Adayımız Haziran’da açıklanacak

Adayımız Haziran’da açıklanacak

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, AK Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 5 Haziran'ın Dünya Çevre Günü olduğunu anımsatarak, çevre duyarlılığı olanları, tabiata karşı hassasiyeti bulunanları saygıyla selamladığını, çevre duyarlılığını bazı ideolojik ve siyasi emelleri uğruna istismar malzemesi haline getirenleri kınadığını, bu tavırlarından dolayı onlara saygı duymadığını söyledi.

Rize'de yapımı devam eden bir HES'ten dolayı Şimşirli köyündeki vatandaşların protesto gösterilerinde bulunduğunu ve bazı vatandaşların jandarma tarafından dövüldüğüne, rencide edildiğine dair haberleri basından öğrendiğini anlatan Çelik, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında söylediği 'hani senin başörtülü bacını bak ne hale getirdiler' meselesine değinmek istiyorum. İster o bacı başı örtülü bacı olsun ister başı kapalı bacı olsun kim benim bacımın saçından tutup sürüklerse benim saçımdan tutup, onurumu yerde sürüklemiş kabul ederim. Havva Bir Hanımefendi'ye AK Parti adına geçmiş olsun dileklerimi ifade etmek isterim, rahatsız olduysa, bundan dolayı zarar gördüyse, yüreği yaralandıysa da bu uygulamadan dolayı kendisinden özür dilerim” diye konuştu.  

Şimşirli Köyü'ndeki HES inşaatının durdurulduğunu ama Kılıçdaroğlu istediği için değil Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuyu bizzat takip etmesi sonucu gereken kararın verildiğini belirten Çelik, Türkiye'de şu anda özel sektöre ait 334, devlete ait 65 büyük baraj ve irili ufaklı HES'lerle toplam 475 elektrik üretimi yapan işletme bulunduğunu, bunların toplam 81 milyar kilovatsaat elektrik ürettiğini, bu tesislerin sayısını bin 545'e çıkartma hedefinde olduklarını bildirdi. 

Üretim kapasitesi 10 megavatsaatin altındaki HES'lerle ilgili hükümetin çalışma yaptığını, bunlardan bir tanesinin de Şimşirli köyündeki HES olduğunu ifade eden Çelik, “Öyle HES'ler var ki attığınız taş ürküttüğünüz kurbaya değmez, tıpkı Şimşirli köyünde olduğu gibi. Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yeni çalışması var bu konuyla ilgili. Ben de bazı HES'lerin çevreye ciddi manada zarar verdiğine inananlardanım, vatandaşın bazı haklı duyarlılıklarını olduğuna inanıyorum, ama kadrolu protestocular olan bazı gruplar da var. Bunların derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Hükümetimiz bugüne kadar olan bilgi ve birikimle uygulamadaki aksaklıkları görerek HES'lerle ilgili yeni bir çalışma yapmaktadır” dedi. 

“Bütün vilayetleri AK Parti alacak diye bir şey yok”

Hüseyin Çelik, 1 Haziran'daki yenileme seçimlerini de değerlendirerek, toplam 14 yerde seçim yapıldığını, bu yerlerde AK Parti'nin oylarını artırdığını, Yalova ve Ağrı'yı kazanamamaktan dolayı da elbette üzüldüklerini belirterek, “Bütün vilayetleri AK Parti alacak diye bir şey yok. Büyük başarılardan mahrum olanlar genellikle küuuml;çücük başarılarla kendilerini teselli ederler, sevindirik olurlar. Yalova seçiminden sonra CHP'nin tavrı tam anlamıyla budur” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun defalarca grup toplantılarında Başbakan Erdoğan'ı yalancılıkla suçladığını hatırlatan Çelik, “Siyasetçiler siyasetin dilini ağırlaştırdığı zaman bu vatandaşa olumsuz yansır. Ben Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında düştüğü seviyeye düşmeyeceğim, onun ağzını kirlettiği gibi ağzımı kirletmeyeceğim ancak ifadelerini iade etmekle yetincem” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Erdoğan'ın Yalova'da yaptığı konuşmada tek vaadinin üstü kapalı pazar yeri olduğunu söylediğini anımsatan Çelik, Başbakan Erdoğan'ın Yalova'daki konuşmasını dinlediğini ve orada 400 yataklı devlet hastanesinden diş ve ağız hastanesine, otoyollardan, duble yollardan, gemi ihtisas organize sanayi bölgesinden üniversiteye kadar birçok yatırımdan söz ettiğini kaydetti. 

“Haziran ayı içinde bizim adayımız açıklanacaktır”

Hüseyin Çelik, cumhurbaşkanı adaylarının bu ay içinde açıklanacağını dile getirerek, “Güzel olan şudur; cumhurbaşkanı denince akla Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın adı geliyor, Sayın Abdullah Gül'ün adı geliyor, başka da bir isim yok. Muhalefet topluyor, çarpıyor, bölüyor, karekökünü alıyor, küpünü alıyor bir aday çıkmıyor, muhalefetin hali pürmeali ortada” diye konuştu. 

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin basın toplantısında “Bizim anlaştığımız tek nokta vardır, o da Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmamasıdır” dediğini hatırlatan Çelik, bir Temel fıkrası anlatarak, CHP'in durumunun fıkralardaki gibi olduğunu söyledi.

Çözüm süreci

Çözüm süreciyle ilgili Başbakan Yardımcıları Beşir Atalay ve Bülent Arınç'ın farklı zamanlarda yaptıkları açıklamaların bazı medya kuruluşlarında birbiriyle çelişir gibi gösterildiğini dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

“Çelişen bir durum yok. Sayın Beşir Atalay, çözüm sürecinin bundan sonraki safhasıyla ilgili bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor. 19 Mayıs'ta Sayın Başbakan'ın başkanlığında bir toplantı yapıldı, burada Sayın Başbakanımız, koordinatör, terörle mücadeleden, çözüm sürecinden sorumlu Başbakan Yardımcısı olması hasebiyle Sayın Beşir Atalay'a bir talimat vermiştir. Devletin ilgili birimleri, yetkili, etkili kim varsa onların ortaklaşa oluşturacaklari bir yol haritası belirlenecek, burada ne yapılması gerekiyor, bundan sonra neler olmalı, olmamalı meselesi üzerine kafa yorulacaktır. 

Sayın Bülent Arınç Bey'e sorulan soru 'bir yasa tasarısı üzerinde çalışıldığı söyleniyor', Bülent Bey' e haklı olarak 'şu anda bir yasa çalışması yok' diyor. Evet, şu anda bir yasa çalışması yok, ama Sayın Beşir Atalay Bey'in koordine ettiği çalışmalar bir yasayı gerektirebilir mi? Gerektirebilir, şu anda böyle ortaya çıkan durum var mı? Şu anda yok, ama bundan sonraki yol haritası, bundan sonra alacağımız mesafe bir yasa tasarısını, teklifini gerektirir mi? Gerektirebilir, söylenenler budur. Türkiye'de parmakların tetikten çekilmiş olması, çatışmanın durmuş olması, memleket adına çok hayırlı olmuştur. Şehitlerin gelmemesi, annelerin ağlamaması, özellikle insanların ölmemesi büyük bir talih, büyük bir avantajdır.”

“Lice'de, Bingöl – Diyarbakır arasında olup bitenleri kabul etmek mümkün değil”

Çelik, çözüm sürecini Türkiye'nin birliği, bütünlüğü, kardeşliği için avantaja dönüştürmeye uğraşırken terör örgütünün maalesef bu süreçten yararlanarak meseleyi avantaj haline dönüştürmeye çalıştığını bunun da vatandaşlarca görüldüğünü söyledi. 

“Son günlerde Lice'de, Bingöl – Diyarbakır arasında olup bitenleri kabul etmek mümkün değil” diyen Çelik, Bingöl'de terör örgütü ve onun uzantısı siyasi partinin 30 Mart'ta çok büyük sille yediğini, onun hazımsızlığı içerisinde faaliyetlerini bu bölgeye yoğunlaştırdıklarını, Bingöl'de vatandaşları rahatsız ve rencide edici tutum sergilediklerini kaydetti.  

Korucuların, jandarmanın, askerin çözüm sürecinin zarar görmemesi için büyük bir hassasiyet ve azami sabır gösterdiğini anlatan Çelik, “Devletin güvenlik güçlerinin sabrını, devletin ve devletin güvenlik güçlerinin zaafı olarak eğer PKK terör örgütü tercüme ederse en başta kendisi zarar eder. Biz tekrar kan ve barut kokusu duymak istemiyoruz bu bölgede. Siz insanların çocuklarının kanı üzerine ideooljik hesap yapacaksınız, bu insani değildir. Siyasi hesap ve strateji yapanlar insanlıktan nasiplerini alamamış kimselerdir” dedi.

Hüseyin Çelik, çözüm sürecinde BDP ve HDP'ye büyük görev düştüğünü, yapıcı olabileceklerse bunu tebrik ve takdir edeceklerini belirterek, “Evladı kucağından koparılarak dağa götürülen annelerin yaralı yüreğine tuz biber ekercesine, 'bunlar para karşılığı yapıyor' demek, canavarca bir duygudan başka ne olabilir ki. Bu annelerin elleri öpülür. Cumartesi annesine sahip çıkıyorsun da pazartesi annesine niye sahip çıkmıyorsun. Bu anneler bizim annemizdir” diye konuştu.

“Nazım Hikmet hapse atıldığında kim iktidardadır”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında Nazım Hikmet'in şiirlerinden bazı mısralar okuduğunu ve çok eza, cefa çektiğini, hapis yattığını ve devlet baskısına maruz kaldığını söylediğini anımsatan Çelik, “Allah aşkına Nazım Hikmet'in hapse atıldığı, sürgünle karşı karşıya veya ülkeyi terketme zorunda kaldığı dönemlerde kim iktidardadır, soruyorum kim iktidardadır. CHP'nin tek başına, tek parti diktatöryasının iktidarı var” dedi.

Nazım Hikmet'in vatandaşlıktan çıkarıldığını hatırlatan Çelik, Nazım Hikmet'e vatandaşlığın, kendisinin de bakan olduğu dönemde AK Parti iktidarı tarafından iade edildiğini söyledi. Çelik, “Şimdi insan hiç olmazsa tarihi bilir, kimi suçluyorsunuz Nazım Hikmet'le ilgili kendi hükümetiniz, kendi iktidarınız, kendi partiniz bunları yapan. Neticede, nereye getirilecekse, Nazım Hikmet'in mezarını bir yere getirmek isterseniz, getirin CHP Genel Merkezi'nin bahçesine, elinizi kolunuzu tutan mı var” ifadelerini kullandı. 

Kılıçdaroğlu'nun, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in Soma faciasıyla ilgili açıklamalarından yola çıkarak muhalefet çıkarmaya çalıştığını belirten Çelik, “Diyanet İşleri Başkanımızın yaptığı bu konuşmanın her satırına, her cümlesine ben katılıyorum. Buna itiraz etmek mümkün değildir. Sayın Mehmet Görmez İslami bir bakış açısıyla, Kur'ani bir bakış açısıyla meseleyi değerlendiriyor buna Başbakan'ın da hiçbirimizin de itirazı yoktur, olamaz” dedi. 

Başbakan Erdoğan'ın 'Bu işin fıtratında var' ifadesini kullanırken bir meslek riskine temas ettiğini kendisinin de bunu örnekleriyle açıkladığını hatırlatan Çelik, “Biz kazaya da inanırız, kadere de inanırız takdire de inanırız, tedbire de inanırız, bunlar arasındaki farkı bile bilmez Kılıçdaroğlu. Sanki Mehmet Görmez bir siyasi parti lideriydi de siyaset yaptı, bu da isabet etti, bu da Kılıçdaroğlu'nun tezlerini desteklemiş gibi bunu yorumlamak kesinlikle doğru değildir, biz buna katılmıyoruz” ifadesini kullandı. 

Daha önce meydana gelen benzer kazaların hatırlatıldığını söyleyen Çelik, “Kazalarla, felaketlerle, milli felaketlerle, tabii afetlerle ilgili olarak alınması gereken tedbirler, varsa ihmalin üzerine gidilmesi, varsa eksiklik ve aksaklıkların giderilmesi konusunda akıl aynı yeşi söyler, aklın yolu birdir” dedi.

“Başbakan'ın enerjisinin KDV'si sizde olsaydı siz bugünkü halde olmazdınız”

Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Başbakan Erdoğan hakkında “Başbakan yorgun, bitkin ve bezgindir” ifadelerini kullandığını anımsatarak, “Sayın Devlet Bahçeli, değerli hocam. Şundan emin olmanızı istiyorum; Sayın Başbakan'ın uykudaki hali, sizin uyanık halinizden daha çok iş yapar. Sayın Başbakan'ın yorgun hali, sizin dinlenmiş halinizden daha çok iş yapar. Sayın Başbakan'ın bezgin hali, sizin dingin halinizden çok daha iyi iş yapar. Sayın Başbakan'ın enerjisinin KDV'si sizde olsaydı, siz bugünkü halde olmazdınız” ifadelerini kullandı.

Bahçeli'nin, “Genelkurmay Başkanı bile hükümetin dümen suyuna girmiştir” sözlerini anımsatarak, eleştiren Çelik, “Siyasi iradenin emir ve talimatlarıyla hareket etmek anlamındaysa, ki o anlamdadır, ne olması gerekiyor? Genelkurmay'ın ne yapması gerekiyor, hükümete isyan etmesi mi gerekiyor? Sayın Bahçeli, 1960 darbesini halka siz duyurdunuz. CHP de ırkçı bir partidir. Adının halkçı olduğuna bakmayın. Bu ifade çok çirkin bir ifadedir. Ben Sayın Bahçeli'nni bu gafletten uyanması gerektiğini düşünüyorum. Tövbe istiğfar etmesi lazım” diye konuştu.

Sorular

Çelik, AK Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz'ın istifasının değerlendirilmesinin sorulması üzerine Çelik, Yılmaz'ın istifasının Başbakan Erdoğan'ın eleştirileriyle uzaktan yakından alakası bulunmadığını, Muharrem Yılmaz'ın ticari faaliyetine ilişkin eleştiriler karşısında istifa ettiğini söyledi.

Çelik, “TÜSİAD ile hükümetlerin tartışması bugün değildir, bundan önce de defalarca olmuştur ama hiçbir TÜSİAD Başkanı istifa etmemiştir, bunu da hükümete bağlayan çevreler var, ben bu görüşte asla değilim, Sayın TÜSİAD Başkanının istifasını saygıyla karşılarım, bunun hükümetle, Sayın Başbakan'ın geçmişte kendisine yönelik kullandığı ifadelerle uzaktan yakından alakası olduğu düşüncesinde değilim” dedi.

Mali cezaların affına ilişkin yasaya, borcunu zamanında ödeyen vatandaşların karşı çıktığını ve bu yasanın cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik bir yatırım olduğu yönünde değerlendirmeler bulunduğunun anımsatılması üzerine de Çelik, şöyle konuştu:

“Türkiye'de ilk defa yapılan birşey değil, bu cumhuriyet kurulduğundan beri 50 sefer yapılmıştır. Bunun cumhurbaşkanlığıyla uzaktan yakından alakası yok. Devletin kesinleşmiş alacaklarıyla ilgilidir, belgeye bağlanmış devletin alacaklarıyla ilgilidir. Peşin vergisini ödeyen, peşin primlerini yatıran insanlara haksızlık değildir, onların itirazları yoktur. Kendi vergisini, primini peşin yatıran vatandaşa yüzde 27'lik indirim yapılıyor, o insanlar ödüllendiriliyor. Hiç kimsenin borcu affedilmiyor, o insanların ana parası neyse, borcu neyse onu ödeyecek. 5 yıl geçikmişse 5 yıl içindeki enflasyon da tahsil edilecek. Yaklaşık 4 milyon kişiyle ilgili düzenleme bu. Kanunlar Ahmet, Mehmet için yapılmaz, herkes için aynı şeklide geçerliliği olacak şekilde yapılır. Bu ilk defa yapılan birşey değil, daha önce vergi barışı getirildi. Adrese teslim kanun değildir ama birileri bir taraflara spekülasyonlar yapacak, istismarın sınırı yok.”

Çözüm Süreci

Hüseyin Çelik, “Çözüm Süreci'nde yeni yol haritasının ne olacağı” yönündeki bir soruya, “Başından beri MİT görüşüyor. Ancak, HDP ve BDP'lilerin Sayın Beşir Atalay, Adalet Bakanıyla süreçle ilgili görüşmesinden bahsediyorsanız bu doğrudur. Çözüm sürecinin bundan sonraki safhasından ne anlamalıyıza gelince, ikinci safha silahların bırakılmasıdır” yanıtını verdi. 

Belirtilen yol haritasının yeni bir yasa tasarısı gerektirip gerektirmediğini bilemediğini, çünkü konuya ilişkin mutfak hazırlığı yapan heyetin içinde olmadığını dile getiren Çelik, “Bizim derdimiz; bu ülkenin dağlarına insanlar av mevsiminde ava çıksın. Birlikte süreci takip edelim. Önümüzdeki günlerde olması ve olmaması gerekenler üzerinden çalışma yapılıyor” dedi.  

Lice'deki olaylarda çıkan çatışmada bir askerin yaralandığının anımsatılması üzerine Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu süreci, zehirleyecek tutum ve davranışlardan herkesin kaçınması gerekiyor. Terör örgütü kadın ve çocuklar üzerinden propaganda geliştiriyor. Bizim memlekette, ben o bölgenin çocuğuyum, kadınların arkasına saklanmak çok büyük bir ayıptır, kadınları öne sürmek çok büyük bir ayıptır. Bu kadınlarımıza yapılabilecek en büyük hakarettir. Lice'de bugün özellikle menfaati halelde olan uyuşturucu baronları bu süreci besliyor. Orada yapılan operasyonlarda nelerin ele geçirildiğini biliyorsunuz. Kalekollar sadece terörle mücadele için kurulmaz, şehirin içerisindeki polis karakolları terör için mi inşa ediliyor. 'Karakollara engel olacağız' diye çocukları ve kadınları sürüyorlar askerin önüne. Bu iğrençlikten vazgeçilsin. Yaralı askerimize şifalar diliyorum. Bu sabrı zorlamaktır. Sabrı zorlamasınlar, kendileri de zarar eder, bölge halkı da zarar eder.”

Hüseyin Çelik, 4 eski bakanla ilgili Meclis'teki soruşturma komisyonuna üyelerin ne zaman verileceği sorusu üzerine, “Bu tür çalışmalarda meselenin yasalara uygun gidilmesi söz konusudur. Sayın Bülent Arınç'ın geçen hafta yaptığı açıklamalara katılıyorum. Kimse bu soruşturmayı örtbas etmek, ortadan kaldırmak gücü ve kudretine sahip değil. Bu Meclis'in yaptığı bir çeşit yargılama sürecidir” diye konuştu.

BENZER YAZILAR