Kimse mağlubiyetini örtbas etmesin

Kimse mağlubiyetini örtbas etmesin

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırının ardından siyasi parti üyeliklerine ilişkin bir düzenleme olup olmadığı sorusu üzerine Çelik, meselenin daha hassas ele alınması gerektiğini, bu düşüncelerini diğer siyasi partilerle de paylaşacaklarını söyledi.

Anayasa Mahkemesinin Twitter kararına ilişkin soru üzerine de Çelik, Yüksek Mahkeme'ye bireysel başvurunun kaidelerinin, kurallarının belli olduğunu, hangi konularda bireysel başvuru yapılması gerektiğinin kurallarının da belli olduğunu belirtti.

“CHP'liler neredeyse yemek tariflerini Anayasa Mahkemesine soracaklar”

“Bizim Yüksek Mahkeme'nin itibarını korumamız gerekiyor ama her şeyden önce Yüksek Mahkeme'nin bizatihi kendisinin itibarını koruması gerekiyor” diyen Çelik, Yüksek Seçim Kurulunun Ankara seçimleri kararına ilişkin CHP ve Mansur Yavaş'ın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapacaklarına dair açıklamalarını eleştirdi.

YSK kararlarına ilişkin başka bir merciye başvurulamayacağının Anayasa hükmü olduğunu ifade eden Çelik, “Bu kadar netken, CHP'liler neredeyse yemek tariflerini Anayasa Mahkemesine soracaklar, böyle bir şey olabilir mi” dedi.

Bireysel başvuru hakkının suistimal edilmesi, kötüye kullanılmasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Çelik, “Twitter kararı konusunda Anayasa Mahkemesi çok büyük bir yanlışa imza atmıştır. Twitter, uluslararası bir şirket, ticari faaliyet yapıyor. Yarın Twitter ben kendimi kapatıyorum dese Anayasa Mahkemesi 'Siz, Türkiye'deki ifade özgürlüğünü engellediniz' diye karar mı verecek. Türkiye'deki, dünyadaki ifade özgürlüğü Twitter ile mi sınırlı” diye konuştu.

Hüseyin Çelik, “İnsanların haysiyetine, şerefine yönelik yapılacak yayınlar ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilemez, insanlığa karşı haysiyet cellatlığı ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Twitter, Türkiye'yi muhattap almıyor. Türk mahkemelerini ciddiye almayacak, Türkiye'ye vergi vermeyecek, muhattaplık mekanizması oluşturmayacak. Bize müstemleke muamelesi yapacak ama Fransa'ya, İngiltere'ye, Almanya'ya, Hindistan'a başka türlü davranacak fakat bizim mahkemelerden alınacak kararları uygulamayacak” ifadelerini kullandı.

Twitter'in bireysel hesapları kapatmayı kabul etmediğini, bu nedenle bu yola gidildiğini anlatan Çelik, “Anayasa Mahkemesi, Twitter ile verdiği kararda çok büyük bir yanlışa imza atmıştır, temenni ederim bir daha böyle bir yanlışa imza atmaz. Yüksek Mahkeme'nin saygınlığını korumak hepimizin görevidir ama öncelikle kendisinin görevidir” dedi.

“Türk hükümeti, bizim hükümetimiz olsa olsa Türkiyeci olur”

Hüseyin Çelik, yurt dışındaki Türk okullarının kapatılıp kapatılmaması konusunda bir düşünce ya da hazırlık olup olmadığı sorusu üzerine de şunları kaydetti:

“Bu okullarla ilgili olarak başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve ilgili bütün bakanlar bütün iktidarımız boyunca bu okullar için adeta şemsiye görevi görmüştür, bu okullara ihtimam göstermiştir. Milli Eğitim Bakanlığım döneminde gittiğim her yerde önce bu okulları ziyaret ettim, 3 çocuğumu bu okullara verdim, bu okular eğitim ve kültür faaliyeti, talim ve terbiye faaliyeti yaptığı sürece bunlarla hiç kimsenin problemi olmaz, ama birileri bu okulları Türk hükümeti ve AK Parti aleyhtarının üssü haline getirirse orada bir problem var demektir. Kendi ülkesini bir diktatörlük, kendi ülkesinin başbakanını bir diktatör olarak takdim eden, AK Parti'yi, hükümeti El Kaide ile koyun koyunaymış gibi gösteren, AK Parti hükümetini İrancı diye nitelendiren bir anlayış, bu okulları da kendi emellerine alet ederse bu okullarla ilgili beslenen sempatinin antipatiye dönüşmesinden kimsenin şikayeti olmaz.

Türkiye, İran ile ticaret yapar, doğ alır, petrol alır, verir. Türk hükümeti İrancı, Rusyacı, Amerikancı olamaz, Türk hükümeti, bizim hükümetimiz olsa olsa Türkiyeci olur. Rusya bizim çok önemli ticari partnerimizdir, bu Türkiye'yi Rusyacı yapmaz. Selam diye bir terör örgütü icat edeceksiniz, bazı AK Parti'lileri bununla ilişkilendireceksiniz. Bu faaliyetle kime selam veriliyor, kimi memnun etmek için bu yapılıyor? Yurt içindeki okullara giden milletvekillerimizin çocukları, onların yakınlarının gittiği sınıflarda bile Sayın Başbakan ile ilgili, hükümetimiz, iktidarımızla ilgili öyle laflar edildi ki taşa vursanız, taş yarılır. Bu söylemler içinde bulunduğunuzda herkesi sağır, kör kabul etmek hangi mantığın ürünü.”

Çelik, İstanbul merkezli operasyonlarının yapıldığı günden itibaren son derece hassas dil kullanmaya özen gösterdiklerini, bir mümini küstürmemek için gayret ettiklerini kaydederek, “Allah'ın rızası başkasının rızasına dönüştüğü zaman karşı tarafın oturup bunu seyretmesini bekleyemezsiniz. Yurt dışındaki veya yurt içindeki okullar eğitim ve kültür faaliyeti yaptığı sürece, talim ve terbiye faaliyeti yaptığı sürece kimsenin söyleyecek sözü yoktur ama bunlar bir ideolojik merkez haline getirilirse, hükümet karşıtı propagandanın üssü haline getirilirse sizin muhalif olduğunuz insanların sizinle muafık olmasını bekleyemezsiniz” diye konuştu.

Bir gazetecinin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in, Kılıçdaroğlu'na saldıran kişinin Elmadağ Belediye Başkanı Gazi Şahin ile yakınlığı olduğunu ve bazı AK Parti milletvekilleriyle ilişkisi bulunduğunu, saldırı öncesinde banka kredisinin kapatıldığını ileri sürdüğünü anımsatması üzerine Çelik, Gürsel Tekin'in iddialarının doğru olmadığını, Gazi Şahin'in de o kişiyle yakınlığı olmadığını, tanımadığını ifade ettiğini söyledi.

“Bu konuyu magazinleştirmenin doğru olmadığını düşünüyorum”

Hüseyin Çelik, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle birlikte etkin bir başbakan ile cumhurbaşkanının karmaşa ortamı yaratacağına ilişkin açıklamalar bulunduğunun anımsatılarak, bu karmaşanın giderilmesi için bir anayasa değişikliğinin olup olmayacağı sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“30 Mart seçimlerini tam anlamıyla konuşmadan, konuşamadan bunun üzerinde gerekli tahliller yapılmadan gündemimize nur topu gibi bir çocuk geldi, cumhurbaşkanlığı seçimi. Bu konuyu magazinleştirmenin doğru olmadığını düşünüyorum, bu konuda söylenmesi gereken her şeyi daha önce ifade ettim ama eğer bir anayasa değişikliği olacaksa Uzlaşma Komisyonunda bunlar günlerce konuşuldu, tartışıldı. Seçime az bir zaman kalmışken, seçim kapıya dayanmışken, böyle bir düzenleme yapılması gerektiğini birçok arkadaş ifade ediyor. Ama bu gerçekleşir mi bundan emin değilim, ben şahsen bu saatten sonra bir anayasa değişikliği yapılabileceğine inanmıyorum.”

TÜRGEV'e bağış

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, bir gazetecinin TÜRGEV'e yurt dışından 99 milyon küsur bağışın tek seferde yapıldığı bilgisinin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından kamuoyu ile paylaşıldığını ifade ederek, “Böyle bir bağışın yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu paranın ilk önce Sayın Bilal Erdoğan'ın hesabına, oradan TÜRGEV'in hesabına aktarıldığı iddiasını nasıl değerlendirirsiniz” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“Bu bağış 100 milyon dolardır. 99,999 falan denilen bankaların online aktarma yaptıklarında aldıkları komisyondur, bu 100 milyon dolardır. Türkiye'de birçok vakıf, dernek var, bunların hangi ölçülerde bağış alıp alamayacağı yasalarla belirlenmiştir. Bu vakıf özellikle kız çocuklarına yurt yapıyor, eğitimi destekliyor. Yolsuzluk yapmak isteyen birisi, bunu gizli saklı yapmak isteyen birisi bunu bankalar aracılığıyla böyle bir şey yapar mı? Bu gönderen belli, alan belli, hangi amaçla gönderildiği belli. 10 tane Alman vakfı sayayım, Türkiye'de bazı vakıflarla işbirliği yapıyorlar. Eğer amaç müşterekse, yapılan iş makul, meşru ve mantıklıysa gönderen kişi senden bir şey beklemiyorsa, bu bir beklenti karşılığı değilse bunu yolsuzluk gibi lanse etmek hangi vicdanla bağdaşır. Vakıf belli, senedi belli, yaptığı faaliyetler belli, yönetim kurulu üyeleri belli ve Vakıfbank üzerinden gelmiş, mesele bu kadar açık.”

Çelik, Bingöl belediye meclis üyeliğinden istifa eden AK Partili kadın üyeye ilişkin soru üzerine de Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi'nin iddia edilen sözlerine ilişkin bir açıklaması, görüntüsü bulunmadığını söyledi. İstifa eden kadın üyenin, seçim sürecinde belediye başkan yardımcısı veya başkan vekili olacağına dair kendisini şartlandırdığını böyle olmayınca da istifa yolunu tercih ettiğini belirtti. İstifa eden kadın üyenin öncelikle parti yönetimiyle durumu paylaşması gerektiğini ifade eden Çelik, Genel Merkez teşkilatı ve kadın kollarının bu konuya son derece hassas davrandığını kaydetti.

Hüseyin Çelik, birkaç il ve ilçeyle sınırlı olarak YSK'ya itirazların devam ettiğini anımsatarak, “Demokrasiye, halkın iradesine, sandığın ortaya koyduğu mesaja hepimiz kulak verelim, hiç kimse mağlubiyetini, mağduriyet edebiyatıyla örtbas etmeye kalkmasın” diyerek açıklamalarını bitirdi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasının başında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na geçmiş olsun dileğinde bulunan Çelik, saldırganın AK Parti Elmadağ teşkilatında kaydının tespit edilmesinin ardından partinden ihraç edildiğini duyurduğunu hatırlatarak, “Biz hiçbir zaman üyemiz olsa da bizim mensubumuz da olsa hangi konuda olursa olsun böyle bir davranışı, eğilimi tasvip edemeyiz, ona müsamaha edemeyiz, buna asla göz yumamayız. Ne gerekiyorsa yaparız, yaptık bundan sonra da yaparız” diye konuştu.

“Ahmet’e saldırdığı zaman sevinelim, Mehmet’e saldırdığı zaman üzülelim tavrından herkesin vazgeçmesi gerekiyor” diyen Çelik, şunları kaydetti:

“İki yüzlülüğün, çifte standardın bir tarafa itilmesi gerekiyor. 2013 Ağustosu'nda o zaman Başbakan Yardımcısı olan Adalet Bakanımız Sayın Bekir Bozdağ, Hacı Bektaş'ta katıldığı törende böyle bir saldırıya uğradı. Bu saldırı esnasında CHP'nin başta genel başkanı olmak üzere, birçok kurmayı orada hazır bulunuyordu. Olaydan sonra saldırgan himaye edildi, başı okşandı adeta kahraman muamelesi yapıldı, karakolda yanından hiç eksik olmadılar. Bunu da CHP'li arkadaşlara hatırlatmak isterim. Kılıçdaroğlu, Sayın Bekir Bozdağ'ın yanında o zaman oturduğu halde, evet yanındayken geçmiş olsun demiş, ama kürsüye çıktıktan sonra ‘Ben bu menfur saldırıyı kınıyorum. Başbakan Yardımcısı burada misafirimizdir, ona yapılan muameleyi kendime yapılmış bir muamele olarak görüyorum’ deme erdemini maalesef göstermemişti. CHP sözcüleri dünden beri 'acaba bir AK Parti'liye saldırmış olsaydı neler olurdu acaba Başbakan'a saldırsaydı neler olurdu' demeye başladılar. Bunu kendilerine hatırlatırım. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırı yapılırsa da biz bunu kınarız, biz bununla ilgili ne yapılması gerekiyorsa bunu yaparız, Sayın Bekir Bozdağ'a da yapıldığı zaman da aynı tavrın herkes tarafından gösterilmesi gerekiyor. Sayın Taner Yıldız’a yapılan saldırı esnasında da aynı tavrın herkes tarafından takınılması gerekiyor. Sayın Ahmet Türk’e de bu saldırı yapıldığı zamanda aynı muamelenin yapılması ve aynı tavrın ortaya konması gerekiyor.”

Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırı gibi benzer olaylara karşı caydırıcı cezaların getirilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, “Denetimli Serbestlik Yasası ile bu ve benzeri bazı saldırılar devam ediyor. Bunlar çok ucuz, küçük cezalı işler sanıyorlar. Ben buradan Sayın Adalet Bakanımız başta olmak üzere tüm partilerin temsilcilerine çağrıda bulunuyorum; özellikle siyasi amaçlı olarak, kaos, kargaşa yaratmak üzere yapılan bu tür saldırılarla ilgili mutlak surette caydırıcı olabilecek bazı cezai müeyyidelerin getirilmesi gerekir. Bu konudaki cezaların artırılması gerekir” diye konuştu.

“Şiddet karşısında set oluşturmak zorundayız”

Çelik, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'da söz konusu konuyu görüştüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendisine temennilerimi ifade ettim. Diğer siyasi partilere buradan sesleniyorum, bugün Ahmet'e yapılana sevinirseniz yarın size yapıldığı zaman üzülürsünüz. Türkçemizde güzel atasözü var, 'Çalma elin kapısını yüzük taşıyla çalarlar kapını balta taşıyla.' Bugün bana yarın sana. Biz hep birlikte pislikler karşısında set oluşturmak zorundayız, şiddet karşısında set oluşturacağız, terör faaliyetleri karşısında set oluşturmak zorundayız. Türk siyaseti bu konuda tavır birliği sergilemezse bence kendine yazık eder, yanlış yapılmış olur. Öncelikle bunun altını çizmek isterim.”

“Başbakanımız konuşmaktan çok icraat yapmayı tercih eder”

Mısır'daki idam kararlarına da değinen Çelik, bu ülkede darbeden sonra sokaklarda katliamlar yapıldığını, şimdi de 528 idam kararı verildiğini belirterek, “Mısır'da insanlık asılıyor, çağdaş firavunlar devrede ve üzülerek altını çizmek isterim medeni dünya, sözüm ona medeni dünya, bu olay karşısında olması gereken refleksi, olması gerek şekilde sesini yükseltmiyor ve bu da insanlık dramıdır. Biz Mısır meselesinde başta Sayın Başbakanımız olmak üzere hükümetimiz ve partimiz ilk günden itibaren demokrasiye, Mısır halkının iradesine vurulan darbe karşısında durduk, orada ilkeli bir duruş sergiledik. Baştan beri tavrımız neyse bugün de o tavrımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın salı günkü Grup konuşmasında, Mısır meselesine değinmemesinin farklı anlamlara çekildiğine işaret eden Çelik, “Sayın Başbakan sokaklarda katliamlar yapılırken, Mısır halkının ız dertlendiği zaman bunu yüksek perdeden dillendirdiğinde başta CHP olmak üzere, 'Mısır'a niye karışıyorsunuz, bu Mısır'ın iç meselesidir' demeye getirdiler. Heyetler gönderip darbecilerle görüşmeler yaptılar. Ama bugün 'Başbakan niye değinmedi' demeye başladılar. Bizim bu konuda tavrımız nettir. Mısır'daki bu insanlık katliamını her zaman karşısında olduk, bundan sonra da karşı olmaya, karşı durmaya devam edeceğiz. Unutulmasın ki Firavunlar, Musalar ile savaştığı zaman her zaman Musalar kazanmıştır, Yusuflar kazanmıştır. Dolayısıyla burada da er veya geç hak tecelli edecek, masumlar kazanacaktır, mazlumlar kazanacaktır. Biz buna inanıyoruz. Mısır halkının yanındayız, Mısır'daki mazlumların, mağdurların yanındayız, bunu her vesileyle ifade ettik. Bundan sonra ifade etmeye devam edeceğiz.”

Mısırdaki idam kararlarının infaz edilmemesi için uluslararası camiayı da yanına alarak Türkiye'nin üzerine ne düşerse yapacağını vurgulayan Çelik, “Sayın Başbakanımız bu ve benzeri meselelerde konuşmaktan çok eylem yapmayı, icraat yapmayı tercih eder. Dışişleri Bakanımız, biz de hepimiz bu konuda üzerimize ne düşerse bunu yaptık yapmaya devam edeceğiz” dedi.

“Önümüzdeki maçlara bakacağız deseydi bence daha tutarlı olurdu”

30 Mart'taki yerel seçim sonuçlarını da değerlendirirken Çelik, bazı mahalli itirazların dışında seçim sonucunun netleştiğini söyledi. Sonuçlar üzerinden başta siyasi parti temsilcileri olmak üzere yazarların, aydınların, bilim adamlarının değerlendirmeler ve yorumlar yaptığını belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlginçtir bu seçimde herkes galip çıktı, yüzde 1 oy alan bile zaferini ilan etti. Seçim tarihimizin en komik görüntüsü budur ama en entere olan şudur, anamuhalefet partisinin lideri, salı günkü gurup toplantısında CHP'nin başarısızlığını başka unsurlara havale etti. Bilirsiniz futbol maçlarında yenilen takımlar, 'biz kötü oynadık rakiplerimiz daha iyiydi. Biz bunun için yenildik' dememeyi tercih ederler. Bu yenilginin müsebbipleri vardır. 'Saha ıslaktı, yağmur yağmıştı, rüzgar da çok esiyordu. Kale direği suçludur, file suçludur, hakem suçludur, yan hakem suçludur, hepsi suçludur ama bu oyunu bizatihi oynayanlar kendilerine çoğu zaman toz kondurmazlar ve inandırıcı da olamazlar. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu halkın önüne çıkıp şunu deseydi bence 'evet galibiyet beklerken mağlup olduk, aradığımızı bulamadık, önümüzdeki maçlara bakacağız' deseydi bence daha tutarlı olurdu.”

“Peki nasıl izah edeceksiniz bunu”

Seçim gün bazı illerde yaşanan elektrik kesintilerini de değerlendiren Çelik, “Efendim 44 ilde elektrik kesilmiş. Sayın Bahçeli 41 diyor, Sayın Kılıçdaroğlu 44 diyor, seçimin hemen arkasından Zaman gazetesi 35 ilde dedi, fakat 7'sini yazdı, Sözcü gazetesi hızını alamadı 40’a çıkardı. Bunların hangisi doğru? Bazı illerde elektrik kesilmiştir. Elektrik kesintisi seçime mahsus manipülasyonun parçası olarak değerlendirilirse çok yanlış olur. Bakın İstanbul'dan kalkan uçak Kahramanmaraş'a giden uçak, Kahramanmaraş'a fırtınadan dolayı inemedi, Gaziantep'e inemedi, Adana'ya inemedi. 2,5 saat havada dolaştıktan sonra Elazığ'a indi. Nerelerde elektrik kesildi? Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis'te Osmaniye'de, Hatay'da, Adana, Mersin'de 8 vilayette. Bunlar seçim sonucunu etkileyecek uzunlukta da değil” ifadesini kullandı.

Bazı ilçelerde de elektrik kesintisi yaşandığını, bunlardan birinin de Ovacık ilçesi olduğunu, bu ilçede de TKP'li belediye başkan adayının kazandığını anlatan Çelik, şöyle konuştu:

“Karanlık oldu, Ovacık'ta Lenin'in ruhu devreye girdi, sandıkları değiştirdi ve komünist Partisi aldı' Türkiye'de Komünist Parti'li ilk kez bir belediye başkanılığını aldı. Kahramanmaraş'ta bütün ilçeleri, AK Parti  aldı sadece bir ilçesinde CHP az farkla aldı. Elektrik kesilince seçim akşamı meslektaşlarım sordular dedim ki, 'Elektrik kesintisi hoş bir şey değil arzulanan bir şey değil ama elektrik kesildiği zaman bizim için de kesildi. AK Parti'lilerin gözleri fosforlu değil. Bakın Van'da BDP kazandı. Hatay'da CHP kazandı, Osmaniye'de MHP kazandı. Mersin'de MHP kazandı. Adana'da MHP kazandı. Peki nasıl izah edeceksiniz bunu?”

“Hiçbir başarı tesadüf olamaz”

AK Parti'nin ilk girdiği seçimde kazandığı başarının, “konjoktürel” olarak değerlendirildiğini ifade eden Çelik, ikinci seçimdeki başarısının “şans”, üçüncü seçim başarısının “talih”, dördüncüsünün “kısmet” olarak görüldüğünü söyledi, Çelik ancak hiçbir başarının tesadüf olamayacağını vurguladı.

MHP ve CHP arasında, seçimlerde ittifak yapıldığına dair önemli göstergeler bulunduğunu ifade eden Çelik, MHP’nin il genel meclisi ve belediye meclis oylarıyla belediye başkanlığı için kullanılan oyları arasında 1 milyon fark bulunduğuna işaret etti.

“İttifaklar yapabilirsiniz ister çarpın, ister bölün, ister kare kökünü alın, ister küpünü, ne yaparsanız yapın, ikiniz birleştiği zaman AK Parti etmiyorsunuz” diyen Çelik, Türkiye'de etnisite üzerinden siyaset yapan partilerin kazanamayacağını, MHP'nin de BDP'nin de kaybettiğini dile getirdi. Çelik, “Etnisiteye ve dine dayalı siyaset yapanın uzun ve kısa vadede o ülkeye facia getireceğini biz her zaman söyledik, bu doğru zemin değil. Güzel olan halkımız tarafından takdire şayan sonuç budur. Etnisite üzerinden siyaset yapanlar yüzde 21'e ancak varabilir, zorlarsanız yüzde 22'ye varıyorlar. Marjinal partilerin oy oranı bu. Bunu güzel gelişme olarak değerlendirmek isterim” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun partisinin grup toplantısında Türkiye'nin AGİT Daimi Temsilcisi Tacan İldem'in “Reyhanlı saldırısını El Kaide'nin yaptığına dair tescilde bulunduğu” yönünde açıklamaları bulunduğunun anımsatılması üzerine de Çelik, şunları söyledi:

“Sayın İldem, kapalı toplantı esnasında Suriye kaynaklı terörün Türkiye'ye ne derece zarar verdiğini söylerken Reyhanlı saldırısından da söz etmiştir. Daha sonra bizatihi açıklama yaparak yaptığı açıklamaların polisin tespitleri, mahkemenin iddianamelerinde olduğunu, kendisinin böyle bir şeyi kastetmediğini ifade etmiş olmasına rağmen Sayın Kılıçdaroğlu Grup Toplantısı'nda bu yüzde 100 kesinmiş gibi kendi mensuplarıyla, medya aracılığıyla bütün halkla paylaştı. Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu tavrını ayıpladığımı, kınadığımı ifade etmek isterim.”

“Erdoğan muhtar olamaz da diyorlardı”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Çelik, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanına Türkiye'de yüzde 50 artı 1 karar verecek, halk karar verecek, millet karar verecek. Bugün çok önemli iki şahsiyetin cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinde konuşmasını yadırgayan, bunu anormal gören Sayın Bahçeli, tek başına Başbakan'ın kesinlikle cumhurbaşkanı olamayacağına karar veriyor. Sayın Bahçeli, Erdoğan muhtar da olamaz diyorlardı, belki sen demedin ama çok kimse söyledi. Siz söylemeye devam edin, buna halk karar verecek dolayısıyla bu tavrı yadırgıyorum. Cumhurbaşkanı, Başbakan bu konuyu konuşamaz,ama Sayın Bahçeli bu konuda ahkam kesecek konuşmalar yapabilir, son noktaları koyabilir, bunu da tutarsız bir tavır olarak değerlendirdiğimi ifade etmek istiyorum.”

BENZER YAZILAR