CHP Türkiye’nin en ‘eskimiş’ partisidir

CHP Türkiye’nin en ‘eskimiş’ partisidir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, muhalefet partilerinin genel başkanlarının dünkü TBMM Grup konuşmalarında, iktidara yönelik yaptıkları eleştirilerine cevap verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ''İktidar bilimi bitirdi'' sözlerini hatırlatan Çelik, 10 yıl önce Türkiye'de 76 üniversite varken bugün 168 üniversitenin bulunduğunu, dünya bilimine katkı açısından da 10 yıl önce 23'üncü sırada yer alan Türkiye'nin bugün 17'inci sıraya yükseldiğini, yayımlanan bilimsel makale sayısının da 28 bine çıktığını kaydetti.

Çelik, ''Rakamlar, sayısal verilerle birlikte niteliğin de arttığını gösterirken, master, doktora yapan kişi sayısı artarken, Türkiye kendi uydusunu dizayn edip uzaya gönderirken, Türkiye savunma sanayinde kendi tanklarını yaparken siz, 'batıyoruz, bilim adına hiçbir gelişme yok' diyeceksiniz. Allah aşkına size kim inanır, bunları yaptığınız zaman'' dedi.
    
Yatırım miktarı 14,9 milyar dolardan 119,3 milyar dolara çıktı
    
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, ''üretim dışlandı'' ifadesinin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Hüseyin Çelik, ''Üretimi dışlayan bir Türkiye, 2002'de 36 milyar dolar ihracat yaparken bugün 152 milyar dolar nasıl ihracat yapabilir. İhraç ettiğimiz malların yüzde 95-96'sı sanayi mamulüdür, nohut mercimek, fasülye değil'' diye konuştu.

Çelik, Kılıçdaroğlu'nun, Türkiye'nin imalat sanayisine kredi veremez hale geldiğini savunduğunu hatırlatarak, ''Daha bu sabah itibarıyla BDDK'dan aldığım rakamlara göre 2002'de vatandaş yüzde 70 ile yüzde 75 ile faizin olduğu bir ülkede kimse kredi alır mı- Kardeş kardeşe TL üzerinden borç vermiyordu. 2002'deki toplam kredi miktarı 48 milyar TL. Bugün ise bu rakam 726 milyar TL'ye çıkmış. 16 kart artış var'' dedi.

Sanayi sektöründe verilen kredi miktarında 8 katlık artış olduğunu vurgulayan Hüseyin Çelik, ''Bireysel kredilerde yüzde 39'luk artış var. Siz KOBİ'lere verilen krediyi, kredi kabul etmiyor musunuz Sayın Genel Başkan. 1980-2002 arasındaki 22 yılda Türkiye'ye gelen yatırım miktarı 14,9 milyar dolardır. AK Parti'nin iktidarda olduğu 10 yılda Türkiye'ye 119,3 milyar dolar doğrudan yatırım sermayesi geldi'' ifadelerini kullandı.
    
''Kamu net borç stoku, yüzde 61,5'ti, şimdi yüzde 20 seviyesinde''
    
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, faiz ödemeleri konusundaki açıklamalarına da değinen AK Parti Sözcüsü Çelik, 2002'de yüzde 62 seviyesinde olan borçlanma faizinin bugün 10 kattan fazla düştüğünü belirtti. 2002 öncesinde toplanan tüm vergilerin faiz ödemelerine gittiğini ancak son yıllarda durumun değiştiğini dile getiren Çelik, ''Milli gelirimizin yüzde 15'inden fazlasını faize ödüyorduk. Bugün topladığımız her 100 TL'nin 15 TL'sini veriyoruz. 2002'de ise 86 TL'sini veriyorduk. Kamu borç stoku verilerine göre ise 2002'deki her 100 TL'lik milli gelirimizin 74 TL'si borçtu, şimdi ise her 100 TL milli gelirimizin 36 TL'si borç. Kamu net borç stoku, yüzde 61,5'ti, şimdi yüzde 20 seviyesinde. Tablo bu kadar açık. Birbirimize muhalefet edelim ama rakamları çarpıtmayın'' diye konuştu.

Çelik, işsizlik konusunda da ''Biz işsizliği bitirdiğimizi iddia etmiyoruz. İşsizlik yüzde 9,1 şu anda Türkiye'de. Bütün dünyada ekonomik kriz var. İşsizlik gittikçe yükseliyor. Fransa, Yunanistan, Macaristan, İtalya, Slovenya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, İspanya, İrlanda, Litvanya gibi pek çok Avrupa ülkesinde işsizlik Türkiye'dekinden çok daha yüksektir. Türkiye'de son 1 yılda 1 milyon kişiye ilave istihdam oluştu. İşsizliğin Avro Bölgesi ortalaması yüzde 11,8'dir'' değerlendirmesinde bulundu.
    
''CHP'nin köklerinde gerçekten anaların gözyaşı var''
    
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun ekonomik göstergelerle ilgili değerlendirmelerine tepki gösteren Çelik, ''Sayın Kılıçdaroğlu, dün Grup toplantısında büyük bir ekonomi dehası gibi esip savuruyor ama kusura bakma sen alemi sersem, herkesi kör falan mı zannediyorsun Sayın Genel Başkan'' dedi.

Son yapılan kamuoyu araştırmalarına göre vatandaşın yüzde 54'ünün 'bugün seçim olsa ben oyumu AK Parti'ye veriyorum' dediğini kaydeden Çelik, ''Vatandaş, kendisine haksızlık eden bir iktidarı iktidarda tutmaz. Eğer siz vatandaş memnuniyetini sağlamazsanız vatandaş sizi sandığa gömer'' ifadelerini kullandı.
    
''Böyle bir ifadeyi bir genel başkan kullanamaz''
    
Kılıçdaroğlu'nun, ''Herkes geldi gitti ama CHP dimdik ayakta'' sözlerini ''Çemberlitaş'taki dikili taş da asırlardır orada ayakta fakat işte öyle ayakta'' görüşüyle değerlendiren Çelik, ''CHP, Türkiye'nin en eskimiş partisidir'' diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''Bizim köklerimizde anaların gözyaşı vardır'' tespitine katıldığını vurgulayan Hüseyin Çelik, ''Vallahi doğrudur, CHP'nin köklerinde gerçekten anaların gözyaşı var'' dedi.

Çelik, Kılıçdaroğlu'nun, ''CHP, bu ülkede yurtseverlerin, namuslu insanların birleştiği, bir araya geldiği partidir'' sözlerini şöyle değerlendirdi:

''Bu ne demek, mefhumu muhalifinde? 'CHP'de toplananların dışındakilerin namustan falan hiç haberi yok. Namustan payları yok.' Böyle bir ifadeyi bir genel başkan kullanamaz. 'Bizim partililer, dürüst namuslu insanlar' diyebilirsiniz. 'Yalnız namuslu insanların toplandığı bir partidir burası' derseniz kusura bakmayın çok yadırgarım.''

Kılıçdaroğlu'nun bu değerlendirmeyle Türkiye'de vatandaşların yüzde 75'ini itham ettiğini ifade eden Hüseyin Çelik, Kılıçdaroğlu'nun, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na ilişkin ''Kusura bakmayın, sizin adınızda yüksek var ama siz çukursunuz' sözlerinin yakışıksız ve kabullenilmez olduğu söyledi.
    
''Sayın Bahçeli size aynen iade ediyorum''
    
Sakin olarak nitelediği MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de kürsüye çıktığı zaman farklı adam olduğunu savunan Çelik, ''Hani bu bilim kurgu filmlerinde var ya akşam ay çıktıktan sonra bir başka şekil alırsınız. Kürsüye çıktığı zaman Sayın Bahçeli o şekli alıyor ve küfrün, hakaretin, iftiranın, yalanın, dolanın haddi hesabı yok. Biz iktidarız birçok şeyi sineye çekeriz. Sayın Başbakan dün hiç bir şey söylemedi. Büyük bir olgunluk örneği gösterdi ama kusura bakmayın ben camiam adına Parti Sözcüsü olarak bu kadar geniş olamayacağım. Ben o bütün kötü sarf ettiği sözleri… Bakın bizi Haçlılarla, kafir planlarıyla aynı niyete sahip olmakla suçluyor. Damat Ferit'in bayrağını taşımakla suçluyor, soytarılıkla suçluyor. Yeni anayasayla birlikte Türklüğün tasfiye edicileri olarak bizi niteliyor O kelimeleri kim yazdıysa oraya ben bütün bu kötü yakıştırmaları, bu hakaretleri, bu tahkir ve tezyif ifadelerini Sayın Bahçeli bunu yapmak istemezdim ama Sayın Bahçeli size aynen iade ediyorum.''

''BDP ve MHP birbirine muhtaç''
    
BDP ile MHP'nin birbirine muhtaç iki parti olduğunu belirten Çelik, ''Birbirinin teşvikçisi, tahrikçisi konumunda iki partidir bunlar. Kan gözyaşı, şehit cenazeleri, ölme ve öldürme faaliyetleri olduğu sürece etnisiteye dayalı faaliyet yapan siyasi partiler varlıklarını sürdürürler'' dedi. BDP'lilerle MHP'lilerin birbirleriyle polemiğe girmediğine dikkati çeken AK Parti Sözcüsü Çelik, şöyle devam etti:

''BDPliler, MHP'ye bir şey söylemiyorlar niye çünkü MHP onlara lazım. Sayın Bahçeli, Güneydoğu'da vatandaşa dışkı yediren zihniyet sizin zihniyetinizdi. Sizin partinizdi demiyorum bakın, sizinle aynı zihniyetti. OHAL'i sürdüren zihniyet, failleri meçhulleri yapan zihniyet, köy boşaltan, köyleri yakan zihniyet, sizinkiyle aynı zihniyetti. PKK'nın eline koz veren, PKK için malzeme oluşturan, PKK için bahaneler üreten zihniyetle Sayın Bahçeli, sizin zihniyetiniz aynıdır. Bakın bir zihniyet… O gün iktidarda olan zihniyetten söz ediyorum.''

Çelik, ''Türkiye bölünüyor, Türkiye bölünecek'' değerlendirmelerine de karşı çıkarak, ''Türkiye'yi böler bu kafa. Aksine, insanların aklına gelmeyen şeyi getiriyorsunuz. Biz Türkiye'nin bütünlüğünden, Türkiye'de kan dökülmesinin önlenmesinden yanayız. Gözyaşı bitsin istiyoruz. Bu ateşi söndürmüyorsanız, su taşımıyorsanız hiç olmazsa benzin püskürtmeyin. Yaptığınız budur sayın Bahçeli. Esas bu yapılan iş soytarılıktır'' diye konuştu.

Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü'nde yayımlanan bir genelgede işçilerin durumuyla ilgili değerlendirmelerin yer aldığını ve bu genelgenin kaynağının Sayıştay'ın yaptığı denetlemeye dayandığını kaydeden Hüseyin Çelik, söz konusu genelgenin ilgili bakan tarafından iptal edildiğini vurguladı.

TTK Genel Müdürlüğü'ne bağlı maden ocaklarında çalışan devlet işçilerine ödenen ücretin, özel sektördeki maden işçilerine göre çok fazla olduğuna dikkati çeken Çelik, ''Sayın Kılıçdaroğlu'nun borçlu olan işçilerle ilgili değerlendirmelerine ben de katılıyorum. Onlar bizim insanımız, bizim işçilerimiz. İşten atmak en son akla gelebilecek yöntem olmalı. Atılması gereken onlarca adımdan sonra nihai olarak işten çıkarma gündeme gelebilir. Sayın Bakanın hazırladığı sonradan hazırladığı genelge de bu çerçevededir'' ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik, bugün bir gazetenin manşetinde yer alan ''asabiyet'' ifadesini, ''gazetecilik mesleği açısından yüz karası kabul ettiğini'' belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün TBMM Grup konuşmasında dile getirdiği asabiyet kavramının ''baba tarafından olan akrabalara, kabileye düşkünlük, milliyete düşkünlük ve onlar dışındakileri küçük görmek'' anlamına geldiğini kaydetti.

Çelik, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Doğu Anadolu Bölgesi milletvekilleriyle yaptığı istişare ve değerlendirme toplantısına 8 ilin milletvekilleri, AK Parti il başkanları, partili belediye ve il genel meclisi başkanları ile kadın ve gençlik kolları başkanlarının katıldığını belirten Çelik, toplantıda Başbakan Erdoğan'ın sadece İmralı ile görüşme süreciyle değil genel olarak bu konuda AK Parti ne yaptığı konusunda katılımcılara yaklaşık 40 dakika süren sunum yaptığını söyledi.

Hüseyin Çelik, bir soru üzerine de şu an İmralı'ya yeni görüşme için kimin gideceğiyle ilgili kesinleşen bilgi olmadığını ifade ederek, şöyle devam etti:

''BDP'lilerden yapılan müracaatlar var, ancak şunu da özellikle belirtmek isterim, daha önce biz kendilerine 'bu konuda çözüme katkı olarak siz ne diyorsunuz' dediğimizde, silahların susması, terör örgütünün silahları bırakması, en azından Türkiye dışına çıkması gündeme geldiğinde, BDP'lilerin hepsinin söylediği şuydu; 'bunun muhatabı biz değiliz, bunun muhatabı Öcalan'dır' diyorlardı. Sonra Öcalan ile MİT görüşmeler yaptı, bir süreç başladı. Bu sefer de 'BDP olarak, kurumsal olarak biz sürecin içinde olmalıyız', 'DTK'da içinde olsun, KCK'da içinde olsun' dediler. Bu işi sulandırmaktır, işi ciddiyetsiz tarafa götürmektir.

Sonuç itibarıyla Türkiye'deki Kürt vatandaşlarımızın durumuyla ilgili her bir siyasi partinin söz söyleme hakkı vardır. BDP'nin de CHP'nin de AK Parti'nin de vardır. En fazla Kürt vatandaşlarımızdan oy alan parti de AK Parti'dir. Kürt aydınlar var ama PKK çizgisinde olmayan Kürt aydınlar var, onların ne dediği de bizim için önemlidir. Bir Kürt aydını, PKK çizgisinde değilse ya tehdit ediliyor ya halk nezdinde sıkıntılı duruma düşürülmek için özel bir gayret sarf ediliyor. Eğer barış ve demokrasi kelimeleri partinizin adında bulunuyorsa kimseyi tehdit etmeyeceksiniz, efelenmeyeceksiniz. Silahların gölgesinde siyaset yapmayacaksınız, terörü kutsamayacaksınız, terörü meşru görmeyeceksiniz, kan dökülmesini hiçbir şekilde meşru görmeyeceksiniz, demokratik değerler platformunda siyaset yapmaya devam edeceksiniz.''

Çelik, İmralı'ya kimin gitmesi gerektiğiyle ilgili kararın hükümet ve Adalet Bakanlığı tarafından verileceğini vurgulayarak, henüz Ahmet Türk veya bir başkasıyla ilgili alınmış bir karar alınmadığını söyledi.
    
İmralı görüşmeleri
    
''Şu ana kadar birilerinin ikinci kez İmralı'ya gitmemiş olması gitmeyeceği anlamına gelmez. Bu sürecin tıkandığı anlamına hiç gelmez'' diyen Hüseyin Çelik, AK Parti olarak hiçbir zaman süreci tıkayıcı olmadıklarını ve olmayacaklarını vurgulayarak, daha önce Habur konusunda attıkları iyi niyetli adımın sabote edildiğini söyledi.

Çelik, ''Bu sürecin başlamasından beri hepimizin hassasiyetle üzerinde durduğu şey şudur; kimse bunu sabote etmesin, herkes söylemlerine de eylemlerine de dikkat etsin ve yapıcı katkıda bulunsun. Yapıcı katkıda bulunmuyorsa hiç olmazsa sussun'' diye konuştu.

Paris'te 3 kadının öldürülmesiyle ilgili bir soru üzerine de Çelik, gerekli açıklamaların Fransız savcıları tarafından yapıldığını anımsatarak, ''Bunun çok daha netleşmesi gerekiyor. Netleştikten sonra sizinle bu meseleyi tekrar paylaşacağım, o zaman da bize akla, hayale gelmedik hakaretleri edenlerle bir kez daha yüz yüze gelmiş olacağız'' değerlendirmesinde bulundu.
    
Başbakan Erdoğan'ın 3 çocuk isteği
    
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in 3 çocuk ve üzerinde çocuğu bulunanlara bazı teşvikler verileceği yönünde açıklamalarının olduğunun hatırlatılması üzerine de Çelik, şunları söyledi:

''Sayın Başbakanın her nikah merasiminde asgari 3 çocuk diye damada, geline tavsiyede bulunması bir istek, temennidir ve bir arzudur. Bu bir zorunluluk, mecburiyet değil. Sayın Başbakan, '3 çocuğa ulaşmayana ceza verin' falan demedi, '2 çocuğu olanlar suçludur' hiç demedi. Sayın Başbakanın ne isteyeceğine ya da ne istemeyeceğine başkası karar veremez. Ben buna katılıyor muyum? Yüzde yüz katılıyorum, benim de 3 çocuğum var, keşke daha fazla olsaydı.

Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki 'tamam da vatandaş nasıl bunu yetiştirsin'. Türkiye'de çocuğu olmayanlar zenginlerdir, fakirler değil. Terslik burada. Bir bakıyorsun fakir fukara vatandaşın, bir ekmeğe muhtaç vatandaşın bir düzine çocuğu var fakat çocuğunu eğitebilecek, okutabilecek, ona maddi imkanları temin edebilecek insanların çocuğu yok. Bunu görmeniz lazım. Çocuk parasını 2 çocuğa kadar vereceksiniz üçüncü çocuğa vermeyeceksiniz bu yanlış. Şartlı nakil transferinde anneye para öderken, '2 çocuğa para veriyor, fazlasına vermiyoruz' demiyoruz. 7 çocuğu da okula gidiyorsa hepsine destek veriyoruz. Bizim en büyük sermayemiz genç nüfusumuzdur. Nüfusu büyük olmayan ülke maddi düzeyi ne kadar büyük olursa olsun büyük değildir. Büyük ülke aynı zamanda büyük nüfus demektir. Eğer suçu nüfusunuza yıkarsanız bu toplumun geleceğini bitirirsiniz. Yaşlı nüfus Avrupa'nın en büyük problemidir. Sayın Başbakanın söylediği aykırı geliyor birilerine, çünkü bugüne kadar hep duyduğu nüfus planlamasıdır, neredeyse çocuk doğmasına engel olmaktır. Deliliğin standart olduğu yerde akıllılık sapmadır. Başbakanın söylediğini aykırı bulanlar kendilerini check ederse fena olmaz.''
    
Kabine revizyonu iddiaları
    
Hüseyin Çelik, revizyon iddialarına ilişkin soruya da ''Kulislerden sızan habere göre, yakınlarından alınan bilgilere göre, AK Parti Genel Merkezi'nde üst düzey bir yetkilinin bildirdiğine göre bunların hepsi hikayedir. Bugüne kadar hiç birisi tutmamıştır'' yanıtını verdi.

Başbakan Erdoğan'ın bu konuda çok ketum olduğunu vurgulayan Çelik, ''Köşke liste gidip Sayın Cumhurbaşkanı onaylayıncaya kadar bir tek Allah'ın kulu bilmez. Ben de Milli Eğitim Bakanı olduğumu televizyondan öğrenmiştim'' dedi. Çelik, ''kabine değişikliği olacak'' iddiaları sürdükçe de Başbakan Erdoğan'ın revizyonu geciktirebileceğini belirtti.
    
Öğretmen atamaları
    
Öğretmen atamalarına ilişkin soru üzerine de Çelik, ''Sayın Başbakan, kanun hükmünde kararnamede bir yılda bir kereye mahsus atama yapıldığının ifade edildiğini, buna göre maliyenin, devlet personelinin bir planlaması olduğunu söyledi ve bu yıl şubatta atama yapılmayacağını söyledi. Ben de bunu arkadaşlarla paylaştım'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın Gaziantep ziyareti sırasında bir kişiyle arasında yaşanan diyaloğa da değinen Çelik, seslenen kişinin tarz ve tavırın son derece nezaket dışı olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Sayın Başbakan da 'al o zaman oyun senin olsun' dedi. Sonuç itibarıyla arkadaşlar, gidip de hükümetlerle 'şunu yaparsan oy veririm, yapmazsan…' Biz popülizme hiçbir zaman prim vermedik. Ama eş durumu atamalarıyla ilgili Gaziantep'te Sayın Başbakan kürsüden de söyledi. Bu özellikle ailelerin birleşmesi anlamında. Sayın Başbakan bu konuda ciddi bir hassasiyet gösteriyor ve 'bu konuyla ilgili çalışmamız var' dedi. Ümit ediyorum ki bütün beklentileri karşılamasa bile ama en öncelikli, elzem olanların yapılacağına dair bir ümit olduğunu ifade edebilirim.''
    
Başkanlık sistemi
    
Başkanlık sistemiyle ilgili bazı anketlerin vatandaşı yanılttığını, konuyu çarpıttığını iddia eden Çelik, ''Başkanlık meselesinin ne olduğunu bu toplum yeteri kadar bilmiyor. Vatandaşa 'parlamentonun hükümet üzerindeki denetimi artacak, milletvekilleri bakan olmayacak, dolayısıyla milletvekilleri hükümeti daha fazla denetleyecek' diye sorarsanız, vatandaşın yüzde 90'ı falan 'bu iyi bir şeymiş' der. Ama başka türlü sorarsanız farklı sonuçlar alabilirsiniz'' diye konuştu.

Türkiye için başkanlık sistemini istikrar açısından önemsediklerini belirten Çelik, ''TBMM'deki siyasi partiler bunu istemiyor. Bizim de bunu tek başına gerçekleştirecek sayımız yok. Sayımız olsa bunu zaten hallederdik şimdiye kadar, yapardık bunu bilmenizi isterim. Ama bugün olmazsa yarın, bu işten vazgeçmiş değiliz'' değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa çalışmalarında ''Başkanlık sistemini kabul etmezseniz biz yokuz'' demediklerine işaret eden Çelik, şöyle konuştu:

''Bakın CHP'nin, MHP'nin de bu konuda samimiyet problemi var. Bize 'bunu derhal geri çekin' diyor. BDP resmen eyalet sistemi teklif ediyor. Hiç CHP'den, MHP'den 'BDP bunu geri çeksin' duydunuz mu- Onun için arkadaşlar biz sadece birilerini meşgul etmek, kamuoyunu meşgul etmek için, can sıkıntısından bunları gündeme getirmiyoruz. Sayın Başbakan 'partili cumhurbaşkanı olsun' dedi. Niye olmaz- Atatürk partili cumhurbaşkanı değil miydi- İsmet Paşa partili cumhurbaşkanı değil miydi- Celal Bayar partili cumhurbaşkanı değil miydi- 60'a kadar oluyordu. Peki 24 Anayasası'nın, 61 Anayasası'ndan daha antidemokratik olduğunu söyleyecek bir adam var mı içinizde- Olabilir. Bunları tartışalım arkadaşlar. Tabu değil. Yani bunu tartıştığınız zaman zülfüyare dokunmuş falan olmazsınız.''