Erken seçime ihtiyaç yok

Erken seçime ihtiyaç yok

PTT Ahlatlıbel Tesislerinde medya kuruluşlarının haber müdürleriyle bir araya gelen Çelik, gündeme dair soruları yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Reyhanlı ziyaretinin bu hafta sonu gerçekleşeceğini bildiren Çelik, Başbakan Erdoğan'ın İstanbul'daki ön görülen programlarına başka bakanları göndererek, kendisinin Reyhanlı ziyaretini gerçekleştireceğini söyledi.

Erdoğan'ın Reyhanlı'daki saldırıda hayatını kaybeden vatandaşların yakınların taziye ziyaretinde bulunacağını, yaralılarla görüşeceğini ve bölgede incelemeler yapacağını anlatan Çelik, Başbakan Erdoğan'a başta İçişleri Bakanı Muammer Güler, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin olmak üzere bazı bakanların da eşlik edeceğini kaydetti.

Muhalefet partilerinin Reyhanlı saldırısını istismar ettiğini, Başbakan Erdoğan'ın saldırının hemen ardından bölgeye gitmemesini eleştirdiğini hatırlatan Çelik, “Sayın Başbakanın hemen Reyhanlı'ya gitmesi halinde rehabilitasyon çalışmalarının zor olacağı izah edildiği için gitmesi gecikti. Sayın Başbakan'ın Van depreminin hemen akşamında, sabaha kadar enkazın üzerinde enkaz kaldırma çalışmalarını izlediğini herkes biliyor. Sayın Başbakanı başka şeylerle itham edebilirsiniz, ama halkının yanında olma, yüreğine dokunma konusunda hiçbir itham edemezsiniz, haksızlık yapılmasın” dedi.

Çelik, Reyhanlı saldırısına ilişkin sanal ortamda bir grubun yayınladığı bilgi ve belgelerin de Jandarma Genel Komutanlığı'nın internet sitesinin hacklenerek elde edildiği iddialarının doğru olmadığını belirterek, “Hacklenme meselesi doğru bir mesele değil, Jandarma Genel Komutanlığı'nın sitesi hacklenmemiştir. Bir ilimizdeki jandarma eri, cep telefonuyla o ile ulaşmış bazı belgelerin fotoğrafını çekerek bu dediğimiz kimselere servis etmiştir. O kişi şu anda gözaltına alınmıştır. Bir hacklenme söz konusu değildir, oradan hareketle bazı basın yayın organları birçok şeyi birbirine karıştırmıştır. Başka bir terör örgütüne yönelik istihbaratı bu mesele ile ilişkilendirmişler, işin aslı, astarı budur. Bu bir hacklenme değil, sızdırmadır. İlgili amirine bu bilgileri bildirmekle yükümlü olan birinin yaptığı bir iştir” diye konuştu.

Reyhanlı'da yaraların sarılmaya başlandığını, hayatın normale dönmesi için vatandaşlara mallarının tazmini için hükümetin üzerine düşeni yaptığını ve yapmaya devam edeceğini ifade eden Çelik, Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla devlet denetim organlarının da olaya ilişkin istihbarat kopukluğu, güvenlik zaafiyeti gibi konularda araştırma yaptığını anımsattı. Çelik, “Derinlemesine araştırma yapılıyor, araştırmanın sonucuna göre de ihmal, eksik, kusur varsa bununla ilgili olarak kamuoyuna bilgi verilecek, sorumlu olanlarla ilgili gerekenler yapılacaktır. Hukuk devletinde 51 canı kaybetmişsiniz, elbette bunun gereği neyse yapmak zorundasınız” değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, istihbarata yönelik belgeleri sızdıran erin gözaltına alındığını vurgulayarak, İçişleri Bakanlığının konuya ilişkin açıklama yapacağını söyledi.

Hüseyin Çelik, şöyle konuştu:

“ABD'de dahil, dünyanın en geniş ağı olan örgüt CIA'dır. Buna rağmen ABD'de de birçok insanın canını alan terör saldırıları olabiliyor. Bugüne kadar bizim bildiğimiz, basına yansımayan onlarca bombalı eylem yapmak üzere hazırlık içinde olan grup yakalanmıştır, intihar eylemcisi yakalanmış etkisiz hale getirilmiştir ama bunlar çoğu zaman basına da verilmemiş, kamuoyu ile paylaşılmamıştır. İstihbaratla terör saldırılarını sıfıra indirmiş bir ülke yoktur. Ben, mazeret üretmek için bunları söylemiyorum. Reyhanlı'daki saldırı Cumhuriyet döneminin en büyük saldırısıdır belki, ama tek başına istihbaratla yüzde 100 saldırıları önleme diye bir şey yoktur. Her hadiseden, musibetten ders çıkartmalıyız. Emniyetin, jandarmanın, devletin diğer kurumlarının bundan ders çıkarması lazım.”
    
“Yerel seçimlerin tarihinin anayasal olarak değiştirilmesi mümkün değil”
    
Hüseyin Çelik, 2014 yılında yerel, genel seçimler ve yeni anayasa için halk oylaması yapılması ihtimaline ilişkin soru üzerine de mahalli seçimlerin öne alınması için daha önce AK Parti'nin teşebbüste bulunduğunu ancak bunun Meclis'ten geçmediğini, bu yüzden yerel seçimlerin tarihinin anayasal olarak değiştirilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Çelik, “30 Mart 2014'te mahalli seçimler zamanında yapılacak. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de tereddüt yok, temmuz sonu, ağustos başında seçim söz konusu. Üçüncü sandık referandumla ilgili olabilir, ille de olacak diye bir cümle kullanmadık. Kış aylarında referandum yapılması zor olacağına göre, en müsait olarak 2014 sonbaharı görünüyor. Bu ilgili kurullarımızda konuşulmuş, karara bağlanmış tarih değil” dedi.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmalarına devam ettiğini, bu yasama yılının sonuna kadar da devam edeceğini anlatan Çelik, şöyle devam etti:

“Bizim birinci tercihimiz, esas arzumuz, TBMM'de grubu bulunan 4 siyasi partinin, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu anayasayı yapmasıdır. Bunu çok istememiz Meclis'in gerçekleriyle örtüşmüyor, Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmalarının da iyi gittiğini söyleyemem, muhalefet sürekli bahane üretiyor. CHP'liler geçen cuma, pazartesi gelmediler, salı günü sadece Mahmut Türmen bey geldi, çarşamba günü gelmediler. Gecikme için öne sürdükleri mazeret 'AK Parti başkanlık sistemini getirdi, bununla ilgili konulardan dolayı tıkanma yaşanıyor'. İster demokratik parlamenter sistem, ister başkanlık sistemi hangisi olursa olsun hazırlanacak anayasanın yüzde 80'i yürütmenin dışındaki konulardır, başkanlık sistemi yürütmeyle ilgilidir, yasamayla ilgili olarak görüşülmekte olan maddelerin yüzde 90'ı başkanlık sisteminde de parlamenter sistemde de aynıdır, yargıyı ilgilendiren maddeler de başkanlık sistemi de olsa değişmez, parlamenter sistem de olsa değişmez. Eğer muhalefet yeni bir anayasanın hazırlanması konusunda diğer meselelerde uzlaşacaksa, biz de böyle bir izlenim doğarsa, biz başkanlık sistemi meselesini yok sayarız.”

Başkanlık sistemini olmazsa olmaz olarak ileri sürmediklerini ifade eden Çelik, “Biz, başkanlık sistemini Türkiye'de bir daha koalisyon dönemlerine dönülmesin diye, istikrar açısından istiyoruz. Güçler ayrılığı prensibinin başkanlık sisteminde, parlamenter sistemden çok daha iyi yürüdüğüne dair dünyada genel bir kanaat var. BM üyesi 96 ülkede başkanlık sistemi var, durup dururken Türkiye'nin gündemine getirdiğimiz bir mesele değil. Bu meseleyi tartışmanın tam da sırası, başkanlık sistemini Türkiye'de yeni bir anayasa hazırlanırken gündeme getirmeyeceğiz de orman kanunu görüşülürken mi, borçlar kanunu görüşülürken mi tartışacağız” diye konuştu.

Çelik, muhalefet partilerinin zamana oynadığını, yeni anayasa konusunu sürüncemeye sokmak için gayret gösterdiğini iddia ederek, “Türkiye yeni bir anayasa hazırlarsa burada esas parsayı AK Parti, iktidar toplayacak, bu iktidarın sevap hanesine yazılmasın diye uğraşıyorlar. AK Parti bundan kazançlı çıkmasın hesabı yapıldığı için muhalefet buna karşı çıkıyor, meseleyi ciddiye almıyor” dedi.

Her seçimin zamanında yapılması gerektiğini vurgulayan Çelik, erken seçimlerin TBMM'nin tıkanması, sorunlara çözüm üretememesi durumunda yapılabileceğini, ancak şu anda Türkiye'de saat gibi işleyen bir iktidar bulunduğu için erken seçime ihtiyaç bulunmadığını söyledi.

Çelik, “İki seçimi birleştirmeye gerek görmüyoruz. Kanunlar muhalefetin engellemelerine rağmen geçiyor, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu uluslararası anlaşmalar Meclis'te görüşülüyor. CHP aslında kendince manevra yaparak 'ey ahali, biz seçime hazırız' demek istiyor. Siz bugüne kadar seçime hazır değiliz diyen parti gördünüz mü?” dedi.

AK Parti'nin başkanlık sistemine ilişkin teklifinin yeni anayasanın olmazsa olmaz koşulu ve bir anlık, günlük, haftalık bir teklif olmadığını belirten Çelik, “İlle de yeni anayasa konusunda muhalefet bizim her dediğimize gelecek, isteklerimizi kabul edecek, biz de başkanlık sisteminden vaz geçeğiz demiyoruz, ama böyle bir iyi niyet görmüyoruz. AK Parti'li arkadaşların Uzlaşma Komisyonundaki çalışmalarına rağmen biz muhataplarımızda samimiyet görmüyoruz. Bu manada bir güven telkin edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin Meclis'in çalışmasını yavaşlatığını, aksattığını ileri süren Çelik, şöyle devam etti:

“Meclis'in bir saatlik çalışmasının maliyeti 723 bin Türk lirasıdır, Meclis'in bir yıllık çalışma süresini bütçesine böldüğünüzde bunu tespit edebilirsiniz. Muhalefet, başta CHP olmak üzere 24. dönemde 229 kez grup önerisi getirmiş. Toplam grup önerilerine harcanan süreye baktığınızda TBMM'nin esas gündemine geçmesi için her gün fazladan çalışması gerekiyor. Bu dönem muhalefet 28 gensoru önergesi verdi, 9'unu geri çekti. Bu, tam bir komedidir. Her gensoru asgari 110 dakika sürüyor, diğer uzatmalarla beraber 2-2,5 saat süre alıyor. Bu arada, 2 Meclis soruşturması verildi, bunların hepsi reddedilmiştir. Meclis'te kürsüye çıkan muhalefet vekillerinin yüzde 99'u gündemden farklı konuşuyor. Bütün mesele süreci tıkamak, Meclis'i çalıştırmamak. Yazık, günah değil mi-

24. dönemde gensorulardan, grup önerilerinden, soruşturma önergelerinden dolayı TBMM'nin toplam kaybettiği süreyi paraya vurduğunuzda 138 trilyon Türkiye'nin kaybı olmuştur. Akla şu soru gelir; demokrasilerde gensoru bir denetim mekanizması değil midir? Elbette ama ciddi hazırlansın. Son olarak Beşir Atalay ile ilgili verilen soruşturma önergesi CHP tarafından verildi. CHP'nin 134 milletvekili var, toplam kabul oyu 67. CHP, kendi verdiği soruşturma önergesinin arkasında bile durmuyor. 134 milletvekili olan parti soruşturma önergesi verecek, 67 kabul oyu çıkacak. Bu, gayriciddi bir harekettir. Bütün dünya parlamentolarında tıkama yöntemi var, ama bizimkinin cılkı çıkmış durumda.”

Hüseyin Çelik, AK Parti'nin “Yeni, tepeden tırnağa sıfır kilometre, ileri standartlara sahip bir anayasa yapma gayretinde ısrarcı olduğunu” vurgulayarak, “Bizim için kendi teklifimizi getirip 330 ile Meclis'ten geçirip onu da referanduma götürmek son olarak başvuracağımız çaredir, bütün çareler ve yollar tükendiği zaman başvuracağımız bir seçenektir. Hukuki ihtimaller çerçevesinde bütün imkanları araştırıyoruz, ama biz muhalefeti milletin hakkını gasbetmemeye, milletin kürsüsünü gereksiz konularla meşgul etmemeye çağırıyoruz” ifadesini kullandı.
    
“(şuna milletvekillik yolu açılıyor) söylentileri çıkarılıyor”
    
Terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan ve dağ kadrosuna milletvekilliği yolunu açacak düzenlemeler eklendiği iddialarına ilişkin Çelik, “4 siyasi parti grubunun da TBMM Uzlaşma Komisyonuna verdiği öneriler ortadadır, bu metinler kamuoyuna açıktır. Bu kadar ayan beyan bir konuda 'şuna milletvekillik yolu açılmak isteniyor' gibi söylentiler çıkartılıyor ve siz de buna inanıyorsanız buna üzülürüz. AK Parti'nin her madde için verdiği teklifler herkese açıktır. Bunu ciddiye almanız, demek ki birilerinin başarıya ulaştığını gösteriyor. Medyaya olmayan şeyleri servis etme gayreti var ama yok böyle bir şey” değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, bir soru üzerine de son anketlere göre, AK Parti'nin oy oranının yüzde 51,5, CHP'nin ise yüzde 20-20,5 aralığında görüldüğünü söyledi.

Yeni anayasanın, AK Parti ve BDP uzlaşmasıyla yapılması halinde milliyetçi tepkiler nedeniyle halk oylamasından geçmeyeceğine dair endişelerin var olduğunun söylenmesi üzerine de Çelik, şöyle konuştu:

“Bizim şu partiyle anayasa yapmak, diğeriyle yapmamak gibi bir tavrımız olmadı. İdeal olanı TBMM'de grubu bulunan 4 partiyle birlikte yapmak. AK Parti+CHP, yüzde 75 yapar, olmadı diğer partilerle bu zemin yoklanabilir, ama biz 'bir partiyle yaparız, diğeriyle yapmayız' tavrı içine girmedik. Makul bir çizgi yakalanacağı kanaatine varmazsak AK Parti olarak 330 kabul oyu alabileceğimizi hissettiğimizde Meclis'e getiririz teklifi. 'Bu durumda 330'u bulur musunuz-' derseniz, eğer CHP, MHP, BDP, milletvekillerine yasak koymazlarsa, tıpkı 26 maddenin oylamasında olduğu gibi, bırakın milletvekillerinin hür iradesine karışmayın. Böyle olursa o Meclis'ten 330 çıkar.”

Yeni anayasanın Meclis'te oylanması sırasında AK Parti'den fire çıkıp, çıkmayacağı sorusuna Çelik, “Öyle bir iddiamız yok, tabii ki olabilir. Gizli oylamanın olduğu her yerde fire olabilir” yanıtını verdi.

Çelik, eski milletvekillerinden Sabit Osman Avcı'nın, “imza aleni, rey gizli” sözünü anımsatarak, “CHP'li milletvekillerine parti grupları bir şey verdiğinde hepsi imzalar, ama oy kullanmaya perdenin arkasına gittiğinde kendi vicdanı kanaatiyle baş başadır” dedi.

Mini paketlerle anayasa değişikliğine de şu an için sıcak bakmadıklarını ifade eden Çelik, “Bizim arzumuz tamamen yeni bir anayasa yapılmasıdır. Şu anda gündemimiz tamamen yeni bir anayasa yapmaktır. 12 Eylül anayasası üzerinde değişiklik yapmak değil. Başka zamanlarda başka paketler hazırlanabilir mi- Hazırlanabilir, ama Türkiye'nin şu an gündeminde böyle bir şey yok” diye konuştu.

Bir soru üzerine, İçişleri Bakanlığı'nın kılık-kıyafet konusunda yayımladığı genelgesinin de yanlış yorumlandığını belirten Çelik, “İki satırlık yaz kıyafeti uygulaması şu tarihte başlayacak, şu tarihte bitecektir' şeklinde. Bir ilimizde bu genelgeye binaen iç genelge hazırlanırken, daha önceki metinlere bakılmış, o metnin aşağı yukarı aynısı yazılmış ve bu gazetelere konu olmuş. Türkiye'nin 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl önceki alışkanlıklarını sürdüremeyiz. Bu konuda rahat olmak zorundayız, insanın şekline, kıyafetine karışmamalıyız” ifadesini kullandı.

Hüseyin Çelik, alkolle ilgili düzenlemenin de bugün Meclis'te görüşüldüğünü hatırlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Alkollü içki üretiminde hiçbir sınırlama yoktur, satışında sınırlama yoktur, yasaklama söz konusu değildir, tüketiminde herhangi bir sıkıntı yoktur. Alkollü içki tüketmeyi teşvik etmeyelim, bunun reklamını yapmayalım bunun promosyonunu, kampanyasını yapmayalım. İşin özü budur. İktidara geldiğimizden beri hep şunu söylüyorum; 'hiç kimsenin hayat tarzına müdahale etme niyetimiz, tavrımız, fiilimiz yok. İnsanlar neyi istiyorsa onu içer, neyi istiyorsa onu giyer, genel geçer malum edep, ahlak kuralları vardır. Kimsenin hayat tercihlerine müdahale etmedik, bundan sonra da böyle bir tavrımız olmaz, olamaz, olmayacaktır. Laikliğin de özü budur. Laiklikte içene de saygı vardır, içmeyene de saygı vardır.”
    
Arınç'ın Fethullah Gülen ile görüşmesi
    
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Fethullah Gülen ile görüşmesine ilişkin soruyu da Çelik, şöyle yanıtladı:

“Türkiye'de Fethullah Gülen Hoca Efendiyi seven bir cemaat var. Türkiye'de son zamanlarda şöyle bir moda çıktı; 'kar yağsa cemaat yağdırıyor, kuraklık olsa cemaat yaptı' diyorlar. Olumsuz ne varsa cemaata bağlayan bir şey ortaya çıktı. 'Cemaatle hükümet, AK Parti birbirine girdi' gibi spekülasyonlar oldu. Daha önce 'Biz, muhafazakar demokrat bir hükümetiz, partiyiz. biz kendi tabanımızla kavga etmeyiz, kendi tabanımızın değerleriyle cebelleşen, kendi tabanımızın, halkımızın değerleriyle kavga eden bir parti olmadık, bundan sonra da olmayacağız' demiştim. Cemaat dediğiniz insanlar, aynı ruh ve mana iklimini paylaştığımız insanlardır. Başka bir cemaatin de bizden beklentileri vardır, sıkıntıları vardır, siyaset vatandaş memnuniyetine dayanır, vatandaş sizi desteklediği zaman iktidar olursunuz. Dolayısıyla bir insanın bizden hoşnut olmaması bile bizim için önemlidir. Bizden çok hoşnut olmayan, sokaklarda bunu dillendiren, bize karşı ideolojik saplantısı olan, siyasi safları belli olan kesimler vardır. Ağzımızla kuş tutsak biz bunları ikna edemeyiz, ama bize oy veren, destek veren, aynı mana iklimini paylaştığımız insanlarla ilgili olarak böyle bir spekülasyon oluşmuşsa o iktidarın, partinin, siyasi hareketin görevi bunu diyalog yoluyla çözmektir. Sayın Bülent Arınç'ın ziyareti bu kapsamda ele alınmalıdır.”

BENZER YAZILAR