Demokratikleşme paketi Türkiye’nin ihtiyacıdır

Demokratikleşme paketi Türkiye’nin ihtiyacıdır

Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Pazar günü yapılan Beşiktaş-Galatasaray maçının ardından yaşanan olaylar konusunda, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç'ın stadyuma kaçak girişlere ilişkin açıklamalarının çeliştiğini ifade eden bir gazetecinin “Bu konuda bir sıkıntı mı söz konusu? Kaçak giriş var mı, yok mu?” sorusu üzerine Çelik, yanlış bir hesap varsa bunun kamera görüntülerinden ve yapılacak incelemelerden sonra ortaya çıkacağını söyledi.

İçişleri Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün görevlendirdiği müfettişlerin konuyu incelediğini belirten Çelik, Futbol Federasyonunun da değerlendirme ve inceleme yapacağını ifade etti. 

Çelik, detaylar üzerinde polemiğe girmektense araştırmaların sonuçlarını bekleyip, ona göre hüküm vermenin doğru olacağına işaret ederek, gerek Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gerekse bizzat bu işlerden sorumlu Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç'ın ezbere açıklama yapmadıklarını, bilgi ve belgeye dayalı konuştuklarını düşündüğünü ifade etti.

“Demokratikleşme çok bilinmeyen bir denklem falan değildir”

Muhalefet partilerinin, “demokratikleşme paketiyle ilgili çalışmaların perde arkasından yapıldığı” iddialarına ilişkin soru üzerine Çelik, demokratikleşme paketinin tamamen demokratik yöntemlerle hazırladıklarını belirtti.

Hüseyin Çelik, şöyle devam etti:

“Vatandaştan oy istemeye giderken 2011'de 'eğer siz bizim iktidarımızın devamından yana oy kullanırsanız biz şunları şunları yapacağız' demiştik. Orada aşağı yukarı, makro düzeyde, ana başlıkları zaten vatandaşla paylaşmışız. Diğer siyasi partilerin ne istediği ne istemediği yine bellidir. Türkiye'nin ihtiyacı nedir ne değildir bu bellidir. Demokratikleşme çok bilinmeyen bir denklem falan değildir. Dünyadaki ileri demokrasinin standartları bellidir. Diyelim ki her türlü ayrımcılığa karşı durmak, kültürel haklar konusunda cimri davranmamak ve dünyadaki ileri demoratik ülkelerin standartlarını yakalamak bilinmeyen bir şey mi var? Başbakan'ın pazartesi Başbakanlık Yeni Bina'da açıklayacağı demokratikleşme paketi, bu ilk defa konuşulan, kimsenin duymadığı bilmediği elbette şeyler değildir.

Bazı konularda kanuni değişiklikler yapacağız. Bunu nerede yapacağız? Müsaade edin, AK Parti kendi teklifini hazırlıyor. Bu, AK Parti hükümetinin teklifidir. Bu tasarıya dönüştürülerek de TBMM'ye gelebilir. Komisyonlarda görüşülerken orada üç muhalif partinin mensupları olmayacak mı? Komisyondan, alt komisyona indirilmesi söz konusu olursa orada onların verdiği üyeler olmayacak mı? Neticede, Sayın Başbakan tarafından bunlar açıklandıktan sonra elbette bunların müzakeresi olacaktır, ondan sonra kanunsa kanun, anayasa yapılabilirse oranın meselesidir. Hükümet, 'şunlar ikincil mevzuat, yönetmelik gerektiriyor, tüzük değişikliğii gerektiriyor, bir talimatname gerektiriyor' dediği zaman bunu gidip başkasıyla paylaşmasına gerek yok. Bunlar zaten uygulamadaki detaylarla ilgilidir.”

Çelik, “PKK, ister silaha yeniden sarılsın. PKK teröre, insan öldürmeye isterse yeniden dönsün, isterse katliam yapsın. Ne yaparsa yapsın biz vatandaşlarımızın kültürel haklarını onlara verme konusunda hiçbir şeklide vatandaşlarımızın temsilcisi olarak PKK'yı, şunu, bunu görmedik. Vatandaşlarımızın makul, meşru taleplerini onlara verirken PKK'nın, şunun bunun merhametine bırakmak gibi bir niyetimiz yoktur. Dolayısıyla 'İmralı istedi yapıldı' şeklindeki ifadeler gerçekle bağdaşmadığı gibi büyük bir iftiradır” diye konuştu. 

Demokratikleşme adına yapılan iyileştirmeleri hiçbir terör örgütünün temin etmediğini vurgulayan Çelik, yayınlayacak demokratikleşme paketinin halkta genel bir memnuniyet uyandırmasını, çözüm sürecine de katkı sağlamsını temenni ettiklerini kaydetti. 

Demokratikleşme paketi yayınlanmadan BDP ve PKK'nın “bunun bir anlamı kalmadı, bu zaten işe yaramayacak” demeye başladığını ifade eden Çelik, “Hükümetin demokratikleşme anlamında, Kürt vatandaşlarımızın kültürel hakları anlamında bugüne kadar yaptıklaryıla ilgili olarak BDP'nin, PKK'nın bugüne kadar şu da iyi olduğu dediğine şahit oldunuz mu? Ne yaparsanız yapın, arkasından kendi tabanlarına gidip 'bunlar kendisi mi oluyor? Biz bastırıyoruz oluyor' diyecek. PKK bunu söyleyecek, MHP de mal görmüş mağribi gibi sarılacak, bunu propaganda malzemesi yapacak. Bu demokratikleşme paketi Türkiye'nin ihtiyacıdır, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ihtiyacıdır. İster Alevi, ister Sünni, ister Kürt, ister Türk, bizim ülkemizin meselesidir. Gerçek manada hukuk devleti olmamızın gereğidir, gerçek anlamda ileri demokratik standartlara ulaşmamız gerektiği için bunlar yapılıyor” dedi. 

Çelik, toplumsal zihniyetin, toplumsal algının yönetilerek reform yapılabileceğini, halkın gönlünde karşılık bulmayan, kağıt üzerinde yapılan reformların başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını belirterek, “Onun için biz, bir taraftan toplumsal algıyı iyi yöneteceğiz, vatandaşlarımızın yüreğine dokunacağız ve insanımızın birbirini sevmesini sağlayarak reformlara devam edeceğiz. Türkiye böyle böyle demokratikleşecek. Bir anda boyacı küpü mantığıyla demokratikleşme olsa bunu başkası da yapardı, bu mümkün değil, sihirbaz yöntemiyle bir toplumu değiştirip, dönüştüremezseniz” değerlendirmesinde bulundu. 

24 saat Kütçe yayın yapan devlet kanalının açılmasıyla Türkiye'nin bölünmediğini, dil konusundaki sınırlamalarla ilgili hükümetin birçok adım attığını ve kimsenin de bölünmediğini vurgulayan Hüseyin Çelik, buna rağmen MHP'lilerin bir taraftan “kimse bu ülkeyi bölemez, böldürmeyiz”, diğer taraftan da “Türkiye bölünüyor” diye bağırdıklarını kendi içlerinde çeliştiklerini anlattı. 

Çelik, Herkesin mutlu olduğu, aidiyet duygusuyla topluma, ülkeye bağlı olduğu yapıyı kurmanın hükümetlerin ve parlamentoların boynunun borcu olduğuna dikkati çekti. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun demokratikleşme paketiyle ilgili olarak “samimi olsalar destekleriz bu paketi” sözlerini anımsatan Çelik, “Bizim samimiyetimizi neyle sınıyorsunuz? Biz, size ilk günden itibaren diyoruz: biz, AK Parti'nin tüzüğünü hazırlamıyoruz. Bu Türkiye'nin meselesidir. AK Parti kendi teklifini hazırlarken de kendi ilgili organlarında bunu konuşsun, tartışsın, sonra Sayın Başbakan kamuoyuna açıklayacak. Bunun neresi gizli saklı?”

Çelik, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığındaki ortam dinleme cihazlarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınanların serbest bırakılmasıyla ilgili bir soru üzerine de “Gözaltına alınan kişilerin ifadelerinin yetkili mercileri tatmin etmesi gerekiyor. 'Şunu tutuklayın, yargılayın, şunu tutuksuz yargılayın' deme hakkımız yok. Sayın Başbakan, eski Genelkurmay Başkanına ilişkin olarak 'bence tutuksuz yargılayın' demesine rağmen tutuklu yargılanıyor. Oradaki bütün detaylara, ifadelere bu işe karışanlarla ilgili bütün detay ve dokümanlara sahip değilim. Onlar beraat etmedi, serbest bırakıldılar” yanıtını verdi.

Çelik, Türkiye'nin artık yerel seçim havasına girmeye başladığını belirtti.

Tüm siyasi partilerin bu konuda hummalı faaliyet içinde olduğuna dikkati çeken Çelik, “Her zaman en hazırlıklı ve düzenli çalışan parti şüphesiz ki AK Parti'dir” diye konuştu.

“Yerel seçimlerde aday adayı olacakların başvuru tarihlerini toplantıda aldıkları kararla 1 Ekim-1 Kasım olarak” belirlediklerini ifade eden Çelik, parti olarak yaptırdıkları bazı kamuoyu araştırmalarından da örnekler verdi. 

6-12 Eylül'de yaptırdıkları kamuoyu araştırmasına göre bügün seçim olsa AK Parti'nin  yüzde 50.6, CHP'nin yüzde 24.1, MHP'nin yüzde 14.3, BDP'nin yüzde 7.1 diğerlerinin ise yüzde 3.9 oy alacağını dile getiren Çelik, “Bütün bu kamuoyu araştırmalarındaki ortak payda şudur: AK Parti (yüzde) 50-52, CHP 23-25, MHP 12-14, BDP 6-7 arasında görünmektedir” diye konuştu. Çelik, bu araştırmaların geniş denek kitlesinin üzerinde yapıldığını da vurguladı.

“CHP'nin Türkiye'de istikrarlı olduğu başka alanlar da var”

Ankara'da Emniyet Genel Müdürlüğü binası ve polisevine terör örgütü DHKP-C üyelerince saldırı düzenlendiğini hatırlatan Çelik, saldırının hemen ardından başlatılan operasyonda saldırıyı gerçekleştirenlerin biri sağ, biri ölü olarak, 2 saat 50 dakika sonra ele geçirildiğini belirtti.

Polise geçmiş olsun dileklerini sunduklarını ve gece vakti failleri 2 saat 50 dakika gibi bir sürede yakalamalarındaki başarılarından dolayı polis teşkilatını da tebrik ettiklerini ifade eden Çelik, muhalefet partilerinin ise meseleyi farklı mecralara çektiğini dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun “acayip” bir ifade kullanarak, 'Bu saldırı tam bir AKP tezgahıdır' dediğini bildiren Çelik, Kılıçdaroğlu'nun 'CHP'nin oy oranlarının yükselmekte olduğunu, AK Parti'nin  oy oranını koruyabilmek için bu tür şeyler yaptığını' söylediğini  aktardı. ” Gerçekten bunu izah edecek, bunu yorumlayacak her hangi bir kelime bulamıyorum” diyen Çelik, şunları söyledi:

“CHP'nin yükseldiği falan yok. Sayın Genel Başkan kendi kendisini kandırıyor. Hepimiz göreceğiz zaten çok fazla heyecana da gerek yok. Geçenlerde bir araştırmanın sonuçları yayımlandı. Buna göre oy oranları itibarıyla Türkiye'nin en istikrarlı partisi CHP çıktı. Yani CHP hep yüzde 19-25 arasında bir oy oranını koruyor, bu yönüyle son derece istikrarlı. CHP'nin Türkiye'de istikrarlı olduğu başka alanlar da var.  Mesela 63 yıldan beri iktidara gelmeme gibi bir istikrarı var CHP'nin. Kurulduğu günden beri statükocu olmak gibi istikrarlılığı da var, bunun hakkını yemememiz lazım. Başından itibaren Türkiye'deki bütün darbelerin içinde ya fiilen ya fikren bulunmak yine CHP'nin istikrarlı olduğu konulardan bir tanesidir. Değişmemek ve değişmemeyi marifet kabul etmek de CHP'nin çok istikrarlı olduğu konulardan birisidir.”

“Terörün böyle kalleş bir tabiatı var” 

İçişleri Bakanı Muammer Güler'in konuyla ilgili açıklamalarının ardından Kılıçdaroğlu'nun, “İçişleri Bakanı açıklama yapıyor. Bunlar bizim takibimizdeydi zaten. Madem takip ediyordun niye hemen yakalamadın, bunların suç işlemesine müsaade ettin” sözlerini kaydettiğini aktaran Çelik, şöyle devam etti:

 “Bugün itibarıyla rakamı açıklıyorum: Türkiye'de şu veya bu şekilde suça bulaşmış, takipte olan ve çoğunluğu kırmızı bültenle aranan 732 kişi var. Sayın Kılıçdaroğlu, bu 732'sinden herhangi birisi şu veya bu şekilde bir suça bulaşabilir. Dünyanın hiçbir yerinde terör saldırıları, bu tür saldırılar sıfırlanamıyor maalesef. Terörün böyle kalleş bir tabiatı var. ABD, bu meselelerde son derece koruyucu istihbarat hizmetlerinde mahir olmalarına rağmen daha birkaç gün önce donanmaya yönelik yapılan saldırıda 13 kişi öldürüldü. Buradan hareketle 'Zaten takip ediyordunuz. Niye suç işlettirdiniz, bunların ismini biliyor muydun ey İçişleri Bakanı…' Bunu AK Parti'nin bir tezgahı olarak yorumlamak, Sayın Kılıçdaroğlu'nun yapabileceği bir yorumdur. Bu konudaki değerlendirmeyi de kamuoyunun feraset ve takdirine bırakıyorum.”

Olayın ardından Kılıçaroğlu'dan polis teşkilatına en azından bir geçmiş olsun dileğinde bulunmasını arzu ettiğini belirten Çelik, “Bunu bile kendi polis teşkilatımızdan, polislerimizden esirgeyen bir insanın, bu kelimeyi ağzına almayan bir insanın, bunu 'hükümetin, AK Parti'nin bir tezgahı' olduğunu söylemesi gerçekten akla ziyan bir değerlendirmedir” ifadesini kullandı.

“(Bahçeli'nin) Yaptığı bütün hakaretleri, iftiraları, ithamları kendisine aynen iade ediyorum”

Demokratikleşme paketi hakkında günlerdir yorumların yapıldığını, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de konuyla ilgili 'bayramlık ağzını açtığını' söyleyen Çelik, şunları belirtti:

“Sayın Başbakana, hükümete, AK Parti'ye ve hepimize malum ithamlarda, izanlarda, hakaretlerde bulundu. Yaptığı bütün hakaretleri, iftiraları, ithamları kendisine aynen iade ediyorum. Sayın Bahçeli'nin her iftira ve hakaretine karşılık verilse bizim işi gücü bırakıp bununla uğraşmamız lazım. Ben bunları biriktiriyorum yeri geldiği zaman bunları kendisine en iyi şekilde iade etmeye devam edeceğiz. Bunu herkesin böyle bilmesi gerekiyor. Kendisini temiz bir dil kullanmaya, kendisini bir partinin genel başkanına yakışır konuşmaya da buradan davet ediyorum.”

Demokratikleşme paketi

Demokratikleşme paketinin halkın arzusu, toplumun ihtiyacı ve hukuk devleti olmanın gereği olduğunu vurgulayan Çelik, AK Parti olarak ileri demokrasinin olmazsa olmazlarını yerine getirdiklerini anlattı. Yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu arada CHP ne istiyor demokratikleşme adına? CHP'nin yayımladığı 17 maddelik bir demokratikleşme yol haritası programı var diyelim. BDP'nin 27 talebi var onlar böyle bir belge yayımladılar. CHP'nin, BDP'nin, kamuoyunun ne istediği üç aşağı beş yukarı bellidir. MHP devekuşu politikası yapıyor. Devekuşu avcıyı gördüğü zaman kafasını kuma sokuyor. O avcıyı görmediği için avcının da onu görmediğini zannediyor. 'Böyle bir mesele yoktur, Türkiye'nin esasen böyle bir problemi yoktur' anlayışıyla üç maymunu oynuyor MHP. MHP, 'Böyle bir problem yoktur, böyle bir mesele de yoktur' diyor. MHP'ye sorarsanız 'Türkiye'de Kürt de Kürtçe diye bir dil de yoktur. Bütün bu olup bitenler her halde gördüğümüz rüyalardan ibarettir' gibi maalesef bir duruşu var. Biz onları duruşlarıyla baş başa bırakıyoruz.”

AİHM'den Türkiye aleyhine çıkan kararların olduğunu hatırlatan Çelik, halkın talepleri ve ihtiyaçlar esas alınarak söz konusu paketin hazırlandığını vurguladı.

“Sayın Bahçeli çok iyi bilsin ki 'Hükümet, Kandil, İmralı üçgeninde hazırlanmış bir paket söz konusu değil. Onların iktidarında kimlerin ne kadar muktedir olduğunu biz çok iyi gördük” diyen Çelik, ne yaptıklarını çok iyi bildiklerini ve halkın da bunu en iyi şekilde değerlendirdiğini ifade etti.

Derbideki olaylar

Beşiktaş ve Galatasaray arasındaki derbide yaşananlara da değinen Çelik, “orada olan bir holiganizmdir, burada sergilenen bir vandalizmdir” değerlendirmesini yaptı.

Gerekli incelemelerin ilgili kurumlarca yapıldığını ifade eden Çelik, “Orada hemen alındıktan sonra serbest bırakılanlar sahaya girenler değil, daha önce girerken veya tribünlerde şu veya bu şekilde taşkınlık yapan, orada olmaması gereken hallerde bulunan kimselerdir” dedi.

Hiç kimsenin yaptığı holiganizm ve vandalizmin yanına kar kalmaması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Hükümetimiz 'sporun siyasallaştırmakla' suçlanıyor. Biz kesinlikle spora siyasetin karışmaması, bulaşmaması gerektiğini ve tribünlerde ideolojik hiçbir şekilde duruş sergilenmemesini başından beri söylüyoruz. Bunu yaparsanız yazık edersiniz, bunu yaparsanız başarılarıyla övündüğümüz takımlarımıza da en büyük zararı vermiş oluruz” ifadesini kullandı.

Çelik, “Sporu siyasetin, ideolojin dışında tutmamız gerekiyor. Kim ki tutmazsa bence büyük bir vebal altında kalır. Bu yükün altından da hiç kimse kalkamaz” diye konuştu.

Avrupa Adalet Divanı'nın, Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerinde vizesiz seyahat edemeyeceklerine ilişkin kararını hatırlatan Çelik, “Canımızı sıkan bir karardır, katılamayacağımız bir karardır, haksız ve çifte standartlı bir karardır. Bunun kabul edilemeyecek bir karar olduğunu da ifade etmek isterim” görüşünü aktardı.

BENZER YAZILAR