“Türkiye’de Halkın İradesine Dayalı Bir Değişim Rüzgarı Var. Bu Rüzgarın Önünde CHP...

“Türkiye’de Halkın İradesine Dayalı Bir Değişim Rüzgarı Var. Bu Rüzgarın Önünde CHP de Başkası da Du


Doç. Dr. Çelik: “Türkiye’de Halkın İradesine Dayalı Bir Değişim Rüzgarı Var. Bu Rüzgarın Önünde CHP de Başkası da Duramaz”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, CHP’nin başörtü sorunun çözümüne yönelik tavrına ilişkin olarak, “Bu uzlaşmaz tavrını, bu görüşmeye, konuşmaya, müşterek iş yapmaya, ülkenin problemlerini birlikte halletmeye yanaşmayan, iztemezükçü CHP’yi biz tanıyoruz… Türkiye’de halkın iradesine dayalı bir değişim, dönüşüm rüzgarı var. Bu rüzgarın önünde CHP de duramaz, başkası da duramaz” dedi.

Doç. Dr. Çelik, konuk olduğu TRT Türk Televizyonunda yayınlanan Türkiye’de Geceyarısı” programında başörtü sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başörtü sorunun çözümü için AK PARTi Grup Başkan Vekillerinin, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilere ziyaretini ve CHP’nin ise çözüm kapısını kapatmasına ilişkin olarak, “Aslında biz bu CHP’yi tanıyoruz. Ve açıkçası Cumhuriyet Halk Partisi geçmişte de bu tavrını, bu uzlaşmaz tavrını, bu görüşmeye, konuşmaya, müşterek iş yapmaya, ülkenin problemlerini birlikte halletmeye yanaşmayan, iztemezükçü CHP’yi biz tanıyoruz” dedi. Çelik şunları söyledi:

CHP’lilerin tavrı şuna benziyor. Elazığlı kız, annesine diyor ki anne, komşunun düğünü var, biz gidecek miyiz diyor. Onlar da komşuyla limonidirler araları pek iyi değil. O da diyor ki kızım, davet ederlerse gitmeyek, davet etmezlerse küsek. Şimdi CHP’nin tavrı budur. Hatırlamaya çalışalım, Anayasa değişikliği esnasında, bu çalışmalar esnasında, biz kapağını açmayız, bu Meclis Anayasa yapamaz, elletmeyiz, dokundurtmayız, yokuz, görüşmeyiz gibi tavırlar sergilediler. Meydanlarda da bunu halkla paylaştılar ve halkımız kendilerine en büyük dersi verdi. Şimdi bugün, efendim biz dedik ki biz iktidara gelirsek çözeriz beyanında bulundular. Bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelmeyeceği için, eğer biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelişini beklersek, bu problem de kıyamete kadar sürer. Çünkü bu CHP’yi halk iktidar yapmaz. Niçin? Çünkü bu statükocu yapı, kendisini ev sahibi, halkı adeta burada misafir kiracı gibi gören bir zihniyettir. Halbuki demokrasi, halkın sosyoekonomik, sosyokültürel taleplerine çareler, çözümler üretme işidir. Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir siyasi partiye iktidar yetkisi verilmiştir, birine muhalefet yetkisi verilmiştir, birine ana muhalefet yetkisi verilmiştir. Maalesef Cumhuriyet Halk Partisi kendi üzerine düşen ana muhalefet görevini yapmıyor. Ama şunun altını çizmek isterim: CHP’nin paşa gönlü razı olmadı diye meseleler çözümsüz kalmaz. Türkiye’de değişimden, dönüşümden yana, demokratik standartların yükseltilmesinden yana, üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğünden yana, halkın iradesine dayalı bir değişim, dönüşüm rüzgarı var. Bu rüzgarın önünde CHP de duramaz, başkası da duramaz. Biraz ertelenebilir, biraz ötelenebilir, biraz daha belki insanlarımız, genç kızlarımız mağdur olabilir. Ama ben, bu bireysel hak ve özgürlüklerin eninde sonunda gelişmiş Batı ülkeleri standardına ulaşacağına inanıyorum. Ve Türkiye bunu yapmaya muktedirdir. CHP’yi de kendi tavrıyla elbette baş başa bırakacağız.

“CHP, armudun sapı, üzümün çöpü, davul tozu, minare gölgesi türünden taleplerle bu meseleyi çıkmaza sokmaya çalışıyor”

CHP Grup Başkan Vekili Kemal Anadol’un “Ülkede demokratik açıdan başka sorunlar var, YÖK gibi, dokunulmazlıklar konusu gibi. Niye sadece tek bir soruna odaklanıyoruz, bunu bir paket halinde ele alamaz mıyız” şeklindeki sözlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çelik, “Bu aslında topu taca atmaktır. Şu anda diyelim ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Sayıştay kanunu görüşülüyor. Şimdi Türkiye’nin tek meselesi Sayıştay meselesi midir, şu da var, şu da var diye 10 tane daha madde sayarsanız, sizin derdiniz üzüm yemek değil, bağcı dövmektir” dedi. Bu sorunun yıllardan beri adeta kangren olmuş bir sorun olduğunu ve toplumun gündeminde bulunduğunu ifade eden Çelik, “Biz zaten kamuoyuna taahhütte bulunduk, 2011 yılında yapılacak seçimlerden sonra oluşacak Meclis tablosu içerisinde biz yepyeni, çağdaş, demokratik standartları yüksek, bireyi devlet karşısında garantiye alan bir Anayasayı zaten kamuoyuna vaat ettik. Ama CHP’nin bugünkü tavrı, armudun sapı, üzümün çöpü, davul tozu, minare gölgesi türünden taleplerle, bu meseleyi aslında ipe un sererek kendi akıllarınca çıkmaza sokmaya çalışıyorlar” diye konuştu. Çelik şöyle devam etti:

“Aslında CHP’nin temel problemi şudur: Her ne kadar liderleri meydanda biz bunu çözeriz, biz bunun çözümünden yanayız dediyse de, bugün Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde çok ciddi anlamda bu işe muhalefet var. En azından milletvekillerinin yarısı, üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kalkmasını istemiyor. CHP mertçe çıkıp dese ki arkadaş, biz kendi içimizdeki sıkıntıyı gideremediğimiz için biz patinaj yapıyoruz derse, bu dürüstçe bir tavır olur ama, bunu söyleyemiyorlar, mesele bundan ibarettir.”

“Bugüne kadar fiili olarak uygulanan başörtüsü yasağı, bir keyfi uygulamadır”

Türkiye’de aslında başörtüsü, üniversitelerdeki başörtüsünü de yasaklayan bir Anayasa maddesinin de, kanun maddesinin de olmadığını kaydeden Çelik, “Anayasa Mahkemesi, 1989’da çeşitli zamanlarda bazı kararlar vermişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yasama faaliyetlerini denetleyen Anayasa Mahkemesi elbette bazı kararlar verir. Anayasa Mahkemesi daha önce başörtüsünü serbest bırakan bir kanunu iptal falan da etmiş değil aslında. Bugüne kadar fiili olarak uygulanan başörtüsü yasağı, bir keyfi uygulamadır. Kesinlikle bunun Anayasal ve yasal bir zemini yoktur” dedi. Çelik şunları kaydetti:

“Aslında Türkiye’de bir Anayasa değişikliği bu konuda gerekir mi, gerekmez mi, bakın biz bunu muhalefete giderken, kendi taslağımızı, kendi çözümümüzü onlara götürüp dayatmak istemedik. Dedik ki 4 siyasi partinin grup başkan vekilleri bir araya gelsinler, ortak aklı çalıştırsınlar, Anayasa değişikliği mi gerekiyor, yasal değişiklik mi gerekiyor, ha bunların hiçbirisi gerekmiyor da fiili durumla mesel çözülebilir mi? Bakın İngiltere’de Anayasa yoktur. Ama İngiltere’de halkın kendi arasında oluşturduğu bir prensipler bütünü vardır, bu da yazılı değildir, ama bu uygulamadadır. Onun için fiili olarak bu mesele çözülebilir mi, birbirimizi anlayarak bu meseleyi çözebilir miyiz? Bakın birbirimiz hoş görerek değil, hoş görmek üstünün alttakini aslında tolere etmesidir. Kimse kimseyi tolere etme hakkına da sahip değil. Biz herkesin nefes alacağı bir toplumun özlemi içerisindeyiz, gayretimiz bu yöndedir.”

21.10.2010