Yenilgilerine şimdiden mazeret arıyorlar

Yenilgilerine şimdiden mazeret arıyorlar

Çelik, ziyaretlerde bulunmak amacıyla geldiği Kırşehir'de, Belediyenin Ağalar Konağı Sosyal Tesisleri'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Çelik, bir gazetecinin, “Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti'nin başına büyük ihtimalle Abdullah Gül'ün geçeceğini söyledi. Bu konuda sizin düşünceniz nedir” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Daha önce benim de parti sözcüsü olarak, Arınç'ın Hükümet Sözcüsü olarak partimizin ikinci adamı Mehmet Ali Şahin Beyin, Beşir Atalay'ın ve birçok arkadaşımızın bu konuda ifadeleri var. Biz şu anda bu meseleyle meşgul değiliz. Biz 10 Ağustos'ta Allah nasip ederse Sayın Başbakanımızı nitelikli bir çoğunlukla cumhurbaşkanı seçmekle mükellefiz. Böyle bir angajmanımız var, bunun için seferber olmuş durumdayız. Halkımızdan büyük bir teveccüh var, inşallah kazasız belasız huzur içinde ve birinci turda bu işi bitireceğiz.”

Bugüne kadar AK Parti'den kavga, çatışma bekleyenlerin, ayrışma, küsme bekleyenlerin hep yanıldığını ve avuçlarını yaladığını dile getiren Çelik, “2002'de 363 milletvekilini aldık, 'Başbakanlık kavgası çıkacak çünkü partinin lideri milletvekili olamadı' dediler. Hiç bir kavga çıkmadı, tereyağından kıl çeker gibi biz bu işi hallettik. Abdullah Gül Bey 58. hükümetin Başbakanı oldu, Sayın Başbakan Siirt'ten milletvekili seçildiği gün Abdullah Bey istifa etti, 58. Hükümet düşmüş oldu ve Sayın Başbakan geldi hükümetini kurdu. 2007'de dediler ki 'cumhurbaşkanlığı kavgası çıkacak' oradan da bir kavga çıkmadı çok şükür. Başbakanımız çıktı 'bizim cumhurbaşkanı adayımız Abdullah Gül kardeşimdir' dedi ve Abdullah Bey de şanla, şerefle kendisine ve Türkiye'ye yakışan bir cumhurbaşkanlığı yaptı” diye konuştu.

“Kendi saadetlerini bizim felaketimiz üzerine kurmaya çalışıyorlar”

Şimdi de “AK Parti'nin başına kim gelecek, kim Başbakan olacak, kim genel başkan olacak, ha bunlar bu sefer başlayacak kavga etmeye' denildiğini belirten Çelik, “Aslında bu beklenti içinde olan muhalefetin hali şudur, yani onlar kendi güçleriyle, varlıklarıyla kendi tezleriyle iktidara gelemeyeceklerini biliyorlar, kendi saadetlerini bizim felaketimiz üzerine kurmaya çalışıyorlar ama ben partimi tanıyorum, bizim partimizde genel başkanlık, başbakanlık yapabilecek bir düzine adam bulabilirsiniz, çok sayıda insan var” ifadelerini kullandı.

Çelik, Abdullah Gül'ün de bu camianın mensubu ve partinin kurucularından olduğunu dile getirerek, “Bizim 58. Hükümetimizin Başbakanıdır, Dışişleri Bakanı'dır, Başbakan Yardımcısıdır ve 7 yıllık da Cumhurbaşkanlığı tecrübesi var. Sayın Gül de dahil olmak üzere bu camia kendi içinden en doğru olan kararı verecektir, çıkaracaktır. Bu açıdan müsaade ederseniz 10 Ağustos'a kadar biz sadece cumhurbaşkanlığı seçimini konuşalım ama 10 Ağustos'tan sonra da diğer meseleleri medya ile de halkımızla da paylaşacağız” dedi.

YSK'nın, Erdoğan'ın reklam filmini yasaklaması

Çelik, bir gazetecinin, YSK'nın, cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın reklam filmini yasaklaması konusundaki görüşünü sorması üzerine, şöyle devam etti:

“Oradaki MHP'li üye, 'reklamda seccade, ezan, dua var' diye müracaat etmiş. Allah akıl, izan versin. MHP'de demek ki eski akıl nüksediyor, eski Türkiye aklı nüksediyor. Ezandan niçin rahatsız olunsun? O zaman içinde namaz ve ezan olan bütün Türk filmlerinin yasaklanması lazım, bu dini istismara girer. Bu memleketin gerçeği, günde 5 vakit semalarda ezan okunuyor, bundan eğer rahatsızlık duyuyorsa MHP'liler, MHP'liler zaten sağolsun MHP'nin üst yönetimi CHP'nin kuyruğuna takıldı, CHP'nin vagonu haline geldi. MHP'li kardeşlerimize, özellikle tabandaki milliyetçi muhafazakar MHP'lilere hep söylüyorum, bakın milliyetçilikle ulusalcılık aynı şey değil. Ulusalcılık bütün manevi sinirleri alınmış milliyetçiliktir. MHP'nin tabanı ben inanıyorum ki tavan gibi düşünmüyor. YSK, birçok meselede böyle seri karar almıyor. YSK'nın tavrı da çok yadırgayıcıdır. Bunu kabullenmek mümkün değil ama Türkiye bir hukuk devletidir, YSK'nın kararları temyizi mümkün olmayan nihai kararlardır. Biz bundan hoşlanmasak da bunu uygularız. Nitekim ne yaptık reklamda o bölüm çıkarıldı, reklam yayınlanmaya devam ediyor. Demokrasilerde çare tükenmez. Bu yapılan hoş değildi, MHP'nin tavrı hoş değil, YSK'nın aldığı kararı kabul etmek mümkün değil ama biz buna uyduk ve gereğini yaptık.”

18 milyon fazla oy pusulası basıldığı iddiası

Çelik, cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 18 milyon fazla oy pusulası basılması ile ilgili eleştirisinin hatırlatılması üzerine, İhsanoğlu'nun  AGİT heyetinin raporundan yola çıkarak bunu söylediğini ifade etti.

“AGİT heyeti Türkiye'ye yabancı olabilir, Türkiye'deki seçim sistemine YSK'nın seçim çalışma düzenine, şekline, YSK'nın kararlarına yabancı olabilir ama öyle anlaşılıyor ki Ekmeleddin İhsanoğlu en az AGİT heyeti kadar bu ülkeye yabancıdır” görüşünü dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

“Geçen seçimi göz önünde bulundurun, her seçimde YSK yedek oy pusulaları basar. Her ihtimale karşı yedek oy pusulaları basar. Bu geçen mahalli seçimde de öyleydi, daha önceki milletvekili seçiminde de öyleydi, referandumda da öyleydi. Bu şuna benzer, üniversite imtihanı yapıldığı zaman ÖSYM her sınıf için bir de yedek kitapçık paketi gönderir. Eğer ihtiyaç olursa tutanakla açılır, kullanılır ve tutanakla kapatılır tekrar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yapılan bütün seçimlerde belli kriterlere göre yedek oy pusulası basılmıştır. Bu seçimde de yaptılar bunu. YSK'nın bazı kararlarını biz de onaylamıyoruz. YSK'yı birisi eleştirdiği zaman haklı bir eleştirisi varsa biz de ona katılırız ama bu eleştiride Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu haklı değil ve Türkiye'yi tanımadığını, Türkiye'deki seçim sistemini, YSK'nın çalışma düzenini bilmediğini ortaya koyuyor.”

İhsanoğlu'nun bu tavrını yadırgadığını belirten Çelik, “Madem ki cumhurbaşkanı adayısın hiç olmazsa etrafında, sağında, solunda hukukçular var sor 'bu neyin nesi' diye. Bu ne yapar şimdi biliyor musunuz? Siz kendi ülkenizdeki bir seçimi şaibe altına sokuyorsunuz. Biz Mısır gibi seçim yapmıyoruz. 40, 50 günde sonucu aldılar. Seçim yapılır 3 saat sonra gayri resmi sonuçlar vatandaşın elindedir. Kendi ülkendeki cumhurbaşkanlığı seçimini niçin şaibe altına sokuyorsun?” ifadelerini kullandı.

Çelik, çatı adayı ve çatı adayını destekleyenlerin 10 Ağustos'ta başlarına geleceği bildiğini, kendi yenilgilerine, hezimetlerine şimdiden mazeret aradığını söyleyerek, şunları kaydetti:

“Şimdiden buna kılıf hazırlamaya çalışıyorlar. 30 Mart seçimlerinden sonra ben genel merkezde basın toplantısı yapıyordum, dediler ki 'efendim elektrik kesildi şurda şurda.' Elektrik kesintisi zaman zaman Türkiye'nin farklı yerlerinde oluyor mu, oluyor. Onlara dedim ki elektrik kesilmiş olabilir, peki karanlıkta AK Partililerin gözleri görüyor mu, AK Partililerin gözlerinde fosfor falan mı var? 'Efendim twitter da yasaklanmıştı' dediler. Peki twitterı en çok kullanan parti AK Parti'dir. Twitter bize açık da CHP'ye mi kapalıydı. Bu mazeretlere gerek yok. Şimdi diyorlar 'kamu kaynakları, devlet gücü kullanılıyor.' YSK'nın seçim yasaklarının başladığı son 10 günde Başbakan, propaganda amaçlı gittiği zaman devletin uçağını kullanıyor mu? Hayır. Peki makam arabasına biniyor mu? Hayır. Valiler Başbakanı karşılayıp uğurluyor mu? Hayır. Seçim yasağı neyi gerektiriyorsa bunu yapıyor. 1950'de CHP çok ciddi bir hezimet aldığı zaman, İsmet Paşa çok büyük bir yenilgi aldığı zaman CHP sadece devlet partisi değildi, devletin ta kendisi idi. Vatandaş sizi al aşağı etmek isterse veya vatandaş tercihini sizden yana kullanmak istemezse siz devletin hepsini seferber etseniz beş para etmez.”

Cumhurbaşkanı seçim anketleri

Çelik, seçim anketlerindeki son durumun sorulması üzerine dün itibariyle 12 anketin ortalamasında birisi hariç Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oy oranının yüzde 54 ve üzerinde olduğunu vurguladı.

Sadece bir araştırma şirketinin anketinin Erdoğan'ı yüzde 50'nin altında gösterdiğini ifade eden Çelik, “Bu araştırma şirketine de ilk günden itibaren hiçbir zaman itibar etmedik, onlarla çalışmadık, onların derdinin de ne olduğunu biz biliyoruz, yani kredibilitesi olan bir araştırma şirketi değil” diye konuştu.

Anketlerde Ekmeleddin İhsanoğlu'nun oyunun yüzde 35 ile 38 arasında değiştiğini, Selahattin Demirtaş'ın oyunun ise yüzde 6 ile 8,5 arasında veya 8 arasında gidip geldiğini dile getiren Çelik, “Vaziyet bu, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Çarşamba bunu gösteriyor, perşembe için de fikrimiz bu” dedi.

Çelik, kent merkezinde esnaf ziyaretleri de gerçekleştirdi.

BENZER YAZILAR