle bir şey söylemesi üzerine, benim tepkim o şeklide olmazdı, demekle yetinmek isterim'' karşılığını verdi

Suriye'ye ilişkin bir soru üzerine Çelik, şunları kaydetti:

''Böyle bir talep yok, böyle bir itham var, iddia, iftira var. Dikkat ederseniz bütün muhalefet partisi sözcüleri ve liderleri 'Türkiye'nin kendi iradesiyle değil, başkalarının yönlendirmesiyle Amerikanın yönlendirmesiyle Suriye meselesiyle ilgilendiğini. Sayın Başbakanın böyle bir telkinle, yönlendirmeyle arabuluculuğa soyunduğunu' ifade ediyorlar. Söylemeye çalıştığım budur. Sayın Başbakan kendi ülkesini yakından ilgilendiren bir meseleyle ilgilenmek durumundadır. Bizim Suriye ile 910 kilometre sınırımız var. Suriye bütün dünyayı, bütün medeni toplumları ilgilendiriyor. Ama bizi daha fazla ilgilendiriyor, çünkü Türkiye'de öyle köyler var ki camisi bizim taraftadır minaresi Suriye tarafında kalmıştır. Bunu biliyorsunuz bir aşiretin yarısı bizim taraftadır, yarısı diğer taraftadır. Suriye ile aramıza çekilen hatlar cetvelle çekilmiş aslında hayali hatlardır. Suriye ile bizim ciddi bir tarihi geçmişimiz var, bizim Suriye halkıyla gönül birlikteliğimiz var. Suriye halkıyla ve toplumuyla bizim derdimiz yok. Kendi halkına eziyet eden Suriye'nin yönetimi ile bizim derdimiz. Türkiye kendisine biçilen rolü oynamaz derken, böyle bir talebe cevap vermiyorum, böyle bir iddiaya ve ithama cevap veriyorum. Bu da muhalefetten ve bazı köşe yazarlarından geliyor maalesef.''