Irkçı gözlükleri bir tarafa atacağız

Irkçı gözlükleri bir tarafa atacağız

Aydın'da sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile bir araya gelen Çelik, Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan isimler üzerindeki tartışmaları değerlendirdi.

Toplantıda bulunan yaklaşık 50-60 kişinin önüne bir A-4 kağıdı koyup, “Bir akil insanlar listesi yapın” denildiğinde insan sayısı kadar farklı akil insanlar listesi çıkacağını belirten Çelik, şöyle konuştu:

“Şimdi bir atasözü var, 'Perçemi meydanda kesersen, biri kısa der, biri uzun'. Beğendiremezsin. Arkadaşlar bu heyette Müslim var, gayrimüslim var, Sünni var, Alevi var. Şimdi diyelim ki Sayın İzzettin Doğan birçoğunuza sempatik gelmeyebilir. Ama onun da sempatik geldiği bir kitlesi var. Etyen Mahçupyan size sempatik gelmeyebilir. Sonuçta tek tipli bir heyet kurarsanız bu işin içerisinden çıkamazsınız. Kadın var erkek var, doğulu var batılı var, Kürt var Türk var, Sünni var Alevi var, Müslim var gayri Müslim var, aktör var aktris var, yazar var çizer var, sağcısı var solcusu var. Niye falan yok- Sırılsıklam zaten çözüm sürecine 'İhanet projesi' diyen bir adamı oraya getirip koymanın bir anlamı yok. Orada sabah akşam maraza çıkaracak. Bunu engellemeye yönelik gayret gösterecek. Kendi kendimizi aldatmanın anlamı yok.”

Teröre yıllardan beri büyük bedeller ödendiğini ifade eden Çelik, terörle mücadelenin yalnızca silahlı olmadığına işaret ederek, 40 binden fazla kişinin teröre kurban verildiğini, 400 milyar dolar paranın heba olduğunu kaydetti.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anaların yüreğine köz düştü, kor düştü. Ateş düştüğü yeri yakar. Şehit aileleri bize geliyorlar. 'Biz yandık başkası yanmasın, biz evlat acısı çektik başkası çekmesin' diyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde size silahla saldıran teröriste siz çiçek buket diliyle karşılık veremezsiniz. Silaha karşı mücadele kısa vadede silahla olur. Fakat uzun vadede terörizm sadece polisiye ve askeri güçle bertaraf edilemez, edilmemiştir. IRA, İngiltere'yi 1 asır meşgul etmiştir. IRA meselesinin çözümü 13 yıl sürmüştür. Peki IRA'nın gücü neydi- Kuzey İrlanda ne kadardı- Bizim derdimiz çok daha büyük.”

“Demokrasilerde renklerin birbirine dönüşme mecburiyeti yok”

Hüseyin Çelik, Türkiye'de insan yapısının çok farklı olduğunu, kimsenin kimseye benzeme zorunluluğu bulunmadığını dile getirdi.

Akil İnsanlar Heyeti'nin yapacaklarına değinen Çelik, Türkiye'de bütün farklılıkları bir zenginlik haline getirmek gerektiğini ifade ederek, “Demokrasilerde renklerin birbirine dönüşme mecburiyeti yok. Mavi sarıya, sarı kırmızıya, kırmızı yeşile dönüşmek zorunda değil. zaten gök kuşağının güzelliği o renklerin armonik olarak bir arada bulunmasından kaynaklanıyor” dedi.

Devletin bir “orkestra şefi” olduğunu söyleyen Çelik, her orkestrada birbirine taban tabana zıt özelliklere ve güzelliklere sahip enstrümanlar bulunduğunu, hiçbir zaman kanunun, kemanın, klarnetin, zilin sesinin aynı olmadığını vurguladı.

Çelik, “O farklı sesleri orkestra şefi maharetliyse, becerikliyse bir armoniye dönüştürür. Aksi takdirde oradan kakofoni çıkar, gürültü çıkar. Biz tek tipleştirmeyeceğiz. Türkiye'de yapılan hata budur. Bireysel farklılıklarımız birbirimizin gırtlağını sıkmamız için sebep mi- Sen bana benzemiyorsun. Yahu ben zaten sana benzemeyeceğim. Hani bir şarkı var ya, Benzemez Kimse Sana Tavrına Hayran Olayım. Kimse benzerse bir anlamı olmaz, benzememesi lazım” diye konuştu.

“Irkçı gözlükleri bir tarafa atacağız”

Akil İnsanlar Heyeti'ndeki isimleri eleştiren MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'a atıfta bulunan Çelik, şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi dün maalesef bir muhalefet milletvekili, Balıkesir milletvekili 'Bu listede çok soy özürlüler var' diyor. Arkadaşlar soy özürlü nasıl bir şeydir? Aklını ekmek peynirle yemiş biri dese ki 'Helal olsun ben erkeğim', adama demezler mi ki, 'Allah'a sipariş mi verdin, sipariş üzerine mi doğuyoruz?' Kürt olmak, Türk olmak, Çerkez olmak, Laz olmak, İngiliz olamak, Fransız olmak bizim elimizde mi? Bundan dolayı gerinmenin ve övünmenin bir anlamı yoktur. Irkçılık yeryüzünün en ilkel hastalığıdır. Irkçılık bir hastalıktır. Bir ruh hastalığıdır. Soy özürlülük ne demek arkadaşlar? Böyle bir kavram düşünebiliyor musunuz- Bunu söyleyen adam ırkçı. Sıkıntımız bizim bu. Biz ırkçı gözlükleri bir tarafa atacağız arkadaşlar.”

“CHP'lilerin bir kamera merakı var”

Hüseyin Çelik, AK Parti olarak CHP ile görüşme isteklerinde kendilerine zorluklar çıkarıldığına işaret ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“CHP başından beri bize diyor ki 'Mecliste bir komisyon oluşturalım.' Peki babacığım, haydi oluşturalım. Oluşturduk bu sefer 'Ben oraya üye vermem. Bizim istediğimiz gibi bir komisyon değil.' Hayda! Bir Yozgat türküsü var. Gelinin gönlü yok gitmeye. Diyor ki 'Aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem.' Aynalı körük dediği bu faytonun Mercedes'iydi. Biliyorsunuz… Bitti mi- Bitmedi. 'Dut kemanı çalmazsa aynalı körüğe de binmem.' Dut kemanı kemanların en kralıdır. Bir ara Sayın Başbakan yine 2009'da hatırlayın Sayın Baykal'a dedi ki 'Şu bizim Milli Birlik ve Beraberlik Projesi'ni size anlatmak üzere geleceğim.' Dediler ki 'Tamam gelebilirsiniz ama bizim genel merkeze gelirseniz olur.' Tamam olur geleyim sizin genel merkeze. 'Gel ama 2 kişi ile gel.' Tamam o da kabul. 'Tamam gel ama kameralara kaydettireceğiz' Hayda! Şimdi bu CHP'lilerin bir kamera merakı var, ben anlamadım.

İlla kaydedilecek. Şimdi başbakan memleketin meselesini anlatmaya gidiyor. 50 tane peş peşe şart. İşte aynalı körük, dut kemanı hikayesi. Şimdi mecliste komisyon oluşturduk, 'Biz üye vermeyiz.' Kusura bakmayın. Biz çoğunluğu, azınlığa ezdirmeyiz arkadaşlar. Azınlığın çoğunluğa tahakküm etmesine de müsaade etmeyiz. Demokrasi 50 artı 1 ile çalışır. TBMM'de AK Parti'nin tek başına çoğunluğu yüzde 50'nin çok üzerindedir. Meclisteki aşağı yukarı yüzde 60'ın üzerindeki sandalye sayısı AK Parti'ye aittir, gelirsiniz gelmezsiniz.”

Çelik, toplantının ardından AK Parti Aydın İl Başkanlığı'nın düzenlediği Siyaset Akademisi Programı'na katılmak üzere Kuşadası'na hareket etti.