Pazarlık asla yoktur ve olmaz

Pazarlık asla yoktur ve olmaz

Çelik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi'nin düzenlediği “Tarih ve Kültür Sohbetleri” etkinliği kapsamında verdiği “Tanzimat'tan Günümüze Eğitim” konulu konferansta, savaş meydanlarında Osmanlı devletinin batılılara yenildiği için, eğitim sistemindeki modernleştirmeyi ordudan başlattığını söyledi.

Tanzimat döneminde askeri okulların açıldığını dile getiren Çelik, şöyle konuştu:

“Ordu toplumun bir unsurudur. Sadece onu düzelterek, modernize ederek gelişmiş olmazsınız. Biz, cumhuriyetten önce demokrasiyle tanıştık. Bize ilkokul kitaplarından itibaren hep bize cumhuriyeti demokrasi diye anlattılar. Ama bir şeyi çok iyi bilmemiz gerekiyor, demokrasiyle cumhuriyet aynı şey değil. Bizim cumhuriyetimiz kuruldu. Bizim cumhuriyetimiz kurulurken bürokratik bir cumhuriyet olarak dizayn edilmiş. Ve bugün aslında Türkiye'deki tartışmaların özü, bu bürokratik cumhuriyetin, demokratik cumhuriyete dönüştürülmeye çalışılmasıyla ilgili. Bürokratik cumhuriyette eğitim, insanları belli bir istikamet, ideoloji doğrultusunda yönlendirmek ve şekillendirmek gibi bir felsefeye sahiptir. Mesela ben Milli Eğitim Bakanı olduğum zaman, hissettiğim, anladığım şuydu; Milli Eğitim Bakanlığı büyük bir torna tezgahı gibi algılanmış. Bu tornanın ayarını birileri yapacak. Milli Eğitim Bakanı da tornacı başıdır. Bu eğitilmesi gereken 20 milyon kişilik kitleye de tenzih ediyorum kereste muamelesi yapılıyor. Milli Eğitim Bakanı tek tip, desen, ebat, renk malzeme üretecek. Çünkü, bürokratik cumhuriyet bunu istiyor. Böyle bir insan tipi tek tip insan tipi istiyor.”

“Gelecek seçimi hesaba katsak belki böyle bir şeye girişmezdik”

Çelik, konferansın ardından öğrencilerin sorularını yanıtladı. Çelik, çözüm sürecine ilişkin bir soru üzerine, 30 yıldan beri Türkiye'de bölücü terör örgütünün bulunduğunu hatırlatarak, silahla memlekete saldırdıklarını, güvenlik güçlerinin de onlarla mücadele ettiğini belirtti.

Teröristlerin öldüğünü, güvenlik güçlerinin de şehit olduğunu ifade eden Çelik, şöyle konuştu:

“Analar ağlıyor, gencecik çocuklar toprağa düşüyor ve eğitime, sağlığa, size, nesillerimize, geleceğimize yatırmamız gereken milyar dolarlık para da heba oluyor. Dünyanın her tarafından size silahla saldırmaya gelen insanlara siz, çiçek buketleriyle karşılık veremezsiniz. Teröre, teröriste karşı kısa vadede mücadele silahladır, bu 30 senedir yapılıyor. Biz, şimdi insan aklının bütün imkanlarını kullanarak bu fitneyi bitirmek istiyoruz. Bunu bitirirken de bu ülkenin üniter yapısını asla sorgulama konusunu yapmadık, yapmayacağız. Hakkari'de, Van'da, Kırklareli'nde, Bilecik'te, Bursa'da, Mersin'de de biz, 'tek millet, devlet, bayrak, vatan' diyoruz. Orada başka, burada başka değil. Millet nedir- millet, ortak bir geçmişi, vatanı, gelecek planlaması olan ve o insanları millet haline getirmiş olan ortak değerlere sahip olan gönüllü birlikteliğin adıdır. Bu millet kavramının içinde yüzlerce etnisite, etnik köken olabilir. Biz milleti bu manada kullanıyoruz. Bunları sorgulama konusu yapmıyoruz.”

Çelik, birilerinin, “başkanlık sistemiyle ilgili pazarlık yaptılar. Verin bize başkanlığı, alın bilmem neyi” dediğini anlatarak, “Biz, bu tip şeylere tenezzül de tevessül de etmeyiz. Bunu, insanlar, kullar, Allah da bilsin ki böyle bir tartışma, pazarlık asla yoktur ve olmaz. Bu süreci götüren, Başbakan'ın başkanlığındaki çok dar bir heyetin içindeki bir ağabeyiniz olarak söylüyorum, eğer biz, gelecek seçimi hesaba katsak, belki böyle bir şeye girişmezdik. Biz, gelecek nesillerin hesabını yapmak zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu süreci götürürken de milli haysiyetimizi birlik ve bütünlüğümüzü kimseye ezdirmeyiz. Birini imtiyazlı sınıf, üste çıkarıp diğerini hiçbir zaman ikinci sınıf yapmayacağız” ifadesini kullanan Çelik, şöyle devam etti:

“Bu ülkede, bölgesi, etnisitesi, dini, mezhebi ne olursa olsun 76 milyon eşit, hür vatandaş vardır. Biz buraya varmaya çalışıyoruz ama kendi sağlığını memleketi için feda eden bir Başbakanı, mesaisi 24 saat olan bir Başbakanı, 24 saat 'vatan haini' diye niteleyen insanlar var. Biz, bu memleketi hiç kimseden daha az sevmiyoruz. Kim ne kadar seviyorsa biz de onlar kadar, onlardan daha çok seviyoruz. Kim ne derse desin biz vicdanen müsterihiz ve doğru yaptığımıza inanıyoruz. Niyet hayırdır, inşallah akıbet hayır olacaktır.”

Konuşmanın ardından Çelik'e, Bilecik Valisi Halil İbrahim Akpınar, üzerinde Şeyh Edebali Üniversitesi'nin ambleminin bulunduğu tabak, Belediye Başkanı Selim Yağcı da üzerinde Osmanlı armasının bulunduğu tablo hediye etti.