Türkiye’nin başına çorap örülüyor

Türkiye’nin başına çorap örülüyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, “Biz, siyasi rekabet uğruna kendi ülkemize zarar vermemeliyiz. Bunu muhalefete de söylüyorum, Hükümet ile muhalefet etmeye çalışan diğer unsurlara da söylüyorum” dedi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezinde, Ankara Genç İşadamları Derneği (ANGİAD) Başkanı Fatma Semiz ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Son zamanlarda yaşananlardan dolayı “Acaba biz, Hükümeti zor duruma düşürür müyüz, bir türlü seçim meydanlarında ve seçim sandığında yenemediğimiz AK Parti'ye zarar verebilir miyiz” gayreti ile uğraşanların olduğunu söyledi.

Bu gayrette olanlara seslenen Çelik, “Siz, 'AK Parti'ye zarar veriyorum' derken, kendi ülkenize ve kendi insanınıza zarar veriyorsanız, yaptığınız tek kelimeyle bu ülkeye iyilik değil, bu ülkenin insanlarına iyilik değil. Dolar yükseldiği zaman, ithalatçı ve ihracatçı bundan zarar gördüğü zaman peki siz ne kazanacaksınız? Onun en sihirli kelimesi istikrardır” ifadesini kullandı.

Çelik, 1923'ten 2002 yılına kadar Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırım sermayesinin 19 milyar dolar olduğunu, 2002-2011 yılları arasında ise bu rakamın 120 milyar dolar olduğunu kaydetti.

Türkiye'de siyasi istikrarın ekonomik istikrarı getirdiğine işaret eden Çelik, “Türkiye 2002'de her 100 liralık milli gelirinin 74 lirası borç olan bir ülke. Şimdi her 100 liralık milli gelirin 35 lirası borç. Nominal olarak borç artmış ama milli gelirin 230 milyar dolardan 800 milyar dolara çıkmışsa borçta da bir miktar artış var. Ama borçta yarı yarıya bir azalma var” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye, bölgenin yükselen yıldızıdır” diyen Çelik, şöyle konuştu:

“Ama bizi rahat bırakmıyorlar ya kendi içimizden ya dışarıdan mutlaka Türkiye'nin başına bir çorap örülüyor. Biz, kendimizi sorgulamalıyız. Bu tezgaha biz, niye geliyoruz? Biz, onlara niye alet oluyoruz bunu sorgulamamız gerekiyor. Bizim pasaportumuz dünyada itibar görmeye başladı. Ülkemiz güçlüyse biz güçlüyüz, ekonomimiz güçlüyse biz güçlüyüz, ülkemizin itibarı varsa biz itibarlıyız. Türkiye, dünyanın 180-190 ülkesine ihracat yapıyor. Bu son derece önemli. Biz, siyasi rekabet uğruna kendi ülkemize zarar vermemeliyiz. Bunu muhalefete de söylüyorum, Hükümet ile muhalefet etmeye çalışan diğer unsurlara da söylüyorum.”

Çelik, 1 Mart Cumartesi günü Gaziantep'te önemli açıklamalarda bulunacağını da sözlerine ekledi.

Soruları yanıtladı

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Çelik, dinlemelerle ilgili olarak net bazı açıklamalarda bulunacağını söyledi.

Çelik, dinleme meselesinin dünyanın her yerinde, bütün demokratik ülkelerde başvurulan bir yöntem olduğunu belirterek, “Hani biz 'koruyucu hekimlik' diyoruz ya bir insan hasta olmadan önce onun hastalığa yakalanmamasını sağlamak neyse emniyetin, istihbarat birimleri de aslında bir çeşit koruyucu güvenlik birimleridir” ifadesini kullandı.

“Eğer siz şüpheli insanları mahkeme kanalıyla ama meşruiyet içerisinde dinlemezseniz buralarda etkili bir şekilde sonuç alamazsınız” diyen Çelik, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla dinleme, eğer hukuk zemininde yapılırsa, mahkeme kararıyla yapılırsa, ben kılıfına uydurulmuş dinlemelerden bahsetmiyorum. Mesela hayali bir örgüt oluşturacaksınız, bu hayali örgütün mensuplarını 'şu örgüt üyesi, bu örgüt üyesi' diye liste yapıp hakimin önüne götürdüğünüz zaman, hakim onu teker teker 'bunlar kimdir' diye inceleyemez. Kitabına uydurulmuş dinlemelerden söz etmiyorum. Gerçekten hakim kararıyla gerekli görülerek bazı insanlar biraz önce dediğim çerçevede dinlenebilir. Ama bunun dışında günlük işini yapan iş adamını, siyaset adamını, medya mensuplarını çoluk çocuklarıyla olan görüşmelerine varıncaya kadar, özel hayatın dokunulmazlığı ve öze hayatın gizliliği prensibini ayaklar altına alırcasına, her türlü ahlaki prensibi ayaklar altına alırcasına dinleme yapmayı yeryüzünde kimseye izah edemezsiniz, bu çok büyük bir ahlaksızlıktır. İnsanları bu şekilde tarassut altına almak 'big brothers' mantığıyla insanların her anını izlemek bir kere hayatı çekilmez hale getirir.”

“Kimin emri ve talimatıyla bunlar yapılmıştır?”

Çelik, Türkiye'nin bu safralardan kurtulacağına emin olduğuna işaret etti. Yapılan açıklamaları herkesin izlediğine dikkati çeken Çelik, şunları söyledi:

“Gerçekten 7 bin kişi mi dinlenmiş yoksa savcılıktan açıklama yapıldı, ilk etapta 2 bin kişi mi dinlenmiş sonra onların dinlenmesi esnasında ağa takılanlar var. Bütün bunlarla ilgili şu anda bir inceleme, soruşturma yapılıyor. Bunların failleri kimdir? Hangi maksatla dinlenmiştir? Bu dinlemelerden sonra bunlar birilerine karşı şantaj malzemesi olarak kullanılmış mıdır? Veya başka bir amaç için kullanılmış mıdır? Bunların hepsi ortaya çıkacak, biraz bekleyip görelim. Kimin emri ve talimatıyla bunlar yapılmıştır? Temenni ediyorum ki, bunların hepsi ortaya çıkacaktır.”

“Sayın Başbakan'ın sağlığı üzerinden birileri spekülasyon yapmaya çalışıyor”

Birinin hastalığı üzerinden spekülasyon yapmanın çok büyük bir ayıp olduğunu ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

“Bazı insanlar bizim ülkemizde kendi saadetini başkasının felaketinde arıyor. Türkçemizde güzel bir atasözü var. Diyorki: 'Atın ölümü, itin bayramıdır.' At ölecek ki it bayram etsin. Şimdi ısrarla Sayın Başbakan'ın sağlığı üzerinden birileri spekülasyon yapmaya çalışıyor. Sayın Başbakan ile dün saat 10.00'da görüştüm. Sırtında bir şey varmış hatta sordum 'İnşallah bel fıtığı değildir' diye. Bir kas spazmı gibi bir şey var. Dün biraz terapi ile bugün, programlarına yine gitti. Sabah erkenden itibaren gazeteciler beni aramaya başladılar. 'Efendim Sayın Başbakan yoğun bakıma alınmış, programlarını iptal etmiş.' Nereden çıkardınız siz bunu. Türkiye'de en çok satan gazete dedikodu gazetesidir ve insanlar maalesef buna itibar ediyorlar.”