Komisyon çalışmaya başlayacak

Komisyon çalışmaya başlayacak

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Söz Bitmeden'de Elif Çakır'ın konuğu oldu

Hüseyin Çelik'in açıklamalarından satır başları:

Soruşturma komisyonuna isimler yarın bildirilecek
 
Bu çok hassas bir mesele. Soruşturma komisyonunun kurulmasını AK Parti istedi. AK partili milletvekillerinin oylarıyla soruşturma komisyonu kuruldu. AK Parti böyle bir denetimden kaçmış olsaydı buna evet demezdi nitekim CHP'nin bize getirdiği başka soruşturma ve araştırma komisyonu talepleri de var. Eğer biz AK Partililer olarak bunlara katılmıyorsak bunları reddediyoruz. TBMM'de AK Parti çoğunluğunun istemediği komisyon kurulamaz. Buradaki hassasiyet şu, eğer siz bu konuyla ilgili olarak bir tek kelime bile açıklama yapmışsanız, fikir beyan etmişseniz sizin oraya aday olmamanız gerekiyor ama arkadaşlar bunu yaptılar ve sonuna gelindi. Daha önce de CHP'nin verdiği adaylara itirazlar yapıldı ve oradan kimi üyeler düştü mesela. Bizim arkadaşlarımız da gerekli çalışmaları ve hazırlıkları yaptılar ve yarın bu üyeler TBMM Başkanlığına teslim edilecek. Yani 4 eski bakanla ilgili TBMM'de kurulan soruşturma komisyonuna AK Parti grubu belirlediği isimleri yarın bildirecek.

AK Partinin gocunacağı bir durum yok

4 Bakan'la ilgili fezlekelerde diyorlar ya hani, 'kaçırıyorsunuz, gizliyorsunuz' diye.. Orada bilinmeyen birşey yok. Zaten Sayın Kılıçdaroğlu da grup toplantılarında oradaki konuşmaları ve vaki olduğunu iddia ettikleri ne varsa hepsini paylaşıyor. Sanal ortamda da var bu. Bu fezlekede ne varsa hepsi sanal ortamda da yayınlandı. Bazı gazeteler de çarşaf çarşaf yayınladı bunları. Dolayısıyla burada AK Partinin gocunacağı, 'Tüh! bu da ortaya çıktı' diyebileceği birşey yok ki.. O yüzden arkadaşların -özellikle de muhalefetin- bunun üzerinden lüzumsuz yere polemik yapmasının hiçbir anlamı yoktur. Yarın üyeler verilecek ve komisyon çalışmaya başlayacak. Durum bundan ibaret.

İftira edilen kişi mi ispat etmekle mükellef?

İddia sahibi iddiasını ispat etmekle mükelleftir. Ben de kalkıp 'Sayın Kılıçdaroğlu'nun İsviçre'de 18 tane hesabı vardır' desem bunu ispat etmekle mükellefim. Kılıçdaroğlu 'böyle birşey var' diyor. O zaman bu iddiasını ispat edecek. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, Başbakanla ilgili sabah başka akşam başka şeyler söylüyor. Rahmetli Özal için de aynı şeyleri söylediler. Bunlar tek kelimeyle ayıptır! Siyasileri akla hayale gelmeyecek şeylerle itham edebilirsiniz. İftira edilen kişi mi bunları ispatla mükellef? İffetli bir kadına siz iffetsizlik yakıştırırsanız kendisi size iffetli olduğunu nasıl ispat edecek? Onun için Kılıçdaroğlu'nun bazı söylemleri kamuoyu nezdinde de prim yapmıyor.

Sayın Bahçeli’nin her gurup konuşması birer küfürname metnidir. Tepeden tırnağa hakaret doludur. Sayın kılıçdaroğlu’nun da öyle.

Kılıçdaroğlu, Geçen Çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu’nun açıklamasından sonra kimlerin Cumhurbaşkanı adayı olamayacağını söyledi. “ Hırsızlar Cumhurbaşkanı adayı olamaz, yalancılar cumhurbaşkanı adayı olmaz, Hakkında şaibe olanlar olmaz, vs, vs, vs”

Bende haklı olarak şunu sordum: Bu bütün CHP’lilere hakaret değil mi? CHP’de bu vasıfları taşımayan kimse bulamadınız mı? CHP’de böyle olmayan birini bulamadınız mı?

CHP’de yalancı olmayan insanlarda var, hırsız olmayan insanlar da var, Hakkında şaibe olmayan insanlar da var. Siz diyorsunuz ki bunlar olamaz. Dolayı ile CHP’den MHP’den niye bir aday çıkaramadık? Demek ki bunlar olamaz!

AYM’NIN BALYOZ KARARI

AYM son zamanlarda çok tartışılan kararlara imza atıyordu, bu kez “Adalet tecelli etti” Hak yerini buldu denilecek bir karara imza attı, Balyozla ilgili bir karar verdi.

Siz başından beri Bal gibi bir darbe diyordunuz, AYM’nin kararını nasıl yorumluyorsunuz?

Hüseyin çelik: Balyoz eylem planı bir darbe planıdır veya bir darbe planı değildir demedi. Peki ben niye Balyoz Bal gibi bir eylem planıdır diye niye diyorum? Sebebi şu: Alt mahkeme bir darbe eylem planı olduğunu kabul etti mi? Etti. Peki Yargıtay’da bunu onadı mı? Onayladı.

Eğer biz 26 maddelik Anayasa değişikliğini yapmamış olsaydık, AYM’ye bireyse başvuru hakkı getirmemiş olsaydık bu dava bitmiş olacaktı. Hüküm infaz edildi ve bitecekti.

Hem alt mahkemenin hem temiz mahkemesinin darbe eylem planıdır dediği şeye Benim ne demem gerekiyor? Anayasa Mahkemesi 3 şey söylüyor

1- Dönemim Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök, Dönemin Kara kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın şahit olarak dinlenmediğini, talep edildiği halde siz bunları dinlemediğiniz için bu bir eksikliktir.

2- Dijital delillerin değerlendirilmesiyle ilgili olarak yapılan şikâyetler ciddiye alınmadı. Dijital delillerle ilgili olarak itirazlar var, itirazları hesaba katmalıydınız, yeniden değerlendirmeliydiniz diye karar alıyor.

3- Anayasanın 36. Maddesine göre adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.

 Biz başından beri şunu söylüyoruz, Eğer birilerini suçlu duruma sokmak için hakkında delil üretilmişse, bu dijital olabilir, yazılı olabilir, kâğıt üzerinde olabilir, sahte şahitler olabilir. Böyle bir şey varsa elbette insanın buna itiraz etme hakkı var. Hukuk içerisinde hakkını arama hakkı varıdır.

BALYOZ BAL GİBİ BİR EYLEM DARBE PLANIDIR

Ben Balyoz Bal gibi bir eylem planıdır demekle yetinmedim dedim ki. Bunun böyle olmadığını söyleyenler halkın aklıyla alay ediyorlar dedim. Aynı şeyi yine söylüyorum. Evet Balyoz Bal gibi bir eylem darbe planıdır.

İçeriden çıkanların söylemlerine bakarsanız Engin Alan gibi her şey bir kumpastı gibi açıklamaları var ne diyorsunuz?

Elif Hanım kimse ayranım ekşi demez! Bu güne kadar hüküm yiyipte ben bunu hak ettim diye rastladınız mı?
Bizim aklımızla alay ederseniz, kurura bakmayın bizde sizin aklınızla alay ederiz. Bu arkadaşlar beraat mı etti? HAYIR. Bunlar da temize bir daha gelecek. Onlarla ilgili beraat hükümleri verildikten sonra yâda verilirse o zaman bun insanlar çıkıp şu bize Haksızlık yaptı diyebilirler. Ama Daha tahliye edilmişken, tahliye etmek beraat etmek değildir.  Tahliye edilmişken bir bakıyorsunuz kof kabadayılıklar yapıyorlar, çıkıp tehdit ediyorlar, tehditler savuruyorlar. Bu toplumun bu tehditlere karnı toktur. İster emekli general olun, ister muazzaf general olun kimse kimseye televizyon aracılığı ile tehditler gönderemez.
 
ÇÖZÜM SÜRECİ TASARISI

Bu meseleye AK Parti gibi güçlü bir parti neşter atmak zorunda

Hatırlarsanız 19 Mayıs'ta Başbakan'ın başkanlığında tatil olmasına rağmen bir toplantı yaptık ve bu toplantıda ben de vardım. Toplantıda çözüm süreci masaya yatırıldı. Öncelikle şunun altını çizelim, çözüm sürecinde birinci aşama neydi? Silahlar susacak ve Türkiye'deki militanlar yurt dışına çekilecekti. Sonra silahlar bırakılıp eve dönülecekti. Eller tetikten çekildi, insan öldürülmedi ancak PKK büyük bir şımarıklıkla ve haddini aşarak yol kesmeye, insan kaçırmaya, şantiye basmaya, vergilendirme adı altında esnaftan haraç almaya ve seçimlerde silahlı bir unsur olarak BDP'ye destek olmaya devam etti. Bir kere madem böyle bir süreç başlattık bitirmek zorundayız. Türkiye'nin bir daha silahlı çatışmalara tahammülü yoktur. Bu meseleye güçlü, tek partiye dayanan AK Parti gibi bir iktidar neşter atmak zorunda.
 
Terörle mücadele eden güvenlik birimlerinin korunması

Geldiğimiz noktada bu tasarının 2 ayağı var. Birincisi, güvenlik güçleri terörle mücadele ederken siyasi iradenin kendilerine verdiği talimatı yerine getirirken daha sonra eğer bir suçlu muamelesine tabi tutulurlarsa -bu insanlar geleceklerinden endişe duyar ve çoluk çocuğu perişan olur- bu insanların korunması lazım. Tıpkı Hakan Fidan'da olduğu gibi. Sayın Fidan'da biliyorsunuz Oslo'daki görüşmelere Başbakan'ın talimatıyla gitti ve daha sonra 'Gel ifade ver. Suç işledin' dediler kendisine. Bu, terörle mücadele eden herkesin keyfi davranacağı anlamına gelmiyor. Keyfilik olmayacak.  Diğer ayağı da şu, dağdan inmeleri gerçekleştirmemiz lazım. Dağa çıkanlar gelmeli, sosyal hayata entegre olmalı, ailelerine kavuşmalı ve normal hayata karışmalı. Bunun için geçmişte çıkarılan yasalar derde deva olmadı. Eve dönüş yasası, itirafçı olma gibi yasalar… Biz başından beri şunu söylüyoruz, eğer yasal bir düzenleme gerekirse biz bunu yaparız diyoruz. Bu yasalar yeterli gelmiyorsa bunu tamamlamamız lazım. Sayın Beşir Atalay'ın 'Üzerinde çalışıyoruz. Son noktaya geldik' dediği bu yasa tasarısı bunu içeriyor. Dağdan inmeleri kolaylaştıran, bu insanların rehabilitasyonunu sağlayan,suç işlemediği tespit edilen kimselerin sosyal hayata karışması için bir çerçeve yasa yapılıyor.

BENZER YAZILAR