Hiyerarşinin dışına çıkan yapı varsa deşifre edilmeli

Hiyerarşinin dışına çıkan yapı varsa deşifre edilmeli

Çelik, Meclis kulisinde gazetecilerin İstanbul merkezli operasyonla ilgili sorularını yanıtladı. Aksaray Valisi Selami Altınok'un, İstanbul Emniyet Müdürü olarak atamasının vekaleten yapıldığını belirten Çelik, “Şu anda  Aksaray Valisi sıfatıyla İstanbul'da bulunuyor. İşlemleri devam ediyor. Merkeze alınacak, daha sonra oraya asaleten emniyet müdürü olarak atanacak” diye konuştu. Çelik, Altınok'un son derece dirayetli ve iyi yetişmiş biri olduğunu söyledi.

İki bakanın oğlunun tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevkedildiğinin belirtilmesi üzerine Çelik,  Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile “uzun boylu” konuştuklarını ifade etti. Çelik, “(Hem vicdanen hem hukuken hem ahlaken yüzde 100 müsterihim) diyor. Tabi şimdi  çıkıp bu tozlu dumanlı havada konuşmuyor arkadaşlar. Bir sonuç çıkmadığı için daha önceden peşinen birisi suçludur, peşinen masumdur bilemeyiz. Taşlar yerine oturunca herhalde herkes çıkıp konuşacaktır” şeklinde konuştu.

“Savcı atamaları ve görevden almalar kamuoyunda  yargıya müdahale olarak algılanmadı mı?” sorusuna Çelik, “Şu anda başından beri  kim yürütüyorsa onlar yürütüyor. HSYK'nin 18 Aralık 2011'de yayınladığı 10 sayılı genelgesi var. Orada 21. maddesinde çok açık olarak 'bu işler başsavcı tarafından yürütülür' diyor. Fakat başsavcının olup bitenden haberi bile yok” yanıtını verdi.

“Başsavcının  haberi olmadığına dair kesin ifadesi var mı?” sorusuna da Çelik, “Herhalde yani. Şimdi tabii başsavcı kamuoyuna bu takviyeler meselesinde açıklama yaptı. Emniyet müdürünün de valinin de haberi yok” dedi.

Çelik, emniyet müdüründen, validen, İçişleri Bakanı'ndan ve Başbakan'dan gizlenen operasyonun başladığı ilk dakikalardan itibaren bütün internet medyasına, gazetelere servis yapılmasını ilginç olarak niteledi ve “Bu çarpıklık değil mi?” diye sordu.

“Siz emniyet içinde bir derin yapı olduğunu mu düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Çelik, şunları söyledi:

“Devlet  yetkisini kullanan ama devletin hiyerarşik çarkı içerisinde hareket etmeyen, kendine göre durumdan vazife çıkaran ve hukuk dışına çıkarak, eylemler tesis eden kimselere demiyor muyduk? Mesela olağanüstü hal devam ettiği sürece Doğu'da, Güneydoğu'da  bunca faili meçhul cinayetin işlenmesinde, köylerin yakılmasında, insanların mağdur edilmesinde, gözaltılarda kaybolmalarda kimin şeyi var. Bakanlar, milletvekilleri, dönemin yöneticileri mi  bunları yaptılar. Hayır, devletin  içerisinde yer alan, devlet gücünü kullanan, durumdan vazife  çıkaran bir grup insan bunu yaptı. Şimdi bu araştırmalar sonucunda  eğer gerçekten böyle bir grup, bir yapı varsa bu yapının üzerine gidilmesi lazım. Burada birileri 'ya bunlar cemaattir…' Şimdi arkadaşlar yargısız infazı başkasına uygulamadığımız gibi cemaate de uygulamamamız lazım. Cemaat  eğer çıkıp 'biz bu işin içinde değiliz, bu bizim  irademizle olmuş bir  şey değil, bu bizim kurumsal yapımızdan kaynaklanmış bir şey değil' diyorsa  ona da yargısız infaz yapmayacaksın. Araştırmalar yapılacak ve kim tarafından nasıl bunlar organize edildi ortaya çıkarılacak, ondan sonra nihai hükmü vereceksiniz. Ama eğer birileri cemaatin adını kullanıyorsa, cemaate  dayandığını söylüyorsa onları deşifre etmek ve onlara  sahip çıkmamakta  cemaatin görevidir öyle değil mi?  Yani evvela bir cemaatin adını lekeleyen, cemaatin adını illegal işlere bulaştıran, bulaştırmaya çalışan kimselere cemaatin itibar etmemesi gerekiyor. Cemaatin de onları deşifre etmesi gerekiyor. Doğru olan bu değil mi?”

“Başbakan'ın haberinin olmadığı ilk meseledir bu”

Çelik, “AK Parti ile cemaat arasında kavga olduğu” iddialarına da değinerek, cemaatin bir iman, ahlak ve eğitim  hareketi olduğunu söyledi. Çelik, “Cemaat dediğiniz etrafımızda yıllardır gördüğümüz insanlardır. Şimdi  bu müminlerle AK Parti'nin bir derdi olmaz ve aslında cemaat ruh ve mana dünyası itibariyle bizim potansiyel tabanımızdır. Yıllar yılı bize  destek veren insanlardan oluşuyor. Topyekün cemaati itham etmek hakkaniyete ve adalete sığmaz” diye konuştu.

Kendi dönemlerinde İçişleri bakanları tarafından yüzlerce belediye başkanıyla ilgili soruşturma ve inceleme izni verildiğini, pek çok belediye başkanına görevden el çektirildiğini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

“Bizim ihraç ettiğimiz belediye başkanları var. Şu anda cezaevinde olan belediye başkanları var. Bir yerde yolsuzluk, suiistimal olduğu zaman biz o yolsuzluğu görmemezlikten gelmek, onu örtbas etmek gibi bir tutum içerisine girmeyiz. Bunu kendi varlık sebebimize aykırı sayarız. Bu açıdan yapılan bir yanlışı görmemezlikten gelmek, onu yok saymak, onu masumlaştırmak, onu meşrulaştırmak bizim partimizin adına yakışmaz. Bizim hiç birimizin şahsı bu ülke kadar değerli değildir, bizim hiçbirimizin şahsı partimiz kadar da değerli değildir. Bizim partimizin arkasında milyonlarca insanın duası, gözyaşı ve çabası vardır. Biz  2.5 milyon kişiden oluşan bir camiayız. Muhalefeti, Genel Kurul'u izleyin. Ağzını açan bizi toptan itham etme yoluna gidiyor. Neler söylüyorlar. Şimdi MHP içerisinde yanlış yapan birileri oldu, bütün MHP camiasına bunu mal edebilir misiniz?  CHP içinde veya bir başka parti içinde. Sanki ilk defa Türkiye'de böyle şeyler duyuluyormuş gibi bir tutum takınarak, topyekün bize ağıza alınmayacak sözler söyleniyor ve itham ediliyor. Bu da adalete hakkaniyete sığmaz.”

Başbakan'ın devlet içindeki yapıya ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine Çelik,  “Bu Hz. Nuh'tan başlayıp gelen bir silsile olmak zorunda değil. Devletin hiyerarşik yapısının dışına çıkarak, bir grup oluşturarak kendini vatanperver, diğerlerinin  hepsini güvenilmez kabul eden bir yapı varsa bu yapının deşifre  edilmesi lazım” şeklinde konuştu.

Operasyondan herkesin çok geç haberi olduğunun belirtilmesi üzerine Çelik, Ergenekon ve Balyoz davalarında da böyle olduğu yönündeki ifadeleri anımsattı ve “Böyle olmadı. Bugüne kadar  emniyet müdürünün, valinin, İçişleri Bakanı'nın, Başbakan'ın haberinin olmadığı ilk meseledir bu” dedi.

“Balyoz ve Ergenekon'da Başbakan'ın haberi var mıydı?” sorusunu Çelik, “Orada işi yine savcı, yargı yürütüyor. Ama 'şu iddialarla, şu bilgi ve bulgularla, şu delillerle şöyle bir operasyon yapılacak' diye haber veriyor” karşılığını verdi.

“Türk vatandaşlığına geçmesi çok eskidir”

Çelik, olayın olduğu ilk gün döviz dalgalanmaları, borsanın düşmesi ve faizin çıkmasıyla birlikte Türkiye'nin 25 milyar lira kaybı olduğunu belirterek, “Böyle deprem etkisi yaratacak bir meselede siz ülkenin  Başbakanı'na bunu nasıl haber vermezsiniz” şeklinde konuştu.

“Sadece emniyete yönelik  bir soruşturma mı var?” sorusu üzerine Çelik, bununla ilgili bir soruşturma başlatıldığını ifade ederek, “Bekleyelim, sonucunu görelim. Yani devletin diğer taraflarında falan böyle bir şey söz konusu değil” dedi.

“MİT'in bir zaafiyeti olduğunu düşünmüyor musunuz?” sorusuna Çelik, ” MİT kime, hangi bilgiyi verdi, hangi servisi yaptı onu bilemem. Eski MİT ile yeni MİT'i birbirine karıştırmayın” yanıtını verdi.

Çelik, İran'a altın ihracatıyla ilgili bir soruya da “Bizim cari açığımızın kapanmasında  önemli maddelerden birisi bu altın ihracıdır. ABD veya BM İran'a ambargo uyguluyor fakat  birçok uluslararası, Fransası da Almanyası da Amerikası da şirketleri vasıtasıyla İran ile dünya kadar ticaret yapıyorlar. İran bizim komşumuz” karşılığını verdi.

Çelik, Reza Zarrab'ın da Türk vatandaşı olduğunu belirterek, “Biz kimsenin hangi asıllı olduğuyla ilgilenmeyiz, yaptığı işle ilgileniriz” dedi.

Yakınlarını Türk vatandaşlığına geçirmek için rüşvet iddialarının hatırlatılması üzerine Çelik, “Kendisinin Türk vatandaşlığına geçmesi çok eskidir. Oradaki akrabalarının da buraya gelmesini  isteyebilirsin. Rüşvetle yapıldıysa bunu kabullenmek mümkün değil. Eğer normal şartlarda müracaat edip Türk vatandaşlığına geçmişse buna söylenecek bir şey yok. İşin o boyutu araştırılacak onu bilemem” diye konuştu.

BENZER YAZILAR