Kılıçdaroğlu’nu ağzını temizlemeye davet ediyoruz

Kılıçdaroğlu’nu ağzını temizlemeye davet ediyoruz

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ilişkin Brüksel'deki ifadelerinin iftira olduğunu belirterek, “Kendi ülkesi için adeta sağlığından feragat edercesine, 7 gün 24 saat olarak mesaisini tanzim eden bir Başbakana sen hain sıfatını yakıştıracaksın ve 51 vatandaşın katili olarak onu göstereceksin. Bu seviyesizliği, bu sokak ağzını, bu külhanbeyi ağzını vatandaş da affetmez, Allah da affetmez” dedi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.

Reyhanlı'daki bombalı saldırılarının ülkeyi ve milleti sarstığını belirten Çelik, hayatını kaybedenlere rahmet, yaralananlara şifa diledi.

Saldırıların Cumhuriyet tarihindeki en büyük terör olaylarından biri olduğunu vurgulayan Çelik, “Komşu ülkenin istihbarat örgütü ile işbirliği halinde buraya saldırı gerçekleştirildi. En azından bulgular böyledir. Onlarla bağlantılı olan, onlarla birlikte hareket eden, onların emellerine hizmet eden bir terör örgütü böyle bir saldırıyı gerçekleştirdi” dedi.

Siyasi partilerin saldırılar nedeniyle hükümeti eleştirdiğini hatırlatan Çelik, “Tabii ki günlük siyaset rekabete dayalıdır ve siyasi partiler iktidarı eleştirirler. İktidarların varsa eksiği, hatası, kusuru, kastını ortaya koyarlar. Bu son derece tabiidir, demokrasinin gereğidir, işin tabiatının gereğidir. Ancak, bir yangın çıkarken, alevler göklere yükselirken, içeride insanlar cayır cayır yanarken, böyle bir politik hesaplaşma içerisine girmek, bizatihi siyasetin kendisine aykırıdır, siyasi ahlaka aykırıdır” iadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun “Reyhanlı'daki 51 kişinin önce sorumlusu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dır', 'Bunların katili Recep Tayyip Erdoğan'dır' sözlerinin anımsatan Çelik, “Kılıçdaroğlu'nun bu söylemini, Kılıçdaroğlu'nun bu talihsiz, kabul edilemez beyanlarını milletin ferasetine havale ediyorum” dedi.

Kılıçdaroğlu'nun Başbakana yönelik ifadeleri

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun iki yıllık zaman zarfında Başbakan Erdoğan'a, AK Parti'ye ve AK Parti kadrolarına yönelik ifadelerini kelime bazında ortaya çıkardıklarını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

“Arkadaşlar tüyler ürperticidir. Türkiye gerçekten böyle bir ana muhalefet partisi genel başkanına sahip olmaktan dolayı büyük bir talihsizlik yaşamaktadır. Daha önce değişik vesilelerle hep şunu söyledim. Siyaset rekabete dayalıdır. Ama siyaset husumete dayalı olmamalıdır. Siyaset rekabet zemininde yürümelidir ama siyaset asla nezaketten mahrum olmamalıdır. Siz AK Parti Genel Başkanını ve Başbakanı sevmezsiniz ve sevmenizi de beklemiyoruz. Ama asgari olarak, insan olarak birbirimize saygı duymak zorundayız. Anadolu'da böyle bir sözden dolayı gerçekten adam öldürürler. Sayın Başbakanın nezaketi, devlet adamlığı sorumluluğundan dolayı eğer bunu siz bunu Sayın Başbakanın zaafı olarak nitelerseniz büyük bir hezeyan ve yanılgı içerisindesiniz.”

Kılıçdaroğlu'nun Başbakan Erdoğan için “omurgasız, kalpazan, sahtekar, hain, yalancı, harami, palavracı, cahil, ahlaksız, bölücü, diktatör, hırsız, vicdansız, ruh hastası, terbiyesiz, çapsız, Firavun, Nemrut, sicili bozuk” ifadelerini kullandığını anımsatan Çelik, ancak Erdoğan'ın bunlara cevap vermediğini vurguladı.

Çelik, Başbakanın zaman zaman söylenmesi gerekenleri söylediğini hatırlatarak, esas tavrını ise şu sözlerle açıkladı:

“Mevlana'nın meşhur sözünü biliyorsunuz: 'Suskunluğum asaletimdendir. Söylenen her lafa söylenecek bir cevabım vardır. Ancak bir söz söylendi mi önce söze bakarım söz mü diye, sonra adama bakarım adam mı diye.' Sayın Başbakan ve bizler elbette Sayın Kılıçdaroğlu'nun kıymetini çok da önemsemiyoruz. Ancak CHP'ye oy veren yüzde 25'lik Türkiye'de bir kitle var. CHP Türkiye'nin en eski köklü partilerinden birisidir. Ana muhalefet ve muhalefet demokrasilerde olmazsa olmazdır. Bizatihi bu müesseseyi, siyaset kurumunu önemsediğimiz için, meselenin kayıkçı kavgasına dönüşmemesi için, meselenin horoz dövüşüne dönüşmemesi için, siyasetin itibar kaybetmemesi için defalarca huzurunuzda gerek Sayın Bahçeli'nin, gerek Sayın Kılıçdaroğlu'nun söylediği sözlerle ilgili ben hep şunu söyledim: 'Biz onların kullandığı ifadeleri aynen kullanarak ağzımızı kirletmeyeceğiz' dedik. Bugün aynı şeyi yine söylüyorum.”

Allah da affetmez, vatandaş da affetmez

Kılıçdaroğlu'nun sözlerinin edep sınırlarını aştığını ve aleni olarak iftira ettiğini ileri süren Çelik, “Kendi ülkesi için adeta sağlığından feragat edercesine, 7 gün 24 saat mesaisini tanzim eden bir Başbakan'a sen hain sıfatını yakıştıracaksın ve 51 vatandaşın katili olarak göstereceksin. Bu seviyesizliği, bu sokak ağzını, bu külhanbeyi ağzını vatandaş da affetmez, Allah da affetmez” dedi.

Siyasetin temiz bir zemin istediğini, aksi takdirde vatandaşa çok kötü örnek olunacağını anlatan Çelik, “Vatandaşa 'uzlaşın' derken, vatandaşa nezaketten söz ederken, vatandaşa ufak meselelerden dolayı niza kavga çıkarmayın dediğimiz zaman, öğrenciye dediğimiz zaman, işçiye, sokaktaki vatandaşa, köylüye söylediğimiz zaman siyaset kurumunun bu manzarasını gösterdiğinde söylenecek söz bulamıyorsunuz. Bundan dolayı fevkalade üzüntülüyüz” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun bu durumu partisine yakıştırabileceğini ancak kendilerinin CHP'nin geçmişine, genel başkanına, ana muhalefet partisine yakıştıramadıklarını kaydeden Çelik, şunları kaydetti:

“Bunu sadece yakıştırmayan biz değiliz. Bakın Sayın Kılıçdaroğlu, AP Sosyalist Grubu'na gitti, arzı meram etmeye çalıştı. Orada yaşananlar birer skandaldır ve AP Sosyalist Grubu Başkanı Sayın Swoboda, bu seviyesizliğe isyan etti. Bu üslupsuzluğa, pespayeliğe isyan etti. 'Kusura bakmasın, ben vatandaşlarının hür oyları ile seçilmiş olan bir lideri, yüz bine yakın vatandaşı acımasızca katleden Beşşar Esed gibi bir diktatörü benzeten Kılıçdaroğlu ile baş başa görüşmem' dedi. Bu bizim tarihimizde görülmüş bir olay değil. Hadi Avrupa'daki şu, bu parti olsa bunu anlarım ama CHP'nin de üyesi bulunduğu AP Sosyalist Grubu Başkanı söylüyor. Sayın Swoboda bunu söylüyor. Sayın Kılıçdaroğlu'na 'bu sözlerinizi geri almazsanız ben sizinle baş başa görüşmem' diyor. Bunu Twitter'dan ilan ediyor.”

Çelik, CHP'lilerin, Swoboda ile kendilerinin görüşmediklerini ileri sürmesini “evde kalmış kızlara'” benzeterek, CHP'nin son derece hazin bir durumda olduğunu söyledi.

Swoboda'nın Suriye politikasının açık ve net olduğunu belirten Çelik, “Yani diyor ki Kılıçdaroğlu'na 'Sen bu diktatörden yanasın'. Sen bu diktatörle maalesef aynı ruh ve mana iklimini taşıdığın için bugüne kadar Suriye yönetiminin yaptığı katliamları bir kez olsun bile kınamadın. Sen bu vahşeti yapan terör örgütünü de kınamadın. Bu vahşeti yapan terör örgütü ile aynı familyadan olan malum, akraba terör örgütüne İstanbul'da bir operasyon düzenlendiği zaman sen grubunda kalktın başbakana, hükümete ağzına geleni söyledin. Ağzının söylediğini galiba kulağın duymuyor” diye konuştu.

Türkiye'nin Suriye politikasını eleştiren marjinal grupların hepsinin arkasın da CHP'nin 'kuyruk' olduğunu savunan Çelik, bunun köklü bir geleneğe sahip, Cumhuriyetin kuruluşundan beri var olan CHP gibi bir partiye yakışmadığını vurguladı.

Çelik, Swoboda'nın “CHP değişmezse iktidarı hayal bile edemez” şeklindeki sözlerinin hatırlatarak, “Biz söylediğimiz zaman, sakalımız olmadığı için herhalde, sözümüz onlara muteber gelmedi. Burada defalarca söyledim, 'değişmeyenler deliler ve ölülerdir ey CHP' diye. Siz Türkiye'nin değişen şartlarını, siz dünyanın değişen şartlarını içinize sindirmek durumundasınız. Aksi takdirde siz bu ülkeye faydalı olamazsınız. Konuşursunuz, konuşursunuz hakaret edersiniz, küfredersiniz, bağırırsınız, ondan sonra vatandaş seçimlerde silleyi çeker, oturursunuz oturduğunuz yerde. Bugüne kadar hep böyle olmuştur” ifadelerini kullandı.

Erdoğan'a karşı kullanılan üslup densizlik

Seçimlerden yedi kez başarıyla çıkan Başbakan Erdoğan'a karşı kullanılan üslubu “densizlik” olarak niteleyen Çelik, şunları kaydetti:

“Sen kendi Başbakanını vatandaşının katili ilan edeceksin ama yüz bin insanı katleden Beşşar Esed'e hiçbir şey söylemeyeceksin. Onunla işbirliği yapan, onun taşeronluğunu yapan, onun kuklalığını yapan terör örgütlerine de hiçbir şey demeyeceksin, onlarla aynı zeminlerde hükümetin Suriye politikasını eleştireceksin, bizim Hatay'daki vatandaşlarımızı, bu gelen mülteci, bu gariban yerinden yurdundan canını kurtarmak için Türkiye'ye sığınan insanlara karşı mezhepçi bir yaklaşımla kışkırtacaksınız. Bunun yenir yutulur tarafı yoktur. Kabul edilebilir tarafı yoktur. Eğer bugün Atatürk sağ olsaydı hani 'Sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim' diyor ya, Atatürk bu sefer şöyle derdi; 'Ben ana muhalefet partisi genel başkanının ağzı temiz, dürüst ve ahlaklısını severim.' Çünkü maalesef biz bunu çok arıyoruz.”

Swoboda'nın “CHP resmen bölünmüştür” dediğini dile getiren Çelik, “Biz söylediğimiz zaman tek parça olduklarını söylüyorlar. Evet aynı grup salonunda bir araya geliyorsunuz, sizin kafa ve gönül bölünmüş. Bu kendi meseleniz ama bunu Avrupalı da görüyor, Avrupa'daki Sosyalist Grup da görüyor. Sizi ciddiye almıyor. Sizi kabul etmiyor. Size muhatap olmak istemiyor. Çünkü çamura batmış vaziyettesiniz” dedi.

Kılıçdaroğlu'nun Mehmet Akif Ersoy'u okuması durumunda kendine yakışan ifadeleri bulacağını belirten Çelik, “Rahmetli Akif bu tipleri anlatırken diyor ki; 'Şarka bakmaz, garbı bilmez, edepten yok payesi/ Bir kızarmaz yüz, bir yeşermez göz, bütün sermayesi.' Bu arkadaşımız Doğu'yu bilmez, İslam dünyasından tanıdığı bütün Beşşar Esed, o da ruh ve mana dünyası aynı olduğu için. Onun ötesinde İslam dünyasını, Doğu'yu bilmez. Oraya bakmaz. Garbı bilmez. İşte bilmediğin için böyle tokat yersin. Böyle tepe taklak gelirsin Türkiye'de ağlarsın. 'Efendim bize kimse demokrasi dersi veremez' ama sen herkese demokrasi dersi vereceksin öyle mi? Bir de insanın yüzünün kızarması lazım. Yüz kızarmazsa eğer şefkat ve merhamet duygularını kaybetmişseniz ve gözünüz de yaşarmıyorsa bu insanlığın bittiği noktadır. CHP böyle olmamalıydı” diye konuştu.

Çelik, Kılıçdaroğlu'nun bile bile çarpıtmalar yaptığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakanımız Sayın Binali Yıldırım son derece espritüel bir insandır. Soruyorlar: 'Efendim bu PKK ile bir pazarlık var mı- Sınır dışına çıkması ve silah bırakması için pazarlık var mı' Sayın Bakan da diyor ki: 'Evet bir pazarlık var, 4 T pazarlığı yaptık. Nedir bu 4 T- Tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak pazarlığı yaptık.' Aslında böyle bir pazarlık yok. Sözün gelişidir ve bu kinayeli ifadedir. Sayın Kılıçdaroğlu grubunda çıkıyor ve diyor ki: ' Arkadaşlar, hani Başbakan 'pazarlık yok' diyordu. Bakanı çıktı 'Pazarlık var' diyor. Şimdi eğer bir genel başkan bu kadar anlıyorsa o partinin vay haline. Ben ne diyorum biliyor musunuz- Herhalde son günlerde Sayın Kılıçdaroğlu'nun en fazla dinlemesi gereken bir şarkı var. Kemani Serkis Efendi'nin Nihavend bir şarkısı var, günümüz Türkçesi ile; 'Kimseye etmem şikayet ağlarım halime, ben geleceğime baktıkça bir suçlu gibi tir tir titriyorum, korkarım ki benim geleceğime karanlık bir perde çekilmiş.'

Tam Kılıçdaroğlu'nu anlatıyor. Bugünlerde herhalde başucunda, arabasında sabah akşam bu şarkının olması gerekiyor.”

Bir milli meselenin hesaplaşmasının içeride yapılabileceğini aktaran Çelik, Esed'in Türkiye'ye savaş açması durumunda Kılıçdaroğlu'nun hükümeti suçlayacağını söyledi.

Türkiye itibar görüyor

Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmesine değinen Çelik, “Türkiye dünyada itibar görüyor. İlk defa bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ABD'de böyle bir törenle, merasimle ve bu düzeyde karşılanıyor. Bu da rahatsız ediyor. Sizin ülkenizin Başbakanının dışarıda itibar görmesi, ülkenizin itibarındandır. Türkiye itibar görüyor. Yurt dışında iş adamlarımız temaslarda bulunurken, dönüşte diyorlar ki 'Bizim yürüyüşümüz değişti, yurt dışında.' IMF'ye borcumuzu bitirdik, diyor bu CHP'yi sevindirmiyor, 'Borcun adresi değişti' diyor. Hesabını yapıyorsunuz, onun için muhalefet doğruya doğru, eğriye eğri demeli. İyi şeylere iyi desin ki vatandaşa o eğri dedikleri konusunda inandırıcı olsun” diye konuştu.

Çelik, Kılıçdaroğlu'nu ağzını temizlemeye ve çalkalamaya davet ederek, “Başbakanı katil ilan ederken ağzını çalkalamaya davet ediyoruz. Sayın Bahçeli zaten zıvanadan çıkmış bunu biliyoruz. O kibar adam kürsüye çıktığı zaman söylemiştim, bir kurt adama dönüyor. Bunu hepiniz biliyorsunuz zaten. Sayın Kılıçdaroğlu da herhalde onunla yarışıyor. Bir de üçüncü vitesle giderken ben dörtle gidemez miyim diyor. Biri beşle giderken birisi roketle gidecek. Vaziyet budur. Onun için biz CHP'nin hali pür melaline maalesef ağlıyoruz. CHP de kendi hali pür melaline ağlıyor. Yabancılar da adam akıllı kendi oradaki ekip içinde bulunduğu insanlar bile CHP'yi ciddiye almıyor. Böyle bir partiyi halkımız da ciddiye almaz” ifadelerini kullandı.

CHP'ye oy veren yüzde 25'lik kitleyi ciddiye alıp önemsediklerinin altını çizen Çelik, Kılıçdaroğlu'nun “abuk subuk” sözlerine Erdoğan'ın cevap vermemesi ve sorumlu davranmasının birileri tarafından zaaf olarak görüldüğüne işaret etti.

Çelik, kendilerine bel bağlayan ve hislerine tercüman olunmasını isteyen yüzde 50'lik camianın, hakaretlere cevap vermediği zaman serzenişte bulunduğunu bildirdi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

ABD Başkanı Barack Obama'nın açıklamalarının beklentileri karşılayıp karşılamadığı sorusu üzerine Çelik, Obama ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Esed'in acımasız eli kanlı bir diktatör olduğu, halkını katlettiği, bir an önce Suriye yönetiminden ayrılması ve Esed yönetimine her türlü uluslararası diplomatik baskının uygulanması gerektiği, Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin cömertçe yaklaşan Türkiye'nin insanlık dersi verdiği konularında hemfikir olduklarını söyledi.

Erdoğan-Obama görüşmesinin ardından NATO uçaklarının veya Amerika-Türkiye uçaklarının, Şam'ı bombalama ihtimali olup olmadığı sorusunu şöyle yanıtladı:

“Sayın Başbakan daha önce bir yabancı medya kuruluşuna yaptığı açıklamada 'eğer uçuşa yasak bölge gelirse biz bunu destekleriz' diyor. Ama gelirse destekleriz diyor. Bunlar tedbir midir- Tedbirdir, olabilir. Yarın ne olacak bunu bilemeyiz. Ama başından itibaren şunu söylemem gerekiyor: 'Türkiye, Suriye'ye savaş açar mı- Türkiye, Suriye'deki bu bataklığın içine çekilmek isteniyor. Türkiye buna gelir mi' diye merak edenler var. Türkiye buna gelmez. Türkçemizde güzel bir atasözü var. Cömert derler, maldan ederler. Cesur derler, candan ederler. Biz bu gazlara falan gelmeyiz. Ama bu şu anlama gelmiyor. Bu Beşar Esed'in zulmüne, bize yönelik bütün sıkıntılara, bütün bize verdiği zararlara da sesimizi keseceğiz, sinemize çekip oturacağız manasına da gelmiyor. Gün ola devran ola, hep beraber göreceğiz.”
    
İstihbarat kopukluğu iddiaları
    
Reyhanlı'daki bombalı saldırılara ilişkin istihbarat eksikliği iddialarının hatırlatılması üzerine Çelik, meydana gelen böyle bir vahim hadisenin ardından konunun Hükümet ve devlet tarafından çok boyutlu incelenmesi gerektiğini vurguladı. İlgili denetim ve teftiş kurullarına talimat verildiğini ifade eden Çelik, “Şu anda müfettişler çalışıyorlar. Takdir edersiniz ki yarım günde, bir saatte, iki günde ortaya çıkarılacak bir şey değil. Çünkü çok yönlü, çok boyutlu bir şeydir. Reyhanlı ile sınırlı olmayan bir meseledir” dedi.

Çelik, araştırma yapıldıktan sonra ihmal veya hata varsa faillerine ilişkin işlem yapılacağını kaydederek, “Daha önce askeri çevrelerin farklı istihbarat kaynakları vardı. MİT ayrı bir istihbarat birimimizdi. Emniyet ayrı bir istihbarat birimimizdi ve istihbarat birimleri arasında ciddi bir koordinasyon ve ciddi bir bilgi alışverişi sıkıntısı vardı. Bunu hepimiz biliyoruz. Ancak bunlar bir çatı altında toplandı. Bir havuz oluşturuldu. Bilgiler buraya akıyor. Bunu biz böyle biliyoruz. Ama bütün bunlara rağmen eğer bir zaaf varsa, eksiklik varsa gereği elbette yapılır. Biraz bekleyelim ve sonucu görelim” diye konuştu.

Güvenlik güçlerinin bugüne kadar onlarca bomba yüklü araba veya intihar eylemcisini etkisiz hale getirildiğine işaret eden Çelik, bunun tedhiş (yıldırı) duygusu uyandırmamak için kamuoyuna yansıtılmadığını söyledi. CIA'in ve FBI'ın Boston'daki bombalı saldırıyı tespit edemediklerini anımsatan Çelik, “Yeryüzündeki terör eylemlerini gerçekleşmeden önce yüzde yüz tespit eden ve etkisiz hale getiren bir mekanizma henüz icat edilmemiştir. Bunu ne kadar asgariye indirirseniz o kadar başarılısınız demektir. Ama bir tane bile sızma varsa 'ne yapalım bu da oldu' diyemezsiniz” ifadelerini kullandı.

Çelik, güvenlik güçlerinin gereksiz yere hırpalanmaması gerektiğinin altını çizerek, hata, kusur ve ihmal olması durumunda hukuk devletinin gereği hesabın sorulacağını bildirdi. İhmal veya kasıt yönünde bulgu olduğu için bunu söylemediğini dile getiren Çelik, ihtimalden bahsettiğini vurguladı.

Reyhanlı'daki bombalı saldırılara katılanlarından birinin gözaltına alındığının anımsatılması üzerine Çelik, araçları üstüne tescil ettiren ve PTT'nin önüne aracı park eden kişi olduğunun bilindiğini ve teşhis edildiğini belirterek, “Tabii bu yapılacak sorgulamalar ve yargılamalardan sonra ortaya çıkacaktır. Aldığım ilk bilgi budur. Onun dışında onun bir iki arkadaşı daha var. Onların da emniyet güçlerimiz peşindedir. Eminim ki onlar da en kısa zamanda yakalanacak ve adalete teslim edilecektir” dedi.
    
“Kılıçdaroğlu gibi ona olan aşkımızı sürdürelim mi”

    
Çelik, Suriyelilerin, bombalı saldırıların ardından linç edildiğine dair iddialara ilişkin, Hatay halkının Suriye'den gelen mültecilere bağrını açtığını söyledi. Hatay'ın Türkiye'nin demografik yapısı itibarıyla çok dinli, dilli ve etnisiteli illerden birisi olduğuna işaret eden Çelik, “CHP'nin politikalarının ve oradaki bazı CHP'li vekillerin başını çektiği, mültecilere yönelik özellikle Suriye'deki muhaliflere yönelik Esed adına bir nefret uyandırılması çabası var. Esed'e sempati, bunlara antipati oluşturmaya çalışan ve sistematik çalışan gruplar var. Bunlar çok gizli, saklı değil. Bunların gazetesi var. O gazeteleri takip ederseniz, maalesef Suriyeli muhaliflere terörist ifadesi kullanılıyor. Beşar Esed'e de övgüler diziliyor. Bunun sahibi de CHP'li bir milletvekilidir. Mızrak çuvala sığmıyor” diye konuştu.

Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep ve Kilislilerin, sığınmacılara “ensar-muhacir” muamelesi yaptığını, bağrını açtığını anlatan Çelik, hiçbir vicdanın ve kimsenin sığınmacılara ülkelerinde ölmelerini ve buraya gelmemelerini söyleyemeyeceğini kaydetti.

Türkiye'nin Suriye ile 911 kilometre sınırı bulunduğunu belirten Çelik, “Türkiye'nin Suriye politikasını birileri anlamak zorunda” dedi.

Çelik, “Esed ile geçmişte iyi olunduğunun” hatırlatıldığını dile getirerek, “Esed, uzatılan dost elini ısırdıysa biz ne yapalım arkadaşlar. Kılıçdaroğlu gibi ona olan aşkımızı sürdürelim mi” diye sordu.

BENZER YAZILAR