Biz ittifakı milletle yapacağız

Biz ittifakı milletle yapacağız

AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, “Bir tarafta Datça-Bozburun, bir tarafta İstanbul merkezi yarımadasında inşaatlar devam ediyor, 'sit alanları tahrip ediliyor, tarih yok ediliyor' şeklinde propaganda başladı. Hani Gezi olaylarının yıl dönümüne yakın bir zamana geldik ya onu besleyecek, kışkırtacak şekilde bazı yayınlar yapılıyor, biz bunun farkındayız” dedi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısına, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) hayatını kaybeden kaanat önderlerinden Şeyh Nazım Kıbrısi'ye Allah'tan rahmet, sevenlerine başsağlığı dileyerek başladı.

Türkiye'nin gündeminde ne varsa onları değerlendireceğini, gündemin cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlendiğini, bazı siyasi partilerin ittifak arayışı ve çağrıları bulunduğunu belirten Çelik, “Biz de bu seçime ittifak yaparak gireceğiz, o ittifakın nasıl olacağını sizlere açacağım” dedi.

“Sessiz sedasız bir devrim yapıldı”

Geçen hafta TBMM'den çok ama çok önemli bir kanun geçtiğini, sessiz, sedasız bir devrim yapıldığını ifade eden Çelik, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Medeni Kanun'da yapılan değişikliklere ilişkin kanun tasarısının TBMM'den geçtiğini anımsattı. 1926 yılından beri Türkiye'nin çok önemli bir ihtiyacı ve baştan beri yanlış olan bir meselenin düzeltildiğini kaydeden Çelik, “Ben şahsen büyük bir memnunluk, büyük bir messurluk duyuyorum” diye konuştu.

Çelik, Türkiye'nin bir tarım ülkesi olduğunu, nüfusun 17-18 milyonunun tarımdan geçindiğini, 6,5 milyon kişinin tarımda doğrudan istihdam edildiğini, 3 milyon işletme bulunduğunu belirterek, AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye'nin dünyanın 11. ülkesi olduğunu, 12 yıllık AK Parti iktidarında Türkiye'nin dünyanın 7, Avrupa'da ise 1. sırada bulunduğunu anlattı.

Türkiye'nin AK Parti iktidarında 23 milyar dolarlık tarımsal üretim değerinden 62 milyar dolarlık üretim değerine ulaştığını ifade eden Çelik, TBMM'den geçen kanunla ilgili medyada hiç bir olumlu haber çıkmamasını da eleştirdi.

Hüseyin Çelik, Türkiye'deki 30 milyon hektarlık tarım arazisinin yaklaşık 40 milyon ortağa bölünmüş vaziyette ve 20 milyon dönüm arazinin ekonomik değerini kaybetmiş, ekmeye – biçmeye değer görülmediği için atıl vaziyette bekletildiğini belirterek, ABD'de tarımsal işletmelerin ortalama bin 810 dönüm, İngiltere ve kıta Avrupasında yaklaşık 500 dönüm ile 200 küsur dönüm oranında, Türkiye'de ise bu durumun 59 dönüm olduğunu anlattı.

Türkiye'deki tarım arazilerinin parçalı durumundan dolayı yıllık kaybın 17 milyar Türk lirası olduğuna işaret eden Çelik, çiftçilere yapılan yıllık tarımsal desteğin 2 katı kadar paranın kayba uğradığını kaydetti.

2005 yılında Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı yasasıyla tarım arazilerinin 10 dönümden az olmaması kararı alındığını, 2007'de bunun 20 dönüme çıkarıldığını ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi de arazi bölünmesini kesinlikle ortadan kaldıran bir yasal düzenleme yapıldı. Avrupa, gelişmiş ülkelerde bu konu yıllar önce halledilmiş. 9 yıldır çalışması süren bir konu. 2005 yılından beri kademe kademe bununla ilgili yapılması gerekenler yapıldı. 1961 ile 2002 yılları arasında 40 yılda, 450 bin dönüm toplulaştırılmış, AK Parti iktidarında 4 milyon dönümün toplulaştırılması bitirildi. 2,5 milyon dönümün de toplulaştırılması bu sene içinde bitirilecek. Bölünmeyi engellerseniz, bir daha toplulaştırma için milyonlarca lira harcamaya gerek kalmayacak.

Bu kanun köyden kente göçü düzene sokacak. 20 milyon dönüm atıl arazimiz bundan sonra ekilip – biçilecek. Türkiye, kendisini ve çevresini besleyecek tarım potansiyeline sahiptir, bu da bu kanunla bence çok iyi değerlendirilmiştir. Tarım kesimi bizim en yoksul olan kesimdir, işletme büyüklülüğü, verimliliği son derece önemlidir. Bundan sonra Türkiye'de bu güzellikleri birlikte umut ediyorum ki göreceğiz.”

CHP ve MHP'ye teşekkür

Hüseyin Çelik, kanunun hazırlanmasında emeği geçen başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'e teşekkür ederek, düzenlemenin yasalaşmasında, TBMM'de destek veren CHP ve MHP'ye de teşekkür etti.

“Bu işin sahibi AK Parti hükümetidir ama CHP ve MHP bu kanuna destek vermiştir” diyen Çelik, “BDP'ye teşekkür edemiyorum, çünkü onlar komünist ve sosyalist gelenekten gelen genlerinden dolayı buna destek verememiştir. Yıllar yılı sol bu memlekette 'toprak ekenin-biçenin, su kullananın' dedi ama bunun sadece sloganını attılar, lafını ürettiler. Onlar sloganları atmaya devam etsin, biz bunu hayatı geçiriyoruz, bunun pratiğini yapıyoruz” diye konuştu.

Datça Bozburun'daki imar düzenlemesi

Çelik, Datça Bozburun'daki imar düzenlemesine ilişkin gazetelerde de yalan, yanlış haberler yer aldığını ifade ederek, “Bir tarafta Datça-Bozburun, bir tarafta İstanbul merkezi yarımadasında inşaatlar devam ediyor, 'sit alanları tahrip ediliyor, tarih yok ediliyor' şeklinde propaganda başladı. Hani Gezi olaylarının yıl dönümüne yakın bir zamana geldik ya onu besleyecek, kışkırtacak şekilde bazı yayınlar yapılıyor, biz bunun farkındayız” değerlendirmesinde bulundu.

Datça'da 9-10 yıldan beri yapılan bir hazırlık bulunduğunu, 2005'ten beri 1/25 binlik çevre düzeni planı yapıldığını belirten Çelik, şöyle konuştu:

“Datça-Bozburun özel çevre koruma bölgesinde bulunan 17 köyün 5'inde imar planı yapılmış, geriye kalan 12 köyle ilgili olarak 2B ve sit alanlarından dolayı yapılamamış. Tabiat varlıkları ve kültür varlıkları kurullarının verdiği kararlar beklenmiş, bu kararları esas alan 1/25 binlik çevre düzeni imar planı Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılıp, askıya çıkmıştır. Buna itirazlar olabilir, bunlar gelecek, Bakanlık yetkilileri bu itirazları değerlendirecek, itirazlar haklıysa onların haklılığı doğrultusunda revizyonlar yapılacak ama haklı değillerse Bakanlık kendi yaptığı programın aslına sadık kalacak ve kesinleştirecek. Bu yapılırken oradaki kamu kuruşlarının, STK'ların, köylülerin görüşleri alınmış, kırsal kalkınma, ekolojik denge, tabi güzellikleri yok etmeme, balıkçılık, sit alanları göz önüne alınarak bir plan hazırlanmıştır.”

Datça-Bozburun'daki imar düzenlemesine ilişkin yapılan haberlerin olumsuz olması için belli medya gruplarının CHP'li Datça Belediye Başkanından görüş almak istediklerini belirten Çelik, fakat belediye başkanının “bu bizim ihtiyacımızdır, halkımızın ihtiyacıdır, uzun zamandır yapılmasını beklediğimiz düzenlemedir, buna karşı çıkmak doğru değildir” beyanlarında bulunduğu için bu ifadelerin basında yer almadığını söyledi.

Çelik, “Bu işin bilimsel olmayan bir tarafını birileri getirsin, göstersin en önce biz müdahil oluruz. Çevre, yeşil, tarih duyarlığı, denizlerin temiz olması kimsenin tekelinde değil, biz herkesten daha hassasız” diye konuştu.

“Gezi'de bu denendi ve bunun modası geçti”

Başbakan Erdoğan'ın geçen yıl dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile sahilleri dolaştığını ve sahillerin yağmalanmasını göstererek, görüntü kirliliğine yol açan yapıların kaldırılması talimatı verdiğini hatırlatan Çelik, “Bizden önce yapılan tahribatları biz düzeltmeye çalışıyoruz. Şimdi 'çevre, yeşil gibi masum bir konudan yola çıkarak acaba taraftar bulabilir miyiz' çabasındalar. Gezi'de bu denendi ve bunun modası geçti. ODTÜ yolunda da aynı şey yapıldı, şimdi en çok ODTÜ yolunu kullananlar CHP'liler, direk CHP Genel Merkezi'nin önünden geçiyor, onlar da biliyorsunuz Mamak da oturmuyorlar çoğunlukla Oran'da oturuyorlar. Hemen şak CHP Genel Merkezinin önünde, eğer o yol CHP Genel Merkezinin önüne değil de AK Parti'nin önüne çıksaydı 'AK Parti'ye özel yol yaptılar diyeceklerdi” ifadelerini kullandı.

Çelik, Turgut Özal döneminde yapılan oteller olmasaydı Türkiye'nin turizmde söz sahibi, 39 milyar dolar turizm gelirine sahip bir ülke olamayacağına dikkati çekerek, “Turizm, Türkiye'nin hayati öneme sahip bir gelir kaynağıdır. 5 yıldızlı otel yapılacaksa yapılacak ama çevre tahrip edilmeden, yeşil katledilmeden, görüntü kirliğili olmadan.'‘İstanbul merkezi yarımada da inşaatlar yapılıyormuş', Allah Allah ilk defa mı duydunuz, ilk defa mı şahit oldunuz? Elbette yapılacak, merkezi yarımadada, sur içinde inşaat yapılmayacak mı? Ama yapıldığı zaman da…. Gerçekten tarih katlediliyorsa hep birlikte karşı çıkalım ama bu 'istemezükcü' tavrı bir tarafa bırakalım” diye konuştu.

Freedoom House'un yayınladığı raporu değerlendiren Çelik, “Bizim muhalif medya zevken dört köşe oldu, 'oh be en kötü bizmişiz. Daltonlar var ya, en kötü benim. Vay be biz ne kadar kötüymüşüz, bizim için düğün bayram vesilesidir' diyenler var. Sevindirik olanlar var” diye konuştu.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin ekonomik notunu düşürdüğü zaman da zevkten dört köşe olanlar bulunduğunu dile getiren Çelik, “(Allah’a şükürler olsun ki ekonomi kötüye gidiyor) diye elini oğuşturanlar var. Bu ahlaki değil. 'Komşunun evi yansa da ben de yumurta pişirsem'… Zihniyet budur. Kendi saadetini Türkiye’nin felaketinde arayan hasta zihniyetdir” ifadelerini kullandı.

Freedoom House'un, 2. Dünşya Savaşı esnasında propanga amaçlı kurulmuş bir kuruluş olduğunu ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

“Biz Kuveyt’rsquo;ten daha kötüymüşüz. Sudan’dan, Tanzanya’dan daha kötüymüşüz. Krallıklar, emirlikler, özgürlük açısından bizden daha iyiymiş.  Türkiye’de 5 milyona yakın gazete satılıyor, ne kadarı okunuyor bilemem. 400-500 bini spor basınıdır, onların kulvarı farklıdır. Bu satılan gazetelerin 4’te 3’ü AK Parti'ye muhalif olan, iktidara muhalif olan basındır. İktidarı desteklediğnizi söylediğiniz, yandaş diye isimlendirdiğiniz basının toplam tirajı 1 milyon 200 bindir. Türkiye’de yaklaşık bine yakın köşe yazarı var. Bu kadar köşe tutulan başka bir ülke göremezsiniz. Bu kadar köşe yazarlarının 5’te 4‘ü AK Parti’ye muhalifdir. Bir ülkenin başbakanına katil diyeceksiniz, onu hırsızlıkla itham edeceksiniz. Akla hayale gelmez hakaretlerle ailesini karşı karşıya bırakacaksınız, ondan sonra çıkıp diyeceksiniz ki ‘Ben özgür değilim. Ben bir şey söylemiyorum.’ Daha ne diyecektin de geri kaldın? Türkiye’de basın özgür değilmiş.”

“Türkiye basın özgürlüğü konsunda her şey pirpak mı, her şey dört dörtlük mü? Ben böyle bir iddiada bulunmuyorum” diyen Çelik, şöyle konuştu:

“Ancak basın ve özgürlük kelimelerini yan yana  getirirken niçin sadece basın siyaset ilişkisini konuşuruz, niye medya ve patron ilişkisini konuşmayız? Niçin medya ve sermaye ilişkini konuşmayız, niçin medya ve emek ilişkisini konuşmayız? Burada beni takip eden arkadaşların önemli bir kısmının dandik maaşlar aldığını biliyorum. Sendikal haklardan mahrumlar, sosyal güvenceden mahrumlar, her an kapının ağzına konabilirler. Niçin bunları hiç sorgulamıyorsunuz? Sonuç itibarıyla niçin medya iş takibi üzerinde durmuyoruz. Basın özgürlüğünden, bağımsızlığından söz ederken bunlar üzerinde niye durmuyoruz? Türkiye’de de arızalar var mı, var.”

“Muhalif basınımız teröristin gazeteci olanını çok seviyor”

Cezaevinde olan gezetecilerin de terör örgütü üyeleği gibi suçlardan dolayı yargılandığını ifade eden Çelik, “Dağdaki, bağdaki marangoz, demirci eğer eline silah alır da terör örgütüne katılır veya terörizm propogandası yaparsa o teröristtir, tescillidir, affı söz konusu değildir, gereği yapılır. Ama nedense bizim AK Parti'ye muhalif olan basınımız teröristin gazeteci olanını çok seviyor” diye konuştu.

“Gazeteciler kutsal mıdır, dokunulmaz mıdır?”

Şu anda hükmü kesinleşmiş 18 kişinin cezaevinde bulunduğunu dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

“Yargı bunun terörist olduğuna karar vermiştir. Bunun ezici çoğunluğu PKK’lıdır, DHKP-C'si var. Devam edenler var. 11’i de yine bunlara mensuptur. Gazetecilik yaptığı için içeride kimse yok. Bir öğretmen suç işlediği zaman, terörizme bulaştığı zaman, 'Kardeşim öğretmenlerden ne istiyorsunuz' diyor musunuz? Doktor, organ nakli konusunda yolsuzluk yaparsa, içeri atılırsa bu doktorlardan ne istiyorsunuz diyor musunuz? Gazeteciler kutsal mıdır, dokunulmaz mıdır? Gazeteciler, teröristlik yaparsa teröristlikten yargılanır. 50 defa açıklanmasına ragmen Freedom House, kimin ağzına bakıyor? Daha çok Türkiye'de onların maalesef borazanlığını yapanlar var. Karşılıklı olarak birbirini besliyorlar. Adalet Bakanlığı, defalarca içerideki gazetecilerle ilgili açıklamalar yaptı ama üzülerek ifade edeyim, bizim medya da bunu görmemezlikten geldi. Siz görmemezlikten gelirseniz Freedom House, haydi haydi görmemezlikten gelir. Onun için kendi ülkemiz alehine bir durum olduğu zaman sevindirik olmayalım. Almanya Cumhurbaşkanı, buraya gelip Türkiye aleyhine bir şey söyledi, 'Oh be… Biz ne kadar kötüymüşüz, Almanya Cumhurbaşkanı, bizim kötü olduğumuzu söyledi, yaşasınlar.'  Bu vatanperverlik değildir. Bu ülkesini sevmek değildir.”

“Meğerse Pisagor'umuz Sayın Bahçeli'ymiş”

 Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamalarını da değerlendirirken, şöyle dedi:

“Son olarak Sayın Bahçeli’nin bir çatı aday gibi bir teklifi var ve CHP ile bu arada ittifak yapabileceklerine dair bir beyanatı var. Yaptığı hesaplarda bu işi bitiriyor. Önce Sayın Bahçeli'nin bu çok matematik dehasından söz etmek istiyorum: Hatırlıyor musunuz, 'Yıl 2009, aradaki iki sıfırı atın, kaldı 2 ve 9. Toplayın 11. 29 ile 11’i toplayın 40. Efendim, 2011'de MHP’nin kuruluş yıl dönümü, 40. kuruluş yıl dönümünde MHP iktidar. Yaşasınlar.' Bahçeli bitirdi. Sonra evvelki gün yayınlanan bazı haberlerde biz şikayet ediyorduk, 'Niçin Türkiye'den Pisagor çıkmıyor? Meğerse Pisagor'umuz Sayın Bahçeli'ymiş. Üçgen çizmeyi de biliyormuş. Buradan cumhurbaşkanlığında, çatı matı işlerini bitirmiş.”

“Çatı matı çıkmaz; olsa olsa tencereye kapak olur”

“MHP ve CHP’nin birleşmesinden de çatı matı çıkmaz; olsa olsa tencereye kapak olur” ifadesini kullanan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şöyle düşünün: Halk niçin sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığını ve cumhurbaşkanlığını konuşuyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, eğer olmazsa Sayın Abdullah Gül ile cumhurbaşkanlığına devam edebilirler, deniliyor, iki kişi konuşuluyor. Üçüncü kişi var mı? Yok. Niye yok? Çünkü, muhalefet yok. Sayın Başbakan, 'muhalefet problemi var Türkiye’de' dediği zaman çok kızdılar. Bu ortada. Siz zaten geçen seçimde de ittifak ettiniz. Yani geçen 30 Mart'taki seçimde size ben rakamlarla ifade ettim. Hangi illerde nasıl ittifak yapıldığını herkes biliyor. Bugün de MHP’nin üst yönetimi ile CHP’nin üst yönetimini ittifakı, hayırlı olsun. Ama onlara oy veren herkesin iradesi onların cebinde değil. Halkımız ferasetiyle gereğini yapacak.”

Bahçeli'nin, “Başbakan eğer aday olursa derhal başbakanlıktan istifa etmelidir” şeklinde ifadesi olduğunu anımsatan Çelik, “Sayın Başbakan, bu emrini duydu, emirlerinizi derhal yerine getirir. Genel seçime giderken Başbakan, başbakanlıktran istifa ediyor mu, yok. Mahalli seçimlere giderken ediyor mu, etmiyor. Peki görev başındaki belediye başkanı, seçimlere giderken ‘ben belediye başkanlığından ayrılayım. Bu haksız rekabete yol açar. Dolayısıyla ben bu işi bırakayım’ diyor mu? Hayır. Kanunlar diyor mu, böyle bir şeyi? Hayır. Böyle bir maskaralık olamaz. Şimdiden böyle bir tartışma çok gereksiz tartışmadır. Sayın Başbakan, aday olursa AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak bu seçime girecektir. Kimse boşuna başka şeylere heveslenmesin.”

“Onlar birbirinin mütemmin cüzüdür”

Bahçeli'nin, geçen haftaki grup toplantısında, Cumhurbaşkanı Gül lehine ifadeler kullandığını dile getiren Çelik, “Bahçeli, Sayın Gül’e haksızlık yapıldığını söyledi. Sayın Gül'ün lehine olabilecek şeyler söyledi. Bizim muhalefet, Sayın Abdullah Gül’ü sevmiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Başbakanımızın, efendim birbirine muhalif olmak, birbirine rakip olmak, birbirine ters düşme ihtimalini seviyor. Ama ona da sevinmesinler. Sevinçleri kursaklarında kalacak. Böyle bir şey olmayacak. Onlara da buradan ekmek çıkmaz. Sayın Başbakan ve Sayın Abdullah Gül, birbirine rakibi değil onlar birbirinin mütemmin cüzüdür. Ne anlama geldiğini bilmiyorsa Bahçeli, sözlüğe bakabilir. Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, birbirine alternatif değildir.” diye konuştu.

“Biz hiçbir parti ile ittifak yapmayacağız”

“Seçilen Cumhurbaşkanı, milletin cumhurbaşkanı olacak. Dolayısıyla biz milletle ittifak yapacağız” ifadelerini kullanan Çelik, şöyle devam etti:

“Bir sürü söylenti var, AK Parti, BDP ile ittifak yapacak, böyle bir şey aklımızdan da geçmedi, hayalimizden de geçmedi. Biz hiçbir siyasi parti ile ittifak ederek cumhurbaşkanlığı seçimine girmeyeceğiz. Biz AK Parti olarak kendi adayımızı göstereceğiz ve halkımıza arz edeceğiz. Tıpkı referandumda olduğu gibi. Elbette CHP'ye oy vermiş, BDP'ye oyunu vermiş olan bu ülkenin insanı, 'Ben seçimde AK Parti'nin adayına oyumu vereceğim' diyebilir ve diyecektir. Burada da o insanların iradesi bu partlerin cebinde değildir. Referandumda yüzde 58 çıktı, o hep AK Parti’nin oyu değildi. Şuna inanıyorum: Özünde milliyetçi muhafazakar olan MHP tabanı, CHP ile flört eden CHP'nin kuyruğuna takılan, CHP’nin ruh ikizliği ünvan kabul eden MHP yönetiminden son derece rahatsızdır. Sayın Bahçeli'ye ve MHP yönetimine, MHP'liler katlanıyorlar. Ben günde onlarca MHP’li ile konuşuyorum. Yoksa Türkiye’de Sayın Başbakan hatırlar mısınız, 'Cumhurbaşkanı adayımız CHP'nin de, BDP'nin de, MHP'nin tabanına da sempatik gelecek biri olmalıdır' derken kastettiği budur. Yoksa Türkiye'de 4 partinin bir araya gelip de bir aday göstermesi bugünkü şartlarda mümkün görünmüyor. Biz adayımız göstreceğiz. Evet ittifak edeceğiz. Fakat ittifakımızı milletle yapacağız, halkımızla yapacağız.”

Çelik, soruları yanıtladı

Toplantıda, gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, “Meclis Başkanının dün bir teklifi oldu, Engin Alan ile ilgili. AK Parti olarak partinin teklifle ilgili duruşu, yaklaşımı nedir?” şeklindeki soru üzerine şunları kaydetti:

“Hatırlarsanız, bütçe görüşmelerinde son konuşmayı yapan Başbakan Yardımcız Bülent Arınç, tutuklu milletvekilleriyle ilgili TBMM çatısı altında bir çalışma gurubu oluşturulması fikrine AK Parti'nin sıcak baktığını ifade etmişti. Bizim partimizde Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, CHP’den Atilla Kart, BDP’den Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın yer aldığı üç kişilik komisyon oluşturulmuştu. MHP, bu komisyona üye vermedi. Dün baktım MHP'liler bundan çok memnun olmuşlar. Sayın Cemil Çiçek'in böyle teklif yapmış olmasına çok memnun olmuşlar. 'Eğer içerideki milletvekili başka partidense biz yokuz. Ama bizim milletvekili ise biz bu çalışmaya varız.' MHP'nin tavrı budur. Biz daha önce de bunları söyledik. Bir kimsenin eğer cezası kesinleşmişse, yani birisi tutuklu olmaktan çıkıp mahkum olmuşsa,  hükmü kesinleşmişse, bu hükmü ortadan kaldıracak herhangi bir manevra içerisinde olmak, vatandaşın adalet duygusunu zedeler. Hiç kimsenin içeride olmasından, hürryetinden mahrum olmasından AK Parti, hoşnutluk duymaz, haz duymaz. Ama içerideki Sayın Engin Alan ile aynı suçu işlediği iddia edilen ve mahkum olan diğer generallar bir siyasi parti lisetisinde gösterilseydi onlar da aynı kapsamda çıkmaları gerekirdi. Onların suçu günahı ne? Meclis Başkanımızın bu teşebbüsünü iyi niyetli, çözüm arayışı olarak değerlendiriyoruz, saygıdeğer olarak buluyoruz, üzerinde konuşulmaya değer buluyoruz ama AK Parti, bu konudaki görüşünü, tavrını çok önceden belirlemiştir. Birisi ile ilgili hüküm kesinleşmişse burada yapılabilecek bir şey yoktur. Bu Engin Alan da olabilir, Sebahat Tuncel de olabilir. Bu konudaki tavrımız nettir.”

“Belki mayıs sonunda adayımız kesinleşir”

“Partinizin cumhurbaşkanı adaylığı konusunda istişare süreci devam ediyor. Bu çerçevede yarın Afyon kampı başlayacak. Afyon kampının, istişare sürecindeki rolü ne olacak? Cumhurbaşkanı adayının ne zaman kesinleşmesini beklemeliyiz” şeklindeki soruya da, Çelik şu yanıtı verdi:

“Orada milletvekillerimiz ilave olarak, Kurucular Kurulu üyelerimiz de olacak. Daha önce kongre delegeleriyle il başkanlarımızla, belediye başkanlarımızla, gençlik kadın kolları başkanlarımızla, tüm buralarda istişareler yapıldı. Tabii ki bu Afyon'da önemli bir mekan olacak, bunun için. Orada da elbette mesele dillendirilecek. Bu konuda çok acele etmeyin, sanırım son tarih 3 Temmuz, bunu öğrenmek için çok fazla heyecanlanmayın, çok fazla bence peşine de düşmeyin. 3 Temmuz’a yakın bu açıklanır. Yine de o gün açıklanır demiyorum. Ama bugünlerde bir açıklama beklemeyin. Belki mayıs sonunda adayımız kesinleşir. Haziran ayında diğer siyasi partiler neler yapıyorlar, bunları göreceğiz. Vatandaşın biraz nabzını tutacağız. Kendi içimizde yaptığımız bu istişare değerlendirmeleri halkla da yapacağız.”

AK Parti'nin kurulduğu günden beri 8 sandığın galibi olduğuna dikkati çeken Çelik, “Herkes müsterih olsun, emin olsun, cumhurbaşkanlığı seçimi bir kavgaya sebep olmayacaktır, bir kaosa, kavgaya sebep olmayacaktır. AK Parti içerisinde bir restleşmeye sahne olmayacaktır. Türkiye, cumhurbaşkanı seçecek, başbakansız kalmayacak, cumhurbaşkansız kalmayacağız” değerlendirmesinde bulundu.

“Bizim görevimiz aklama veya karalama değil”

“Sayın Bahçeli, AK Parti’nin yolsuzlukla suçlanan 4 eski bakanı komisyonda aklamak isteyeceğini öne sürdü. Partinizin komisyondaki tavrı ne olacak?” şeklindeki soru üzerine de Çelik, şöyle konuştu:

“Ortada bir iddia varsa, AK Parti birini aklamak için de çaba içinde olmaz ama muhalefetin yapıtğı gibi hiçbir komisyon kurulmadan, daha bu insanların ifadeleri alınmadan, daha bu insanların savunmaları alınmandan onları mahkum eden bir anlayışta asla olmayacak. Bizim görevimiz aklama veya karalama değil. Bu insan hakkına aykırıdır. Meclis'te yapılan müzakerelerde siz localardan seyrediyordunuz. Bir bakanı hırsızlıkla suçluyorsunuz. Onu Yüce Divan'a göndermekten söz edilyorsunuz. Ama o insanın kendisini kürsüde savunmasına bile adeta mani olmaya çalışıyorsunuz. Bu yakışık alır mı? O gün orada sergilenen çirkinliklere şahit oldunuz.”

“AK Parti, baştan böyle tavırda olsaydı biz kendimiz soruşturma önergesi vermezdik” diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Soruşturma önergesi veren AK Parti, bunu TBMM’de kabul eden AK Parti. Bunun üyeleri bile daha ortaya çıkmadı. Komisyon daha çalışmaya bile başlamadı. Başlamadan bu komisyon şöyle yapacak, böyle yapacak deyip de mahalle baskısı kimse oluşturmasın. Peşinen bunları mahkum edip bunları Yüce Divan'a gönderin diye dayatma içerisinde olacaksanız, o zaman komisyon gerekmez. Siz zaten hükmünüzü vermişsiniz. Masumiyet karinesi esastır.”

Bir gazetecinin eski 4 bakanla ilgili iddiaları araştırmak için komisyon kurulması konusunda görüş belirtmeyen AK Partili milletvekilleriyle ilgili bir çalışma yürütülüp yürütülmediği sorusu üzerine Çelik, “Eskiden olsa bu çok zordu ama şimdi Google amca var. Oraya milletvekilinin adını girdiniz mi bu konuda fikir beyan etmiş mi, etmemiş mi bu belli olur. Bizim, 313 milletvekilimiz var. 313 milletvekili içerisinde diyelim ki 213'ü görüş beyan ettiyse 100'ü herhalde görüş beyan etmemiştir. Bizim böyle bir problemimiz yok. Diğer partilere mensup milletvekillerinin de böyle olması gerekiyor” yanıtını verdi.

Çelik, kuraklık nedeniyle mağdur olan çiftçilere yönelik çalışma olup olmadığına ilişkin soruya da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının kuraklıkla ilgili bir çalışma yaptığını, hükümetin her yıl kuraklık yaşayan ve zarara uğrayan çiftçilerin yanında yer aldığını söyledi. Çelik, “Bu yapılan çalışmanın detayları ortaya çıkmadan ben herhangi bir beyanda bulunmak istemem ama biz halkımızı, çiftçimizi hiçbirzaman yalnız bırakmayacağız” dedi.

Taksim'in yayalaştırılması projesinin iptal kararı

Hüseyin Çelik, Danıştay'ın Taksim'in yayalaştırılması projesini iptal ettiğini anımsatarak, bu konuyla ilgili bir çalışmaları olup olmadığı sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“Yayalaştırma Projesi'yle bu Taksim Kışlası vesaire bunları farklı farklı değerlendirmek lazım. Biz, daha önce de hatırlarsanız dedik ki, 'Eğer mahkeme iptal etmese bile bunu referanduma götüreceğiz demiştik. Bu karar çıktıktan sonra Danıştay'ın gerekçeli kararı incelenir ona göre bir adım atılır. Türkiye bir hukuk devletiyse hukuk neyi gerektiriyorsa onu yaparız. Danıştay'ın kararı bizi hoşnut, memnun etmeyebilir ama biz buna uyarız. Çünkü Türkiye hukuk devletidir. Bir tane Danıştay, bir tane Anayasa Mahkemesi, bir tane Yargıtay var. Onun ötesi yok. Kararları sorgulayabilir, eleştirebiliriz ama buna uyarız. Bu gerekçeli karar görüldükten sonra Danıştay'dan 'Şurası şöyle olmamalı da şöyle olmalı' diyorsa eğer görüş beyan edilmişse bunlar değerlendirilir atılması gereken adım varsa atılır.”

“Kılıçdaroğlu'nun savcı karşısında böyle kükremesi, kabadayılık yapması hoş değildir”

Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ifadeye çağıran Cumhuriyet savcısının HSYK kararıyla Edirne'ye görevlendirilmesine ilişkin soruya da Kılıçdaroğlu'nun ifadeye çağrılmasında ciddi bir özensizlik, çok büyük bir gaf yapıldığını, Anayasa'nın ihlal edildiğini daha önce açıkladıklarını hatırlattı ve bugün de aynı görüşlere sahip olduğunu söyledi.

HSYK'nın ilgili savcıyla ilişkin gerekli kararı verdiğini kaydeden Çelik, “Bundan sonra da Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu dokunulmazlık zırhına bürünerek savcıya ağza gelmez, ağıza alınmaz laflar söylemesi şık ve hoş değildir. Savcı karşısında böyle kükremesi, kabadayılık yapması hoş değildir. Neticede, başsavcılık 'sehven yapılmıştır' diye bir açıklama yaptı, biz iktidar olarak gerekli tepkiyi gösterdik. Onlar gerekli tepkiyi gösterdi ama grup toplantısında kendisine cevap verme durumunda olmayan bir kamu görevlisi bir hukuk adamına karşı yakışıksız bir uslüp kullanması, adeta ona karşı kabadayı naraları atması affedilir ve hoş karşılanır bir tutum değildir. Zaten ilgili kurumlar gereğini yapmıştır. Bu saatten sonra sen ne yapılmasını istiyorsun ki? İşin özü bu. Kimse kimsenin diplomasını sorgulama hakkına sahip değil. Bu sorgulama başlarsa birçok kimse zararlı çıkar” değerlendirmesinde bulundu.

Hüseyin Çelik, Avrupa'da yaşayan vatandaşların oralarda daha çok sosyal demokrat partilere ancak Türkiye'de CHP'ye değil AK Parti'ye oy verdiklerini belirterek, son günlerde medyada yer alan vergi tartışmalarına da değinmek istediğini söyledi.

“Tuzu kurular CHP'ye oy veriyor”

“Efendim bak gördünüz mü? Yine beyaz Türkler vergiyi veriyorlar' demeye başladılar, iyi de demek ki onlar daha çok kazanıyorlar” diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“&##350;imdi, demek ki sizin 'o hükümetin yandaşı' vesaire, 'aslanları, kaplanları' dediğiniz yarışta kendileri çok önde giden o insanların henüz kıyısına bile ulaşamamış. Şu da çok önemli, dikkat edin arkadaşlar sosyal demokrat olduğunu, fakirin fukaranın yanında olduğunu söyleyen CHP, Kadıköy'den, Bakırköy'den oy alıyor, Beşiktaş'tan, Ataşehir'den oy alıyor ama Sultanbeyli, Sultançiftliği, Bağcılar'dan oy alamıyor, AK Parti alıyor. Ankara'da Çankaya'dan, Çayyolu'ndan alıyor. Altındağ'dan oy alamıyor. Niye? Sarıyer'de, Bakırköy'de, Beşiktaş'ta, Moda'da, Fenerbahçe'de villalarda oturan insanlar CHP'ye oy veriyor. Tuzu kurular CHP'ye oy veriyor. 35 kişi de adını beyan etmemiş. Vergi Usül Kanununa göre insanlar isterse ne kadar vergi verdiğini saklayabilir. Bu insanların çoğu bir eliyle verdiğini diğer el görmesin, sevap yaptığınız zaman en hayırlısı kimsenin bilmemesidir… Devlete sevap olsun diye vergi vermiyor, devlete vergi vermek bir sevap bir hayırseverlik değil. O bir hak ve yükümlülüktür. O sizin yapmanız gereken birşeydir.”

Adının açıklanmasını istemeyen vergi rekortmenlerinin genellikle büyük arazi sahipleri, büyük kira gelirlerine sahip kişiler olduğuna işaret eden Çelik, “Kimse bana bulaşmasın' deyip, bunu gizli tutan Vergi Usül Kanunu da buna müsaittir. Dolayısla, AK Parti döneminde şu zengin edildi bu zengin edildiği iddialarının kof bir yalandan ibaret olduğunu ifade etmek isterim. Bu memlekette ister Koç, ister Sabancı, ister Doğan, ister Şahenk, ister Zorlu kim kazanırsa taş üstüne taş koyarsa, kim vergisini verirse, bu ülkede katma değer oluşturursa o bizim için güzel şeyler yapıyor, saygı değerdir” diye konuştu.

Türkiye'ye verilecek en büyük verginin yatırım yapmak olduğunu, yatırımlar arttığında istihdamın artacağını, üretim olacağını anlatan Çelik, şöyle devam etti:

“Diyelim a, b, c şahsı Anadolu'nun her yerinde yatırım yapıyor, gelir vergisi ile kurumsal kurumlar vergisini de karıştırmayalım. Gelir vergisi bir şirketin ortağı olursunuz size temettüh öder yani kar payı verir size. Para öder size sizin şahsi geliriniz olur. Bir firma sahibiniz, bütün kazandığınız paralar bir başka yatırıma dönüştürüldü hatta kredi almışsınız içeride borçlusunuz ama varlıklarınız deniz derya gibi görünebilir, sizin bir kuruş gelir verginiz olmayabilir ama kurumlar vergisi olabilir. Yatırım yaptıysanız bütün bunların hepsinin görülmesi gerekiyor. Bilen bilmeyen bu konuda konuşuyor. Bunu Kemal Kılıçdaroğlu bilir mi? Hesap uzmanıdır, eğer hesap biliyorsa bilir ama başka hesabı varsa bu hesabı görmemezlikten gelir. Siyasi hesap rakamlarla ilgili olan hesaba karşı insanların gözlerini kör ediyor.

Vergi kaçıran varsa birlikte ensesine binelim ama bu tartışmada da vergi rekortmenlerinin 100'ünün 78'i mi İstanbul'dandır. Demek ki beyaz Türkler daha çok kazanıyor. AK Parti onların kazançlarına kazanç katmış. Kendileri itiraf ediyorlar, 'siz, iktidara geldiniz bizim servetimiz 3'e, 4'e katladı'. Bunu kabul ediyorlar. Onun için bugün bir gazetede var, bugün bir zenginimiz demiş ki 'biz çok kazandığımızdan değil çok vergi ödediğimizden bu böyledir' ben niye çok vergi ödeyemiyorum, siz niye veremiyorsunuz? Kazandığınız zaman verebiliriz, kazanmayan adam vergi verebilir mi? Meselenin özü bu.”

MİT tırlarının durdurulması

Hüseyin Çelik, MİT tırlarının durdurulmasıyla ilgili soruşturmada 13 kişi hakkında müebbet hapis istenmesiyle alakalı olarak da “Onlarla ilgili tabii ki dava açılacaktı. Onlara ödül verilmesini beklemiyordunuz herhalde. Neticede yargı ne karar verecek onu bilemeyiz. İlk gün o tırlarla ilgili savcı tırları durdurup kendi ülkesinin kamu görevlilerine karşı bir tabur askerle gidip müdahale edince, 'savcı haddini aşıyor' dedim. Savcının yaptığı işgüzarlıktır, nitekim savcı da böyle yaptı. Savcının yaptığı işgüzarlıktır” değerlendirmesinde bulundu.

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın hakkındaki iddialara konu edilen saati aldığı firmanın açıklamasının hatırlatılması üzerine de Çelik, “Bu konuda da Aydınlık ve Zaman paslaşıyorlar. Bu haberi gördünüz, dillendiriyorsunuz, Zafer Çağlayan'ın tekzip açıklamasını gördünüz mü? İnsaf, adalet ve hakkaniyet ve doğru habercilik tarafları dinlemeyi gerektirir. Bu konuda da ayrıca Sayın Zafer Çağlayan kürsüde 'bütün belgeleri Meclis Araştırma Komisyonu kurulduğunda önünüze sereceğim' dedi. Sayın Zafer Çağlayan bununla ilgili olarak bir tekzip yayınladı hem de avukatı aracılığıyla resmen yayımladı. İlginçtir bu iki gazetede yer aldı, çok anlamlı değil mi” ifadelerini kullandı.

BENZER YAZILAR