Topraklarımız 200 milyon nüfusu rahatlıkla besler

Topraklarımız 200 milyon nüfusu rahatlıkla besler

Çelik, Yalova Milli Eğitim Müdürlüğünce merkeze bağlı Kadıköy beldesinde bir otelde düzenlenen “Yalova'da Eğitimin Dünü Bugünü ve Geleceği Çalıştayı”nda yaptığı konuşmada, fırtınalı bir zamanda, “okyanus dalgalarının gemiler batırdığı” bir dönemde Milli Eğitim Bakanı olduğunu belirtti.

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, kendilerine bir muhalefet partisinin genel başkanı gibi davrandığını söyleyen Çelik, şöyle devam etti:

“Kararname gönderirdik. 5 ay orada beklerdi, sonra hiçbir açıklama yapmadan geri gönderirdi. Anayasa Mahkemesi, akla ziyan icraatlara imza atıyordu. Kanun çıkarırdık, Sayın Sezer bize iade ederdi. Bir daha çıkarırdık, Anayasa Mahkemesine gönderirdi, orada iptal edilirdi. Danıştay bizi çalıştırmamaya ahdetmişti. Yargıtay, benim bürokratları içeri atmak için akla hayale gelmez entrikalar peşindeydi. O dönemdeki müsteşarım Sayın Necat Birinci'nin peşinden devam eden onlarca dava var. Sivil ve askeri bürokrasiden oluşan bir vesayet sistemi vardı. YÖK başka bir alemdi, Üniversitelerarası Kurul başka bir alemdi. Sendikalar bir taraftan, Meclis içi muhalefet bir taraftan. Medyada üç günün ikisinde benim aleyhime bir manşet yoksa 'Hiçbir şey yok, güllük gülistanlık' derdik.”
    
“Yönetenlerin beceriksizliği hep nüfusumuza fatura edilmiş”
    
Çelik, Türkiye'de uzun yıllar yaşanan tüm başarısızlıklarda, nüfusun fazla olduğunun öne sürüldüğünü anlattı.

Vatandaşlar eğitimli olursa bunun aynı zamanda nüfuz haline geleceğine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

“Hep 'Canım bizim nüfusumuz çok, galiba çok doğuruyorlar' falan filan dediler. Geç bunları kardeşim. Esas derdimiz bu değil. Türkiye'de yönetenlerin zaafı, yönetenlerin beceriksizliği hep nüfusumuza fatura edilmiş. Topraklarımız 200 milyon nüfusu çok rahatlıkla besler. Nüfus her zaman nüfuz değildir. Nüfus sağlıksız, eğitimsiz, idealizmden mahrum olur, karnı tok, sırtı pek olmazsa o nüfus başınıza bela olur. Sayın Başbakan, bütün nikahlarda 'asgari üç çocuk' diyor. Birileri kendi aklınca 'ti'ye alıyor. 'Efendim kim bakacak buna?' diyorlar. Fakirin çocuk problemi var mı? Fakirin zaten bir düzine çocuğu var. Esas çocuğu olmayan, zenginler, hali vakti yerinde olanlar, koca koca holding sahipleri, valiler, büyükelçiler, profesörlerdir. Köylü vatandaşa, 'Sen çocuk yapma' desen de yapacak. Çünkü kuzuya, ineğe, çarşıya, pazara lazım. Mesele bu. Mevcut genç ve dinamik nüfusumuzu çok çok iyi ve kaliteli bir nüfus olarak eğitmemiz gerekiyor.”