Araştırma kayıplarımızla ilgili

Araştırma kayıplarımızla ilgili

Çelik, Bilkent Üniversitesi Marka Kulübü'nce Rixos Otel'de düzenlenen “4. Liderlik Forumu”nun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın koalisyon hükümeti döneminde ekonomik kriz ve devletin uğradığı zararla ilgili araştırma komisyonu kurulabileceği yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Çelik, Erdoğan'ın hem hükümetin hem de TBMM AK Parti Grubu'nun başkanı olduğunu dolayısıyla bu açıklamaya ilave edeceği bir sözü bulunmadığını söyledi.

Türkiye'nin 2000 ve 2001 yıllarında çok önemli bir ekonomik kriz yaşadığını hatırlatan Çelik, “100 liramız neredeyse 30 liraya düştü. Yatırımcılar, sanayiciler fabrikalarını söktüler üçüncü dünya ülkelerine veya Doğu Avrupa ülkelerine götürdüler. Para, pul oldu ve hakikaten Türkiye bir uçurumun kenarına geldi” diye konuştu.

Ancak bütün bunlar olurken birilerinin de hazineyi soymakla meşgul olduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Batık bankalar ve özellikle bir gecede belli grupların hazineden aşırdıkları, Merkez Bankasından aldıkları kaynaklar var. Bunlar da üç aşağı beş yukarı biliniyor. Eskiden beri bunlar konuşuluyor. Sayın Başbakan'ın sözünü ettiği sadece Sayın Bahçeli'nin şahsına karşı yapılacak bir araştırma değil bu dönemle, bu dönemdeki kayıplarımızla ilgili bir araştırmadır. Zaten araştırma komisyonu kurulması için önergeler verildiği zaman sizler de kamuoyu da bundan bilgi sahibi olacaksınız. İşin özü budur.”
    
Çözüm süreci
    
Hüseyin Çelik, çözüm süreci ve BDP heyetinin İmralı ziyaretine ilişkin soru üzerine de sürecin ön görüldüğü, düşünüldüğü şekilde devam ettiğini, armudun sapı, üzümün çöpü hesabı yapılmadan büyük fotoğrafa bakılması gerektiğini aksi takdirde meselenin üstesinden gelinemeyeceğini söyledi.

“Bu kadar sıkıntılı, Türkiye'nin can alıcı, can yakıcı probleminden birini çözmeye çalışırken zaman zaman arızalar, sıkıntılar olabilir. Ama biz bunlara takılmayacağız. Bunu sabote etmeye, engellemeye yönelik gayretler de olabilir. Biz bunlara da takılmayacağız, yolumuza devam edeceğiz” diyen Çelik, İmralı'ya gidecek yeni heyetle ilgili kararın Adalet Bakanlığının takdirinde bulunduğunu, heyetin gideceği tarih kesinleştiğinde bunu herkesin öğreneceğini kaydetti.
    
“Bu insanları küçük görmek bizatihi bu iddiaların sahibini küçültür”
    
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun akil adamlara ilişkin açıklamalarını da eleştiren Çelik, şunları söyledi:

“Bu talihsiz beyanlar, akil insanları değil ancak bu sözün sahibi olan Sayın Kılıçdaroğlu'nu küçültür. Efendim akil insan aklını kiraya vermezmiş. Bu akil insanlar dediğimiz 63 kişilik grup hiçbir menfaat, karşılık, şan ve şeref beklemeden bu işe gönüllü katılan insanlardır. 'Memleketimde bir yangın var ben de bu yangını söndürmek için bir kova su dökeceğim' diyen insanlardır. Bu insanları küçük görmek, tahkir etmek, bizatihi bu iddiaların, ifadelerin sahibini küçültür.

Bu akil insanlar hükümete hangi akıllarını kiraya vermişler ki nasıl olmuş bu? Dolmabahçe'deki toplantıda bulunanlardan birisiyim. 'Bir yol haritamız olacak mı, yöntem haritamız olacak mı' diye sorduklarında Sayın Başbakan dedi ki: 'Siz akil insanlarsınız. Her grup gideceği bölgenin hassasiyetine göre kendi yöntemini, kendi çalışma şartlarını kendisi oluşturur. Bizim size dayattığımız bir yol haritası da yok, bir yöntem haritası da yok.'

Ortak payda Türkiye'de akan kanın durması için hepimiz gayret göstereceğiz. Hükümet, hükümet olarak gösterecek; STK'lar, STK olarak gösterecek; akil insanlar akil insanlar olarak gösterecek. Esas sıkıntı şudur, geçen bir CHP yöneticisinin açıklaması var: 'CHP'den 16-17 kişi burada olmalıydı' diyor. CHP de MHP de zaten her vesileyle bu sürece karşı olduğunu söylüyor. Karşı olan insan bunu nasıl yapacak. Kaldı ki bunun içinde şu anda bağımsız düşünebilen, CHP ile parti bağı olmayan ama CHP düşüncesinde olan, geçmişte CHP'de siyaset yapmış insanlar da var. Bu heyetin içinde esnafın temsilcisi TESK var, tüccarın, sanayicinin temsilcisi TOBB var, köylünün, çiftçinin temsilcisi Ziraat Odaları Birliği var. Bütün işçilerin, memurların temsilcileri var. Müslim var, gayrimüslim var. Doğulu var, Batılı var, Kürt var, Türk var, Sünni var, Alevi var daha ne istiyorsunuz?

Bu akil insanlar gerçekten akil insanlardır ki Sayın Kılıçdaroğlu'nu da Sayın Bahçeli'yi de ciddiye almadan yollarına devam ediyorlar. Akilliğe yakışan da budur. Başka türlü davransalar zaten toplum onların akilliğinden şüphe eder.”

Akil İnsanlar Heyeti'nin basın yayın organlarına yansıyan faaliyetlerinden süreci başarıyla yürüttüklerinin görüleceğini belirten Çelik, “Zaman zaman bu akil insanlardan bazılarının bir görüşü hoşunuza da gitmeyebilir. Söylediği bir söz katılmadığınız bir söz olabilir. Buraya takılarak da bu işi çıkmaza sokmanın o insanlara bunu hakaret vesilesi yapmanın ben akılla ve vicdanla bağdaşmadığını düşünüyorum” dedi.
    
Hülya Koçyiğit'in açıklamaları
    
Bir gazetecinin, Hülya Koçyiğit'in kendilerine karşı bir linç girişimi yapıldığı açıklamasını hatırlatması üzerine Çelik, Koçyiğit'in son derece haklı olduğunu ifade etti.

Hüseyin Çelik, “Hülya Koçyiğit gibi zarif bir hanımefendi düşünün işini gücünü bırakmış. Bu insanların hepsinin bir işi gücü var. Bu işin sonunda bir para ödülü yok, siyasi bir ödül yok. Bunun karşılığındaki esas ödül, bu mesele çözüldüğü zaman eğer bir şeref söz konusu olacaksa bunda katısı olan herkesin bu şereften payı olacak. Evinde çoluk çocuğuyla oturmak varken, işini görmek, ticari faaliyetlerine yoğunlaşmak varken. İnsanlar işini gücünü bıkarmış Anadolu'yu geziyorlar. Siz bunu yapan insanlara karşı bu dili geliştiriyorsanız Hülya Koçyiğit Hanım'ın kendine linç uygulanıyor gibi düşünmesi de normal, başkasının başka şeyler düşünmesi de normal” diye konuştu.

Hülya Koçyiğit'in “Böyle bir amaç için beni Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli de çağırsaydı seve seve giderdim” açıklamasını anımsatan Çelik, burada siyasi tercih bulunmadığını, bu meselenin tek başına AK Parti'nin meselesi değil tüm ülkenin, 76 milyonun meselesi olduğunu söyledi. Çelik, “Onun için ne söylerlerse söylesinler bana kalırsa kervan yoluna devam ediyor” dedi.

Hüseyin Çelik, çekilmeye ilişkin yazılı talimat açıklamasının hatırlatılması üzerine de “Sayın Başbakan yazılı talimat verileceğini söylüyorsa günü, zamanı geldiğinde verilecek demektir. Elbette hukuk devletinde hukuk, kanunlar ve kurallar işler. Güvenlik güçlerimiz, siyasi otoriteye tabidir. Yetkilendirme yapılacağı zaman da siyasi otorite bunu yapar, çerçeve belirleneceği zaman da siyasi otorite bu çerçeveyi belirler. Ama elbette bu işlerin uygulamasını ilgili birimler, kurumlar yapar” ifadelerini kullandı.