‘Gezi Parkı’ halk oylamasına sunulacak

‘Gezi Parkı’ halk oylamasına sunulacak

Çelik, AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu Toplantısı'nın ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 5 saat süren toplantıda, Türkiye'nin gündeminin konuşulduğunu, Gezi Parkı ve sonrasındaki gelişmelerin değerlendirildiğini belirten Çelik, İçişleri Bakanı Muammer Güler'in de son gelişmelere ilişkin bilgi verdiğini söyledi. Toplantıda, Gezi Parkı odaklı eylemlerin iç ve dış yansımaları üzerinde de durulduğunu anlatan Çelik, “Meselenin ekonomik boyutu ele alındı. Bunlar üzerinde müzakereler yapıldı” dedi.

Başbakan Erdoğan'ın Gezi Parkı eylemcilerinden bir grupla ve bazı sanatçılarla yaptığı görüşmelerde plebisit konusunun gündeme geldiğini hatırlatan Çelik, “Bugün bu, bizim MKYK'mızda da ele alındı ve MKYK üyelerimiz oy birliğiyle buna destek verdiler” diye konuştu.

“Tabii bizim MKYK'mız böyle bir kararı almayacak. Yani İstanbullu'ların, Taksim'deki düzenlemelerle ilgili halk oylamasına gitme kararı elbette AK Parti MKYK'sından çıkacak olan karar değil” ifadesini kullanan Çelik, şunları kaydetti:

“Ancak biz bu konuda bunun siyasi sorumluluk paylaşmak üzere parti olarak kendi içimizde bir fikir birliğine varıyoruz ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine bu anlamda ancak tavsiye niteliğinde bir bildirimde bulunabiliriz. İşin özü budur. AK Parti bu meselenin yani halk oylaması dediğimiz meselenin bu kez bu toplantıda teyit etmiştir. Daha önce zaten kamuoyuna yaptığımız açıklamalarda şunu söylemiştik: Yargı süreci beklenecek, yargı aleyhte karar verirse zaten yapılacak bir şey yok. Tabii yargı derken nihai temyiz merciinden söz ediyorum. Bu işin Bölge İdari Mahkemesi tarafı var ve Danıştay ayağı var. Oralarda nihai olarak aleyhte bir karar çıkarsa burada kimsenin yapacağı bir şey yoktur. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukunun verdiği kararlar, mahkemenin verdiği kararlar idareci tarafından uygulanır. Biz de buna uyacağımızı, gereğini yapacağımızı ifade ettik. Ancak idarenin lehinde çıkarsa o zaman da 'lehimize çıktı, mahkeme bunu onayladığına göre hadi yapalım' demeyeceğiz ve bir halk oylamasına gideceğiz.”

 Halk oylamasının İstanbul genelinde yapılacağını ifade eden Çelik, “Büyükşehir sınırlarında bir oylama olacak. İstanbul Büyükşehir sınırları aynı zamanda mülki idare sınırlarıdır, 2004'te İstanbul ve Kocaeli'nde bu böyledir. Son çıkardığımız Büyükşehir Yasası'nda 30 vilayet bu statüye kavuşturulmuştur. Dolayısıyla biz İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kapsadığı alandan söz ettiğimiz zaman bütün İstanbul vilayeti akla gelmelidir. Bütün İstanbul vilayetinin oradaki seçmenlerin katılacağı halkımızın görüşüne başvurulacaktır. Halk bu konuda ne derse biz bu karara saygılı olacağız.”

“Makul olan her meselede biz vatandaşımızla beraberiz”

İçişleri Bakanı Güler'in verdiği bilgiye göre, Gezi Parkı odaklı gelişmelerde devletin, polisin çağrılarının büyük çapta halkın sağduyusuyla karşılandığını ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

“Çeşitli yerlerde mevzi olarak, mahalli olarak yine toplanmalar vardır. Yine bu tencere, tava çalmalar, korna çalmalar, ıslık çalmalar vesaire şeklinde devam eden bazı eylemler vardır. Ancak daha önceki yaptığım basın toplantılarında da ifade ettiğim gibi elbette barışçı ve demokratik eylemlere sonuna kadar biz şapka çıkarırız. Demokrasilerde olması gerekendir. İnsanlar gösteri yapabilir, gösteri yürüyüşleri yapabilir. Slogan atabilir, sesini yükseltebilir, mesajını barışçı, demokratik yollarla iletebilir. Ancak başkasını rahatsız etmeden. Üniversite sınavına girecek çocukları bile uyutmadan eğer birileri tencere tava çalıyorsa komşusuna zarar veren bir hak talebinde bulunuyorsa başkasının hakkını gasp ederek bu talepte bulunmaması gerektiğini ifade ediyoruz. Makul olan her meselede biz vatandaşımızla beraberiz. Bir kez daha altını çizmek isterim, vatandaşın bize desteği de vatandaşın bize karşı olması da demokratik bir tavırdır, takdiri de tenkidi de demokratik bir tavırdır. Ama demokratik yol ve yöntemlerle olduğu zaman barışçı usuller içerisinde olduğu zaman bu böyledir.”

“Fiziki ve fiili zarar 140 trilyona varmıştır”

İyi niyetli, sempati uyandıran çıkışla başlayan gösterilerin, Türkiye'de herkesi üzen bir hal aldığını dile getiren Çelik, olaylarda 291 iş yeri, 271 &oumouml;zel araç, 116 polis otosu, 41 ambulansın tahrip edildiğini ve 13'ü AK Parti'ye, biri CHP'ye ait olmak üzere 14 parti binasının yakıldığını vurguladı.  Çelik, şöyle devam etti:

“Turizme olan, ekonomiye olan etkisinden söz etmiyorum, doğrudan fiziki ve fiili zarar 140 trilyona varmıştır. Bu da tabii son derece üzücü bir durumdur. Ben buradan şu çağrıda bulunmak istiyorum: Türkiye demokrasisinin rüştünü ispatlamış, demokratik bir ülkedir. Türkiye eğer demokratik bir ülke olmasaydı bu yapılanlar, bu gösteriler zaten yapılamazdı. Demokratik tolerans nedir, bu gösterilmiştir. Sabır, tahammül, diyalog, aklınıza gelebilecek ne varsa bütün bu sağduyu ve sükunet ortaya konmuştur. Temenni ederiz ki Türkiye böyle tatsızlık bir daha yaşamaz. Bunu sürdürmeye çalışan kimseler vardır, kötü niyetli olanlar vardır. Daha önce de ifade ettim, sandıkta her zaman kaybedenler sandıkta aradığını bulamayan birçok siyasi cenah acaba sokakta bir şey bulabilir miyim gibi telaşa kapılmıştır. Bunların Türkiye'ye faydası yoktur. Önümüzde seçimler vardır. Siyasi partilerimiz tezlerini halkla paylaşırlar eğer millet onlara iktidar verirse iktidar olurlar, muhalefet verirse muhalefet olurlar. Siyasi hayatımızın gereği budur.”

“AK Parti'lilerin koşusu engelli koşusudur”

AK Partili'lerin, bugüne kadar birçok badireyi atlatarak bugünlere geldiklerini ifade eden Çelik, “Herkes normal koşuya katılır. AK Parti'lilerin koşusu engelli koşusudur” dedi. 

Çelik, 2004 yılında hazırlanan darbe planları, cumhurbaşkanı seçimi, partileri hakkında açılan kapatma davası ve e-muhtıra süresince AK Parti'nin demokratik mücadele verdiğini belirterek, şiddete ve sokak gösterilerine tevessül etmediklerini vurguladı.

“Hiçbir zaman başımızı önümüze eğmedik”

Hiçbir zaman Türkiye'nin huzur ve istikrarını bozacak bir tavır içinde olmadıklarını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

“Siyasi ve ekonomik istikrarı bozmamak için çok üzüldüğümüz zaman bile hiçbir zaman başımızı önümüze eğmedik, demokratik ve hukuk mücedelemizi sürdürdük ve galip olan yine biz olduk. Sonra Cumhuriyet mitinglerinde partimize bir linç kampanyası başlatıldı. Orada da Cumhuriyet mitinglerin karşısına sokaklarda karşı karşıya gelecek pozisyonlar oluşturmamak için her zaman partimizi sukunete davet ettik, her zaman barış ortamını tesis etmeye çalıştık.”

“Ne zaman bir düğüm olduysa bu düğümü halk çözmüştür. Demokrasilerde çözüm halktadır, çözüm sandıktadır, çözüm halka dönmektir, halkına sinesine sığınmaktır” diyen Çelik, şöyle konuştu:

“Bu meselede de 'efendim halk AK Parti'ye karşıdır', büyük gürültü koparanlar şunu gördüler ki Kazlıçeşme'de bizim Cumhuriyet tarihimizin en büyük mitingi yapıldı. Ama orada biz halkımızla kucaklaşmaya, biz orada halkımızla buluşmaya, halkımızla bir güzelliği paylaşmaya bir sıkıntıyla ilgili meseleyi halkımıza aktarmaya, arz etmeye gittik. Kimseyle kavga etmeye gitmedik. Bir tek insanın burnu kanamadı. Bir tek dükkanla ilgili tahrip bir tarafa, bizim kitlemiz büyük bir olgunlukla ellerinde bayraklarla insanları selamlayarak orada demokratik nezaketin örneklerini ortaya koydu.”

Ankara'daki Sincan mitinginde de aynı olgunluğun gösterildiğine işaret eden Çelik, AK Parti'nin bu miting serisinin Mersin, Kayseri, Erzurum ve Samsun ile devam edeceğini bildirdi.

“Gövde gösterisi yapma ihtiyacımız yok”

AK Parti'nin gövde gösteri yaptığı yönünde eleştiriler geldiğini belirten Çelik, “Bizim gövde gösterisi yapma ihtiyacımız yok. Yapılan kamuoyu anketleri, hangi partinin gücünün ne düzeyde olduğunu ortaya koyuyor. Ama biz coşkumuzu halkımızla paylaşmak, varsa bir sıkıntı, varsa bir dert onu halkımızla paylaşmak üzere yola çıkmış siyasi kadroyuz. Bundan sonra da böyle yapacağız” diye konuştu.

İstanbul'da sopalı kişilerin Şişhane'de CHP İl Başkanlığına saldırısına da değinen Çelik, “İl Başkanlığımız açıklama yaptı. Bu saldırıyı şiddetle kınadığını ifade etti. Bunların AK Parti ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını ifade etti. Hangi partiye böyle saldırı yapılırsa yapılsın ve hangi gerekçeyle yapılırsa yapsın kim tarafından yapılırsa yapılsın biz kesinlikle bunu tasvip etmeyiz” dedi.

Son zamanlarda Türkiye'yle ilgili bazı açıklamaların yapıldığını belirten Çelik, “Sayın Angela Merkel'in Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) alınmaması yönünde gayretleri olacakmış. Merkel'in bundan önceki gayretleri hangi yöndeydi ki? Bundan önce başka türlü gayret mi gördünüz? Bugüne kadar her platformda Sayın Merkel, Türkiye'nin AB'ye aday olmaması gerektiği konusunda açık ve kapalı kapılar ardından bunu söylemiştir” diye konuştu.

Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinde, imtiyazlı ve stratejik ortaklık gibi tekliflerin öne sürüldüğünü ancak bunu kabul etmediklerini aktaran Çelik, şöyle devam etti:

“Fransa ve Almanya, Türkiye'nin büyüklüğünden dolayı, bu meseleye oldum olası hep sıkıntılı bakmışlardır. Türkiye, AB'ye girdiği andan itibaren şöyle üç beş sene içinde AB'nin en büyüğü olacak. Avrupa Parlamentosu'nda 100 milletvekiliyle temsil edilecek. Meselenin özü budur. Diğer küçük kücük devletler var. Onlar çok rahat zapturapt altına alınabilen ülkelerdir ama Türkiye AB içinde olduğunda Türkiye'nin emsali olan ülkeler Almanya olacak, Fransa olacak, belki İngiltere olacak. Onun dışındaki ülkeler, Türkiye ölçeğinde ülkeler olamayacaktır. Nüfusu itibarıyla kısa bir süre sonra Türkiye orayı geçecektir. Bu son hadiseyle Avrupa Birliği cephesinden gelen açıklamalar hiçbir vatandaşımızın moralini bozmamalıdır. Biz, Avrupa Birliği üyelik sürecine yapışmış vaziyetteyiz. Sonuna kadar götüreceğiz. Masayı deviren biz hiçbir zaman olmayacağız, masadan kalkan biz olmayacağız. Sürecin sonunda bizi almak istemezlerse kendileri bilir. Biz yolumuza devam edeceğiz.”

“Biz AB'ye tam üye olmak istiyoruz”

Avrupa Birliği'ne hiçbir zaman “cennet ve cinnet boyutundan” bakmadıklarına işaret eden Çelik, şunları söyledi:

“(Girersek cennet olur, girmezsek cinnet olur, yok girersek cinnet olur, girmezsek cennet) diyenlerden olmadık. Biz, nihayetinde bir siyasi ve ekonomik paktın içinde yer almak için müzakere yapıyoruz. Bizim demokratikleşmemizin, Türkiye'nin reform sürecinin yürümesine AB ile müzakere sürecinin çok büyük katkıları olmuştur. Bunu görmemiz gerekir ve bir uluslararası standart, medeni dünyadan bir standart, bizim bu konuda motivasyonumuzu artırmıştır. Bunu da inkar etmememiz lazımdır. Biz, AB'ye tam üye olmak istiyoruz. Sonuna kadar müzakereyi götürmek istiyoruz ama oradan farklı sesler gelebilir. Bizim ülkemizde AB ile ilgili Almanya ile ilgili Sayın Merkel ile ilgili, Sayın Holland ile ilgili, Sayın cameron ile ilgili, hepsiyle ilgili farklı farklı görüşlere sahip olan, farklı duygular taşıyan bizim de siyasi liderlerimiz var, bizim de siyasilerimiz var, gazetecilerimiz var.”

“Halk istediği sürece AK Parti iktidarda kalacaktır”

Çelik, milletin AK Parti'ye bir emanet teslim ettiğini ve bu emanetin teslimini sandıkla yaptığını vurgulayarak, “Halk istediği sürece AK Parti iktidarda kalacaktır ama günün birinde halkımız bizden emanetini geri almak isterse ona da eyvallah edeceğiz. Demokratik olgunluk nedir, o gösterilecektir. Bugüne kadar olduğu gibi” dedi.

Sosyal medya konusunda kimsenin AK Parti'den bir yasak beklememesi gerektiğiini ifade eden Çelik, AK Parti'nin yoksulluk, yolsuzluk ve yasakları ortadan kaldırmak için iktidara gelmiş bir siyasi kadro olduğuna dikkati çekti. 

“Bizim sosyal medyayı yasaklamak gibi bir niyetimiz de yok, fiilimiz de yok, aklımızın köşesinden de böyle bir şey geçmez” diyen Çelik, ancak yazılı ve görsel medyanın tabi olduğu etik kuralların sosyal medya için de zorunluluk olduğunu vurguladı. 

Çelik, “Burada yapılmak istenen medeni ülkelerdeki gibi Batı Avrupa ülkelerinde, AB standartlarındaki gibi özellikle sosyal medyayla ilgili bugüne kadar kanunlarımızda mevcut olmayan, eksikliği hissedilen düzenlemeler yapmaktır” ifadesini kullandı. 

Hüseyin Çelik, Gezi Parkı odaklı gelişmeler sırasında aşırı düzeyde hakaret içeren 105 internet sitesinin tespit edildiğini, kaynağına ulaşılmaya çalışıldığını, ayırca insanları isyana teşvik etmek, öfkenin kabarmasına yol açmak için açılmış sahte twitter hesaplarının da sahiplerinin belli olduğunu, bunlarla ilgili tespitlerin de yapıldığını söyledi. Çelik, bugüne kadar 262 twitter hesabının belirlendiğini de aktardı.

“Biz, bir taraftan duble yollar yaptık, bir taraftan da bilişimin duble yollarını döşedik” diyen Çelik, şu görüşleri dile getirdi:

“Bizim, sosyal medya karşıtı bir tutum içerisinde olmamızı kimse bizden beklemesin, Türkiye'yi başka ülkelerde de karıştırmasın. Vasıtaların kendileri çok iyi, çok kötü olmaz, onları iyiye kullanırsanız iyi olur, kötüye kullanırsanız kötü olur. Telefon sapıkları vardır diye telefon kullanmayı yasaklamak hiçbir zaman aklımızdan geçmedi, hiçbir akıllı insanın da aklından geçmemesi lazım, işin özü budur.”

Borsa'daki dalgalanmalar

Son günlerde dövizde, borsada veya faizde bazı hareketlenmeler olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:

“Bunlar sadece Gezi olayları ve Gezi olaylarının oluşturduğu görüntüyle izah edilecek şeyler değil. Evet, bunun negatif etkisi olmuştur fakat küçük boyuttadır. Uluslararası piyasaların dalgalanmalarına bağlı olarak Türkiye'de dalgalanma vardır. 79 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırım sermayesi 19 milyar dolardır.  2002'den 2012'ye kadar AK Parti iktidarında gelen doğrudan yabancı yatırım sermayesi 127 milyar dolardır. Uluslararası derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin notuyla ilgili açıklamalar yapmışlardır. Bugünkü durumda Türkiye hala yatırım yapılabilir, yatırımcıların güvenebilecekleri, demir atabilecekleri liman olduğunu söylemişlerdir.”

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü grup toplantısında Gezi Parkı eylemlerine ilişkin söz ettiği anketin MKYK'da gündeme gelip gelmediği sorusu üzerine, konunun toplantıda konuşulmadığını söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın dün AK Parti'nin resmi olarak çalışmadığı bir araştırma şirketinin yaptığı anketin sonuçlarını kendi tabanıyla paylaştığını anlatan Çelik, MKYK'da İçişleri Bakanı Muammer Güler'in de yapılan inceleme ve araştırmalarla ilgili bir sonuç ifade etmediğini, şu andaki duruma ilişkin bilgiler verdiğini belirtti. 

Çelik, bir gazetecinin “duran adam” eylem şeklini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine şunları kaydetti:

“Arkadaşlar ister duran, ister yürüyen, ister alkışlayan, ister oturan, ne tür eylem yapan insanımız olursa olsun tekrar ifade etmek isterim. Yeter ki barışçıl olsun, yeter ki başka insanlara zarar vermesin, genel hayatı olumsuz etkilemesin. Trafiği tıkamasın. Onun dışındaki her türlü eyleme, demokrasi içerisinde yer vardır. İster oturan, ister yürüyen, ister alkışlayan hangi türden olursa olsun yeter ki adam gibi eylem olsun. Yani yürüyen adam, oturan adamdan ziyade adam gibi eylem yapalım. Dünyaya da bu anlamda bizimle ilgili olarak çok güzel pozitif bir mesaj verelim. Türkiye'de herkes düşüncesini ifade etsin. Kimsenin dayak yemediği, dayak atmadığı, kimsenin gaza gelmediği, kimsenin gaz yemediği toplantılarımız olsun. Biz dünyaya örnek olalım. Kendi talebini ortaya koyarken başka insanların demokratik haklarını, insan olarak haklarını engellemesin. Bizim durduğumuz yer burasıdır, yoksa birisi durmuş, birisi yürümüş kimse buna takılmaz.”

ABD Büyükelçisi Riccardone'nin AK Parti ziyareti

Hüseyin Çelik, ABD Büyükelçisi Francis Riccardone'nin AK Parti ziyaretinin hatırlatılması üzerine de ABD'nin Türkiye'nin müttefiki olduğunu belirterek, Riccardone'nin ilk defa partiyi ziyaret etmediğini, daha önce de ziyaretleri olduğunu söyledi. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretinde ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmeler yaptığını ve bunların çok  olumlu sonuçları olduğunu ifade eden Çelik, “Bu çok olumlu meyveleri olan bir seyahatti. Esasen bu seyahatin sonunda  bazılarının rahatsız olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla Sayın Büyükelçi zaman zaman Başbakanlığa zaman zaman AK Parti Genel Merkezi'nde zaman zaman da Dışişleri Bakanlığına gidebilir” dedi. 

Riccardone'nin ziyaretin ardından, Türk demokrasisine güvendiğine dair açıklamalar yaptığını hatırlatan Çelik, “Sayın Büyükelçi, Türk ekonomisine, Türk ekonomisindeki gelişmelere özellikle büyük önem atfettiklerini ifade ediyor. Bizim dost ve müteffik ülkeler olduğumuzu söylüyor. Bu konuda sayın büyükelçiyle bizim çeliştiğimiz, çatıştığımız  herhangi bir konu yok” diye konuştu.

Çelik, AK Parti'nin Milli İradeye Saygı Mitinglerinde üç hilal ve bozkurt bayrakları açılmasının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamaları ve MHP'nin suç duyurusunda bulunduğunun anımsatılması üzerine de şöyle devam etti:

“Sayın Bahçeli'ye aklım ermiyor. Biz birbirimizin  kongrelerine gidiyoruz arkadaşlar. Mesela MHP'nin büyük kongresi olur AK Parti'den bizim üst düzeyden partiyi temsil edecek bir veya birden fazla arkadaşımız MHP'nin kongresine gider. Sonra da anons edilir, insanlar onları alkışlar veya CHP'nin büyük kongresi olur oraya da gideriz veya BDP'nin olur oraya da gideriz. Onlar da bize gelir. Peki o kapalı salonları hınca hınç dolduran bir ortamda bir etkinlik yapıyorsunuz ve bir başka partinin bir üst yöneticisi size geliyor, siz o gün misafir kabul ederek alkışlıyorsunuz. Nezaket bunu gerektirir. Peki bu garipsenmiyor da açık hava toplantısı olduğu zaman işin şekli mi değişiyor. Bizim kalabalık toplayamamak, MHP'linin getireceği kalabalığa muhtaç olmak gibi bir durumumuzun olmadığını önce Sayın Bahçeli ve sonra yanındaki arkadaşlar çok iyi bilirler. Orada bir nezaket gösterisinde bulunulmuştur. Yani pankart açılmıştır, Sayın Başbakan'ın oradan, 'Hadi oradan, sizin bizim mitingimizde ne işiniz var, bunları hemen  miting alanımızın dışına çıkartın' demesini mi bekliyordunuz? Böyle bir tavır mı olması gerekiyordu? Bu bir nezakettir arkadaşlar. Ama kim Sayın Bahçeli'ye bu bilgiyi getirip, böyle konuşmasını temin etti açıkcası hayretler içerisindeyim. Mahkemeye müracat edecekmiş bizi, olmazsa  Divan-ı Harbe versin. Ben hayretler içerisindeyim. Ben olsam bunu şöyle algılarım. Mesela yarın MHP'nin kongresi oldu. Bir kaç AKPartili gitti bayraklarıyla orada durdular. Sayın Bahçeli'ye onları kovduracak mı? Böyle bir şey mi olması gerekiyor. Evet, çok üzerinde durulmaya değer bir konu değil.”

TBMM başkanlığı seçimi

Çelik, Meclis Başkanlığı seçiminin MKYK toplantısında gündeme gelip gelmediği sorusuna da konunun toplantıda gündeme gelmediğini söyledi. 

TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in görevine devam edecek mi ya da başka birinin Meclis başkanı olup olmayacağı konusunun henüz belli olmadığını anlatan Çelik, “Bu benim bireysel kararımla falan olacak bir şey değil ama bu meseleyi henüz konuşmuş değiliz. Bu konuyla ilgili parti içerisinde de henüz bir isim üzerinde mutabık kalındığını da bilmiyorum. Böyle bir şey yok. En azından olsa benim haberim olurdu” dedi.

Çelik, başka bir gazetecinin, “Bu toplantıda Gezi Parkı eylemlerinin  ardından esnafın ciddi anlamda zararı olduğundan bahsettiniz. Zararlar nasıl karşılanacak? Yardım paketi olacak mı? Zararlar eyleme katılanlardan mı tazminat davası yoluyla ya da başka bir şekilde mi alınacak” şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi:

“Zararlar, bizim insanımıza verilen zararların aynı zamanda topyekün ülkemize verilen zarar olarak kabul edilmesi lazım. Ancak bu zararları veren ister eylemci olsun, ister kamu görevlisi olsun, suç işleyen ister eylemci olsun, ister kamu görevlisi olsun hukuk devletinde yaptıkları yanlarına kar kalmamalıdır. Buradan şunu anlamanız gerekiyor: Bazı eylemciler polis tarafından alınıyor, savcılığa götürülüyor, mahkemenin bir başından giriyor, bir başından serbest bırakılıyor. O şuna sevinmesin; tamam biz bu işten yırttık gibi düşünmesin.  O adam eğer ortalığı yakıp yıkmışsa eğer o kırıp dökmüşse, parçalamışsa kamu malına veya şahısların malına zarar vermişse kendisini suçlu hale getirecek deliller varsa ki bu deliller daha sonra tespit ediliyor, bunları tespit etmenin çeşitli yolları var, MOBESE kameraları var, başka türlü kameralar var, ajansların kameraları var, sizin kameralarınız var, bunlar daha sonra tespit edildiği zaman hiç kimsenin yaptığı kırma, dökme, vandalizm yanına kar bırakılmamalıdır, bırakılmayacaktır.”

“Şefkat devletinin ve hukuk devletinin gerektirdiği neyse hükümetimiz onu yapacaktır”

“Aksi takdirde bu yol olur. Bak ne güzel bankanın ATM'sini paramparça ettim, benzin döktüm yaktım. AK Parti'nin ilçe binasını yaktım.  Ben 271 özel araç yaktım, parçaladım, bu da benim yanıma kar kalacak derse birileri bundan sonra bunu yol haline getirirler” diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Vatandaşın zararının tazminine gelince, bu bir felaket, bu bir afet, kanunlar neyi öngörüyorsa, hukuk devleti neyi öngörüyorsa, elbette esnafımıza, sanatkarımıza bizim ülkemizin orta direğine hükümetimiz ülkenin imkanları nispetinde elini uzatacaktır. Ama bu arada bu firmaların önemli bir kısmının sigortaları var. Eğer sigorta kapsamındaysa sigorta şirketleri devreye girecektir. Bir şekilde vatandaşımızın zararlarının ortadan kalkması için normal hayatlarını devam ettirebilmeleri için şefkat devletinin ve hukuk devletinin gerektirdiği neyse hükümetimiz onu yapacaktır.”

Gezi Parkı eylemlerinde Soros bağlantısı iddiası

Bir gazetecinin Gezi Parkı odaklı eylemlerdeki bir çok yöntemin, ABD'li siyaset bilimci Gene Sharp'ın kaleme aldığı Sivil İtaatsizlik stratejileri kitabında yer aldığı ve Sharp'ın George Soros ile bağlantılı olduğunu iddialarını nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Çelik, “Bu iddiaları yabana atmıyorum. Üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir husustur. Bunun üzerinde herkesin kafa yorması gerekiyor” dedi.

Gezi Parkı odaklı olayların uluslararası medya, faiz lobisi gibi boyutları olduğunu, birçok senaryo üzerinde bu konunun değerlendirilebileceğini ifade eden Çelik, “Biz işin o tarafından değiliz, önce bir kere yangını söndürmemiz lazım. Daha sonra oturup, adam akıllı bununla ilgili değerlendirmemiz lazım. Bu süreçten herkesin bir ders çıkarması gerekiyor. Birazcık basiretini ve muhakemesini çalıştıran insanlar bir CNN international reklamsız 8 saat boyunca Türkiye'den nasıl canlı yayın yaptığını hesaba katması gerekiyor. Boston'daki patlamada bile normal yayın akışını kesmediği halde” diye konuştu.

BENZER YAZILAR