“Etnisitesi, Mezhebi, Anadili Ne Olursa Olsun, 73 Milyon Vatandaşımızı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’n

“Etnisitesi, Mezhebi, Anadili Ne Olursa Olsun, 73 Milyon Vatandaşımızı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’n


AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Çelik:


“Etnisitesi, Mezhebi, Anadili Ne Olursa Olsun, 73 Milyon Vatandaşımızı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başı Dik, Hür Vatandaşı Olarak Kabul Ediyoruz”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, ‘Her ırkın müstakil bir devleti olur’ diye bir prensibin yeryüzünde bulunmadığını belirterek, ”Bu ülkede de etnisitesi, mezhebi, anadili, bölgesi ne olursa olsun, biz 73 milyon vatandaşımızı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birinci sınıf, başı dik, hür vatandaşı olarak kabul ediyoruz ve eşit vatandaşı olarak kabul ediyoruz” dedi.

“Kılıçdaroğlu adeta Çernobil’in radyasyon yaydığı gibi hile ve şüphe yayıyor”

Çelik, AK PARTi Siyaset Akademisi Programına katılmak için gittiği Kayseri’de, AK PARTi İl Teşkilatı’nı ziyaret etti. Çelik, burada düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mal varlığını konu yaptığını belirterek, ”Kılıçdaroğlu’nun adeta Çernobil’in radyasyon yaydığı gibi hile ve şüphe yayarak siyasette başarılı olacağını zannettiğini” söyledi. Başbakan Erdoğan’ın TBMM’ye her yıl başında yasal olarak mal beyannamesi verdiğini ve bu beyannameyi Başbakanlığın internet sitesinde yayınladığını anımsatan Çelik, şöyle devam etti:

”Bu, gazetelerde çarşaf çarşaf çıkmıştır. TBMM’ye verilen Sayın Başbakanımıza ait mal varlığı beyannamesi santim santim, satır satır Başbakanlıkta yayınlanan mal varlığı beyannamesi ile aynıdır. Şimdi nedense bu Sayın Kılıçdaroğlu’nu tatmin etmiyor, ‘Bir de AK PARTi Genel Merkezinin internet sitesinde yayınlasın, ben benimkini CHP Genel Merkezinin web sayfasında yayınlıyorum’ diyor. Sen orda yayınlarsın, Sayın Başbakan Başbakanlığın sitesinde yayınlar. Mühim olan yayınlanmasıdır, kamuoyu ile paylaşılmasıdır. Sürekli vatandaşın kafasında soru işaretleri oluşturarak, kendinizi dürüst, sizin dışınızdaki bütün insanları dürüst olmamakla suçlayan, adeta ima eden, bunu doğrudan ifade eden, böyle bir tavır içerisinde bulunmak Türk siyasetine, Türk siyasetçilerine yakışmıyor.”

“Her insan için anadili, ağzında annesinin sütü gibidir”

Çelik, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısından sonra yayınlanan bildiride, son günlerde yaşanan tartışmalarla ilgili olarak ”tek devlet, tek millet, tek vatan ve tek bayrak” vurgusu yapıldığını kaydetti. Kılıçdaroğlu’nun buradan hareket ederek, ”Bunun, Hükümetin başarısızlığını ortaya koyduğunu” ifade ettiğini ve ”meseleye MGK el koydu” dediğini belirten Çelik, şunları anlattı:

”Bütün halkımız çok iyi biliyor ki Edirne’den Kars’a kadar veya Hakkari’den Tekirdağ’a kadar, Sinop’tan Mersin’a kadar, Artvin’den Muğla’ya kadar, Sayın Başbakanımız başta olmak üzere biz gittiğimiz her yerde, oradaki ilin nabzına göre şerbet değil, Türkiye’nin birliğinden ve bütünlüğünden asla taviz vermeyeceğimizi, tek devlet, tek millet, tek vatan ve tek bayrak prensibinin bizim vazgeçilmez prensiplerimizden olduğunu söylüyoruz. Sayın Başbakan, hemen hemen her mitinginde de bunu tekrarlıyor. Sayın Başbakanımızın her mitingde tekrarladığı bir şey, MGK bildirisine de yansımış. Bu, nasıl Hükümetin başarısızlığı olur bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Tek vatanda yaşadığımızdan kimsenin şüphesi yok, bir tek devletimizin olduğundan da kimsenin şüphesi yok. Bayrağımız da bir tane ama birileri tek millet meselesine takıyor. Şunun çok iyi bilinmesi gerekiyor; millet eşittir ırk değildir, millet eşittir kavmiyet değildir, millet eşittir etnisite değildir. Etnisite, kavmiyet ve ırk aynı anlama gelen kelimelerdir. Bir millet içerisinde onlarca, yüzlerce kavim, etnisite, bulunabilir. Yeryüzünde 2 bin 500 çeşit etnisite vardır. Atropologların tespitine göre yeryüzünde 2 bin 500 çeşit ırk vardır. Fakat Birleşmiş Milletler’de 200 kadar devlet vardır. ‘Her ırkın müstakil bir devleti olur’ diye bir prensip yeryüzünde yoktur. Bu ülkede de etnisitesi ne olursa olsun, mezhebi ne olursa olsun, anadili ne olursa olsun, bölgesi ne olursa olsun biz 73 milyon vatandaşımızı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birinci sınıf, başı dik, hür vatandaşı olarak kabul ediyoruz ve eşit vatandaşı olarak kabul ediyoruz. Her insan için anadili, ağzında annesinin sütü gibidir, her insanın anadili kendisi için, camiası için çok değerlidir. Onun korunması, onun gelecek nesillere aktarılması, o dilin dayandığı kültürün muhafaza edilmesi, bunun devamlılığının sağlanması, insani olan bir şeydir, güzel olan bir şeydir.”

“Çokluk içinde birliği oluşturacağız”

”Her bir ırk Allah’ın yarattığı birer ayettir” diyen Çelik, ”Kimse bunu yok etme çabası içinde olmamalıdır ama farklılıklarımızın farkında olarak, farklılıklarımızı koruyarak, birlikte yaşamayı öğrenmemiz lazım. Biz, çokluk içinde birliği oluşturacağız. AK PARTi Hükümeti döneminde Kürt meselesi başta olmak üzere, bu yaşadığımız dertlerin devası, gerçek anlamda tabuları ayaklar altına alan, gerçek anlamda bir demokratikleşmedir. Gerçekleşmekte olan, gerçekleşen ve gerçekleştirilecek olan demokratikleşmedir. AK PARTi kararlı bir şekilde, Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü, üniter yapısını zedelemeden bunu sürdürüyor ama farklı arzuları olan insanlar olabilir, meseleyi farklı taraflara çeken insanlar olabilir. Bizim duruşumuz bellidir. Biz Kayseri ve Yozgat’ta söylediğimizi, Diyarbakır’da, Şanlıurfa’da, Batman’da, Siirt’te, Van’da, Hakkari’de de söylüyoruz, söyleyebilmeliyiz. Yola çıktığımız günden beri bizim duruşumuz budur” şeklinde konuştu. ”CHP’nin genel başkanıyla, genel başkan yardımcısıyla, grup başkan vekiliyle ve diğer unsurlarıyla bir konuda fikir birliğine vardığına şahit oldunuz mu?” diye soran Çelik, ”Ben ‘Bremen Mızıkacılarına benziyor’ dediğim zaman CHP’li arkadaşlarımız küsüp, darılıyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor. Bugün gazetelerin manşetlerine bakın ne dediğimi anlayacaksınız” diye konuştu.

”Biz, varlık içinde çocuklarımıza yokluk çektirme hakkına sahip değiliz”

TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun Mardin’deki bazı yatılı ilköğretim bölge okulunda (YİBO) incelemeleri sırasında çocukların ”doymadıkları ve üşüdükleri” gibi tespitlerde bulunduğunun hatırlatılması üzerine Çelik, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun konuyu inceleteceği, ihmali ve kusuru olan varsa soruşturma açılacağına ilişkin açıklama yaptığını söyledi. ”Biz, varlık içinde çocuklarımıza yokluk çektirme hakkına sahip değiliz” diyen Çelik, AK PARTi iktidarı döneminde YİBO’lardaki öğrencilerin günlük iaşe bedelini yüzde 400 artışla 1,4 liradan 6,5 liraya yükseltildiğini kaydetti. Çelik, ”Bu sene 2010’dan 2011’e devreden iaşe bedeli var. Burada bir sıkıntı yok ama işleyişte ve bu işten sorumlu olan insanlarda bir eksiklik, aksaklık varsa da onun gereği kesinlikle yapılır” dedi. Kendisinin de bir yatılı okul öğrencisi olduğunu belirten Çelik, yatılı imkanı olmaması halinde o gün içinde bulunduğu şartlarda ilkokulu dahi bitirme şansı olmadığını anlattı.

“Ben de ona Refik Halid Karay’ın ‘Tam Bir Muhalif’ hikayesini öneririm”

Çelik, CHP’nin 1950’den bugüne dek muhalefette olduğunu belirterek, 60 yıldır tek başına iktidara gelemediğine dikkati çekti. CHP’de muhalefet etmenin, kronik hale geldiğini ifade eden Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Çünkü 60 yıldır bunu yapıyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu grup toplantısında milletten Aziz Nesin’in ‘Zübük’ünü okumasını istedi. Sayın Kılıçdaroğlu, zübüklük ve zübükzadelik kime yakışır buna millet karar verir. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu kendi tutumunu çok iyi değerlendirmek istiyorsa ben de ona Refik Halid Karay’ın ‘Tam Bir Muhalif’ hikayesini öneririm. Vatandaşlarımız da gazetecilerimiz de okusun. Her şeye muhalefet etmek zorunda değilsiniz. Eğer uluslararası finans çevreleri, ulusal ve uluslararası ekonomik çevreleri Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir iktidar alternatifi olduğunu düşünselerdi bu söylediklerinden dolayı piyasaların allak bullak olması lazımdı ama dünya da halkımız da Türkiye’deki ekonomik çevreler de iş dünyası da Sayın Kılıçdaroğlu ve partisini bir iktidar alternatifi olarak görmüyorlar. CHP adeta macera denizinde, yalan rüzgarıyla yelkenleri şişirilmiş bir gemide, emel ve umut tacirliği yapıyor. Yakında Ağrı ya da Kars’a şubat ortasında sıcak iklim vaat etseler veya Adana’da, Antalya’da yaz ortasında, yayla serinliği vaat etseler, buna da şaşmayın, böyle bir siyaset olmaz.”

31.12.2010