Millet iradesi statükocu yapıyı parçaladı

Millet iradesi statükocu yapıyı parçaladı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''12 Eylül 2010 referandumuna kadar biz iktidar olmamıza rağmen bize adeta kendi memleketimizde parya, kiracı muamelesi yapmaya çalıştılar. Biz 12 Eylül 2010 referandumuna kadar bu statükocu yapıda mağdur ve mazlum konumundaydık. Ama millet iradesi Allah'a hamd olsun bunların hepsini parçaladı'' dedi.

Çelik, AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanlığı 10. Bölge Yerel Yönetimler Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçmişte her kabine değişikliğinin, parti kongrelerindeki değişikliklerin, büyük depremlere neden olduğunu, küskünlüklerin, dargınlıkların aylarca sürdüğünü, partilerin büyük sıkıntılar ve çatlamalar yaşadığını söyledi.

Bu anlamda AK Parti'de bu tarz sıkıntıların asla yaşanmadığını anlatan Çelik, ''Çok şükür bizim aldığımız parti terbiyesi, bizim inandığımız değerler, bütün geldiğimiz mevkilerin emanet olduğu şuuruyla hareket ettiğimiz için bugüne kadar yapılan hiçbir kabine değişikliği, MYK değişikliği, çeşitli kademelerde yapılan değişiklikler partimizde bir küskünlüğe, çatlamaya yol açmamıştır. Son değişiklik de böyle olmuştur. Hizmeti geçmiş olan, eski Bakanlarımıza teşekkür ediyorum tüm yeni Bakanlarımızı tebrik ediyorum'' diye konuştu.

''Hiçbir başarı tesadüf değildir. Başarı ter kokar''

Konuşması sırasında bazı fıkralar anlatan ve muhalefet partisini eleştiren Çelik, şunları kaydetti:

''Kılıçdaroğlu son grup konuşmasında 'AK Parti övünüyor, ihracat yaptık diye, ithalatı da söyleyin' diyor. 2002 öncesinde ithalat yok muydu- Hiçbir başarı tesadüf değildir. Başarı ter kokar. Başarılı olmuşsak bu bize Allah'ın lütfudur, ama bizim arkadaşlarımızın gayretini hiçbir zaman yabana atmayacağız. Bugüne kadar 7 seçime girdik. 7 sandıkta da vatandaş bizim yanımızda durdu. Bu büyük bir nimettir. CHP bundan etkilenmiş olacak ki; CHP Genel Başkan Yardımcısı Hurşit Güneş gazetecilere diyor ki, 'Baktık olmuyor, bir gazeteci arkadaşımızı ajan olarak AKP genel merkezine gönderdim. Orada araştırma yapıyor, onlar bu işi nasıl yapıyorlar gelip bize anlatacak biz de öyle yapacağız' Bana sordular bunu, ben de dedim ki sayın Hurşit Güneş ayıp etmiş, ajan göndermesine gerek yok. Adıyla sanıyla göndersin. Biz misafirperver insanlarız, hatta CHP Gençlik Kollarını göndersinler eğitelim. Ama bizim ilk dersimizin konusu nezaket ve samimiyet olacak.''

''Önümüze hep yasak koydular, önümüze hep takoz koydular''

Çelik, AK Parti olarak buralara kolay gelmediklerini, kuruldukları günden itibaren önlerine bir çok engelin çıkarıldığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

''Biz buralara çok kolay gelmedik, kurulduğumuz andan itibaren önümüze onlarca takoz getirip koydular. Parti kurma çalışmaları yaparken, Afyon'da kurucular kurulu olarak çalışma yapıyoruz. Cuma günü telefonum çaldı, o günkü derin devletin uşağı bir adam beni aradı. Bana dedi ki; 'Hüseyin bey sen bu ekibe yakışmıyorsun, yol yakınken dön. Parti kurulur kurulmaz Tayyip beyle ilgili, sizinkilerle ilgili kasetler çıkacak, Anayasa Mahkemesi aleyhte karar verecek, genel başkanınıza yol geçit verilemeyecek. Şöyle felaket olacak, böyle felaket olacak' diye bana kendi aklınca telkinlerde bulundu. Ben de dedim ki, 'Bak beyim sen bunları anlatmadan ben bu harekete dört elle dört kolla sarılmıştım. Bunları anlattıktan sonra şimdi ahtapot kollarıyla sarılacağım' dedim. Kurulduğumuz günden beri, kurulmadan önce de hep yasak koydular, önümüze hep takoz koydular. Hep plan çevirdiler. Entrikalarla bu hareketi boğmaya çalıştılar. Ama kulların hesabı varsa Allah'ın da hesabı var. En son 2008 yılında iktidar partisine kapatma davası açtılar. 12 Eylül 2010 referandumuna kadar biz iktidar olmamıza rağmen bize adeta kendi memleketimizde parya, kiracı muamelesi yapmaya çalıştılar. Biz 12 Eylül 2010 referandumuna kadar bu statükocu yapıda mağdur ve mazlum konumundaydık. Ama millet iradesi Allah'a hamd olsun bunların hepsini parçaladı. Şu anda Türkiye emin adımlarla ekonomik olarak maddi manevi olarak yoluna devam ediyor.''

''Başbakanımız bizim için Everest'tir''

Çelik, dünyanın en yüksek tepesi Everest'e işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Fakat Everest Tepesi, Himalayalar'la birlikte Everest'tir. Himalayalar silsilesi olmazsa Everest olmaz. Başbakanımız bizim için Everest'tir. Onun altında büyük bir Himalayalar kitlesi vardır. Her birimiz üzerimize düşeni olması gerektiği biçimde yapmazsak, gereken performansı elde edemeyeceğimizden endişe ederim. Kim çalışırsa o başarır. Şahıs seçmek tabi ki önemlidir. Adaylarımızı seçmek tabi ki önemlidir. Meseleyi çok sıkı tutmak zorundayız. Unutmayın biz birlikte bir bütünüz. Birbirimizin tamamlayıcı parçalarıyız.''

''CHP'de 135 milletvekili var 45 ayrı ses çıkıyor''

AK Parti kurulduğunda her ağızdan bir ses çıktığını anlatan Çelik, konuşmasını şöyle tamamladı:

''59. hükümeti kurduğumuzda, AK Parti bir koalisyondur dediler. 'Bu çatlar, patlar, dağılır, bölünür' dediler. Orkestrada birbirine taban tabana zıt özelliklere sahip olan sazlar, enstrümanlar vardır. Kemanın sesiyle zilin sesi, viyolonselin sesiyle bir başkasının sesi hiçbir zaman bir değil. Farklı sesler çıkar, orkestra şefi maharetliyse, becerikliyse oradan çıkan farklı sesleri armoniye dönüştürür, hoş bir name olarak çıkar. Fakat orkestra şefi beceriksizse oradan armoni değil kakafoni çıkar. Şimdi CHP'de 135 milletvekili var 45 ayrı ses çıkıyor. Şimdi Bremen Mızıkası gibi, biri Halep'ten bahsediyor, biri Şam'dan bahsediyor. Biz tabi ana muhalefetin de derli toplu olmasını istiyoruz. Sayın Başbakan, liderliğiyle farklı özelliklere sahip olan insanları bir arada tutmuştur ve bu başarılar gerçekleşmiştir.''