“Terör Bir İnsanlık Suçudur”

“Terör Bir İnsanlık Suçudur”


Doç .Dr. Çelik: “Terör Bir İnsanlık Suçudur”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç Dr. Hüseyin Çelik, terör eylemleri ve PKK’nın eylemsizlik kararına ilişkin olarak, “Terör bir insanlık suçudur. Kim tarafından kime karşı, hangi amaçla yapılırsa yapılsın terör bir insanlık suçudur ve bugün de adam öldürmek kötü bir şeydir, yarın da kan dökmek çok kötü bir şeydir ve 8 ay sonra adam öldürmeye başlamak da kesinlikle kabul edilebilir bir şey değil. Eğer insanlar kendi duygularını, düşüncelerini, isteklerini, taleplerini ifade etmek istiyorlarsa bunun yolu şiddet değil, bunun yolu kaba kuvvete tevessül etmek değil, bunun yolu terör değil” dedi.

Doç Dr. Hüseyin Çelik, NTV’de katıldığı canlı yayında; terörle mücadele, taksimdeki saldırı ve PKK’nın çekileceği yönündeki iddialara ilişkin soruları yanıtladı. Taksimdeki saldırıyı gerçekleştiren intihar bombacısının kimliğinin tespit edildiğini hatırlatan Çelik, “İlişkileri, ailesi, mensubiyetleri tespit edildi, PKK örgüt üyesi” dedi. PKK’nın saldırıyı kesin bir dille reddettiğini ifade eden Çelik, “Ancak PKK’nın paravanı olan bir örgüt üstlendi. Adı TAK olan, kısaltılmışı TAK olan bir örgüt üstlendi” dedi. Çelik şunları söyledi: Bu, şunu ifade ediyor: PKK içerisinde, PKK’dan içeri diyebileceğimiz, PKK’nın kontrol ettiği veya edemediği demek ki bazı ayrı ayrı gruplar da var. Tabi bütün bunlar da araştırılıyor. Tabi bir örgütün bunu üstlenmiş olması devletin, Emniyet güçlerinin, istihbarat birimlerinin bu konuyla ilgili detaylı bilgiler için araştırma yapmayacağı anlamına gelmiyor. En ince detaya varıncaya kadar bu mesele araştırılıyor.”

“Kış şartlarında PKK militanlarını Kuzey Irak’a çekiyor”

PKK’nın çekildiği yönündeki iddiaları da değerlendiren Çelik, “PKK tarafından ilan edilmiş, deklere edilmiş, böyle ‘çekiliyoruz, Türkiye sınırlarını terk ediyoruz’ diye bir açıklamanın bugüne kadar yapıldığını sanmıyorum” dedi. Çelik şunları ifade etti:

“Ayrıca dediğim gibi biz Hükümet yetkililerimize de meseleyi sorduğumuzda onlar da bugüne kadar olup bitenin dışında bir farklılık görmediklerini ve bu anlamda bir karar veya bir eylemden söz etmiyorlar, böyle bir şey olmadığını söylüyorlar. Ama biliyorsunuz kış ayları bastırmaya başladıktan sonra malumunuz genellikle Doğu’da özellikle yüksek kesimlere şimdiden kar yağmaya başladı. Kış şartlarında PKK zaten her mevsim sonbaharda militanlarını özellikle Kuzey Irak’a çekiyor, büyük çapta oralarda bulunmuyorlar. Böyle bir hareketlilik olabilir, yani gazetelere yansıyan haberler bunun sonucu olabilir. Bir eylemsizlik kararı aldılar. Tabi ben bu eylemsizlik kararının süreli değil, daimi olmasını diliyorum. Çünkü terör bir insanlık suçudur. Kim tarafından kime karşı, hangi amaçla yapılırsa yapılsın terör bir insanlık suçudur ve bugün de adam öldürmek kötü bir şeydir, yarın da kan dökmek çok kötü bir şeydir ve 8 ay sonra adam öldürmeye başlamak da kesinlikle kabul edilebilir bir şey değil. Eğer insanlar kendi duygularını, düşüncelerini, isteklerini, taleplerini ifade etmek istiyorlarsa bunun yolu şiddet değil, bunun yolu kaba kuvvete tevessül etmek değil, bunun yolu terör değil.”

“Bugün Kürtlerin varlığını inkar eden bir devlet anlayışı yok”

İnsanların görüşlerini konuşarak, demokratik zeminlerde de çok rahatlıkla ifade edebileceklerini belirten Çelik, “Nitekim Hükümetimizin Türkiye’de oluşturmuş olduğu bu demokratik atmosferde bunlar rahatlıkla yapılabiliyor. Bunu söylediğimiz zaman birileri çıkıyor, efendim öyle diyorsunuz ama düz ovada siyaset işte yapılanlar da içeri atılıyor. Bugüne kadar ben siyaset yaptığı için içeri atılan insanların olduğunu açıkçası bilmiyorum” diye konuştu. Çelik şöyle devam etti:

“Eğer, bir şeyin organizatörü olmak, ona lojistik destek sağlamak, ona militan kazandırmak, ona parasal kaynak temin etmek suçlarını işliyorsanız, siz bilfiil o fiili işlemiş sayılırsınız, onun ortağı konumuna gelirsiniz. Bir banka soyan birisi kasayı açmakla uğraşır, birisi elinde silah bulundurup oradaki güvenlik güçlerini tesirsiz hale getirir, biri de ileri gözetleyicilik yapar. Bunlar hepsi o organize suçun ortağı kabul edilir. Eğer bizatihi siyaset yapmaktan söz ediyorsanız, şu anda Türkiye’de diyelim ki BDP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir grubu var. Arkadaşlar kürsüye çıkıyorlar, zaman zaman da çok ileri şeyler söylüyorlar. Yani birçok insanı rahatsız edecek şeyler de söyleyebiliyorlar, kendi Grup toplantılarını da yapabiliyorlar, Meclis Genel Kurulu’nda kanunlar üzerinde partilerin görüşlerini ifade ettikleri gibi bireysel görüşlerini de ifade ediyorlar, soru önergesi de verebiliyorlar. Türkiye gündemiyle ilgili her konuda fikirlerini açıklayabiliyorlar. Dolayısıyla düz ovada siyaset yapmak bir terör örgütüyle bağlantılı olarak eğer yapılıyorsa bunu anlatamazsınız, yani bunu düz ovada siyaset yapmak olarak değerlendiremezsiniz. Bugün dağa çıkan, eline silah alan insanlar niçin çıktılar? Diyorlardı ki ‘devlet varlığımızı, Kürtlerin varlığını inkar ediyor, devlet bizim dilimizi yok sayıyor’. Peki var mı bugün Kürtlerin varlığını inkar eden bir devlet anlayışı? Yok. Bir Hükümet anlayışı hiç yok. Dilini inkar eden var mı? Yok. Bu alanda yapılan birçok çalışma, meydana gelen gelişmeleri hepimiz birlikte takip ediyoruz. Hükümetimiz hukuk devleti, demokratikleşme ve kültürel haklar başlığı altında, 35-40 başlık altında çok önemli adımlar atmıştır. Bu açıdan artık Türkiye’de 21. yüzyılda 2010 yılında şiddet ve terör gündemimizden çıkmalıdır. Bir kendini ifade etme biçimi olmamalıdır, bir sorun çözme aygıtı olarak hiç kimse tarafından görülmemelidir. Eğer PKK’lılar çekiliyorsa bu da sevindirici bir şey olarak değerlendirilir. Ümit ederiz de bu kalıcı olur.”

“Hükümet ‘soft power’ denilen bütün güçleri devreye sokuyor”

Terörle mücadelede Hükümetin bütün güçleri devreye soktuğunu belirten Çelik, “Türkiye’de Hükümet, kanın durması için, terörün bitmesi için ve bu ülkedeki etnik grubu ne olursa olsun bütün insanların kardeşliğini temin etmek adına, huzur ve barışı temin etmek adına bizim “soft power” dediğimiz, yumuşak güç dediğimiz bütün güçleri de devreye sokuyor” dedi. Çelik şöyle devam etti:

“Şimdi bu diğer türlü silahlı güçlerinizi devreye zaten sokmuşsunuz. 1984 yılından bu yana yıllar yılıdır polisiye ve askeri tedbirler zaten devrede. Ama yumuşak güç dediğimiz, İngilizce’deki ifadesiyle ‘soft power’ dediğimiz güç ilk defa AK PARTi Hükümeti tarafından devreye sokulmuştur. Bunun diplomatik ayakları var. Yurt dışındaki PKK’nın desteğini kesmek, lojistiğini kesmek gibi bir ayağı var bunun. Ve İran’ın desteğini alma, bölge ülkeleri Suriye’nin desteğini alma, Irak’ın desteğini almak gibi bunun bir ayağı var, işin dış politikayla, diplomasiyle ilgili bir tarafı var. Bunun bir başka ayağı, ülke içerisinde yapılması gereken ekonomik ayağı var, bunun siyasi, kültürel ayağı var, bunun psikolojik, sosyolojik boyutları var ve kırılmış olan gönülleri onarmakla ilgili bir boyutu var. Şimdi bütün bunları AK PARTi devreye sokuyor. Şimdi bunları yaparken, demokratik açılım yaparken eğer orada bir muhalefet partisi bu hıyanettir, bu ihanettir, bu PKK’yla pazarlıktır, bu mücadele değil, müzakeredir derse bu memlekete iyilik yapmış olmazsınız. Çünkü, terör sadece AK PARTi’ye, AK PARTi’nin liderine, AK PARTi’nin mensuplarına zarar vermiyor. Terör, 73 milyonun hepsine zarar veriyor, 40 küsur bin insanımız telef oldu bu terörle birlikte. Bu açıdan herkes üzerine düşen sorumluluğu yapmalı. Şunu da halkımla çok net bir şekilde paylaşmak istiyorum. Sanki masanın bir tarafında AK PARTi Hükümeti oturmuş, bir tarafında BDP, PKK oturmuş bir pazarlık yapılıyor gibi bir propaganda yapılıyor, böyle bir görüntü verilmeye çalışılıyor.”

05.11.2010