Basın Açıklaması

Basın Açıklaması

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, bugün yaptığı basın toplantısında, her zaman olduğu gibi önüne konan “Hakaretnâme” metnini okumuş, Sayın Başbakan başta olmak üzere Anketörlere ve Sayın Başbakan'ı destekleyen kesimlere bir yığın hakarette ve iftirada bulunmakla yetinmemiş, YSK'yı da alenen tehdit etmiştir.

Sayın Bahçeli'nin kendisi, hayırlı hiçbir şey yapmadığı veya yapamadığı için, oturduğu yerden kimin ne yapması ve ne yapmaması gerektiği ile ilgili olarak ahkam kesmektedir.

Kendisi ve rehberi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu milletin önüne çıkma cesareti gösteremedikleri gibi, partilerinden birini de aday yapmaya yürekleri yetmemiştir.

Sayın Bahçeli, Sayın Başbakan'ın adaylık vizesi alamayacağını ve siyasî ömrünün çürümekte olduğunu iddia etmektedir.

Öncelikle Sayın Bahçeli bilsin ki demokrasilerde siyasetçilere vizeyi halk sandıkta verir. Sayın Başbakan, Ak Parti'nin kuruluşundan beri 8 sefer sandıkta artan bir destekle milletinden hep vize almıştır. Ancak bu halk, yıllardır size ve ortağınız olan CHP'ye vize vermediği gibi, yaptığı tercihle tüm iftira ve hakaretlerinizi size iade etmiştir.

Esas çürüyen, sizin ortağınızla beraber özlemini duyduğunuz Eski Türkiye anlayışıdır. Halk kimin çürüdüğünü kimin her gün kendisini ve ülkesini yenileyerek yeniden doğduğunu çok iyi görüyor ve takdir ediyor.

Sayın Bahçeli ve Tüm Çatı'ya çıkanlar, şimdiden çatının çatırdadığını görmenin telaşı içindedirler. Sayın Başbakan'ın Başbakanlıktan istifa etmesi gerektiği ile ilgili tezleri, seçim sonrası mukadder olan hezimetlerine bir kılıf bulma çabasından başka bir şey değildir. Daha önce de kamuoyu ile paylaştığımız gibi bir kez daha söylüyoruz ki Sayın Başbakan'ın istifasını gerektirecek siyasî, ahlâkî ve yasal hiçbir gerekçe yoktur.

Sayın Bahçeli, 2002'deki seçime Başbakan Yardımcısı olarak girerken rakipleriyle olacak haksız rekabetten hiç söz etmemiştir. Ancak vatandaş, bu sıfatına rağmen kendisini de partisini de TBMM'nin dışına atmıştır.

Her genel seçim, aynı zamanda bir BAŞBAKANLIK seçimidir. Genel seçime giderken bugüne kadar hangi başbakan rakipleriyle eşit şartlarda rekabet etmek adına istifa etmiştir. Dünyanın hangi ülkesinde makamda bulunanlar, tekrar o makama talip olurken istifa ediyor?

2007 referandumu ile yapılan Anayasa değişikliği ile artık adaylar Cumhurbaşkanlığına 5'er yıllık iki dönem için seçilebilecekler. “Başbakan, aday olduğu için başbakanlıktan istifa etmelidir” diyen mantığa göre birinci dönemin sonunda ikinci 5 yıl için aday olan Cumhurbaşkanının da istifa etmesi gerekiyor. İkinci dönem için aday olacak Cumhurbaşkanının rakipleri de cumhurbaşkanı olmayacaklarına göre, bu kafaya göre, o zaman da haksız rekabet olacak.

İsmet Paşa ve merhum Ecevit, sıfırlanarak seçimi kaybettiklerinde Başbakanlık koltuğunda oturuyorlardı. Halkın tercihi eğer siz değilseniz, sizi istemiyorsa, hangi makamda olursanız olun sizi oradan alaşağı eder. Tıpkı Sayın Bahçeli'yi ettiği gibi.

Sayın Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne aday olduğu zaman, dokunulmazlığı olan bir milletvekili idi. Kadir Topbaş'ın ise dokunulmazlığı yoktu. Kemal Bey, Topbaş'la eşit şartlarda rekabet etmek için Milletvekilliğinden istifa etti mi?

30 Mart seçimlerinde CHP, MHP ve BDP'li belediye başkanları, rakipleriyle eşit şartlarda yarışmak için Belediye Başkanlığından istifa mı ettiler?

Üniversite rektörlükleri dahil, seçimle gelinen makamlarda bulunanlar seçim için istifa etmezler.

Dünyadaki ve ülkemizdeki benzer uygulamalar da hep böyle olmuştur.

Sayın Bahçeli'nin bir başka iddiası da Sayın Başbakan'ın sanal açılışlar yaptığıdır. Sayın Bahçeli! Halkımız sizin kadar dünyadan bîhaber değildir. Başbakan sanal açılışlar yapsaydı 12 yıldır başbakan kalamazdı. Bir tek gerçek olmayan açılış gösterin ki vatandaş nezdinde alay konusu olmayın. Ama sadece iddia edersiniz ispat edemezsiniz. Sayın Bahçeli! Başbakanlık zor iştir. Zirvelerde rüzgarlar sert eser. Siz Başbakan Yardımcısı olarak eteklerde bile ancak 3 yıl dayanabildiniz. Sayın Başbakanı 12 yıldır zirvede tutan sanal değil gerçek zeminlerde siyaset ve icraat yapmasıdır.

Devlet Bey, Sayın Başbakanı “detone olan bir şarkı”ya benzetiyor. Detone olan devam edemez. Sayın Başbakan ve Partisi bunca tuzak ve badireyi aşarak yoluna devam ettiğine göre, milletimiz bu şarkıya gür sesle eşlik ettiğine göre, Sayın Bahçeli siz yine ofsayta düşüyorsunuz. Ama iyi olan Sayın Bahçeli'nin hareketimizin bir şarkı olduğunu kabul etmesidir. Unutmayın ki, sizin gürültünüze rağmen halkımız hep liste başı olan bu şarkıyı zevkle dinliyor.

Sayın Bahçeli'nin en komik iddiası, “Sanki Hitler'in ruhu Başbakan'a nüfûz etmiş” şeklindeki iddiadır.

Peşinen söyleyeyim ki, bizim Hitler'le maddi ve manevi bir tanışıklığımız veya akrabalığımız yoktur. Bizim bildiğimiz, Hitler'in meşhur kitabının yıllarca Sayın Bahçeli ve onun gibilerinin başucundan hiç eksik olmadığıdır.

Sayın Bahçeli, kendileri dışındaki herkesi bölücü olarak niteleme hastalığına yakalanmıştır. Eğer onun ” bölücü” olarak nitelediği Başbakan ve Partisi olmasaydı şu anda Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusu, en azından siyaseten PKK ve paralelindeki kadrolara tümüyle teslim edilmiş olacaktı. Çünkü orada ne Sayın Bahçeli'nin partisi ne de ortağının partisi var. Yani anlayacağınız orada Çatı'nızın çivisi bile yok ama Ak Parti var. Siz fiilen kafanızda ülkeyi ve insanı zaten bölmüşsünüz. Onun için hepiniz mahalli ve mevzii partilersiniz. Türkiye'nin her yerinde var olan ve tüm vatandaşları kucaklayabilen Ak Parti'den başka siyasi hareket var mı?

Sayın Bahçeli “bölücü” derken sanırım kendi yansımasından söz ediyor.

Sayın Bahçeli haddini aşarak kimin Cumhurbaşkanı olup kimin olamayacağına, hatta kimin aday olup olamayacağına dair ahkam kesiyor. Kimin aday olup olmayacağına Anayasamız ve kanunlarımız, kimin Cumhurbaşkanı olacağına ise kadirşinas halkımız karar verir. Sayın Bahçeli'ye de kendisini gereksiz yere paralamak kalır.

Kamuoyuna saygıyla arz olunur.

 

Doç. Dr. Hüseyin Çelik

Genel Başkan Yardımcısı

Parti Sözcüsü

BENZER YAZILAR