Amaçlarından birisi de çözüm sürecini baltalamak

Amaçlarından birisi de çözüm sürecini baltalamak

Çelik, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Adana Şubesi tarafından düzenlenen “2023 Yolunda Türkiye ve Çözüm Süreci” konulu konferansta, Türkiye'nin, dünyanın önemli ülkelerinden olduğunu söyledi.

Son zamanlarda etkin ve aktif dış politikaların ardından birilerinin, “Türkiye'nin ekseni değişti, Türkiye'nin dış politika ekseni değişti” gibi şeyler söylemeye başladığını belirten Çelik, şöyle konuştu:

 “Bizim dış polikita eksenimiz değişmedi. Bizim dış polikita endeksimiz, 360 derece dönecek şekilde ayarlandı. Biz 360 derecelik bir dünya vizyonu ile dış politika yürütüyoruz. Karayipler'den Pasifik'e kadar yeryüzünde bütün ülkelerle 7 kıta ile münasebetleri şu veya bu düzeyle olan bir ülke haline geldik.”

Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yurt dışına gittiği zaman gazetecilerin kendisine, “Sayın Başbakan neden bu kadar yurt dışına gidiyor?” diye sorular sorduğunu hatırlatarak, “Eğer sayın Başbakan bunu yapmasaydı biz bu günlere gelemezdik. Ankara'da alışıktık, başbakanlar Ankara'da kuluçkaya oturuyordu” dedi.

Türkiye'deki ekonomik gelişmelere dikkati çeken Çelik, 2013 mayısının, Selçuklu, Osmanlı tarihi dahil olmak üzere milletin en büyük başarılara imza attığı ay olduğunu söyledi.

Çelik, bununla ilgili 15 madde sıralayabildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“3'üncü havaalanının ihalesi yapıldı. 22 milyar dolarlık nükleer enerji santrali ihalesini yapıp bitirdik. Üçüncü boğaz köprüsü 4,5 milyar dolara mal olacak, devletin kasasından hazinesinden bir kuruş çıkmayacak. IMF'ye borcumuzu sıfırladık, şimdi 'veren el' konumuna geldik. Uluslarası derecelendirme kuruluşları peş peşe Türkiye'nin kredi notunu artırdılar. Bu kadar başarı üst üste geldi. Herhalde bu birilerinin zoruna gitti. Birileri ağzımızın tadını bozmak istedi. “

Çelik. hiçbir başarının tesadüf  olmadığını anlatarak, “Eğer bugün Recep Tayip Erdoğan, merhum Menderes'in rekorunu da egale ederek aralıksız başbakanlık yapıyorsa, birisi lütfettiği için, birisi ikram ettiği için değil, halkın yüreğine dokunarak siyaset yaptığı için, vatandaş memnuniyetini temenni ederek siyaset yaptığı içindir. 7 kere halkın önüne sandık gitti 7'sinde de bu halk, 'Biz bu ekibi iktidar olarak görmek istiyoruz' dedi. Son günlerde sandıkta alamadığı iktidarı, 'acaba ben sokaktan alabilir miyim?' telaşına kapılan, iktidarı sokak eylemlerinde, gürültüde, patırtıda arayan bazı zihniyetler var. Bir gürültü, felaket kopardılar” ifedesini kullandı.

Çözüm süreci

Çelik, çözüm süreci kapsamında PKK'nın tüm silahlı militanlarını yurt dışına çektiğini anlatarak, aylardır şehit cenazelerinin gelmediğini belirtti.

“Bu, bizim için en büyük güzellik değil mi?” diyen Çelik, “Bunu da çok gördüler. Bu gürültü ve patırtının amaçlarından birisi de çözüm sürecini baltalamaktır” diye konuştu.

Türkiye ne zaman uçağın başını kaldırdığı “take off” noktasına gelse birilerinin çelme taktığını vurgulayan Çelik, “Ama o kötü niyetlilerin şunu bilmesi lazım. Artık Türkiye, 20 yıl önceki Türkiye değildir. Birileri 'höt' dediği zaman şapkasını alıp gidecek başbakanlar yok bu ülkede. Bu ülkede öyle gürültüye pabuç bırakmayacak, 'hayt, huyt' dendiği zaman buna diz çökmeyecek olan bir Başbakan var, o da Recep Tayyip Erodoğan'dır” ifadesini kullandı.

Çelik, memleketin zarar görmesini istemediklerini ancak birilerinin “Şu komşunun evi yansa da ben de yumurtamı pişirsem” temennisinde bulunduğunu anlatarak, “Eğer insanlar kendi saadetlerini başkalarının felaketlerinde ararlarsa bizim dilimizde bunun adı 'ahlaksızlıktır” dedi.

Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir süredir Başbakan'a ağza alınmayacak laflar söylediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Ben buradan Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenmek istiyorum. Sayın Kılıçdaroğlu, bunu gözlemliyor ve görüyoruz, sen siyasi şehvete kapılmışsın. Şehvet, 'istek, arzu' demektir. Allah'ın insana verdiği bir nimettir. Eğer şehvet, iffetle dengelenmezse adamın başına dert açar. Siyasi şehvet sahibi olmana birşey demiyoruz ama kusura bakma sen siyasi iffetten mahrumsun. Siyasi iffeti olan bir insan, ülkenin Başbakanına 'terörist, terörist başı, bölücü başı, katil' demez. Sen Başbakana nasıl böyle dil uzatırsın?”

Konuşmasında çözüm sürecine de değinen Çelik, şöyle devam etti:

“Eğer amaç, hedef, gelecek seçimler olsa kesinlikle böyle bir süreç başlamazdı. Biz gelecek seçimi düşünerek değil, gelecek nesilleri düşünerek bu süreci başlattık. Türkiye'nin üniter yapısını, Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü hiçkimseyle pazarlık konusu yapmadık, yapmıyoruz ve hiçbir zaman yapmayacağız. Eğer AK Parti olmasaydı, AK Parti'nin yönetim tarzı olmasaydı Türkiye şimdiye kadar bölünmüştü. Hakkari, Van, Ağrı, Iğdır, Bitlis, Muş, Siir, Diyarbakır, Batman, Mardin, Şanlıurfa'da, Adıyaman'da geçin diğer taraflara kadar Allah aşkına AK Parti ve BDP'den başka bir parti var mıydı? Eğer biz olmasaydık orada siz zaten orayı PKK'ya teslim etmiştiniz.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, AK Partililerin canını dişine takarak orada Türk bayrağını dalgalandırdıklarını belirterek, Türkçülük, Kürtçülük ve statükoculuk üzerinden siyaset yapmadıklarını söyledi.

Çelik, 81 vilayetin insanını 7 bölgeyi kucaklayan, bu memleketin farklı renklerini zengiliği olarak kabul eden bir anlayışla siyaset yaptıklarını dile getirerek, “Onun için Hakkari'de de Edirne'de de varız. Bu tesadüf değil, esas birlik, bütünlük budur. Düşman üreterek insanını bir arada tutamazsınız” diye konuştu.

Tek partili dönemde Türkiye'de insanların ötekileştirildiğine vurgu yapan Çelik, 1946'ya kadar köylülerin Kızılay'a ve Ulus'a girmelerinin yasak olduğunu ancak çok partili siyasi hayata geçilmesiyle ve köylülerin oylarının belirleyici olmasıyla “öteki” olmaktan çıktığını anlattı.

Çelik, 1980 darbesi ve sonrasında yaşananlarla ilgili bilgi veren Çelik, o dönemde her siyasi görüşe karşı çıkıldığını ve bunun bir devlet yanlışı olduğunu kaydetti.

Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylar

İstanbul'da Gezi Parkı'nda başlayan olaylar ve sosyal medyada yer alan ifadelere değinerek, Başbakan'ın da bir twitter kullanıcısı olduğunu ve 2 milyon 700 bine yakın takipçisinin bulunduğunu belirtti.

Çelik, vasıtaların iyi ve kötü olmadığını onların kullanılmasıyla iyi veya kötü olacağını ifade ederek,  konuşmasını şöyle sürdürdü:

“28 Mayıs'ta Gezi Parkı'ndaki olaylar meydana geldi. 29 Mayıs'ta ben basın toplantısı yaptım ve dedim ki 'Çevre konusunda duyarlılığı olan, yeşil konsunda duyarlılığı olan bütün vatandaşlarımızın duyarlılığını saygıdeğer buluyorum. Esasen böyle bir duyarlılığın toplumda olması gerekiyor aksi takdirde betonlarla dolmuş, zevksiz, şiirsiz, renksiz bir dünyada yaşamaya mahkum oluruz. Endişesi olan vatandaşlarımıza söylüyorum, endişeye mahal bir durum yoktur. Eğer birileri ağaç yaparak orada AVM yaparsa Hüseyin Çelik olarak önce ben gider oraya yatarım.' Bundan öte ne denir? Buna rağmen iyi niyetle başlamış olan bir olayda, bir anda 14 ayrı illegal örgütün devreye girdiği, ideolojik ve siyasi hesapları olanların devreye girdiği ve kenarda bekleyen kötü niyetli insanların vandalizme dönüştürdüğü olay haline getirildi.”

Çelik, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylar sonrasında hükümetten özür bekleyenlere de “Siz dükkanı zarar gören esnaftan özür dileyecek misiniz? Böyle bir niyetiniz var mı? Günlerdir iş gördürmediğiniz tüccardan özür dileyecek misiniz? Siz belediye otobüsünü yakarak, fıskiyeleri, mobese kameralarını parçalayarak, kamuya verdiğiniz zarardan dolayı halktan da özür dileyecek misiniz? Yeşil adına başlamış olan bir hareketin yeşili katleden, çimenleri, parkları harabeye çeviren bir sonuca varmış olmasından dolayı da özür dileyecek misiniz?” sorularının sorulması gerektiğini vurguladı.

Şiddet içermeden, kaba kuvvet uygulamadan, yıkmadan, dökmeden, tahrip etmeden kendilerine iletilecek her makul, meşru ve mantıklı talebi dinleyeceklerini belirten Çelik, olabilecek teklifleri yapacaklarını, olamayacakları da neden yapamayacaklarını açıklayacaklarını söyledi.

Çelik, demokrasinin, taleplerin demokratik yolarla iletildiği bir sistem olduğuna dikkati çekerek, “Ben yıkacağım, dökeceğim, ortalığı karıştıracağım sonra senin önüne geçeceğim senle pazarlık yapacağım' Böyle bir sistem yoktur” dedi.

Çelik, uluslararası medya kuruluşlarının da Taksim Gezi Parkı'ndaki olayları kışkırttığını ifade etti.

BENZER YAZILAR