Biz 76 milyonun iktidarıyız

Biz 76 milyonun iktidarıyız

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, erken seçim iddialarına ilişkin, “Bu iddianın tamamen mesnetsiz, tamamen gereksiz, asparagas demeyeceğim ama hayal mahsulü olan bir iddia olduğunu ifade etmek isterim. Evet, önümüzde bir seçim var, o da malumunuz Mart 2014'tedir. Mahalli seçimler yapılacaktır mart sonunda. Daha sonra ağustos ayında insanımız, ülkemiz cumhurbaşkanını seçecektir, 2015 haziran ayında da genel milletvekili seçimi yapılacaktır. Artık Türkiye'de istikrar var, Türkiye'de siyasi istikrar var, AK Parti ile belirsizlikler ortadan kalkmıştır. Seçimlerin zamanında yapıldığı ve mutlaka zamanında yapılması gereken bir dönemdeyiz” dedi.

Çelik, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında partinin Sütlüce'deki İstanbul İl Başkanlığı'nda gerçekleştirilen AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunarak, sorularını yanıtladı. 

Bazı medya organlarında erken seçim yapılacağı iddialarının yer aldığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

“Bu iddianın tamamen mesnetsiz, tamamen gereksiz, asparagas demeyeceğim ama hayal mahsulü olan bir iddia olduğunu ifade etmek isterim. Evet, önümüzde bir seçim var, o da malumunuz Mart 2014'tedir. Mahalli seçimleri yapılacaktır mart sonunda. Daha sonra ağustos ayında insanımız, ülkemiz cumhurbaşkanını seçecektir, 2015 haziran ayında da genel milletvekili seçimi yapılacaktır. Artık Türkiye'de istikrar var, Türkiye'de siyasi istikrar var, AK Parti ile belirsizlikler ortadan kalkmıştır. Seçimlerin zamanında yapıldığı ve mutlaka zamanında yapılması gereken bir dönemdeyiz.”

Çelik, bu haberleri çıkaranların, yayanların, böyle iddiada bulunanların amacı ne olursa olsun, bunların doğru olmadığını, hayal mahsulü olduğunu kesin bir dille ifade etmek istediğini vurgulayarak, “Bizim gündemimizde böyle bir şey yok, böyle bir düşünce de yok, böyle bir eylem de yok” dedi.

MKYK'da Taksim Gezi Parkı ile başlayan ve Türkiye'nin çeşitli yerlerine yayılan olayların bütünüyle detaylı bir şekilde etraflıca masaya yatırıldığını belirten Çelik, gerek Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay gerekse İçişleri Bakanı Muammer Güler'in heyeti bilgilendirdiğini, detaylı, doğru bilgileri verdiğini aktardı. 

MKYK üyelerinin de bu konudaki görüşlerini ortaya koyduğunu belirten Çelik, sürecin, olup biteni değerlendirme faaliyetinin pazartesi günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığındaki Bakanlar Kurulu toplantısında devam edeceğini, salı günü de MYK'nın toplanacağını ve değerlendirmeler yapılacağını aktardı. 

Çelik, “Burada olup biten nedir, bundan sonra neler olacak, neler yapılması gerekiyor, neler yapılmaması gerekiyor meselesinde bu değerlendirmeler elbette yol ve ışık gösterecektir” dedi.

Mayıs ayı değerlendirmesi

Başbakan Erdoğan'ın defalarca, ısrarlı şekilde ifade ettiği gibi faiz lobisine de “istemezükçü” lobisine de teslim olmayacaklarını vurgulayan Çelik, şöyle devam etti: 

“Gezi Parkı meselesi ortaya çıkmadan önce Türkiye'de olup bitenleri paylaşmak istiyorum. Sadece mayıs ayındaki gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Neler oldu? Çözüm süreciyle PKK bütün silahlı unsurlarını yurt dışına çekti. Bu çok önemli bir gelişmeydi. Huzurumuz, annelerin gözyaşının dinmesi, başka ocaklara ateş düşmemesi, gencecik fidanlarımızın toprağa düşmemesi, milyar dolarlık kaynaklarımızın heba olmaması, ağızımızın tadının daha fazla kaçmaması açısından son derece önemliydi. Mayıs ayında üçüncü havaalanı ihalesi yapıldı. Buradan kamunun kazanacağı para, yani devletin bütçesine, yani milletin bütçesine girecek para, vergisiyle beraber 70 milyar liradır. 22 milyar dolarlık nükleer santral ihalesi yapılmıştır. Türkiye bütün her şeye rağmen bunu gerçekleştirmiştir. Bu son derece önemli bir adımdır. 3. Boğaz Köprüsü'nün temeli atılmıştır. Burada da kamunun cebinden bir kuruş para çıkmayacaktır. 4,5 milyar dolara mal olacak bu köprü, 2 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanacaktır. Bu da muhteşem bir şeydir. Mayıs ayında Türkiye IMF'ye olan bütün borcunu ödemiştir, borcunu sıfırlamıştır. Daha önce alan el konumunda olan Türkiye, şimdi veren el pozisyonuna gelmiştir. Bu da son derece önemliydi. Uluslararası derecelendirme kuruluşları, peş peşe Türkiye'nin yatırım yapılabilir notunu yükseltmişlerdir. Bu, Türkiye ile ilgili müthiş bir olumlu algının oluşmasını sağladı. Otomotiv sektörü, bütün mayısların rekorlarını egale ederek, 2013 mayıs ayında 82 bin Türkiye'de araç satmıştır.”

Taksim Gezi Parkı olayları

Hüseyin Çelik, Türkiye'de bu kadar güzel gelişmeler yaşanırken, bölgesinin yıldızı bir ülke olarak yükselirken, siyasi istikrarla yoluna devam ederken, siyasi istikrarın ekonomik istikrar olarak vatandaşa yansırken, bütün dünyayı ve Avrupa'yı küresel ekonomik kriz kasıp kavururken Türkiye güzel bir şekilde yolunda giderken Gezi Parkı meselesiyle maalesef bu güzel atmosferin, bu olumlu algının karartılmaya çalışıldığını kaydetti.

Gezi Parkı'nda çevre duyarlılığından dolayı tepkilerini ortaya koyan vatandaşların bu davranışını, daha önce saygıdeğer bulduklarını söylediğini hatırlatan Çelik, şöyle konuştu:

“Endişesi olan vatandaşlarımızın endişe etmemesi gerekiyor. 'Endişeye mahal yoktur' dedik. Eğer orada ağaç katledilerek bildiğimiz tarzda bir AVM yapılırsa 'Ben gider oraya Hüseyin Çelik olarak yatarım. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü sıfatıyla gider bunu yaparım' dedim. Ama bu çevre, yeşil duyarlılığı olmaktan maalesef çıkarıldı, farklı farklı mecralara götürüldü. Türkiye'de olup bitenleri bütün medya ve halkımız izliyor. Daha önce belirli zamanlarda söyledik, bir kez daha ifade etmek isterim. Demokrasi vatandaş memnuniyetine dayanır. Vatandaş memnun olduğu sürece sizi iktidarda tutar. Vatandaşın takdiri de tepkisi de bizim için değerlidir. Bugüne kadar bu halk her zaman AK Parti kadrosunun lideri Recep Tayyip Erdoğan'ı takdir etmiştir. 7 sefer halkın önüne sandık götürülmüştür ve 7'sinde de kazanan AK Parti, kazanan millet olmuştur, halkımızın iradesi olmuştur. Bunun ne anlama geldiğini, hangi sorumluluklar bize yüklediğini çok iyi bilenlerdeniz. Zaman zaman şu veya bu nedenlerle gayri memnun olan vatandaşların demokratik kurallar çerçevesinde meşruiyetin dışına çıkmadan, asla şiddete ve kırıp dökmeye başvurmadan tepkilerini dile getirmelerini de her zaman saygıdeğer bulduk, bundan sonra da böyle yapacağız. Ama şu dükkanı paramparça edilen, camı çerçevesi indirilen esnafı hiç mi görmüyoruz? Şu parçalanan kaldırımları, tahrip edilen yeşili, parçalanıp atılan fıskiyeleri, belediye otobüslerini, vatandaşa ait araçları, ters çevrilen ambulansları  görmüyor muyuz?”

“Millet vicdanında mahkum edilecektir”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, olaylar sonunda kamuoyunun büyük bir mali külfetle karşı karşıya bırakıldığını, 70 milyon lira zarar meydana geldiğini belirterek, hayatını kaybeden insanların hakkının hiç bir maddi değerle ifade ve telafi edilemeyeceğini söyledi. 

Çelik, “Bunlara sebebiyetler veren, özellikle masum bir talebi veya masum bir taleple başlayan bir hareketi vandalizme dönüştürenler kesinlikle millet vicdanında mahkum edileceklerdir. Bunları da görmemiz gerekir. Esasen Sayın Başbakan tarafından da  'birkaç çapulcu' diye nitelendirdiği insanlar bunlardır. Sayın Başbakan '3-5 çapulcu' demiştir. Sayın Başbakan bu olaylara katılan kimselerin 3-5 kişi olmadığının farkındadır” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Çelik, İngiltere'de 2011'de benzer bir hadise meydana geldiğini belirterek, bir polisin, bir İngiliz vatandaşını öldürdüğünü ve insanların sokağa döküldüğünü, sokakların yakılıp yıkıldığını, ortalığın adeta savaş yerine döndüğünü anlattı. 

Çelik, o günlerde İngiliz Başbakanı'nın bu yakıp yıkanları, tahripkar tutumla ortaya çıkanları “3-5 çapulcu” diye nitelendirdiğini ifade ederek, çapulcu kelimesinin sözlükteki karşılığının da belli olduğunu söyledi.

“Yalan, fiskos ve iftira makinası çalıştırıldı”

Başbakan Erdoğan'ın eylemlere katılan insanlara, çevre ve yeşil duyarlılığı olanlara, öyle veya böyle demokratik yollarla, efendice olması gerektiği gibi tepkisini ortaya koyan insanlara da “çapulcu” demiş gibi maalesef sosyal medya ciddi bir fırtına koparıldığını dile getiren Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Yalan, fiskos, iftira makinası çalıştırıldı ve gittikçe olaylar daha fazla büyütüldü, öfke kabartıldı, insanlar galeyana getirilmeye çalışıldı. Sosyal medyada özellikle twitter'da ne tür yalanların, ne tür iftiraların ortaya atıldığını,  ne tür hakaret ve küfürlerin havada uçuştuğunu hepimiz takip ettik. Dolayısıyla ülke, insan, polis bizimdir. Kendi kendimize zarar vermeyelim. Aslında bu hareketleri yapanlar, özellikle yıkıp dökenler, devirenler, parçalayanlar, AK Parti'ye zarar verdiğini zannediyor, aslında kendimize, geleceğimize ve ülkemize zarar veriyoruz.

Bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bundan sonra da talebi,  söyleyecek sözü, memnuniyetsizliği olanlar, bir şeye itiraz eden, bir şeyi talep eden, bir şeye karşı çıkan insanların bütün demokrasilerde olduğu gibi elbette tepkilerini demokratik usullerle ortaya koymalarından rahatsız olmayız, buna zemin hazırlarız ve onların güvenliğini de sağlarız. Ama gösterici, itirazcı, protestocu, protestosu ve gösterisiyle işi çığırından çıkarıp, terör derecesindeki  şiddete götürürse, başvurursa haklı olduğu konumda bile haksız duruma düşer.”

Vatandaşın hükümeti şu veya bu meseleden dolayı eleştirebileceğini ama çevre üzerinden eleştirirken elini vicdanına koyması gerektiğini belirten Çelik, AK Parti hükümeti döneminde 2 milyar 700 küsur milyon ağaç dikildiğini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'da belediye başkanı olduğu zaman İstanbul'da ağaç diye bir şey olmadığını ifade eden Çelik, İstanbul'da şu anda kişi başına 8,5 metrakare yeşil alan düştüğünü, Belgrad, Fatih ormanları da dahil edildiği zaman kişi başına düşen yeşilin 14 metrekareyi aştığını anlattı.

“Bunlar ne zaman oldu, nasıl oldu? Yol kenarlarına, yolların şevlerine,  parklara, su havzalarına kimler, ne zaman, nasıl ağaç dikti?” diye soran Çelik, “Türkiye'de maalesef herşeye karşı çıkan, hastalıklı bir zihniyet var. Bu zihniyetin de kimlerden oluştuğunu, hangi siyasi partiler bünyesinde olduğunu çok iyi biliyorsunuz” dedi.

İzmit'teki Sekapark'ın vatandaşların evlerinde bunaldıkları zaman kendilerini attıkları bir yer, adeta kentin Hydepark'ı olduğunu vurgulayan Çelik, Seka Fabrikası kaldırılıp orası park haline getirildiği zaman da kıyametlerin koparıldığını anlattı. 

“76 milyonun iktidarıyız”

Bu “istemezükçü lobi”nin Kanal İstanbul, 3. köprü, 3. havalimanı, kentsel dönüşümün yapılmasını da istemediğini aktaran Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Bunların kimin eline yağ sürdüğünü izleyelim, gözleyelim ve değerlendirmelerimizi yapalım. Biz 76 milyonun iktidarıyız. Halkımızın yüreğine dokunarak siyaset yapıyoruz. Halka dayalı olmayan, vatandaş memnuniyetine dayanmayan bir iktidar kalıcı olamaz. Sayın Başbakanımız merhum Menderes'in rekorunu da egale ederek, 11. yılda bu ülkede Başbakanlık yapmaktadır. İnsanların hayat tarzı, hayatlarını düzenleme biçimleri, şahsi tercihleri, inançları, dinleri, mezhepleri bizim için saygıdeğerdir, esasen demokratik ve laik bir ülkede bunlar hiç bir zaman için  problem değildir, olmamıştır. Bu konuda algı sıkıntısı varsa, bizim kendimizi  anlatamadığımız bazı hususlar varsa bu meseleleri herkesle konuşmaya, varsa bazı arızalar, bunları gidermeye de her zaman açık olduğumuzu değişik vesilelerle söyledik.”

İçki düzenlemesinin birileri tarafından dış basına “içki yasağı” olarak sunulmasında iyiniyet aranamayacağını belirten Çelik, ABD Temsilciler Meclisi'nden hem cumhuriyetçi hem demokratik partiden milletvekillerinin kendisini ziyaret ettiğinde “içkiyi yasaklamışsınız” dediklerini, kendisinin de durumu anlatarak “Sizin ülkenizde içki satın alma yaşı kaçtır” diye sorduğunu, “21” yanıtını aldığını ve “Bizde 18” dediğinde hayret ettiklerini anlattı.

“Bazı şeyler istismar edilmesin”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, herkesin ne yaptığını çok iyi bilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: 

“Birileri içki düzenlemesini bahane olarak kullanabilir, bir başkası başka türlü şeyleri bahane olarak kullanabilir. 12 Eylül 1980 darbesinden önce Türkiye'de kaşınan ve insanların düşmesine yol açan bazı hassasiyetler birileri tarafından bugünlerde tahrik ediliyor, bazı illerde mezhep çatışmasına dönebilecek bazı kışkırtmalar yapılıyor. Herkesin dinine de herkesin mezhebine de herkesin dindarlığına da herkesin dinsizliğine de ibadetini yapmasına da yapmamasına da hayatını tanzim etme biçimine saygı duyarız, bizim böyle bir derdimiz yok. Onun için sukunetle kendimize, çocuklarımıza, çocuklarımızın geleceğine ve ülkemize zarar vermeyecek şekilde yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Bu konudaki, halkımızla birlikte yürüme kararlılığı da sürdürüyoruz. Bazı şeyler istismar edilmesin.”

Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu yıkılacağı zaman da birilerinin “Burayı yıkacak, cami yapacaklar” diye kıyametler kopardığını anlatan Çelik, “Tiyatro bitirildikten sonra yeni halini görenlerin eski ile mukayese edince utanmış olması lazım” dedi.

AKM

Çelik, Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) depreme karşı dayanıksızlığı ortaya konulduğunu belirterek, “Bu bina uzun boylu ayakta durmaz. Yanında boşluk var. Daha büyük, görkemli ve özgün mimari ile buranın yeniden yapılarak, tekrar Atatürk Kültür Merkezi adı altında açılmasının kime ne zararı var? İşte 'istemezükçü lobi' dediğimiz bu lobidir. Bu lobi, 1. Boğaz Köprüsü'ne de 2. Boğaz Köprüsü'ne de Keban'a da karşı çıkmıştı. Türkiye'de bugün iftihar kaynağımız olan ne kadar yatırım, büyük ve dev eser varsa istemezükçü lobi bunların hepsine karşıydı” diye konuştu. 

“CHP'yi sorumluluk içerisind hareket etmeye davet ediyoruz”

CHP'yi, sorumluluk içerisinde hareket etmeye davet ettiklerini belirten Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Biz illegal örgütlerden, vatandaşlara verdikleri zararlardan dolayı özür falan beklemiyoruz. Onların adı üzerinde illegal örgüt. Ama kendine sivil toplum örgütü diye ve bu hareketlerin teşvikçisi, kışkırtıcısı konumunda olan bazı kuruluşlar var. Hayatını zindana çevirdikleri, hayatı yaşanmaz hale getirdikleri insanlara karşı özür borçları yok mudur? Dükkanı, camı çerçevesi, evinin camı parçalanan insanlara özür borcu yok mudur? Bir çok yerde onların eylemlerine katılmayan hanımlara saldırılar yapıldı. Onlara karşı özür borcu yok mudur?

CHP, sandıkta bulamadığını sokakta aramamalıdır. 7 seferdir sandıkta yenilmiş olmanın verdiği hırçınlık içerisinde olan CHP, şunu unutmasın; son 7 seçimde değil, 63 yıldır sandıkta kaybediyorsunuz. 63 yıldır milletin vicdanında mahkum ediliyorsunuz. Bu tavrınızla siyaset tarzınızla 'Komşunun evi yansa da yumurtamı pişirsem' zihniyetiyle iktidar olamazsınız. Tahrik etmeyin ve varsa mesele bizlerle paylaşın.”

Hükümet Sözcüsü Çelik, doğrudan demokrasinin eski Yunan site devletlerinde bulunduğunu, Türkiye'de şu anda  temsili demokrasi olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu: 

“Halk temsilcilerini seçer, TBMM'ye, belediye meclislerine, il genel meclislerine gönderir. Onlar sizin adınıza karar verirler, yasama faaliyeti yaparlar. Yasama faaliyeti yaparken de sivil toplum örgütlerine, kanaat önderlerine, ilgili kuruluşlara kesinlikle sorulur, görüşleri alınır,  komisyonlarda olgunlaştırılır ve sonra Genel Kurul'a iner. Birileri tarafından Taksim düzenlemesi 'Birisi akşam yattı, sabah kalktı ve bu şey ortaya çıkmış' gibi sunuluyor. Bu; Başbakan Erdoğan tarafından seçimler öncesinde İstanbul'un 'çılgın projeleri' arasında zikredilen, animasyonlarla İstanbul halkına takdim edilen bir projedir. Topçu Kışlası hariç bunun diğer unsurları İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde görüşülürken CHP'lilerin oybirliğiyle oy verdikleri bir projedir. Neyin itirazında bulunuyoruz? Onu anlamış değilim. Tutarlı olmak lazım. Siyaset tutarlılık gerektirir.

Meydana gelen hadiseleri okuruz, değerlendiririz, halkın takdiri de tepkisi de bizim için son derece önemlidir, değerlidir, değerlendirmelerimizi yapar, milletle olan yolculuğumuza devam ederiz.”

“AK Parti MKYK toplantısı yanılmıyorsam ilk kez İstanbul'da yapıldı. Bunun özel bir nedeni var mı?” şeklinde soru sorulan Çelik, İstanbul'da 6 yıl önce de bir MKYK toplantısı yapıldığını söyledi.

Çelik, “Parti faaliyeti illa başkentte yapılır diye bir şey yok” diyerek, Bakanlar Kurulu'nun da gerekli olan illerde yapılabileceğini kaydetti.

MKYK üyelerinin birçoğunun İstanbul'da bulunması nedeniyle toplantının bu kentte yapılmasının kararlaştırıldığını aktaran Çelik, bunun özel bir anlamının olmadığını dile getirdi.

Çelik, “AK Parti'de üç dönem üst üste milletvekilliği yapanın ara vereceği yönünde tüzük var. Bununla ilgili bir iptal ya da değişiklik söz konusu mu?” sorusu üzerine, “Üç dönem meselesi, erken seçimle birlikte dillendirilen bir şey. Böyle bir şey de söz konusu değil. Bu konu da gündeme gelmemiştir” ifadelerini kullandı.

 “Devlet Bahçeli'nin bir açıklaması oldu erken seçimle ilgili. Toplantıda seçime yönelik herhangi bir karar alındı mı?” sorusuna karşılık Çelik, şunları kaydetti:

“Olmayan bir şey üzerinde AK Parti MKYK'sının bir gündem oluşturması ve konuşması da söz konusu değildir. Bugün dediğim gibi, bazı yayın organlarında böyle bir iddiaya yer verildiği için ben söylemesem de sizin soracağınızı bildiğim için böyle bir açıklama yapıyorum; böyle bir şey söz konusu değil. Sayın Bahçeli 57. hükümetin Başbakan Yardımcısıydı. Kendisiyle herhalde Sayın Başbakanı karıştırıyor. O gün, 'biz bu işi yapamıyoruz, biz Türkiye'yi yönetemiyoruz' dediler, derhal erken seçim kararı aldılar. Biliyorsunuz o erken seçimden sonra 3 Kasım 2002'de yapılan genel seçimde de AK Parti tek başına iktidar oldu. Bugün erken seçime ihtiyaç yok. Parlamento saat gibi çalışıyor, hükümet saat gibi çalışıyor. Eskiden Bakanlar Kurulu toplanamıyordu, koalisyon ortakları ömürlerini birbirlerini ikna etmekle geçiriyorlardı. Şu anda bütün dünya ekonomik krizle kasıp kavrulurken ekonomimiz son derece yolunda gidiyor. Siyasi istikrar, bu ekonomik istikrar olarak bize yansıyor ve çok şükür memleketimizde bir erken seçimi gerektirecek hiçbir sebep yok. Sokaklarda bazı gösteriler yapıldı diye veya birileri yürüyüş yaptı diye ertesi gün seçim kararı alınmaz. Bunu gerektirecek bir ortam kesinlikle söz konusu değil. Ancak bu haberleri ortaya atanlar, hangi amaçla bunu ortaya atıyorlar, doğrusunu isterseniz o haberleri yazanlara, köşe yazarlarına sormanızda fayda var.”

“Makul, meşru, mantıklı talepleri dinlemeye oldum olası hazırız”

Çelik, “Polisin orantısız güç kullanma konusu toplantıda gündeme geldi mi?” sorusuna karşılık, bir hakkını kullanan, talebini dile getiren vatandaşın, esasen korumakla yükümlü oldukları vatandaş olduğunu anlatarak, “Polisin ona şiddet değil, şevkat göstermesi gerekir. Burada bir problem yok. Ancak ortalığı tahrip eden, yakıp yıkan döken, molotofkokteyili atan, polise bilyeler fırlatan, kaldırım taşlarını parçalayarak polisin üzerine atanların da herhalde bir şekilde bu yaptıklarının karşılığını görmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hukuk devletinde hiç kimsenin “ben yaptım, bu benim yanıma kar kaldı” düşüncesinde olmaması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Polis de yaparsa yanına kar kalmamalıdır. Bu eylemlere katılanlar da eğer birine zarar verirse kendisi hak talebinde bulunurken başkasını bir haktan mahrum ederse onun hakkını gaspederse onun canına malına zarar verirse kamunun malına zarar verirse onun da onun hesabını vermesi gerekiyor” dedi.

Çelik, eylemcileri ikna etmek için somut bir adım öngörülüp görülmediğinin sorulması üzerine, vatandaşların makul, meşru, mantıklı bütün taleplerini dinlemeye onlarla konuşmaya her zaman hazır olduklarını dile getirerek, “Bunu Beyoğlu Belediye Başkanı yapabilir, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da yapabilir, Kültür ve Turizm Bakanı da Çevre ve Şehircilik Bakanı da yapabilir. Gerekirse sayın Başbakanımız da yapabilir. Başbakanımızın daha önce Dolmabahçe'de değişik kesimlerle benim koordine ettiğim toplantıları oldu, bunu hatırlamaya çalışalım. Dolayısıyla bir insan bizimle konuşmak istediği zaman bizim her zaman kapımız da açıktır yüreğimiz de açıktır” diye konuştu.

“Süreç hükümetin kontrolü altındadır”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, “çevre konusunda duyarlı olan çevreci kardeşim, gel eğer bu konuda ortak bir platform oluşturmak istiyorsan benimle oluştur” demesinin altında da bu düşüncenin yattığına işaret eden Çelik, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla süreç hükümetin kontrolü altındadır.  Ümit ediyorum ki her yerde bunu gözlüyoruz, daha fazla aklıselim galebe çalmaktadır. O tahripkarların da ayıklanıp kenara itilmesiyle birlikte süreç normal seyirde devam edecektir. Bizimle meselesini paylaşmak isteyen makul, meşru, mantıklı taleplerle bize gelen herkese gönlümüz de açık kapımız da. Ancak böyle hani yeniçerilerin kelle istemesi gibi gelirse kusura bakmayın bu da hükümet nezdinde yansıma bulmaz. Ben yıllardır sayın Başbakanı tanırım. Sayın Başbakan suçlu olmadığına inandığını bir arkadaşının kellesini birileri istiyor diye hiçbir zaman vermedi, vermez. Eğer birinin hatası varsa kusuru varsa kastı varsa bile bile yanlış yaptıysa kimsenin bir şey söylemesine gerek yok, hükümet kendisi zaten onu cezalandırır. Ancak görevini yapan insanların da böyle sabah akşam birileri tarafından kellesinin istenmesi doğru bir yaklaşım değildir.”

Bir gazetecinin, “Toplantıda, Topçu Kışlası’nın yeniden yapılması veya hangi amaçla kullanılacağı konusu gündeme geldi mi? Bu konu Bakanlar Kurulu veya MYK Toplantısı'ndan sonra mı netleşecek?” sorusunu Çelik, şöyle yanıtladı:

“Bu şimdi de çok net. Ben başından itibaren hep söyledim. 29 Mayıs 2013’te parti genel merkezinde yaptığım basın toplantısında da biraz önce söyledim. Bir kez daha söyleyeyim. 'Orada Kanyon gibi, Akmerkez gibi  bir AVM yapılırsa Hüseyin Çelik olarak gider, oraya yatarım' dedim. Bir kültürel eserden söz ediyoruz. İstanbul Üniversitesi’nin Merkez Binası'nın bir deprem, bir felaket sonrası yok olduğunu düşünün, orası eski Genelkurmay Başkanlığı'dır biliyor musunuz? Diyelim ki, yok oldu orası bir gün… 50 sene sonraki nesiller 'Burada bizim hatıramız olan bir eser vardı, bunu ihya edelim ama kültürel ve sanatsal amaçla kullanalım' derlerse bunun ne mahsuru olabilir? Sayın Başbakan açıkladı. Burayı bir şehir müzesi olarak tanzim edebiliriz. Orada alt katta şık kafeler olduğu zaman bunun ruhuna aykırı mı olur, samimi olalım.”

Erdoğan-Çiçek görüşmesi

Çelik, “Başbakan Erdoğan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’le bir araya geliyor. O görüşmenin gündemi yine Gezi Parkı mı olacak?” sorusu üzerine,  “İcranın başındaki insanla yasamanın başındaki insan, her an her zaman gerektiği zaman bir araya gelebilir. Cemil Çiçek ile Başbakan bir araya geleceklerinde neler konuşacaklarının bir limiti yok ama görüşeceklerini biliyorum” diye konuştu.

Bir gazetecinin, “Taksim Gezi Parkı'nda eylemciler eylemlerine devam ediyor. Buna ilişkin İçişleri Bakanı her hagi bir görüş belirtti mi? Oradaki eylem ne kadar daha devam edecek” sorusuna Çelik, “Burada olması gereken gelişmeleri İstanbul Valiliği, diğerleri sizlerle kamuoyuyla paylayacaklar ama dediğim gibi süreç hükümetin kontrolü altındadır, endişeye mahal yoktur, demekle yetineyim” yanıtını verdi.

Çelik, “Gezi Parkı’ndaki eylemin sürmesi veya bitirilmesi konusunda bir çağrınız olacak mı?” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Biz başından itibaren hep söyledik. Tamam orada eylem yapan yurttaşlarımız, vatandaşlarımız, siz bir mesaj mı vermek istiyorsunuz. Bu mesajı zaten herkes aldı. Olumlu mesajlardan, çevreci mesajlardan yeşile karşı duyarlı mesajlardan söz ediyorum yoksa o taş atanların, kırıp dökenlerin mesajını saygıdeğer falan bulmuyoruz.  Bülent Arınç sadece çevre ve yeşil duyarlılığından dolayı eğer bir insan polisin orantısız tepkisine maruz kalmışsa bundan dolayı bir özür beyanında bulundu. Ama diğerlerine bir özür borcumuz yoktur. Onların kamuoyundan ve zarar verdikleri insanlardan özür dilemeleri gerekir.”

Başbakan Yardımcısı Arınç’la yapılan görüşmenin Başbakan Erdoğan ile yapılan görüşme olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Çelik, şöyle devam etti:

“Çünkü Arınç, Başbakan Vekiliydi. Sayın Cumhurbaşkanı ile de görüştüler. Bir kere biz diyaloga açığız.  Başbakan çoğu zaman rahatından, sağlığından, normal günlük insani ihtiyaçlarından feragat eder ve çok değişik insanlarla gruplarla görüşür. Başbakan'ın insanlarla görüşmemek, kapıları kapatmak gibi bir özelliği olmadı. Herkes Recep Tayyip Erdoğan’la görüşülebilir, dokunulabilir, yanına gidilebilir, diyalog kurulabilir bir insan olarak tanıyor. Bir insan size karşı bir peşin hükümlülük içindeyse 'Ben karşı cephedeyim, sen ne yaparsan yap' diyorsa yapılacak bir şey yok. Bakın IMF’ye borcumuzu bitirdik. Bizim muhalefet liderleri kalkıp abuk subuk açıklamalar yapıyor. 'Türkiye batıyor' dediler. Uluslararası derecelendirme kuruluşları bizim notumuzu artırıyor, 'Biz batıyoruz' dediler. Şimdi buna ne denir? Bu sözün bittiği yerdir.”