Her türlü ırkçılığı reddediyoruz

Her türlü ırkçılığı reddediyoruz

Çelik, Kanal 5 Televizyonu tarafından Şahinbey Belediyesi Kültür Merkezi'nde düzenlenen ''Anadolu'da Kardeşlik ve Çözüm Süreci'' konulu panelde yaptığı konuşmada, terör nedeniyle çok kan ve gözyaşı dökülen Türkiye'de kaynakların da heba edildiğini belirtti.

''Ülkede 'Kürtçülük' hareketi üzerine bina edilmiş bir terör örgütüne rağmen, camide yan yana saf durduğumuz, aynı kıbleye döndüğümüz, aynı Allah'a inandığımız, aynı Peygamberin ümmeti olduğumuz ve özellikle aynı mezarlığı, okulu, hastaneyi, postaneyi paylaştığımız, aynı atmosferi soluduğumuz Kürt kardeşlerimiz var'' diyen Çelik, bütün Kürtleri PKK cephesinden değerlendirme hakkına sahip olmadıklarını dile getirdi.

Kürt ile Kürtçünün birbirinden ayrılması gerektiğini anlatan Çelik, şunları kaydetti:

''Bir terör varsa, terör örgütü varsa, elbette devletin güvenlik güçleri ona karşı mücadele edecektir. Ama bizden önce bu mesele sadece polise, askere havale edilmişti. Polisiye ve askeri tedbirlerin dışında devlet aklı hiçbir formül üretmiyordu. Sıradan, abdestinde, namazında, bu memlekete bağlı askerliğini yapan, bu memleketin evladı olan Kürt vatandaşlar var. Onların da makul, masum, mantıklı talepleri var. Biz bunları neden duymamazlıktan gelelim.''

''Sıkılı yumrukla el sıkışamazsın''

Çelik, iktidara geldiklerinde olağanüstü hali kaldırdıklarını anımsatarak, faili meçhullerin kalmadığını ve işkencenin gündemden çıkarıldığını aktardı.

Kardeşliğin baki olduğunu ve bunun zedelenmemesi için ellerinden gelen bütün çabayı göstermeye devam edecekleri vurgulayan Çelik, ''Abdullah Öcalan istese de istemese de BDP, PKK istese de istemese de biz Kürt vatandaşlarımızın haklı, makul, makbul, masum, mantıklı taleplerini yerine getiriyoruz, getirmeye devam edeceğiz'' ifadesini kullandı.

Çelik, insanların kendilerini ifade etme yollarının tamamen açık olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Şiddet içermedikçe, terörü meşru kabul etmedikçe, teröre meşruiyet ve kutsiyet kazandırmadıkça ne söylersen söyle kardeşim. Ama insan öldürme. Sen de ölme başkasının da kanına girme. 'Bu ülkenin milyar dolarlarca kaynağı heba olmasın, bu memleketin çocukları ölmesin' dedik. Buna çalışıyoruz. Şu anda terör örgütü mensuplarının önce silah bırakması lazım. Silahların önce susması, sonra silahları bırakmaları gerekiyor. Oturup da pazarlık olarak bunun karşılığında 'şunu verin, bunu verin' meselesi değil. Bir kere bir insanla el sıkışmak için sıkılı yumrukla el sıkışamazsınız. Bir kere elini size uzatacak, oturup medeni insanlar gibi konuşacaksınız. Bu ülkede ne kadar yanlışlık varsa, bunu beraber ortadan kaldıracağız.''

Türkiye'nin ortak paydası olan AK Parti'nin bu fitneyi yok etmeye çalıştığını anlatan Çelik, ''Temenni ederiz ki, sivil toplum, sizler, bütün halkımız bu süreçte bize destek olur, aklını başına alır, vicdanıyla hareket eder ve bu ülkenin çocukları daha fazla ölmemiş olur, kaynaklarımız heba olmamış olur, enerjimizi biz kendi içimizde tüketmemiş oluruz ve Türkiye'yi çok daha hak ettiği yerlere birlikte götürmüş oluruz'' diye konuştu.

''Beyinlerdeki bölünmeyi yok etmemiz gerekiyor''

Çelik, seçimleri değil, sonraki nesilleri düşünerek adım attıklarını ifade ederek, ülkenin geleceğini temin edip yollarına devam etmek istediklerini söyledi.

Türkiye'de sevgileri büyütme yerine kin, nefret ve öfkenin büyütüldüğüne şahit olunduğunu bildiren Çelik, ırkçılığı ise ''ilkel bir hastalık'' olarak değerlendirdi.

Çelik, şöyle konuştu:

''Biz, Türk ırkçılığını da ayağımızın altına alıyoruz, Kürt ırkçılığını da ayağımızın altına alıyoruz. Her türlü ırkçılığı reddediyoruz. Kavga biterse, kavga üzerinden nemalananlar kaybeder, çatışma biterse çatışma üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışanlar zarar eder. AK Parti sadece elini değil, gövdesini taşın altına koymaktadır. Türkiye'de 5 milyon Türk-Kürt evliliği var. Bu memlekette ben toprak bölünmesi olacağına inanmıyorum. Hiçbir Hakkarili-Vanlı, hiçbir Siirtli-Bitlisli pasaportla Antalya'ya gitmek istemez. Bunların hiçbirisi bir sınır gümrüğünden geçerek İstanbul'a gitmek istemez. Kürtlerin en çok yaşadığı memleket İstanbul. Kürtlerin üçte ikisi batıda yaşıyor. Esas bölünme, esas tehlikeli bölünme gönüllerdeki bölünmedir. Beyinlerdeki bölünmeyi yok etmemiz gerekiyor.''

Çözüm süreci

Terör konusunda bir çözüm süreci başladığını aktaran Çelik, bu memleketin birliğini, dirliğini, bütünlüğünü, bir ve bütün olmasını diğer partilerden çok fazla önemsediklerini dile getirdi.

Çelik, şöyle devam etti:

''Biz Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü, üniter yapısını, kimseyle asla pazarlık konusu yapmadık ve yapmayacağız. Bunu herkes böyle bilmeli. Hükümet ve devlet bir tarafta oturacak, PKK ve BDP bir tarafta oturacak, 'hadi buyurun pazarlık yapalım' denilecek, böyle bir şey yok. Sonra, BDP bir kısım Kürt vatandaşlarımızın oy verdiği bir siyasi partidir. BDP ve PKK tek başına Kürtlerin temsilcisi olma hakkını kimden alıyor, kim vermiş bunlara bu hakkı? Doğu'da, Güneydoğu'da en çok oy alan siyasi parti AK Parti'dir. CHP'ye oy verenler, başka partilere oy verenler… Bu memlekette 'ben de bu konuda bir şey söylemek isterim' diyen herkesin sözü bizim için makbuldür. Ama hiç kimseyle biz oturup da bu memleketin üniter yapısını, ortak paydalarını, tartışma konusu ve pazarlık konusu yapmayız. Burada bizim yapmamız gereken, bu meseleyi çözmek için aklımızı duygularımızın önüne geçirmektir. Eğer duygularımızı aklımızın önüne geçirirsek biz kaybederiz.''

“Kan, şiddet ve gözyaşının bu topraklarda bitmesi lazım''

Suçların ferdi olmasına rağmen masum vatandaşların hiç haberi yokken terörün kurbanı olabildiklerini söyleyen Çelik, şöyle devam etti:

''Ankara'da birisi geldi DHKP-C'ci, ABD Büyükelçiliği önünde kendisine bomba bağladı, patlattı. Didem Tuncay bir gazeteciydi, tek suçu o gün orada bulunmaktı. Dolayısıyla terörün böyle kalleşçe tarafı var. Ne yaparsak yapalım, hiçbir teröre, kimden gelirse, hangi terör çeşidi olursa olsun, bizim ona sempati duymamamız lazım. Kan, şiddet ve gözyaşının bu topraklarda bitmesi lazım. Bütün gayretimiz, çabamız budur. Biz bu doğruları söyledik diye birileri bizi tehdit ediyor, bize gelen tehditlerin haddi hesabı yok. Ama bir kere daha şunu söyleyeyim, kim tehdit ederse etsin, biz şuna inanıyoruz; eğer bu topraklarda tarih yazılacaksa, korkuları yenen insanlar, korkulara esir olmamış insanlar bu tarihi yazacak.''

AK Parti'nin oy kaybetme kaygısıyla hareket etmediğine vurgu yapan Çelik, Habur sürecinin de böyle bir iyi niyetin sonucu olduğunu ve bir yol kazasına dönüştüğünü aktardı.

Çelik, BDP ve terör örgütü PKK'nın oradaki süreci sabote ettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

''PKK orada ideolojik şov yaptı. BDP bundan siyasi rant elde etmeye çalıştı. Biz dağda ölüm makinesine dönüştürülen gençleri, annelerine babalarına kavuşturalım istedik. 'Silahı bıraksın gelsin' dedik. Ama süreci sabote ettiler, bir yol kazası oldu. Halk bunu gördü, 'bu işi hallederse AK Parti halleder' dedi ve bize desteğini sürdürdü. Biz halisane niyetlerle bu işi takip ediyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi İslami prensiptir, 'niyet hayır, inşallah akıbet hayır' diyoruz.''

Yeni anayasa çalışmaları

Çelik, yeni anayasa konusunda da toplumun beklentisi olduğunu ama bu konudaki çalışmaların iyi gitmediğini anlattı.

''Maalesef ipe un seren ve süreci sabote etmeye çalışan bir hayli gayret var'' diyen Çelik, şunları söyledi:

''Orada 'armudun sapı üzümün çöpü' hesabı yapılıyor. Bir insan bir şey yapmak istemediği zaman ne kadar bahane üretebilecekse hepsi üretiliyor. Olmazsa ne yapacağız- Bu memleket kendini hiçbir zaman çaresiz bırakmaz, bizim irademiz de var, kararlılığımız da var. Bugün olmazsa yarın Türkiye inşallah yeni bir anayasaya kavuşacak.''