“Laiklik, İnsanların Kendi Dinlerini Çok Rahatlıkla Yaşayabildiği Sistemin Adıdır”

“Laiklik, İnsanların Kendi Dinlerini Çok Rahatlıkla Yaşayabildiği Sistemin Adıdır”


Doç. Dr. Çelik: “Laiklik, İnsanların Kendi Dinlerini Çok Rahatlıkla Yaşayabildiği Sistemin Adıdır”

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Hüseyin Çelik, “Laiklik, insanların kendi dinlerini çok rahatlıkla yaşayabildiği, dinin, din kurallarının devleti yönetmediği, ama devletin de insanların inançlarına, dinlerine müdahale etmediği, din ve vicdan özgürlüğünün gerçek anlamda yaşandığı sistemin adıdır. Fakat esas mesele, Türkiye’deki kibirli statükocular, maalesef laikliği farklı anlıyorlar. Bu laiklik anlayışı Türkiye’yi bugüne getiren, bu çıkmazlara sokan laiklik anlayışıdır. Dindarın dinini yaşayabildiği, dinsizin de dinsiz olarak yaşayabildiği bir ülke varsa, orada laiklik uygulanıyor demektir” dedi.

Doç. Dr. Çelik, konuk olduğu TRT Türk Televizyonunda yayınlanan Türkiye’de Geceyarısı” programında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Türban düzenlemesinin laiklik ilkesine aykırı” olduğu yönündeki açıklamasını değerlendirdi. Çelik, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın daha önce de AK PARTi’ye bir kapatma davası açtığını hatırlatarak, “Ve bu kapatma davası Türkiye’nin 20 milyar dolar zarar etmesine sebep oldu. Yeryüzünde iktidar partisine kapatma davası açmış bir Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yoktur” dedi. Çelik şunları söyledi:

“Niye iktidar partisine kapatma davası açılmaz? Çünkü iktidar partisinin bütün yaptığı işler, işlemler, yani hükümetin yaptığı bütün işler ve işlemler denetime tabidir, Danıştay denetimine tabidir. Yasama faaliyetleri yaptığı zaman Anayasa Mahkemesi’nin denetimine tabidir. Mali olarak da zaten yine Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmektedir. Bu açıdan iktidar partisine yeryüzünde dava açma rekoru veyahut da bu şeref eğer bir şerefse, Türkiye’ye mahsustur. Şimdi o gün bunu yapan Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, şimdi tam bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde müzakereler başlarken, zamanlaması itibariyle de çok manidardır. Pat diye böyle bir açıklama yaptı. Laiklik, insanlara yaşam biçimi dayatma değildir. Kendi kıyafetinizi zorla başkasına giydirme değildir. Laiklik, insanların kendi dinlerini çok rahatlıkla yaşayabildiği, dinin, din kurallarının devleti yönetmediği, ama devletin de insanların inançlarına, dinlerine müdahale etmediği, din ve vicdan özgürlüğünün gerçek anlamda yaşandığı sistemin adıdır.”

“Dindarın dinini yaşayabildiği, dinsizin de dinsiz olarak yaşayabildiği bir ülke varsa, orada laiklik uygulanıyor demektir”

Çelik şöyle devam etti:

Esas mesele, Sayın Haşim Kılıç’ın, efendim kibirli statükocular, statükonun ve statükonun kibirli mensupları dediği kesimler, maalesef laikliği farklı anlıyorlar. Bu laiklik anlayışı Türkiye’yi bugüne getiren, bu çıkmazlara sokan laiklik anlayışıdır. Aslında laiklik anlayışı, 82 Anayasasının bile gerekçesine, 24. maddenin gerekçesine bakıldığı zaman, laiklik anlayışı çok iyi ifade edilir. Dindarın dinini yaşayabildiği, dinsizin de dinsiz olarak yaşayabildiği bir ülke varsa, orada laiklik uygulanıyor demektir. Bir örnek vereceğim. Aziz Nesin dedi ki ben Ateistim, ben inanmıyorum. Ben öldüğüm zaman camiye götürmeyin, İslam dininin kurallarına göre de beni gömmeyin dedi. Vasiyeti yerine getirildi, cesedi yakıldı, külleri de vakfının bahçesine gömüldü. Onu seven gençler, onun ölüm yıldönümünde toplanıp bağlama çalıp, orada türkü söylüyorlar. Kimse ona mevlit de okutmuyor, Fatiha da okumuyor. Şimdi Aziz Nesin’in bu ülkede dinsiz olarak yaşama ve dinsiz olarak ölme hakkı varsa, bu ülkenin dindar, mütedeyyin insanlarının da kendi dini inançları doğrultusunda yaşama ve şekilde ölme hakları vardır. Bunu temin ederim, bunu garanti altına alan da laik devlettir.

21.10.2010