Türkiye’nin gelişimi karşısında kendilerini kaybettiler

Türkiye’nin gelişimi karşısında kendilerini kaybettiler

Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 3. boğaz köprüsünün temel atma törenine ve İstanbul'a yeni havalimanı için yapılan ihaleye dikkati çekti.

Bazı ilaçların ecznelerden artık reçetesiz satın alınamayacağına değinen Çelik, Dünya Sağlık Örgütü'nün Türkiye'yi bu konuda sürekli uyardığını anlattı. Birçok ilacın içeriğindeki bazı etkin maddelerin, tersinden kimya işlemine tabi tutularak, bağımlılık yapan ilaçlara dönüştürülebildiğine dikkati çeken Çelik, Dünya Sağlık Örgütü'nün, 'bu ilaçların eczanelerden reçetesiz satın alınmasını engelleyin' çağrısı yaptığını hatırlattı.

Çelik, Sağlık Bakanlığının geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili yayımladığı genelgenin 2003'te de yayımlandığını anımsatan Çelik, “Bu genelge de mahiyet itibarıyla aşağı yukarı aynıdır fakat medyamız bazı şeyleri abartmaya, kabartmaya meraklıdır. 'Sinek ısırsa jel alamayacaksınız' gibi haberler yapıldı. Çok özensiz ve düzensiz bir ilaç kullanma alışkanlığına sahip olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Türkiye'de kişi başına yılda 30 kutu ilaç tüketiliyor. Bu konuda ciddi bir israf var” diye konuştu.

“Vatandaşın sağlığının öncelikli olarak gözetilmesi Hükümet'in görevidir”

Ertesi gün hapının da yasaklandığına ilişkin iddiaları eleştiren Çelik, “Özensiz ve düzensiz ilaç kullanımının zapturapt altına alınması, kontrol altında tutulması, vatandaşın sağlığının öncelikli olarak gözetilmesi Hükümet'in görevidir. Hükümet adına bu konuyu düzenlemekle görevli kurum Sağlık Bakanlığıdır” dedi.

2003'teki genelge ile bu yılki genelgenin aynı olduğunu yineleyen Çelik, şöyle devam etti:

“Bu konuda eğer suistimaller varsa 10 yıllık uygulama içinde bazı kötü kullanımlar söz konusuysa bu manada eğer devlet dolandırılıyorsa çeşitli ilaç firmaları bazı manevralar yapıyorsa bunlar tespit edilmişse bunlar şikayet konusuysa  bunların üzerine gitmek devletin ilgili kurumlarının görevidir. Burada ne gebeliğe karşı önlem alacak hanımların fişlenmesi söz konusudur ne de gebeliğin önlenmesine yönelik karşı bir gayret vardır.”

“Alkollü içecek, bazılarına göre laikçiliğin sembollerinden biri olabilir”

Çelik, AK Parti olarak, kimsenin hayat tarzına karışmak gibi bir düşüncelerinin geçmişte de olmadığını, gelecekte de olmayacağını çeşitli vesilelerle dile getirdiklerine işaret ederek, “Laik devletlerde kanunlar yapılırken, hukukun temel mantığı içinde kalınır, hareket edilir ve günah sevap ikilemi üzerinden kanun çıkarılmaz. Eğer AK Parti'nin böyle bir niyeti olsaydı eğer gerçekten, 'bu bir dini emirdir, referansımız İslamiyet'in emirleridir' şeklinde bir yaklaşımımız olsaydı o zaman kökünden yasaklamak gibi bir eğilim ortaya çıkardı. Kesinlikle böyle bir niyet de yok, böyle bir gayret de yok. Mesele başka taraflara çekilmesin” diye konuştu.

İslam dininin kadın hakları, çevre, hayvan hakları konularındaki yaklaşımlarına değinen Çelik, “Şimdi bir kadın haklarıyla ilgili bir kanun çıkardığımız zaman, kadınların sosyal statüsünü iyileştirdiğimiz zaman İslam'ın emirlerini yerine getirmiş mi oluyoruz. Fakir fukarayı gözetmek de dinin emridir. Soysal devlet ilkesiyle ilgili biz birçok şey yaptığımız zaman biz bir dinin emrini mi hayata geçirmiş  oluyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, “Alkollü içecek, bazılarına göre laikçiliğin sembollerinden biri olabilir, bizim için asla böyle bir şey söz konusu değildir” ifadelerini kullanan Çelik, “Biz sağlıklı nesiller adına böyle bir gayret içindeyiz. İçkiyi yasaklamak, içkinin üretimini yasaklamak, içkinin satışını yasaklamak, içkinin sunumunu ve tüketimini yasaklamak gibi bir tavır içerisine asla girmedik. Laik bir devlette esasen tercihlere bu manada bir müdahalede bulunulmaz. Eğer tercihlere müdahalede bulunursanız, bu laikliğe aykırı olur. Biz bunu bilenlerdeniz. 11 yıl boyunca iktidarda, insanların hayat tarzına müdahale etmedik. Bunu birilerinin hoşuna gitmek için değil, böyle inandığımız için ve böyle olması gerektiği için yaptık” dedi.

“Tamamen sözün gelişi olarak söylenmiş bir ifadedir”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, kullandığı “iki ayyaşın yaptığı kanun” ifadelerini hatırlatan Çelik, “Bu söz, tamamen sözün gelişi olarak söylenmiş bir sözdür. Ahmedi, Mehmedi veya şu şahsı kastederek A veya B devlet adamını kastederek söylenmiş bir ifade değildir” açıklamasında bulundu.

Bunun altında derin manalar veya farklı farklı isimler aramanın bir anlamı olmadığını dile getiren Çelik, “CHP'liler bundan da bir istismar konusu çıkarmanın gayreti içinde olabilirler ama ben Sayın Genel Başkanım, Başbakanım adına bunu rahatlıkla söylüyorum çünkü kendisiyle de bunu paylaşmış biri olarak söylüyorum. Bu tamamen sözün gelişi olarak söylenmiş bir ifadedir” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, “Bir büyükelçiniz, 'El Kaide bir terör örgütü değildir' dedi” sözlerine de cevap veren Çelik, kast edilen kişinin Türkiye'nin Çad Büyükelçisi olduğunu, özellikle Afrika ülkelerinde Fransa'nın işgal dönemi üzerine akademik çalışmalar yaptığını söyledi. Büyükelçi'nin konuyla ilgili attığı tüm twettleri incelediğini aktaran Çelik, “Kendisi attığı twettlerde, 'Fransa, tıpkı Nijer'de olduğu gibi Mali'de de kaynakları sömürmesine bir zemin hazırlamak üzere yaptığı işlere bir bahane oluşturmak üzere, kendisine karşı silahlı direniş gösteren bu ülkelerdeki insanları terörist ilan ediyor' diyor. 'El Kaide terör örgütü değildir' demiyor” şeklinde konuştu.

Dışişleri yetkilileriyle görüştüğünü bildiren Çelik, özellikle farklı yorumlanabilecek twettleri nedeniyle ilgilinin uyarıldığını vurguladı.

“İnsan bu tip şeyleri söylerken bir de dönüp kendisine bakar”

Çelik, Kılıçdaroğlu'nun Meclis Grup Toplantısında  annelik ile ilgilisözlerini de eleştirerek şöyle devam etti:

“Annelik konusunda söz söyleme hakkına sahip olan son kişi Kılıçdaroğlu'nun kendisidir. Bir miting meydanında Sayın Başbakanımıza yönelik 'SEnin ananı' deyip, üç nokta koyup geçti. Bir toplantıda kendisine hitap ederken dedim ki: ‘Sen bir edepsizlik örneği göstererek Sayın Başbakan’ın annesine kem sözler söyleyebilirsin. Kem sözler sahibine ait ama senin annen Yemuş Kılıçdaroğlu bizim annemizdir’ dedim. Senin bir milletvekilin, TBMM’de bir yasama faaliyeti yaparken, bir oturum esnasında kabinenin tek bayanına edepsizce bir laf sarf edecek, sen ona disiplin soruşturması açma gereği bile duymayacaksın, ondan sonra Genel Kurulda AK Partililerin oylarıyla o milletvekiline yönelik kötü sözler sarf eden kendi milletvekilimize kınama cezası verecek, onu Genel Kuruldan çıkartacak, daha sonra bizler tarafından arkadaşımızın yaptığının çok yanlış olduğunu, kendisine de AK Parti’ye de TBMM’ye de yakışmadığını en sert sözlerle ifade ettik. İnsan bu tip şeyleri söylerken bir de dönüp kendisine bakar. Cumhurbaşkanı’na Başbakan’a, iktidar mensuplarına hakaret etmeyi küfür etmeyi hayat tarzı haline getiren, ismini bile anmak istemediğim bir milletvekiline siz ne yaptınız? Bizim o arkadaş komisyon başkanlığından istifa ettirildi. Dönün kendinize bakın. Sen ülkenin Başbakanı’na ‘terörist başı’ diyeceksin, ‘katil’ diyeceksin, ‘bölücü’ diyeceksin, ondan sonra ‘karşı taraf şunu yaptı, bunu yaptı’ diyeceksin. Bütün bunlar kamuoyu önünde cereyan ediyor.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı, Suriye politikası nedeniyle “mezhepcilik” yapmakla suçladığını belirten Çelik, mezhep savaşlarının insanlığa gözyaşı ve felaket getirdiğini, AK Parti iktidarları olarak da görevde bulundukları 10,5 yıl boyunca Müslüman, gayrimüslim, Sünni, Alevi bütün vatandaşlara eşit mesafede olduklarını söyledi.

“Mezhepcilik dediğimiz rezil şeyi hiçbir suretle yanımıza yaklaştırmadık” diyen Çelik, etnik, dini, bölgesel milliyetçiliği her zaman yerdiklerini, uzaklarında tuttuklarını dile getirdi.  

Muhalefetin, Başbakan Erdoğan'ın “Sünnilik üzerinden hareket ederek, Suriye'ye karşı duruş sergilediğini” iddiasında bulunduğunu belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Suriyeli muhalifler, Sünnilerden ibaret değildir, Hristiyanlar var, Suriye Ulusal Konseyinin başkanı şu anda bir sosyalist Hristiyandır, Dürziler var, Sünniler var, farklı farklı gruplar, ayrı inanç mensupları var. Sünniler içerisinde de farklı etnik gruplar var. Meseleyi buraya yapıştırırsanız, yanlış zeminde tartışma yaparsınız.

İlk defa paylaşıyorum, Suriye'de muhalif hareketinin hızlandığı anda Beşşar Esed, önce Batılı ülkelere mesajlar gönderdi 'ben Müslüman Kardeşlere karşı mücadele veriyorum. Ben fundamentalist dincilere karşı mücadele veriyorum, burada laikliğin teminatı benim. Ey Batı, bana destek verin' şeklinde bir tavır sergiledi. Batı kamuoyu tarafından bu çok ciddiye alınmadı. Batı kamuoyu orada ne olup bittiğini biliyor, bu tutmadı. Sonra Beşşar Esed, rota değiştirdi. Arap dünyasına dedi ki: 'Burada İsrail'e karşı duran yegane kale benim, bütün Araplar adına İsrail'i durdurabilecek olan güç benim, ben İsrail'e karşı duruş sergilediğim için bana bunlar yapılıyor'. Başta Arap Ligi olmak üzere Arap ülkeleri Beşşar Esed'i samimi bulmadılar, yanında da durmadılar. Buradan da yüz bulamadı. Aynı Beşşar Esed, bu sefer mezhepciliğe yapıştı. Dedi ki: 'Ben Nusayriyim, Nusayrilik Şiiliğe yakındır. Ey İran, ben senin buradaki temsilcin, taşeronun olabilirim'. İran'ın desteğini aldı, sonra Lübnan Hizbullahı'nın desteğini aldı. Maliki yönetiminin desteğini mezhepcilikle aldı. Bunu dünya, İslam dünyası biliyor. Türkiye'den de Sayın Kılıçdaroğlu ve avanesi niye Beşşar Esed'e bu kadar aşıktır? Siyasal mezhepçilik insanlara felaket getirir.”

“Türkiye, BM'de İran'ın nükleer programının lehinde bir duruş sergiledi”

Hüseyin Çelik, İran yönetiminin dünyadaki Şiilerin sembol ülkesi olduğunu ve İran'ın nükleer programı esnasında Türkiye'nin bütün dünyayı karşısına alma pahasına “Eğer İsrail'in, başka ülkelerin nükleeri varsa İran'a 'senin neden nükleer programın var diyemezsiniz, iki yüzlü bir tavır sergilemeyin” dediğini, Birleşmiş Milletler'de, ilkeli davranarak sonuna kadar İran'ın nükleer programının lehinde bir duruş sergilediğini anlattı.

Başbakan Erdoğan'ın, Irak ziyaretinde Şiiler için öneme sahip Necef'te “ben Sünni değil, Müslümanım” dediğini, görüştüğü Şii lider Sistani'nin Erdoğan'a “Sizin gibi liderler birliği, bütünlüğü sağlayabilir” dediğini anımsatan Hüseyin Çelik, Erdoğan'ın Hazreti Ali ile İmam Rıza'nın mezarlarını ziyaret ettiğini kaydetti. 

Çelik, “Bunları yapan, bu duruşu sergileyen bir Başbakan'a, Hükümet'e siz mezhep bölücüğü izafe edeceksiniz, ona çamur atacaksınız. Geçen hafta söylediğim gibi Sayın Kılıçdaroğlu sen ağzını asitle çalkalasan bu seni temizlemez” diye konuştu.  

“CHP, gırtlağına kadar Suriye yönetiminin pisliğine ortak olmuştur, bunlar ortadadır”

Reyhanlı saldırısının arkasındaki güçlerin çok net şekilde ortaya çıktığını, Ebu Firas kod isimli kişinin, CHP'li milletvekilleriyle çekilmiş boy boy resimlerinin, mihmandarlığını ortaya koyduğunu belirten Çelik, şunları söyledi:

“CHP'ye yakınlığı bilinen bir gazetenin muhabiri, bir CHP milletvekilinin sahibi bulunduğu gazetenin muhabiri gözaltında, bütün Suriyeli muhalifleri terörist olarak karalamaktadır, muhaliflere küfretmektedir, hakaret etmektedir. Beşşar Esed'in bombalamalarını da alkışlayan bir gazete ve zihniyetten söz ediyoruz. CHP, gırtlağına kadar Suriye yönetiminin pisliğine ortak olmuştur, bunlar ortadadır. Suçüstü yakalanmış olmanın verdiği hırçınlık vardır. Uslübu beyan aynıyla insandır. Sizin kullandığınız kelimeler, cümleler sizi ifade eder. Sayın Kılıçdaroğlu'nun kelime dağarcığını alt alta dizin, işte Kılıçdaroğlu budur. Türkiye'nin bir muhalefet problemi vardır, muhalefetin CHP problemi var, CHP'nin de Kılıçdaroğlu problemi var. CHP'li yüzde 20'nin üzerindeki taraftar kitleye de her zaman şunu söylüyoruz: 'Bütün bunlara size saygı duyduğumuz için, halkımıza saygı duyduğumuz için cevap veriyoruz. Sayın Başbakan'a diyorlar: 'Kılıçdaroğlu'nu niye muhattap alıyorsunuz'. Siyaset rekabetle yapılır, Sayın Başbakan, Kılıçdaroğlu'nu muhattap almıyor, önemsemiyor, ama Sayın Kılıçdaroğlu'nun başında bulunduğu partiye oy veren yüzde 20 ile 25 arasında değişen bir halk kitlesi var. Söylenenlerin havada kalmaması, vatandaşların kafasında soru işaretleri kalmaması için söylenenlere cevap vermek zorundayız.”

Hüseyin Çelik, son dönemlerde Hükümet'in Sağlık Bakanlığı üzerinden yıpratılmaya çalışıldığını belirterek, Bakanlığın hizmetlerinden vatandaşın memnuniyetinin yüzde 80'ler düzeyinde olduğunu, bundan rahatsızlık duyan grupların ise dedikodu üreterek, olayları çarpıtarak, Sağlık Bakanlığını yıpratmaya çalıştığını ifade etti. 

“10 ağaç sökülmüş, 3 ağaçın sökülmesi esnasında bu kıyamet koparılmış”

Çelik, Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların kesildiği iddialarının da medyada abartıldığı şekilde olmadığını, konuyu bizzat İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkililerine sorduğunu söyledi. “Bizim yeşil, çevre, ağaç konusundaki duyarlılığımız hiç kimseden daha aşağı değil” diyen Çelik, şöyle devam etti:

“Ağaç kesilebilir, yerinden sökülebilir, dünyanın her tarafında bu yapılabilir. Söktüğünüz her ağaç karşılığında 10 tane ağaç dikiyorsanız, o zaman siz çevrecisiniz, yeşile önem verirsiniz, o zaman siz tabiat dostusunuzdur. Gezi Parkı meselesinin özü şu: Orada AVM yapılacağı doğru değil. Kaldırım yapılacak, orası yayalaştırılıyor, 100 bin metrekarede yayalaştırma yapılacak, yeşillikler, çiçekler, ağaçlar olacak, insanlar keyifle orada dolaşacaklar, arabalar yer altından gidecek. Kaldırım yapılabilmesi için toplam 13 ağacın sökülmesi ve başka taraflara dikilmesi söz konusudur. 10 ağaç sökülmüş, 3 ağaçın sökülmesi esnasında bu kıyamet koparılmış, işin özü bu. Biz, İstanbul'da, Ankara'da bütün metropollerde yeşil alanı artırmak için gayret gösteriyoruz, yapılan her güzelliğe, yeniliğe karşı çıkmak marifet değil. Birileri sürekli bir şey buluyor eleştirmek için. Bu da bir hastalıktır, bu müzmin münekkitliktir, kronik eleştirmenliktir. Bunlar 'no no'cudur'. CHP 'no no'cu takılıyor. Takılın bakalım nereye kadar takılacaksınız?”

“Marjinal grupların kuyruğu malesef CHP oldu”

Hüseyin Çelik, Türkiye'de bazı marjinal grupların Esed resimleriyle yürüyüşler yaptığını belirterek, “Marjinal grupların kuyruğu malesef CHP oldu, özellikle Esed'e giden, bu işi karıştıran, bazı milletvekillerini tenzih ederim, ama bazıları orada siyasal mezhepcilik yapıyor” dedi.

Çelik, bir gazetecinin Reyhanlı saldırılarına yönelik bazı istihbarat bilgilerinin MİT tarafından saklandığı iddialarını anımsatması üzerine de saldırılara ilişkin güvenlik, istihbarat, koordinasyon zaafları olup olmadığının, kusur, ihmal bulunup bulunmadığının, Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla Başbakanlık Teftiş Kurulu ve İçişleri Bakanlığı müfettişlerince araştırıldığını kaydetti. 

“Bu olay, görüldüğü kadar basit bir olay değil, komplike bir meseledir” diyen Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İki şeyi birbirine karıştırmayalım; Jandarma Genel Komutanlığının sitesi hacklenerek bazı bilgiler alındığı iddiaları ortaya çıktı. Muhaliflerin kaldığı kamplara yönelik farklı terör eylemi hazırlıkları var. Onlarla Reyhanlı saldırısını birbirine karıştırmayalım. El Nusra ile ilgili takipler var, onları birbirine karıştırmayın. El Nusra'nın adı bir takipte geçiyor diye, Reyhanlı'yı El Muhaberat ile ilişkili olan grupların yapmadığı şeklinde bir savunma ortaya koymaya çalışıyorlar, bu delil karartmaktır, işi saptırmaktır. Kesin olan bir şey var, bunlar Suriye ile irtibatlı, El Muhaberat ile irtibatlı olan, bir ucu da CHP ile içli dışlı olan bir saldırı. Soruşturmanın, incelemenin sonucu ortaya çıktığı zaman bunun paylaşılmasından endişeniz olmasın.”

Hüseyin Çelik, Reyhanlı'daki Suriyelilerin Malatya'ya taşınacağı haberlerine ilişkin, “Benim bildiğim böyle bir şey yok” diye konuştu. 

Kendisinin daha önce, Suriyelilerin Van'da boş olan konteynerlere yerleştirilmesini önerdiğini anımsatan Çelik, bunun gerek güvenlik gerekse bazı hususlar dikkate alınarak kabul edilmediğini söyledi. Hüseyin Çelik, “O gün Van'a o insanların gitmesini kabul etmeyen akıl, bugün niye onları Malatya'ya göndersin bundan çok emin değilim, bugüne kadar böyle bir bilgi ulaşmadı” değerlendirmesinde bulundu.

Bir gazetecinin eski Kültür ve Turizm Bakanı AK Parti İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay'ın da Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçların kesilmesine twitter üzerinden tepki gösterdiğini hatırlatması üzerine Çelik, bu tepkinin Günay'ın kişisel değerlendirmesi olduğunu, saygı duyduklarını söyledi. Çelik, “Farklı şeyler söyleyen milletvekillerimizin ağzına biber sürecek değiliz. Günay, tarih, tabiat konusunda duyarlı bir arkadaşımızdır, duyarlılığını ortaya koymuştur. 13 ağaç konusunda bilgilendirilmiş midir, bilgilendirilse herhalde böyle bir ifadesi olmaz diye düşünüyorum” dedi. 

Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığındaki atamalar

Çelik, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığında 10 civarında yetkilinin görev yerlerinin değiştirilmesinin, Reyhanlı saldırılarıyla ilişkisi olup olmadığı sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Zaman zaman görev değişiklikleri yapılır. Örneğin Sayın Başbakan'ın koruma ekibi tepeden tırnağa değiştirildi. Belli yerlerde uzun boylu kaldığınız zaman kanıksamak dediğimiz olay meydana gelir. Sadece Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesinde değil, diğer birimlerde de köklü değişiklikler yapıldı, bunun Reyhanlı ile ilgisi yok, bu bir Hükümet, Bakanlık tasarrufudur. Reyhanlı Emniyet Müdürü ilk etapta görevden alındı, demek ki incelemenin sonucunu beklemeden yapılması gerekiyordu ama Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı ile ilgili yapılan değişikliklerin, atamaların Reyhanlı ile uzaktan yakından ilişkisi olmadığını biliyorum. Her yaptığınız değişiklikte ona uzun bir gerekçe yazmak zorunda değilsiniz.”

BENZER YAZILAR