“Bu Malum Parti Mağduriyet Havası Oluşturarak, Bölgede Avantajlı Bir Hale Gelmeye Çalışıyor”

“Bu Malum Parti Mağduriyet Havası Oluşturarak, Bölgede Avantajlı Bir Hale Gelmeye Çalışıyor”


Doç. Dr. Çelik:
“Bu Malum Parti Mağduriyet Havası Oluşturarak, Bölgede Avantajlı Bir Hale Gelmeye Çalışıyor”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Başbakan Erdoğan’a yönelik olarak sarf ettiği sözleri değerlendirirken, ”Bu malum parti bir mağduriyet havası oluşturarak, bölgede daha avantajlı bir hale gelmeye çalışıyor” dedi. Çelik, ayrıca, Demirtaş’ınn sözlerinin şık olmadığını belirterek, “Bu söylenen sözler kesinlikle şık olmamıştır, yerine oturmamıştır, çok kaba düşmüştür. Sayın Başbakanımız vahdetin de, tevhidin de, şirkin de ne olduğunu Türkiye’de herhalde en iyi bilenlerden birisidir” diye konuştu. Wikileaks’e ilişkin çalışmaların tamamlandığını da bildiren Çelik, “Bir sonraki MYK toplantısına nihai yapılması gereken, olabilecekler, olamayacaklarla ilgili bir rapor sunulacaktır” dedi.

“Kesinlikle seçim ekonomisine gidilmeyecek”

Çelik, AK PARTi Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. 2010 yılının son MYK toplantısının yapıldığını belirten Çelik, bu MYK toplantısında da iç ve dış siyasi, hukuki, ekonomik ve sosyal gelişmelerin ele alındığını kaydetti. İlgili genel başkan yardımcıları tarafından sunumlar yapıldığını ifade eden Çelik, “Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemiyle ilgili olarak Grup Başkanvekillerimiz Meclis’in bundan sonraki çalışma takvimiyle ve gündemdeki yasalarla ilgili olarak bir bilgilendirme yaptılar” dedi. Çelik şunları söyledi:

“Ayrıca önümüzde biliyorsunuz bir seçim var. Bu seçimle ilgili, ilgili Seçim İşleri Başkanlığı, Teşkilat Başkanlığımız tarafından bilgiler verildi. Ve MYK toplantımızdan ortaya çıkan sonuç şudur: Öncü göstergeler ortaya koyuyor ki ekonomimiz son derece sağlam bir şekilde yoluna devam ediyor. Bütün göstergeler bu dünyadaki global ekonomik krizin devam ettiği bir esnada ülkemizdeki tüm ekonomik göstergeler ekonomik yapımızın sağlam olduğunu ve her şeyin kontrol altında olduğunu ve gelişmelerin son derece sevindirici olduğunu göstermektedir. Bir kez daha yine MYK toplantımızda kararlılıkla, kesinlikle bir seçim ekonomisine gidilmeyeceği ve kesinlikle popülizm yapılmayacağı yönünde de yine kararlılık bildirilmiştir. Biliyorsunuz bu popülizm maalesef Türk siyasetinin hastalıklarından birisidir. Kim ne verirse ben daha fazlasını veririm. Ve zaman zaman bu vaatler uçuk kaçık hale gelmeye başlıyor. Kaynak göstermeden, sadece oy avcılığı amacıyla maalesef geçmiş yıllarda da hep şahit olduk, iki anahtar vaat edenler oldu, ay’ı, güneşi vaat edenler oldu. Ama bunların hiçbirisinin inandırıcı olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. Bildiğiniz gibi dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan müzakerelerle 2011 yılı mali bütçesi kanun tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Oradaki müzakereler esnasında da Sayın Başbakanımız gündemde olan konularla ilgili, gerek siyasi konularla ilgili, gerek ekonomik konularla ilgili hem Hükümetin görüşlerini ifade etti, hem Sayın Başbakan Partimizin bu konudaki duruşunu çok net bir şekilde ortaya koydu.”

“Sayın Başbakanımız şirkin ne olduğunu Türkiye’de herhalde en iyi bilenlerden birisidir”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir gazetecinin “BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın bugün bir açıklaması var, dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclis’teki konuşmasına binaen bir açıklama bu. Başbakanın Allah’a şirk koştuğunu öne sürüyor Demirtaş. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?” şeklindeki sorusuna şöyle cevap verdi:

“Tabi bu söylenen sözler kesinlikle şık olmamıştır, yerine oturmamıştır, çok kaba düşmüştür. Sayın Başbakanımız vahdetin de, tevhidin de, şirkin de ne olduğunu Türkiye’de herhalde en iyi bilenlerden birisidir. Tabii ki insanlar farklı farklı bireyler olarak yaratıldığı gibi, farklı kavimler olarak da yaratılmıştır. Sayın Başbakan, dün konuşmasında bunu çok net bir şekilde vurguladı. Farklı kavimlerin varlığını kabul etmek ve onlara saygı duymak insanlığın da gereğidir, inancımızın da gereğidir. Sayın Başbakan bunu özellikle vurgulama ihtiyacı hissetti. Elbette insanlar birey olarak farklı olduğu gibi, etnisite olarak da farklıdırlar ve tüm bu farklılıklara saygı duymak, onları olduğu gibi kabul etmek, onların kültürlerine, onların örf ve adetlerine saygı duymak, bütün etnisitelerin örf ve adetine, kültürüne saygı duymak, onların kendileri olarak ve kendileri kalarak hayatlarını sürdürmelerini sağlamak elbette insani olan bir görevdir, devletlerin de görevidir. Biz AK PARTi olarak her zaman şunu ifade ettik: Biz çokluk içinde birliği savunuyoruz. Buna tarihi geçmişimiz içinde kesret içinde vahdet deniyordu. Çokluk içerisinde birlik en demokratik olan duruştur, demokratik olan duruş budur. Farklılıklar olacaktır, gökkuşağındaki farklı farklı renkler olacaktır; ama o renkler armonik olarak bir arada olacaktır, renklerin birbirine dönüşme mecburiyeti olmayacaktır, ama kimse gökkuşağının bütünlüğüne de zarar vermeyecektir. Halıda farklı farklı desenlerin olması bir güzellik unsurudur, ama halı bir bütündür, kimse halıyı bölüp parçalayarak, makasla 3’e, 5’e bölerek bir sonuca varamaz.”

“Başbakan’ın söyleminden rahatsız olanlar Türkçüler ve Kürtçüler olmuştur”

Çelik, Başbakan Erdoğan’ın dünkü söyleminden rahatsız olanların Türkçüler ve Kürtçüler olduğunu belirterek, “Sayın Başbakan Türkçülüğe de ve Kürtçülüğe de karşı olduğunu çok net bir dille ifade etmiştir. Türkler ve Kürtler, ama Kürtçüler ve Türkçüler değil, Sayın Başbakanın bu söyleminden hoşnut olmuşlardır, memnun olmuşlardır. Esas ülkede kardeşliğimizi, barışı farklılıklara rağmen huzur içerisinde bir arada yaşamayı temin edecek olan da budur” diye konuştu. “Farklılıklar elbette kabul edilmelidir, ama farklılıkları ön plana çıkararak farklı emeller beslemek demokratiklik olarak ifade edilemez” diyen Çelik, şöyle devam etti:

“Doğu ve Güneydoğu’yla ilgili olarak bizim Hükümetimizin yaptıklarını ve birçok tabu olan meseleye özellikle neşter atmasını kamuoyu büyük bir takdirle ve ilgiyle izliyor. Olağanüstü hal uygulamasını bizim Hükümetimiz ortadan kaldırmıştır. Bu, Türkiye’de kangren olmuş bir meseleydi. Faili meçhul cinayetlerle anılan Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde faili meçhul cinayetler olmadığı gibi, eski faili meçhul cinayetlerin gün be gün aydınlanması sağlanmaktadır. Memlekete hakim olan derin devlet, onun uzantıları olan çeteler çökertilmiştir, onlardan hesap sorulmaktadır. Aslında demokrasi gibi kaygısı olan, bütün halkların kardeşliği gibi kaygısı olan bütün insanların Sayın Başbakan’a ve onun Hükümetine bu manada teşekkür etmesi gerekiyor. Kötü muamele ve işkence Türkiye’nin gündeminden çıkmıştır. Ama bunlar maalesef bizim şöyle bir 10 yıl geriye gittiğimizde bile Türkiye’nin sürekli gündemini oluşturan konulardı. Doğu’da, Güneydoğu’da bir insan artık evinin kapısı çalındığı zaman acaba birileri beni gelip evimden alıp götürüyor mu kaygısı taşımıyor. Bu son derece önemlidir. Devletin millete, milletin devlete güvenmesi açısından bu son derece önemlidir ve bu güven sağlanmıştır.”

“Terörden zarar görenlere 2 Katrilyon 60 Trilyon TL ödendi”

Bugüne kadar terörden ve terörle mücadeleden zarar gören vatandaşlara 5233 Sayılı Kanun çerçevesinde, 2 katrilyon 60 trilyon Türk Lirası tazminat ödendiğini kaydeden Çelik, “Eskiden bu insanlar çalacak kapı bile bulamıyorlardı” dedi. Çelik şunları ifade etti:

“Ağırlıklı olarak 13-14 vilayetimizde köyü boşaltılan, tarlasını işletemeyen, yaylasına gidemeyen, hayvanları telef olan, evi barkı harap olan insanlar devletin şefkatine sığındığı zaman bile muhatap bulamıyordu. AK PARTi’nin çıkarmış olduğu 5233 Sayılı Kanun ve onun uygulamalarıyla birlikte böyle bir durum temin edilmiştir. Kişi isimlerinden tutun yer isimlerine varıncaya kadar bu manada demokratik olan yapılmıştır. Devletin bir kanalı, TRT’nin bir kanalı 24 saat Kürtçe yayın yapmaktadır. Ama bu da birilerini hoşnut etmiyor. Diğer taraftan, üniversitelerde Kürtçe lisans üstü ve lisans eğitimi başlamıştır veya en azından bunun çalışmaları mevcuttur. Bütün bunlar yapılmışken, bu demokratik adımlar atılmışken ve her türlü ayrımcılığa karşı uluslararası sözleşmelere imza atılmış, Türkiye’de bu yönde yapılan ne kadar kötü muamele varsa, ne kadar yanlış uygulama varsa bunlar rafa kalkmış. Bütün bunları yapan, Kürt kelimesinin bile bir tabu olduğu bir dönemde, Kürtçenin tabu olduğu bir dönemde eğer bu anlamda bir demokratik uygulama başlatılmış bugüne gelinmişse bunu gerçekleştiren, Türkiye’de bu demokratikleşmeyi gerçekleştiren Hükümetin Başbakanına, o Hükümete ve o Partiye teşekkür edilmesi gerekiyor. Ama son zamanlardaki bu tartışmaların temel iki sebebi var. Birincisi, özellikle malum parti bir mağduriyet havası oluşturarak bölgede daha avantajlı bir hale gelmeye çalışıyor. Çok masum talepler ileri sürdükleri halde bunların yansıma bulmadığını, karşılık bulmadığını iddia ederek halka gideceklerdir. Bu aşırı söylemler, bu marjinal çıkışlarla bir taraftan da diğer uçtaki siyasi parti barajın altından kurtarılmaya çalışılıyor. Bunun özellikle halkımız tarafından çok iyi bilinmesi gerekiyor. Sayın Başbakan niyetlerle ilgili olarak, varılmak istenen hedefle ilgili olarak dün bütçe konuşması esnasında çok aydınlatıcı, çok açıklayıcı bilgiler verdi. Ve ben de bu siyasetçi arkadaşımızın Sayın Başbakanımıza yönelik bu çirkin ve kaba ithamına yönelik olarak bunu sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.”

“Wikileaks’le ilgili yapılan çalışma tamamlanmıştır, önümüzdeki MYK’ya getirilecektir”

Wikileaks’teki iddialarla ilgili çalışmanın MYK’da gündeme gelip gelmediğine ilişkin soruyu da yanıtlayan Çelik, “Wikileaks’le ilgili olarak yapılan çalışma önümüzdeki MYK’ya getirilecektir. Biliyorsunuz Genel Başkan Yardımcımız Sayın Abdulkadir Aksu Bey’in Başkanlığında yürütülmekte olan bir çalışmaydı. O çalışma tamamlanmıştır, diğer bazı Hükümetten arkadaşlarla da görüşmeler yapılarak bir sonraki MYK toplantısına nihai yapılması gereken, olabilecekler, olamayacaklarla ilgili bir rapor sunulacaktır” dedi.

27.12.2010