“24 Saat Size Süre Veriyoruz, Bütün Aleme İlan Etmezseniz Sizi Namert, İftiracı...

“24 Saat Size Süre Veriyoruz, Bütün Aleme İlan Etmezseniz Sizi Namert, İftiracı İlan Edeceğiz”


AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Çelik:

“24 Saat Size Süre Veriyoruz, Bütün Aleme İlan Etmezseniz Sizi Namert, İftiracı İlan Edeceğiz”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç Dr. Hüseyin Çelik, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Başbakan Erdoğan ile ilgili ”Senin mali sicilin bozuk, elimde belgeler var” dediğini ve ”Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde bir bankada havuz hesabı açtırarak, belediye şirketlerinden para aktardığına” dair iddiada bulunduğunu belirten Çelik, CHP liderine, ”Eğer bunu ispat edecek elinizde iddia varsa, 24 saat size süre veriyoruz bunu Cumhuriyet savcılıklarına teslim etmez veya bunu çıkıp televizyonlarda bütün aleme ilan etmezseniz sizi namert, iftiracı ilan edeceğiz” dedi. Çelik ayrıca, iddialarda bulunan Kılıçdaroğlu’na, ”CHP ile ilgili de bir ahlaksız video sızmıştı. Sayın Kılıçdaroğlu, bu video sizi genel başkanlığa taşıyabilir ama Wikileaks belgeleri de bu çirkin üslubunuz da bu karalamalarınız da bu hakaretleriniz de sizi başbakanlığa, CHP’yi de iktidara taşımaz” dedi.

Çelik, AK PARTi Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin AK PARTi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili eleştirilerine yanıt verdi. Kılıçdaroğlu’nun, Başbakan Erdoğan ile ilgili ”Senin mali sicilin bozuk, elimde belgeler var” dediğini ve ”Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde bir bankada havuz hesabı açtırarak, belediye şirketlerinden para aktardığına” dair iddiada bulunduğunu belirten Çelik, CHP liderine, ”Eğer bunu ispat edecek elinizde iddia varsa, 24 saat size süre veriyoruz bunu Cumhuriyet savcılıklarına teslim etmez veya bunu çıkıp televizyonlarda bütün aleme ilan etmezseniz sizi namert, iftiracı ilan edeceğiz” dedi. Çelik, Kılıçdaroğlu’nun bu iddialarının 9 Nisan 1999’da dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır’ın Başbakanlık, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği yazıya dayandığını; yazıda, ”Belediyeye bağlı şirketlerin seçim çalışmaları nedeniyle Refah Partisine para aktardığı, bundan da Belediye Başkanı Erdoğan’ın haberdar olduğuna dair duyum alındığının” belirtildiğini aktardı. Çelik, o dönemde iddiaların araştırıldığını ve ispat edilemediğini kaydetti. Bu iddiaların 2003’te dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal tarafından da dile getirildiğini anlatan Çelik, ”Bu iddiaları son 4 yıldır hiçbir savcı gündeme getirmedi de siz neden o zamandan bu yana belgeleri ortaya koymadınız. Buna çamur atma, iftira siyaseti denir. Kılıçdaroğlu bunu hep yapıyor. Kılıçdaroğlu, doğru formatında yalanı çok iyi beceren bir siyasetçidir” diye konuştu. CHP’nin, camilerin inşasında yolsuzluk yapıldığıyla ilgili iddialarını hatırlatan Çelik, camiler konusunda CHP’nin dosyalar dolusu sabıkası olduğunu söyledi. ”Elimde CHP’nin yok ettiği camilerin AK PARTi tarafından yeniden yapıldığına dair belgeler var” diyen Çelik, belgeleri basın mensuplarına gösterdi.

“Tweet’ini sevsinler”

Çelik, Kılıçdaroğlu’nun, TBMM önünde eylem yapan öğrencilerle ilgili ”Hırsızlık yapsa içeri girer, hayali ihracat yapsa AKP’den milletvekili olur” şeklindeki sözlerini de hatırlattı. Hüseyin Çelik, milletvekilleri hakkında 724 fezleke bulunduğunu, bunun 496’sının BDP, 125’inin AK PARTi, 71’inin CHP ve 29’unun MHP milletvekillerine ait olduğunu anlattı. Fezlekesi olan milletvekillerinin partilere oranını ise şöyle sıraladı: ”AK PARTi’nin yüzde 37, CHP’nin yüzde 70, MHP’nin yüzde 41.”

CHP milletvekilleri hakkındaki 71 dosyanın ”hakaret, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, tehdit, kasten yaralama, karşılıksız çek, Ergenekon silahlı örgütüne üye olmak” gibi suçları içerdiğini belirten Çelik, AK PARTi’liler hakkında bu suçlardan daha hafif suç vasıflarıyla ilgili dosyalar bulunduğunu söyledi. CHP’li bazı belediyelerdeki yolsuzluklarla ilgili açılan soruşturmaları da anımsatan Çelik, ”Yıllardır iktidara gelemediniz, iktidara gelseydiniz Türkiye’nin eti değil, kemiği de kalmazdı” diye konuştu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Wikileaks belgeleriyle ilgili yaptığı açıklamaları da eleştiren Çelik, ”ABD’li diplomatların CHP patentli, CHP malı dedikodularına Sayın Kılıçdaroğlu hemen atladı. CHP ile ilgili de bir ahlaksız video sızmıştı. Sayın Kılıçdaroğlu bu video sizi Genel Başkanlığa taşıyabilir ama Wikileaks belgeleri de, bu çirkin üslubunuz da bu karalamalarınız da bu hakaretleriniz de sizi başbakanlığa, CHP’yi de iktidara taşımaz” dedi. Hüseyin Çelik, sosyal paylaşım sitesi Twitter’da Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Erdoğan’la ilgili iletisini de eleştirerek, ”Sayın Kılıçdaroğlu’nun Başbakan’a yönelik yazısı ‘senin gibi zalime’ diye başlıyor. ‘Tweet’ini sevsinler. Böyle bir şey olabilir mi? Sayın Kılıçdaroğlu, diplomatik dedikoduların üzerine atlayarak kendi ülkesine haksızlık etmiştir. Türkiye bir muz cumhuriyeti değildir” şeklinde konuştu. Kılıçdaroğlu’nun ”Dersimli” olduğunu belirten Çelik, AK PARTi olarak her türlü ırkçılığı ve bölgeciliği ayaklar altına aldıklarını, Kılıçdaroğlu’nun Türk, Kürt, Alevi, Sünni, doğulu, batılı olmasının kendileri için fark etmeyeceğini söyledi. Çelik, ”Ama sayın Kılıçdaroğlu, kendisine karşı bile dürüst değil. Kendisi Dersimli, Alevi-Kürt olmasına rağmen ‘CHP içindeki geleneksel yapı beni bu halimle kabul etmez, bana tahammül edemez’ endişesi ile bir anda Türkmen oldu çıktı. İnsanların kendi kimliği ile ilgili bu kadar oportünist olması kabul edilebilir değil” diye konuştu.

“Her grup toplantısında birer küfürname, birer hakaretname okuyan bir Bahçeli ile karşılaşıyorsunuz”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaları eleştiren Çelik, Bahçeli’nin bugün gazetecilerle bir araya geldiğini belirtti. Çelik, şunları söyledi:

”Gazeteci arkadaşlarla da görüştüm Sayın Bahçeli ikili münasebetlerinde, insanlarla karşı karşıya gelip konuştuğu zaman son derece kibar, son derece beyefendi bir görüntü veriyor. Fakat grup toplantısına çıktığı zaman o metinleri kim yazıyorsa orada adeta her grup toplantısında birer küfürname, birer hakaretname okuyan bir Bahçeli ile karşılaşıyorsunuz. Sayın Bahçeli’ye buradan sesleniyorum; Bu metinlerinizi kim yazıyorsa lütfen onları değiştirin. Bu metinlerle, bu metinlerdeki ifadelerinizle, bu konuşmalarınızla insanların ikili olarak karşı karşıya geldiği Devlet Bahçeli arasında çok büyük zıtlıklar vardır ve insanlar istemeden ‘Bahçeli vardır, Bahçeli’den içeri’ demek zorunda kalıyor.”

”Kemal Türkler davasını sanki hükümet engelledi iddiasında bulunmak hezeyandır”

DİSK’in kurucu genel başkanı Kemal Türkler’in öldürülmesine ilişkin davanın 30 yılı aşması üzerine zaman aşımına uğradığını anımsatan Çelik, geciken adaletin adalet olmadığını belirtti. Davanın Yargıtay’da sadece 4 yıl beklediğini belirten Çelik, ”Sizin işte o toz kondurmadığınızı mekanizmalar var ya, referandum süresince avukatlığını yaptığınız o mekanizmaları sorgulayınız. Yargı reformunu AK PARTi bunun için gündeme getiriyor, HSYK’nın yapısını değişmesini AK PARTi bunun için gündeme getiriyor” dedi. Söz konusu davanın zaman aşımına uğramasından ”büyük elem ve üzüntü” duyduklarını da ifade eden Çelik, ”Kemal Türkler davasını sanki hükümet engelledi iddiasında bulunmak hezeyandır” dedi.

“Bu iddiaların sahipleri vicdanen engellidir”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK PARTi’nin engelliler ve kadınlar için çalışma yapmadığı iddiasında bulunduğunu belirten Çelik, bunların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Ortopedik, zihinsel ve birçok engelin rehabilitasyonunun mümkün olduğunu vurgulayan Çelik, ”Bir çeşit engellilik vardır onun rehabilitasyonu mümkün değildir, bu da vicdanen engelli olmaktır, gönülden engelli olmaktır. Bu iddiaların sahipleri vicdanen engellidir” diye konuştu. AK PARTi döneminde Özürlüler Kanunu’nun çıkarıldığını anımsatan Çelik, özürlüler ve yakınlarına sunulan hizmetlere ilişkin bilgi verdi. Çelik şunları söyledi:

“Sayın Kılıçdaroğlu, bu iddiaların sahipleri vicdanen engellidir. Ne yapmış AK PARTi? Yıllar yılı hep eksikliği hissedilen bir Özürlüler Kanunu vardı. AK PARTi Hükümeti çıkardı bunu 2005 tarihinde. Evde annesi bir özürlü çocuğa bakıyorsa, annesinin hesabına bir asgari ücret kadar maaş yatırıyoruz. İkinci özürlü çocuğu varsa bir hanımefendinin, teyzesi bakıyorsa ona da bir asgari ücret kadar maaş veriyoruz. Ve şu anda 276 bin 786 kişi evde bakım almış vaziyette. Buna 1 yılda harcanan para ise 1 katrilyon 150 trilyon Türk Lirasıdır, 1 milyar 150 milyon Türk Lirasıdır. Şimdi bunu görmezlikten nasıl gelirsiniz, bu olmamış gözüyle nasıl bakarsınız? Öte yandan biz iktidara gelmeden önce engelli olup da işçi olarak çalışanların sayısı 10 bin 883 kişiydi. Peki şimdi ne kadar? 2009 sonu itibariyle 27 bin kişidir. Artış yüzde 200’e yakın. Memur 6 bin 103 kişiydi, şimdi 14 bin 330. Bunları nasıl görmezlikten gelirsiniz. Öte taraftan özel eğitim alan kişiler için özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri vardı eskiden. AK PARTi’ye kadar sayısı ne kadardı? Sadece 104 taneydi. Peki şimdi? 1.686 adet özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi var. 20 bin kişi eğitiliyordu, 20 bin özürlü eğitiliyordu. Şimdi kaç özürlü eğitiliyor? 216 bin 106 kişi bu rehabilitasyon merkezlerinde eğitime tabi tutuluyor ve ne yapılıyor biliyor musunuz? Özürlü bireyler evinden alınıyor, devlet tarafından taşınıyor, tekrar evine teslim ediliyor. Efendim, özürlüler için, engelliler için ne yaptınız derseniz, vergi muafiyetleri getirildi, günlük hayatlarını sürdürmeleri için kullandıkları birçok araç gereç için KDV muafiyeti getirilmiştir. Özürlü çocuğu olan anneler 5 yıl erken emekliye sevk ediliyor. Bu düzenlemeler AK PARTi Hükümeti döneminde yapılmıştır. Bunları kamuoyu çok iyi biliyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bilmediği bir şey daha var. Diyor ki Türkiye’de 9 milyon engelli var. Dünya Sağlık Örgütü bu engelliliği nasıl hesaplar biliyor musunuz? Kronik kalp hastaları, diyabetik hastalar, yani bütün şeker hastaları da bu rakama dahildir. Diyor ki Kılıçdaroğlu ‘Türkiye’de sokakta görünmüyorlar bunlar.’ Sayın Kılıçdaroğlu bu özürlü tanımına ortopedik engelli, görme engelli, işitme engelli, dilsiz, sağır dediğimiz insanlar, otistik, spastik kimleri anlıyor? Eğer Türkiye’de bu kadar 9 milyon insan olsaydı gerçekten Türkiye’nin durumu çok zor olurdu. Gerçek manada özürlülük tanımı yapılacaksa, gerçek manada eğitilmesi gereken özürlü Türkiye’de 350-400 bin civarındadır. Yani 9 milyon falan değil. Ama AK PARTi Hükümeti gerçekten insanlığın gereği olan, sosyal devletin gereği olan ne varsa bunu bugüne kadar fazlasıyla yapmıştır ve bundan sonra da yapmaya devam edecektir. Sayın Kılıçdaroğlu’nu memnun etmek için değil. Halkımızı, insanımızı memnun etmek için yapılmıştır bunlar, bundan sonra da yapılmaya devam edecektir.”

“İlk defa 2007 seçimlerinde yüzde 9’u aşan oranda TBMM’ye hanım girmiştir”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK PARTi’nin kadınlar için de bir çalışma yapmadığı iddiasında bulunduğunu belirten Çelik şöyle devam etti:

“Bir iddia daha, biliyorsunuz 5 Aralık 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 1935 seçimlerinde Meclis’e giren hanım sayısı yüzdesi itibariyle yüzde 4,1’dir. Bizim hanımlarla ilgili de bir şey yapmadığımızı söylüyor Cumhuriyet Halk Partililer, başta Sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere. İlk defa 2007 seçimlerinde yüzde 9’u aşan oranda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hanım girmiştir, 50 milletvekili vardır bunun 30’u AK PARTilidir. Oransal olarak da bu manada birinci sırada olan AK PARTi’dir. Yeterli mi? Elbette yeterli değil. Peki başka ne yapılmıştır? 2010’da yapılan Anayasa değişikliğinde, referanduma sunulan Anayasa değişikliğinde, kadınlara pozitif ayrımcılık getirilmiştir. Öte yandan 2004’te eşitlik kavramı Anayasaya girmiştir. İlk defa AK PARTi hükümetleri döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kadın ve Erkeklerde Fırsat Eşitliği Komisyonu kurulmuştur, aile mahkemeleri kurulmuştur ve aileler içerisindeki uyuşmazlıklarda evli hakimlerin davalara bakmaları sağlanmıştır, bunlar hep hanımlar lehine yapılan şeylerdir. Töre cinayetleriyle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde araştırma komisyonları kurulmuştur. Bununla ilgili azami derecede tedbirler alınmıştır. İş Kanununda özellikle kadına yönelik tacizler suç kapsamına alınmıştır ve bunların cezaları artırılmıştır. Dediğim gibi çocuğu özürlü olan anne 5 yıl erken emekli olabiliyor. Ve 2000’de AK PARTi iktidara geldiği zaman okumaz, yazmaz olan kadınlarımızın oranı yüzde 19,4’tü. 2009 sonu itibariyle, ki 2010’da da anne-kız okuldayız gibi bir kampanya var benim Bakanlığım döneminde başlayan, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin himayesinde yürütülen bir okuma-yazma seferberliğidir, Yüzde 20’ye yakın okumaz, yazmaz kadın varken, 2009 sonu itibariyle bu yüzde 11’e düşürülmüştür. Şimdi bu derece çaba varken, bu kadar güzel şeyler yapılmışken efendim bir şey yapılmadı demek yanlış. 2008’de çıkarılan kadınlarla ilgili teşvik paketinde hanımların öncelikli olarak çalıştırılması hedeflenmiştir ve krize rağmen hanım istihdamında 3 puan artış meydana gelmiştir. Ben bunları sayıyorum, vicdan sahipleri bunu takdir eder. Köre şimdi gecedir demişler, ne zaman gündüz oldu ki demiş. Kör için her zaman gecedir. Arkadaşlar eğer vicdan gözünüz kapalıysa yapılan iyi şeyleri de görmezsiniz, iyi şeyleri de eleştirirsiniz ve gülünç olursunuz. Özürlüler için AK PARTi Hükümetinin neler yaptığını, kadınlarımız için neler yaptığını hepimiz çok iyi biliyoruz.”

“İsrail hükümetinden diplomatik dilde taziye bekliyoruz, özür bekliyoruz”

Bir gazetecinin Mavi Marmara gemisine yapılan saldırının ardından İsrail’in, mağdurların ailelerine 100’er bin dolar tazminat ödeme önerisinde bulunduğuna ilişkin bazı haberlerin olduğunu anımsatması üzerine Çelik, bu konuya ilişkin yabancı bir ajanstan haber geçtiğini söyledi. Bununla ilgili Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden bilgi aldığını ifade eden Çelik, konuyla ilgili sadece bir haberin olduğunu, resmi bir bilginin bulunmadığını söyledi. Saldırıya ilişkin Başbakan Erdoğan’ın birçok açıklamasının olduğunu da anımsatan Çelik, şöyle konuştu:

”Mavi Marmara ile ilgili 9 canımız gitti. İsrail hükümetinden diplomatik dilde taziye bekliyoruz, özür bekliyoruz. Ayrıca tazminat ödenmesi gerekiyor. Sayın Başbakan’ın İsrail’in kendisi ile İsrail halkı ile bir derdi yoktur. Sayın Başbakan’ın, AK PARTi’nin, Hükümet’in de Türkiye’deki Musevi vatandaşlarımızla bir problemi yoktur. Onların hepsi bizim birinci sınıf vatandaşlarımızdır. Bir tekinin kılına da halel, zarar gelmesini istemiyoruz, bu konuda çok hassasız. Bizim dünya Musevileri ile de bir derdimiz yok. Antisemitizm bizim kenarımızdan,kıyımızdan geçmez. Fakat İsrail hükümetini eleştirmek antisemitizm demek değildir. Türk hükümetini eleştirenler Türk düşmanlığı mı yapıyor? Biz Netanyahu’nun başında bulunduğu hükümetin Filistin halkına yaptığı cevr-u cefadan rahatsız olduğumuzu her vesileyle dile getiriyoruz. Bizim İsrail halkı ile bir problemimiz yok.”

09.12.2010