“Bohçacı Dedikodusundan İbaret”

“Bohçacı Dedikodusundan İbaret”


Doç. Dr. Çelik: “Bohçacı Dedikodusundan İbaret”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, Başbakan Erdoğan’ın, İsviçre bankalarında hesapları olduğuna dair iddialarla ilgili bugün yanıt verdiğini anımsatarak, ”Yabancı diplomat, sokakta duyduğu bir dedikodu veya birisiyle konuşmasında böyle bir bilgi almış, bunu yazmış olabilir. Bu bir iftiradır” dedi.

Çelik, AK PARTi Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında Wikileaks belgelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, “Sayın Başbakanımız kendisine edilen iftiralara cevap verdi. İsviçre Bankalarında Sayın Başbakanın 8 tane ayrı hebası varmış? Şimdi bunu bir yabancı diplomat sokakta duyduğu bir dedikodu veya birisiyle konuşmasında böyle bir bilgi almış bunu yazmış. Bu bir iftiradır” dedi. Bu konuda muhalefeti de eleştiren Çelik şunları söyledi:

“Ama gel görün ki dün Sayın MHP Genel Başkanı Bahçeli kendi Grup Toplantısında yapmış olduğu konuşmada bir taraftan biz bu belgelerden Sayın Başbakanı öğrenmeyeceğiz, biz bunu iç politika malzemesi yapmayacağız derken, öte taraftan diyor ki; Sayın Erdoğan’ın kaçacağı yer vardır ve oradaki bankalarda da 7 sülalesine yetecek kadar parası vardır diyor. Peki bu söylem arasında bir fark var mı Allah aşkına? Bu atılan çamur, bu edilen iftirayı değerlendirdiğiniz zaman, ikisi arasında bir farklılık var mı? Bir iddia ortaya atıyorsunuz, nasıl ispatlayacaksınız bunu? Elinizde bir delil varsa ve bunu ortaya koymuyorsanız, siz kesinlikle sadece bir iftiracısınız ve sadece bir müddeisiniz. Bu iddianızı ispat etmediğiniz zaman da Sayın Başbakan hangi vasfın size yakışacağını da bugünkü konuşmasında ifade etti. Afife bir hanımefendiye siz iffetsiz yakıştırması yaparsanız, iffetsiz olmadığını nasıl ispat edecek? Netice itibariyle siz bir insanla ilgili olarak bir iddia ortaya atıyorsunuz. Birisi çıkıp dese ki, Sayın Kılıçdaroğlu’nun İsviçre bankalarında 18 adet hesabı var, Sayın Bahçeli’nin de 20 adet hesabı var dese, dilin kemiği yok ki söyleyin söyleyebildiğiniz kadar. Bunları söylemenin dışında birilerinin bunları ifade etmesinden çok, bunun ciddiye alınması, bunun bir iç politika malzemesi yapılması insanı üzüyor. Bir muhalefet partisinin lideri hiç bir delile dayanmadan Sayın Başbakanın kaçıp gideceği yer vardır diyor ve orada da diyor kendi 7 sülalesine yetecek kadar parası vardır. Siz ne zamandan beri Sayın Başbakanın muhasebeciliğin yapıyorsunuz Sayın Bahçeli? Ve bu kuru iftirayı ifade ederken siz İsrail’le, Edelman’la aynı kümeye düştüğünüzü, aynı ifadeleri paylaştığınızı, aynı yerde bulunduğunuzu düşünmüyor musunuz? Bir bakıyorsunuz Sayın Başbakanla ilgili olarak Edelman ne diyorsa, İsrail Hükümeti ne diyorsa bizim muhalefet de üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söylüyor. Bizim muhalefetimize, bizim siyasetimize bu yakışmıyor. Bu iddiaları özellikle Sayın Başbakan çok net bir dille reddetti. Ben bir kez daha arkadaşlarımıza, Sayın Başbakanımız başta olmak üzere yapıştırılan bu yaftaların, bu iftiraların bohçacı dedikodusundan ibaret olduğunu, bunların ciddiye alınacak tarafı bulunmadığını, iddia sahiplerinin kendi iddialarının ispat etmekle mükellef olduklarını, sorumlu olduklarını da özellikle ifade etmek isterim.”

“Bizi Amerika iktidara getirmedi, bizi halkımız iktidara getirdi”

“Bizi Amerika iktidara getirmedi, bizi halkımız iktidara getirdi” diyen Çelik, “Biz başkalarının bizim için ne söylediğini çok fazla önemsemiyoruz. Şu diplomatın, bu diplomatın, şu ülkenin, bu ülkenin bizim için ne dediği çok önemli değil. Bizatihi bizim halkımızın vicdanındaki bizim yansımamız nedir, bu bizim için önemlidir. Halkımızın boy aynasındaki görüntümüz nedir, bu bizim için önemlidir. Önemli olan halkımızın bizimle ilgili ne düşündüğü ve ne söylediğidir” şeklinde konuştu. Böyle iftiralarla, dedikodularla, çamur atmalarla siyaset yapılmayacağını kaydeden Çelik, şunları söyledi:

“Bu siyaseti yapanların da kesinlikle bu tür dedikodular kendi işlerine de yaramaz, kendi işlerini de görmez. Bu diplomatlar bu bilgileri toplarken belli kaynaklar kullanıyorlar. Amerikalı veya bir başka ülkeden Türkiye’ye gelen büyükelçi, başkonsolos, konsolos, elçilik müsteşarı ve diğer çalışanlar kimlerden bilgi alıyorlar? Brüksel’e gidiyorsunuz, bizim muhalefet ne söylüyorsa veya bizim bazı basın yayın çevreleri ne yazıp çiziyorsa onlar da aynı şeyi söylüyor. Çünkü, onlar buradan alıyorlar. Ve bizimkilerin bizim kendi iç maalesef muhalif çevrelerimizin sesinin yansıması buraya geliyor. Bizimkiler kendi seslerinin yansımasına inanmaya başlıyorlar. Netice itibariyle bu insanlar Türkiye’de siyasetçilerle görüşüyorlar, basın-yayın çevreleriyle, yazar-çizer ekibiyle görüşüyorlar, buradaki üniversite hocalarıyla görüşüyorlar, bazı STK’larla görüşüyorlar. Ve bu görüşmeler neticesinde elde ettikleri duyumları, bilgileri bir şekilde kendi kanaatleriyle, kendi duygularıyla da birleştirerek kendi ülkelerine gönderiyorlar… Bu elçilik görevlileri, bu yabancı diplomatlar buralarda bilgi edinirken medyadan bilgi ediniyorlar, buradaki siyasi çevrelerden bilgi ediniyorlar ve bu bildiklerini kendi duygularıyla düşünceleriyle, varsa ideolojileriyle, siyasi duruşlarıyla birleştirerek kendi ülkelerine yansıtıyorlar. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığının bile çok ciddiye almadığı bazı belgeleri bir bakıyorsunuz bizim memlekette Türkiye’de birileri ciddiye almaya başlıyor.

“Süreç takip edilecek ve gerekli girişimlerde bulunulacaktır”

Daha fazla, daha başka belgelerin de ortaya çıkabileceğini ifade eden Çelik, “Biz bunların içeriğinden ziyade bu işin usulü üzerinde duruyoruz, bu işin prensibi üzerinde duruyoruz. Ve bu bilgiler, bu belgeler bizim dış politikamızı şekillendirmez, bizim duruşumuzu değiştirmez. Komşularımızla ve diğer dünya ülkeleriyle olan ilişkilerimizi şu veya bu şekilde değiştirmez. Bundan sonra da Partimiz açısından da, Hükümetimiz açısından da, ülkemiz açısından da bu süreç takip edilecektir ve daha sonra ortaya çıkan durumlara göre de gereken girişimlerde bulunulacaktır” dedi.

“Bizim ordumuzla itişmemiz, didişmemiz söz konusu değildir”

Hüseyin Çelik, üç generalin görevden alınmasıyla ilgili CHP-MHP genel başkanlarının yaptıkları değerlendirmelere de yanıt verdi. Türk ordusunun herkesin ordusu olduğunu belirten Çelik, ”Ordumuz bu ülkeye aittir. Bizim ordumuzla itişmemiz, didişmemiz söz konusu değildir. Türk ordusu içinde yanlış yapanlar olabilir, bu yanlış yapanlarla ilgili işlem başlatmak Türk ordusuyla itişmek didişmek olarak algılanmamalıdır. Böyle algılayanların bir algı problemi vardır. Söylentilerden ordumuzu kurtarmak, çürük elmaları ayıklamak, ordumuzun itibarı, kurumsal olarak itibarı ve Türk Silahlı Kuvvetler camiasının itibarının korunması açısından kendi başına çok önemlidir” diye konuştu.

“Mehmetçiğimize sahip çıkacağız demek, kışkırtıcılıktan başka bir şey değildir”

Çelik şöyle devam etti:

“Efendim, ‘Balyoz darbe planında adı geçen diğer generaller görevlerinin başındadır. Onlarla ilgili olarak Ağustos’ta terfi problemi söz konusu değildi, terfileri söz konusu değildi. Böyle bir şey olsaydı, onlarla ilgili de aynı işlem yapılırdı’ Bu açıdan şahıslardan yola çıkarak kurumlarla çatışma varmış gibi bir izlenim oluşturmak, kurumların yıpratıldığını iddia etmek, sonra Mehmetçiğimize sahip çıkacağız demek, kelimenin tam anlamıyla kışkırtıcılıktan başka bir şey değildir. Mehmetçik, hepimizin Mehmetçiğidir. Ordu, hepimizin ordusudur. Ordumuzun kurumsal itibarı, camia olarak itibarı, hepimizin itibarıdır. 400’e yakın generalimiz var, niçin bunlardan herhangi birisi değil de 3 kişiyle ilgili olarak böyle bir şey yapıldı? Sanki ortada hiçbir şey yokmuş da, Hükümet birilerine karşı husumet besliyor da, böyle bir şeyi başlatmış, böyle bir işlem başlatmış şeklinde bir propaganda yapmak, hakkaniyetle, gerçekle bağdaşmayan bir tutumdur. Sayın Bahçeli; bölücü canilerle generalleri mukayese ediyor. Adı üzerinde, siz niçin bölücü canilerle generallere yapılan işlemleri, bunların tutumlarını mukayese ediyorsunuz ki, ikisi birbiriyle mukayese edilir mi, mukayese kabul eder mi? Bu açıdan birçok şeyin birbirine karıştırıldığını özellikle ifade etmek isterim. Füze kalkanıyla ilgili olarak bizim İsrail’i koruduğumuzu iddia ediyor Sayın Bahçeli. İsrail’in, Türkiye ile ilgili beslediği duygular bütün dünya tarafından artık biliniyor. Türk Hükümetine yönelik beslediği duygular da bütün dünya tarafından biliniyor. Ama bilmeyen duymayan Sayın Bahçeli, Sayın Kılıçdaroğlu kaldı. İran, halinden memnun. Türkiye’nin füze kalkanı meselesinde Lizbon’da takındığı tavrı, ortaya koyduğu etkinliği, orada kendi tezlerini kabul ettirmesini bütün dünya takdir ederken bizim muhalefetimiz hala başka telden çalmaya devam ediyor. Özellikle bu konuda da çok büyük bir haksızlık içerisinde olduklarını ifade etmek isterim.”

“Camileri yıkan, kapatan CHP’dir”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bazı camilerle ilgili iddialarını da anımsatan Çelik, ”Camilerle ilgili en son konuşması gereken CHP’dir. Camileri yıkan, kapatan, depoya dönüştüren, kışla yapan, hapishane yapan parti CHP’dir” dedi. İmar planı taslaklarında cami olarak geçen bir yere Diyanet İşleri Başkanlığının ”Burada camiye gerek yok” demesi üzerine imar planında değişiklik yapılmasının anormal olmadığını söyleyen Çelik, bu tür şeylerin her zaman yapıldığını belirtti. Kılıçdaroğlu’nun sözcülerinin, ‘Sayın Kılıçdaroğlu belge olmadan konuşmaz’ dediklerini hatırlatan Çelik, şunları söyledi:

“O belgeleri hala bekliyoruz. Şimdi bir iddia atın ortaya, elinize bir dosya alın, bazı kağıt parçaları sallayın, işte belge, böyle belge olmaz. Şimdi dünkü Grup Toplantısında Sayın Kılıçdaroğlu Süleymaniye Camiiyle ilgili yine bir iddia attı ortaya. Bir; Sayın Başbakana hangi yüzle gidip açıyor diyor. Arkadaşlar, Süleymaniye Camiinde bizatihi camideki bütün onarım çalışması tamamlanmıştır, ibadet yerindeki bütün onarım çalışması tamamlanmıştır. Çevre düzeni çalışması devam etmektedir. Şimdi birçok bilirsiniz inşaatta etap etap çalışma yapılır. Aşağı yukarı buradaki keşif bedeli, daha doğrusu burada iki sözleşmenin ayrı ayrı bedeli 21 milyon 220 bin Türk Lirasıdır. Bugüne kadar bunun müteahhidine 16 milyon 30 bin lira para ödenmiştir. Yani toplam eski ifadeyle 21 küsur trilyonluk olan bu işin bedelinin 16 trilyonu ödenmiş, gerisi daha müteahhide ödenmemiştir. Şimdi kesin teslimat yapılmadan, iş teslimi olmadan, bu konuyla ilgili bütün raporlar yazılmadan, fazla ödedin, eksik ödedinden söz edebilir misiniz? Müteahhit yaptığı imalatların parasını, 4 milyona yakın yaptığı imalatların parasını henüz almamıştır. Ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun en büyük mahareti ve marifeti, bir dizi yalanı doğru formatında anlatmaya çalışmasıdır, bu konuda da kendinin inandırıcı olduğunu zannediyor. Geçen hafta söyledim, bu hafta tekrar söylüyorum; camiler üzerinden, ibadethaneler üzerinden en son siyaset yapacak, en son söz söyleyecek kişiler Cumhuriyet Halk Partililerdir. İzmir Bölge Müdürlüğüyle ilgili olan iddiaları söyledim. Kişiler yanlış yapabilir, mühim olan o yanlış yapan kişilerin yakasına siyasi irade yapışıyor mu, yapışmıyor mu. Onu hukuka teslim ediyor mu, etmiyor mu?”

“Sayın Başbakan sahip olduğu şerefin zekatını size verse bu size ömür boyu yeter”

Çelik, Bahçeli’nin 28 Kasımda Antalya Manavgat’ta partisinin belediye başkanlarına yaptığı bir konuşmada, Başbakan Erdoğan’la ilgili ”Şerefsizlik yapmaya devam ediyor” dediğini belirterek, ”Bu sözleri paketleyip size iade ediyoruz. Sayın Başbakan sahip olduğu şerefin zekatını size verse bu size ömür boyu yeter. AK PARTi kimsenin şamar oğlanı değil” diye konuştu.

01.12.2010