Genel

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu,

Hüseyin Çelik’in oğlunun nikah şahitliğini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ATO Congresium’da basına kapalı gerçekleşen düğüne eşi Emine Erdoğan ile katıldı.

AK Parti Genel Başkan Başdanışmanı Çelik’in oğlu Ali Ekrem Çelik ve gelin Esin Erdal çiftinin nikah şahitliklerini Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez yaptı.

Çiftin nikahını Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek kıydı.  Düğüne çok sayıda AK Partili bakan, milletvekilinin yanı sıra sanat ve iş dünyasından da davetli katıldı.

AK Parti Genel Merkezi’nde, Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında yapılan MKYK Toplantısı’nın ardından basın toplantısı düzenlendi.

Tanıtım ve Medya Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik ve eski Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, toplantı salonuna birlikte gelerek ortak basın açıklaması yaptı.

Çelik, 112. MKYK Toplantısı’nın Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında yapıldığını belirterek, bu toplantıda bazı görev değişiklikleri olduğunu söyledi.

Çelik, 2009 yılından beri yaklaşık 5 yıldır yürüttüğü AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve Parti Sözcülüğüne, eski Başbakan Yardımcısı Atalay’ın getirildiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Sayın Başbakanımız çağırdı ve bir görev değişikliği yapmak istediğini söyledi. Yeni göreve, Tanıtım ve Medya Başkanlığına ve Parti Sözcülüğüne, 13 yıla yakındır çeşitli bakanlıklarda bulunan, son olarak Başbakan Yardımcımız olan, değerli  Beşir Hocamızın, biz kendisine bakan da olsa Başbakan yardımcısı da olsa ‘ağabeyimiz, hocamız’ deriz, değerli hocamıza bu görevi devretmemizi arzu ettiğini söyledi. Beni de yanında, yakınında ve etkin bir şekilde danışman olarak arzu ettiğini ifade etti” diye konuştu.

Basın huzurunda, sembolik de olsa bir devir teslim yapmak istediklerini dile getiren Çelik, “Benden sonra bu göreve, birikimiyle, tecrübesiyle ve gerçekten hepimizin ağabeyi olarak baktığımız değerli bir insanın benden bu görevi devralmasından büyük bir gurur duyduğumu ifade etmek isterim” ifadesini kullandı.

Tanıtım ve Medya Başkanlığına Atalay getirildi

AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı ile Parti Sözcülüğüne getirilen Beşir Atalay da kendisi için sürpriz olarak tevdi edilen görev değişikliği olduğunu söyledi.

Önemli devir teslimlerin ve görev değişikliklerinin olduğu günler yaşadıklarını ifade eden Atalay, “Ben de Başbakanlık’taki odamı ve  görevimi yeni başbakan yardımcımıza devretmiştim. Şimdi de burada yeni bir görevlendirme oldu. Bizler için biliyorsunuz AK Parti şemsiyesi altında, dava sadakati ve verilen görevi en iyi yürütmek esastı. Bizlerin, kardeşliğimiz çok derindir. Hüseyin Hocamızla bizim hukukumuz çok eskidir” ifadelerini kullandı.

Çelik’in, Genel Merkez binasında, Genel Başkan ile aynı katta, danışman konumunda görev yapacağını anlatan Atalay, “Yine birlikte olacağız. Ben kendisine çok teşekkür ediyorum. Bu kadar uzun yıllar bu önemli görevi yürüttü. Şimdi de inşallah kendi yardımlarıyla tavsiyeleriyle ben yürütmeye çalışacağım ve birlikte olacağız. Allah razı olsun ve yeni görevinde başarılar diliyorum” diye konuştu.

MKYK Toplantısı’nda alınan kararlara ilişkin gazetecilere bilgi veren Atalay, bundan sonra, partideki toplantılar sonrası ve parti adına gerekli açıklamaları Tanıtım Medya Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü olarak kendisinin yapacağını bildirdi.

Partideki görev dağılımında 3 değişiklik yapıldığını kaydeden Atalay, AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcülüğüne kendisinin görevlendirildiğini, Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına da İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un getirildiğini söyledi.

Atalay’ın açıkladığı değişikliklere göre partideki görev dağılımı şöyle:

“Siyasi Hukuki İşler Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin,

Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu,

Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop,

Tanıtım ve Medya Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Beşir Atalay,

Dışilişkiler Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay,

Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar,

Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Abdülhamit Gül,

Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Mehmet Muş,

Halkla İlişkiler Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık,

Mail ve İdari İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nuretnin Nebati,

Ar-Ge Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem,

AK Parti Genel Sekreteri Haluk İpek.”

Atalay, yeni Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin pazartesi günü saat 18.00’de ilk toplantısını yapacağını, toplantıda 5. Olağan Genel Kurul ile ilgili çalışmaları görüşeceklerini kaydetti.

“Şu günlerin, şu  ayların Türkiye için büyük değişime sahne olduğunu hepimiz biliyoruz” diyen Atalay, şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanımız değişti. İlk defa halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı göreve başladı. Dün muhteşem devir teslim töreni yapıldı. Ayrıca doğrusu uluslararası büyük katılımla bugün ifade edildi. 94 ülkeden temsilcinin katıldığı bir törendi. Büyük bir organizasyon, disiplin, zarif konuşmalar ve aynı çizgiden gelen bu partinin kurucuları olan iki kardeş birbirine cumhurbaşkanlığını devretti. 11. Cumhurbaşkanımızı da dün havaalanından uğurlamış olduk.”

Bugün güzel bir ortamda devir teslim çalışmalarını yerine getirdiklerini dile getiren Atalay, “Doğrusu konuşmalar, görevden alınan veya göreve gelen arkadaşlarımızın birbirine karşı tutumları dikkate değer. Doğrusu Türkiye’de bunlar az rastladığımız şeyler. Burada sizlere onu hatırlatmak istiyorum. Dün iki cumhurbaşkanımızın birbirine sergilediği o törendeki tavırları, bugün bütün bakan arkadaşlarımız aynı şekilde devam ettirdiler” diye konuştu.

Atalay, pazartesi günü 62. Hükümetin, ilk Bakanlar Kurulu Toplantısı’nı gerçekleştireceğini ve TBMM Genel Kurulu’nda Hükümet Programı’nın okunacağını bildirdi.

Beşir Atalay, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı’nın ardından, basın açıklaması yaparak, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gelecek haftanın yoğun geçeceğini, 1 Eylül Pazartesi günü saat 10.00’da Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında, 5. AK Parti hükümeti olan 62. Hükümetin bakanlar kurulunun toplanacağını, aynı gün saat 12.30’da AK Parti TBMM Grubu’nun toplanacağını ifade eden Atalay, grup toplantısının ardından saat 14.00’de TBMM Genel Kurulu’nda 62. Hükümet Programı’nın okunacağını söyledi.

MKYK Toplantısı’nın ardından Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu başkanlığında bir ekibin hükümet programı üzerindeki çalışmalara devam ettiğini belirten Atalay, hükümet programı üzerindeki görüşmelerin 4 Eylül Perşembe günü saat 14.00’de TBMM Genel Kurulu’nda başlayacağını, 6 Eylül Cumartesi günü saat 14.00’de güven oylaması yapılacağını kaydetti.

Beşir Atalay, pazartesi günü Meclis’in ilk toplantısında milletvekili olmadan başbakan yardımcılığı görevine getirilen Numan Kurtulmuş’un yemin edeceğini, daha sonra da Meclis’in torba kanunun görüşmeye devam edeceğini, bu görüşmelerin de 3 günde tamamlanmasının ardından Meclis’in 1 Ekim’de normal programına göre tekrar açılacağını ifade etti.

MKYK Toplantısı’nda AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi’nin geniş bir değerlendirmesini yaptıklarını dile getirerek, kongre organizasyonunda görev alanlara teşekkürlerin iletildiğini belirten Atalay, tek adayla gidilen büyük kongrede oylamaya çok yüksek bir katılım olduğunu, bunu AK Parti olarak önemsediklerini vurguladı.

Hükümet Sözcüsü Arınç, AK Parti Sözcüsü Atalay

“Hükümet sözcüsü olarak Bülent Arınç Bey devam edecek, parti sözcüsü olarak ben yürütmüş olacağım” diyen Atalay, AK Parti’nin tanıtım ve medyayla ilgili biriminin kendi dönemindeki çalışmaları anlattı.

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Atalay, bir gazetecinin “Sayın Erdoğan, Davutoğlu’nun ismini açıklarken tercih olarak paralel yapıyla mücadelenin etkili olduğunu söylemişti. Genel Merkez’deki değişikliklerde kriter nedir?” sorusuna, “Bu değerlendirmeyi, bu görevlendirmeyi yapanlara sormak daha uygun olur ama paralel yapıyla ilgili parti olarak ve hükümet olarak kararlılığımızı, o konudaki politikamızı hepiniz biliyorsunuz. O konunun detaylarını, geçmişini en çok bilenlerden birisiyim, eski bir içişleri bakanı olarak. O konudaki bizim mücadelemiz sürer, orada hiçbir zafiyet söz konusu olmaz” yanıtını verdi.

Atalay, bir soru üzerine de AK Parti Genel Başkan yardımcılığı ve Parti Sözcülüğü görevinin kendisi için sürpriz olduğunu belirterek, “Bakanlığı, başbakan yardımcılığını ve odamı devrederken böyle bir görevi bilmiyordum. MKYK Toplantısı’ndan 5 dakika önce Genel Başkanımızın özel kalemi beni genel başkanımızın odasına davet etti ve orada bu görev tevdi edildi, benim için de sürprizdir” ifadelerini kullandı.

Beşir Atalay, pazartesi yapılacak MYK Toplantısı’nda, AK Parti’nin 2015 yılının sonbaharında gerçekleştirilmesi planlanan 5. Olağan Büyük Kongresi için hazırlık mahiyetindeki çalışmaların da ele alınacağını ifade ederek, büyük kongreye kadar belde, ilçe, il kongreleri ve büyük kongre delegelerinin belirlenmesi gibi çalışmalara ilişkin teşkilat başkanlığının yürüttüğü çalışmaların ele alınacağını söyledi.

Bu arada AK Parti Ekonomi İşleri Genel Başkan Yardımcılığına getirilen İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, yeni görevini, yarın saat 15.00’de Başbakan Yardımcılığına getirilen Numan Kurtulmuş’tan devralacak.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, düzenlediği basın toplantısında, AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi'ne ilişkin hazırlıkları anlatarak, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. 

AK Parti'nin olağanüstü kongrelere alışkın olmadığını, ilk defa olağanüstü bir kongre yapacaklarını ifade eden Çelik, partinin bugüne kadar gerçekleştirdiği 4 olağan kongrenin diğer siyasi partilere örnek olabilecek kongreler olduğunu söyledi. 

Kongrelerin siyasi partiler için bir hesaplaşma, hesapları gözden geçirme faaliyetleri olduğunu, AK Parti'nin de her büyük kongresinde delegelerine, seçmenlerine ve halka hesap vererek bugüne kadar geldiğini ifade eden Çelik, yarınki olağanüstü büyük kongrede de AK Parti'nin kuruluşundan bu yana neler yapıldığını, nelerin başarıldığını ve bundan sonra da nelerin yapılacağının halkla paylaşılacağını aktardı.

Hüseyin Çelik, AK Parti'nin dünyadaki en büyük sivil siyasal organizasyonlardan biri olduğunu belirterek, “Bizim kongrelerimizde havada uçuşan sandalyeler, yumruklar konuşmaz. Ağızlar, diller gönüller konuşur. Gözler hüzün veya sevinç gözyaşları veya sevgi parıltıları dökerek konuşur. 9 sefer sandıktan şampiyon olmuş bir siyasi hareketten söz ediyoruz. Böyle bir siyasi hareket bugün bir dönüm noktasındadır. Her son aynı zamanda yeni bir başlangıçtır” diye konuştu.

AK Parti'nin, Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, milletin oylarıyla 12. Cumhurbaşkanı seçilmiş olmasından dolayı zaruri olarak olağanüstü kongreye gittiğine değinen Çelik, genel başkanlığa Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun aday olduğunu anımsatarak, kongrenin sonuçlarının merak edilmediğini söyledi.

Çelik, kongreye 3 bin kişinin davetli olarak katılacağını, 81 ilden bin 20 otobüsle 40 bin kişinin Ankara'ya geleceğini, siyasi parti, tüccar, sanayici, esnaf, işçi, memur ve işverenlerin sivil toplum kuruluşları ile sendika temsilcilerinin de kongreye davetli olarak katılacaklarını anlattı. 

Kongre olağanüstü olduğu için sınırlı sayıda yabancı konuk davet ettiklerini, kendiliğinden katılma arzusunda olan yabancı konuklar da olacağını ifade eden Çelik, “Yurt dışından gelen, özellikle kalburüstü insan sayısı olarak zikredeyim, 70'in üzerinde bir katılım var'' ifadesini kullandı. 

Hüseyin Çelik, kongreyi 100'ü yabancı, teknik ekipler de dahil 900'ün üzerinde basın mensubunun takip edeceğini dile getirerek, AK Parti'nin her organizasyonuna olduğu gibi olağanüstü büyük kongresine de basının ilgisinin üst düzeyde bulunduğunu vurguladı. 

AK Parti'nin olağan kongresinin de herhangi bir değişiklik olmaması halinde 2015 yılının sonbahar aylarında gerçekleştirileceğini anımsatan Çelik, bu kongrenin de diğer siyasi partilere örnek olacak ve AK Partiye yakışır şekilde gerçekleştileceğini söyledi.  

AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi'nin organizasyonunda 2 bin 500 kişinin görev aldığını, medyanın ve davetlilerin her türlü ihtiyacının karşılanması için büyük çaba harcadıklarını ifade eden Çelik, salona sığmayan partililer için de 2 bin 500 metrekarelik birkaç çadır kurulduğunu, buralarda da vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanacağını aktardı. 

Özürlüler için özel hazırlıklar

Özürlüler için özel hazırlıklar yapıldığını, braille alfabesiyle hazırlanmış yaka kartları ile işaret levhaları kullanıldığını, engellilerle ilgili bilimsel çalışma yapan kişilerin de kongreye davet edildiğini anlatan Çelik, özürlülerin haklarının yer alacağı kitapçıkların da yine braille alfabesiyle hazırlanarak, salonda dağıtılacağını belirtti.

Salona girişlerin sabah 07.30'da başlayacağını, AK Parti Genel Başkan adayı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile eşi Sare Davutoğlu'nun salona 09.40'da girerek, katılımcıları selamlamalarının planlandığını ifade eden Çelik, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan'ın ise saat 09.45'te salona girmesi ve hazırlanan platform üzerinde tur atarak, partilileri selamlamalarının öngörüldüğünü söyledi. 

Erdoğan'ın, salona girmeden önce dışarıda bekleyen kalabalığa hitap etmesini beklediklerini, buradaki konuşmanın da dev ekranlarla salona aktarılacağını dile getiren Çelik, saat 10.00 itibarıyla kongrenin resmi olarak başlamasını öngördüklerini, sırasıyla AK Parti iktidarlarının icraatları ile Erdoğan'ın siyasi geçmişinin konu edildiği iki ayrı filmin izlettirilmesinin ardından Erdoğan'ın salona hitap edeceğini ifade etti.

Erdoğan'ın konuşmasının ardından, “Bizim Hikayemiz” adını taşıyan AK Parti'nin siyasi hareketine ilişkin başka bir film gösteriminin olacağına değinen Çelik,  Davutoğlu ile ilgili bir tanıtım filminin de izlettirileceğini söyledi. 

Yabancı konuklar için resepsiyon

Kongre devam ederken 15.00-16.00 saatlerinde salonunun üst katında yabancı misafirlere bir resepsiyon verileceğini ve daha sonra seçime geçileceğini belirten Çelik, resmi sonuçların açıklanmasıyla olağanüstü büyük kongreyi tamamlayacaklarını kaydetti.

Çelik, görsel olarak hazırlanan filmlerin yanı sıra AK Parti'nin seçim şarkılarının da seslendirileceği kongrenin AK Parti ve Türkiye için hayırlı olmasını diledi. 

Çelik, bir gazetecinin, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, dün Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamasındaki bazı sözlerinin, kabine üyelerinin istifasını sunduğu yönünde değerlendirildiğini hatırlatması üzerine, toplantıdan sonra Arınç ile görüştüğünü söyledi.

Arınç'ın, “Bunun bütün Bakanlar Kurulu üyelerini kapsayan bir şey olmadığını ifade ettiğini” belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Bir hükümetin başbakanı değiştiği zaman o hükümetin bütün üyeleri otomatik olarak zaten düşecektir. Kimsenin istifa etmesine falan da gerek yok zaten. Yani Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28'inde ant içip Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde mazbatasını alıp, ant içip Cumhurbaşkanlığı görevine fiili olarak başladıktan sonra zaten 61. hükümet fiilen sona ermiş demektir. Şu anda herkes görevinin başındadır zaten.”

Yeni hükümet kuruluncaya kadar 61. hükümetin üyelerinin görevlerinin başında olacağını anlatan Çelik, “Şunun altını çizmek istiyorum, yani zaten başbakan değiştiği için bütün Bakanlar Kurulu üyelerinin üyelikleri düşmüş durumdadır. Bu, sadece onlar için geçerli değil.  MYK üyeleri için de bu geçerlidir, AK Parti MYK'sı da genel başkanın değiştiği gün MYK üyelerinin üyelikleri otomatikman düşer ve sayın yeni genel başkan ama MKYK üyeleri arasından olmak kaydıyla istediğini bu görevlere getirebilir, eski arkadaşlarla yola devam etmek isteyebilir, yeni arkadaşlar tayin edebilir” diye konuştu. 

“Arınç'ın yaptığı siyasi nezaketin gereğidir”

Arınç'ın, Bakanlar Kurulu'nda “5,5 yıldan beri başbakan yardımcılığı yaptığını, yeni başbakanın rahat olması, kendi kabinesini rahat olarak kurması için bu görevinden feragat ettiğini” söylediğini ifade eden Çelik, şunları söyledi:

“Ama daha sonra Sayın Başbakan, Sayın Arınç'a 'sizi de bu kabinede görmek istiyorum' dediği zaman Sayın Arınç'ın tavrı ne olacaktır, veyahut da böyle bir teklif kendisine gidecek mi, gitmeyecek mi onu bilmiyorum. Ama bu Sayın Arınç'ın yaptığı siyasi nezaketin gereğidir. Aslında burada Sayın Arınç, bana kalırsa dediğim gibi tecrübesinin, birikiminin bir sonucu olarak bir tavır sergilemiştir fakat daha sonra Bakanlar Kurulu nasıl şekillenecektir hep birlikte bunu göreceğiz.”     

“Sayın Davutoğlu seçilsin, şarkı kolaydır”

Çelik, Ahmet Davutoğlu'na özel yeni bir şarkı hazırlanıp hazırlanmadığı yönündeki bir başka soru üzerine ise şöyle konuştu:

 “Sayın Davutoğlu seçilsin, şarkı kolaydır. Seçilmeden, bu bir çeşit tanıtım filmidir, aslında Sayın Davutoğlu'nun çok tanıtıma da ihtiyacı yoktur, bütün kamuoyunun, iç ve dış kamuoyunun tanıdığı bir insandır. Ama işin dediğim gibi tabiatı gereği genel başkan adayımızla ilgili olarak burada bir tanıtıcı filmin olması siyasi, akademik kariyerinin, siyasi ve bireysel geçmişinin kongre delegeleriyle paylaşılması son derece nezaket gereği olan bir şeydir bu yapılacaktır.”

Kongreyi yabancı konuk olarak kimlerin katılacağına ilişkin soruya karşılık Çelik, “Olağanüstü bir büyük kongre olduğu için devlet başkanları, hükümet başkanları, bakanlar veyahut da dünyadaki ünlüler nezdinde zaten ciddi bir davet etme teşebbüsümüz olmadı. Çok sınırlı sayıda, siyasi partiler nezdinde davetler yapılmıştır. 70-80'in üzerinde hatta belki 100'e yaklaşacak olan bir yabancı konuk vardır. Salonda isimleri anons edilecek, çünkü bir kısmı teyit edildi, bir kısmı edilecek. Dolayısıyla o detaya müsaade ederseniz burada girmesem daha doğru olur” ifadesini kullandı.

Yabancı konuklar konuşma yapmayacak

Çelik, kongrede, yabancı konuklardan konuşma yapacak olup olmayacağına ilişkin soruya da “Yabancı katılımcı dostlarımızdan da biz tabi affımızı dileyeceğiz. Çünkü bu durumda çok fazla uzuyor ve yaz ayları, malum ağustos ayındayız, salon ne kadar soğutulursa soğutulsun, klimalar ne kadar mükemmel çalışırsa çalışsın en azından bu salonun içinde 15 bin insanın nefes alıp vermesi söz konusudur, bunun üstesinden gelebilecek klima  henüz icat edilmedi. Dolayısıyla çok uzamaması, bunaltıcı olmaması için yabancı konuklara söz verilmeyecektir” yanıtını verdi.

“Kabine totolarını falan takip ederim ama inanmam”

Çelik, kabine değişikliğinin kapsamlı olup olmayacağına ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı:

“Ben, bu kabine değişikliklerinde tabii medyanın bu kabine totolarını falan ben hep takip ederim ama onların çoğuna da inanmam. Şimdi zaten siz 25-30 kişiden söz ediyorsunuz, hepsini atsanız yüzde 30, yüzde 40'ı tutar. Elbette sizin yazdıklarınızın içinde tutanlar olacaktır, tutmayanlar olacaktır. Onun için bence çok meraklanmayın. Bir de zaman zaman CHP'li arkadaşlara takılırım kuliste, 'yav siz niye çok merak ediyorsunuz? Bunların hiçbirisi CHP'li olmayacak.' Neticede, AK Parti'den a gider, b gelir dolayısıyla ben bakan toto veya genel merkezde şu gidecek, bu kalacak gibi yapılan tahminlere saygı duyuyorum. Meydanın işi bu. Yani sonuçta siz kendinizce sondaj yapıyorsunuz. Petrol çıkar mı çıkar ama çıkmayabilir her sondajdan petrol çıkmıyor.”

Kongre salonunda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti Genel Başkan Adayı Ahmet Davutoğlu’nun oturacağı bölümle ilgili soru üzerine Çelik, “Şimdi doğrusunu isterseniz nokta olarak yerlerini gösteremeyeceğim, genel başkan, başbakan hali hazırda Sayın Başbakan olduğuna göre onun oturması gereken yer var, bellidir o zaten. Sayın Davutoğlu da kendisine tahsis edilmiş bir yere oturacaktır. Yarın oturduğu yeri hep birlikte göreceğiz. Yan yana büyük ihtimalle oturmayabilirler. Yan yana otursalar ne değişir” değerlendirmesinde bulundu.

Muhalefet partilerinin, cumhurbaşkanı seçim sonuçlarının Resmi Gazete’de yayınlanmamasına ilişkin eleştirilerine de değinen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Başbakan yemin etmek üzere, hala bizim muhalefet ‘başbakan, efendim niye Resmi Gazete’de seçim sonuçlarını yayımlatmadı, şu anda başbakanlık yapamaz. Kararname imzalayamaz’, ‘şu anda fiilen cumhurbaşkanıdır’ diyenler var. Şunu çok yadırgadığımı ifade etmek istiyorum, Sayın Başbakanın adaylığı söz konusu olduğu zaman, ‘kesinlikle cumhurbaşkanı olmamalıdır, Recep Tayyip Erdoğan, asla cumhurbaşkanı olamaz.’ Sayın Bahçeli’nin sözlerini hatırlıyor sunuz değil mi? ‘Kesinlikle cumhurbaşkanı olamaz’ dedi. Şimdi de ‘sen cumhurbaşkanısın, bir an önce cumhurbaşkanlığı yap’ diyorlar. Bunun hangisi tutarlı?”

Çelik, bazı medya mensuplarının da eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, görev süresi dolmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde 4 ay fazla kalmasını eleştirmediğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Bazı medya mensuplarına da buradan bu eleştiriyi yöneltiyorum, 2007’de Sayın Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nü 4 ay fazladan işgal etti. Bakın, 'işgal' kelimesini kullanıyorum. Ona hakkı yoktu. Sayın Ahmet Necdet Sezer’in görev süresi bittiği zaman cumhurbaşkanı seçilmediği için Meclis Başkanı, dönemin Meclis Başkanı ki o zaman Sayın Bülent Arınç’tı, otomatikman orada cumhurbaşkanı adayı olarak oturması gerekiyordu. 80 darbesine doğru giden Türkiye’de hatırlayın cumhurbaşkanı seçilemediği için kimdi cumhurbaşkanı vekili? Dönemin malum meşhur Dışişleri Bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil’di. O zaman Senato Başkanı olduğu için. İhsan Sabri Çağlayangil vekalet etti ama bir türlü cumhurbaşkanı seçilemedi. Sayın Başbakan’ın 15’inden sonra 13 gününün hesabını yapanlar Ahmet Necdet Sezer’in 4 ay boyunca Çankaya Köşkü’nü işgal etmesine hiçbir şey demediler. Son derece nezaketsiz bir şekilde de çekip gitmesine bir şey demediler. Yani Sayın Gül'e devir teslim yapmamasına da bir şey demediler. Bu açıdan hepimizin oturup kendimizi yoklamamız lazım. Biz gerçekten objektif miyiz? Gerçekten biz hukuk ne diyorsa onu mu söylüyoruz?”

CHP'nin başvurusunun ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kararını verdiğini ve son noktayı koyduğunu dile getiren Çelik, “Her konuda ‘yargı yargı’ diyenler, baktım, bu konuda yargı fiilen demiyor. Çünkü onların kendi sabit yargıları vardı. Onun için yargıdan söz etmiyorlar. Ama işin sonuna gelindi. Şimdi şurada bugün ayın 26’sı, Sayın Başbakan ayın 28’inde mazbatasını alıp, yemin edip cumhurbaşkanı olacak. Ben Sayın cumhurbaşkanımıza, Sayın yeni seçilecek olan Genel Başkanımız ve Başbakanımıza da bugüne kadar olduğu gibi başarılarla dolu bir hayat diliyorum. İnşallah Türkiye’ye ekipleriyle birlikte hizmet etme, daha fazla hizmet etme imkanının bulurlar” dedi.

 “Sayın Başbakan sabah ayrı akşam ayrı karar vermez”

Çelik, “Adli yıl açılış törenine, Sayın Erdoğan, gitmeyeceğini söylemişti. Kararında bir değişiklik olacak mı” sorusunu, “Sayın Başbakan sabah ayrı, akşam ayrı karar vermez. Bugüne kadar hep görmüşsünüz. Sayın Başbakan gideceğim derse gider, gitmeyeceğim derse de gitmez. Sayın Başbakan ne dedi, 'gitmeyeceğim.' Demek ki gitmeyecek. Bir değişiklik yok'' diye yanıtladı.

Bur başka soru üzerine de Hüseyin Çelik, şunları kaydetti:

“Ben, tabii bir CHP tahliline gidersem bu basın toplantısı çok uzar. CHP’nin ne halde olduğunu siz biliyorsunuz. CHP, bu tür tartışmalarla acaba bu içerideki tartışmaları dışarıya pas edebilir miyim derdindedir. Sayın Kılıçdaroğlu aslında kendi derdine yanıyor, şu anda. Kendi içlerinde neler yaşardıklarını biliyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin kadrolu anamuhalefet partisidir. Bu kadro sabittir. Hiç değişmiyor bildiginiz gibi. Böyle oldukları için bu zihniyeti taşıdıkları için de o asgari devlet terbiyesinin gerektirdiği kurallara, kaidelere uymadıkları için her seferinde nelerle karşılaştıklarını görüyorsunuz. Şimdi siz cumhurbaşkanını sevmeyebilirsiniz, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu sevmeyebilir ama halkın yüzde 52’sinin oyuyla seçilen bir cumhurbaşkanı olduğu için halka olan saygısından dolayı eğer halka güveniyorsanız, eğer halka zerre kadar saygınız varsa onun seçtiği o makamda olan insana saygı duyacaksınız. Ben sevin demiyorum. Kuralla, kaideyle sevgi olmaz. Talimatla, kanunla sevgi olmaz. Ama sevmediğiniz insana devlet yönetiminin, siyasetin, adabı muaşeretin gerektirdiği saygıyı gösterebilirsiniz. Biz Sayın Kılıçdaroğlu’ndan, MHP’den de diğer partilerden de bu nezaketi bekliyoruz.” 

Bu arada, kongrenin yapılacağı Ankara Arena Spor Salonu, AK Parti'nin illerde düzenlediği mitinglerde de kullandığı “Türkiye’nin partisi, Türkiye’nin lideri”, “Şimdi Türkiye zamanı”, “Millet eğilmez, Türkiye yenilmez”, “Bir olduk, birlik olduk birlikte Türkiye olduk”, “Yeni hedefler, yeni Türkiye”, “Hayallerimiz var, sevdamız var”, “Herşey Türkiye için, bu ışık sönmeyecek” ve “Durmak yok, yola devam” afişleriye süslendi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında düzenlenen Merkez Yürütme Kurulu toplantısı devam derken, Twitter hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı.

Çelik'in Twitter'dan paylaştığı mesaj şöyle:

“Büyük Kongremizde, Genel Başkan adayı olacak arkadaşımız saat 18.00'de Sayın Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanacaktır.”

Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, AK Parti genel merkezinde düzenlenen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısı devam ederken, basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı seçiminin hayırlı olmasını dileyen Çelik, “Halkımız büyük bir olgunlukla sandığa gitti vatandaşlık görevini yerine getirdi, oyunu kullandı ve iradesini ortaya koydu” dedi.

Seçime katılımın daha yüksek olmasını istediklerini dile getiren Çelik, katılımın düşük kalmasının birçok sebebi bulunduğunu ancak en önemli sebebin ağustos ayının rehavet ve tatil ayı olması olduğunu söyledi. Çelik, “Öyle veya böyle yüzde 74'e yakın, 73 küsur katılım oranı Avrupa'da yapılan seçimlerin hemen hemen hepsinden daha yüksek bir katılım oranıdır. Biz tabii yüzde 89-90 küsurluk katılım oranlarına alıştığımız için bu biraz bize düşük geliyor ama yüzde 70'in üzerinde bir katılım demokrasilerde aslında normal bir katılım olarak kabul edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Seçim sonuçlarının dün netleştiğini söyleyen Çelik, sonuçların iktidar, muhalefet ve halk açısından güzelliklere vesile olmasını dilediğini söyledi. 

“Sayın Başbakanımız halkımız tarafından seçilmiştir” ifadesini kullanan Çelik, “Sayın Başbakan, mazbatasını almadan, yemin etmeden fiilen cumhurbaşkanı değildir. Şu anda Türkiye'nin fiilen bir cumhurbaşkanı vardır, görevinin başındadır. Sayın Abdullah Gül 11. cumhurbaşkanımız görevine devam etmektedir. 28 Ağustos'a kadar da yani Sayın Başbakanımıza bu görevi devredinceye kadar da bu görevine devam edecektir” şeklinde konuştu.

Çelik, AK Parti'nin kuruluşu sonrasında kendi içinden 2 cumhurbaşkanı çıkarmasının, hareketlerinin başarısı açısından ve milletin hareketlerine gösterdiği teveccüh açısından takdire şayan olduğunu dile getirdi.

Hiçbir başarının tesadüfi olmadığını anlatan Çelik, şunları kaydetti:

“Durup dururken insanlar size destek vermezler. Birileri öyle okuyor birileri böyle okuyor, ben şunu da söyledim dedim ki, 'Öyle veya böyle' diyebilirler 'muhalefet söylenmesi gereken her şeyi söyledi, iktidar söylenmesi gereken her şeyi söyledi, halk kararını verdikten sonra bu iş bitmiştir'. Ben özellikle bundan sonra daha ılımlı bir üslubu, daha yapıcı bir barış dilinin hakim olması gerektiğini şahsen temenni ediyorum. Sayın Başbakanımız dün balkon konuşmasında kucaklayıcı, kapsayıcı, gerginliği azaltıcı ve millete olan şükran borcunu ifade edici bir konuşma yaptı.”

Rakiplerinin hezimetiyle alay etmeyecek, hafife almayacak kadar tecrübe sahibi olduklarını aktaran Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer seçim sonuçları üzerinde yorumlar yapmaya kalkışırsam ben gerçekten söyleyecek çok şey var. Hatırlarsanız burada yine bu kürsüde şunu söylemiştim: CHP ve MHP bir çatı adayı gösterdi 'hayırlı olsun' dedik. Yanına 12 parti daha ilave oldu ve dediler ki 'Biz bu Türkiye, bir çatı adayıdır'. Şimdi çatı adayın alabildiği, netice itibarıyla aldığı oy  38,4. CHP ve MHP’nin de son seçimde aldığı oy oranının bir hayli altında bir oy oranıyla bu işi bitirdiler. Ben o diğer peşlerine takılanlarla ilgili olarak İngilizce bir tabir kullanmıştım, hatırlarsanız dedim ki onlar için, İngilizcede 'next to nothing' denir, 'hemen hemen hiçbir şey' ve öyle oldu. Referandumda da aynı şey yapıldı, bir şeyi eğer Hakk takdir ederse halk da bunu isterse hiçkimse buna mani olamaz. Halk iradesini, gücünü ortaya koymuştur ve bu sonuç gerçekleşmiştir.”

Seçim sonuçlarına AK Parti cephesinden bakıldığında sadece Tunceli, Hakkari ve Şırnak'ta yüzde 20’nin altında oy aldıklarını bildiren Çelik, şöyle devam etti:

“Bunun dışında Türkiye’nin her tarafında yüzde  30'un altında neredeyse oyumuz yok, Iğdır'da sanırım yüzde 27'lik bir oyumuz var. Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun, çatı adayın, ben zaten Selahattin Demirtaş'ın aldığı oylarla mukayese etmiyorum, Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aldığı, orada önde olduğu illerde bile yüzde 40, yüzde 40'ların üzerinde, bazı yerlerde burun farkıyla, hani şu harita boyanıyor ya, diyelim ki Manisa'ya bakıyorsunuz gıdım bir fark var, Balıkesir'e bakıyorsunuz çok küçük bir fark var. Bunları çok önemsemiyoruz ama böyle bir sonuç çıkmıştır. Fakat çatı adayı 50 vilayette yüzde 40'ın altındadır, 30 vilayette 29'un altındadır, 20 vilayette 16'nın altındadır, 11 vilayette yüzde 10'un altındadır, yine 11 vilayette yüzde 5'in altındadır.”

“Bütün partilerimizin Türkiye partisi olması bizim arzumuzdur” ifadesini kullanan Çelik, “Bölgesel siyaset yapan değil, bütün Türkiye'yi kucaklayan partiler olması gerekiyor. CHP'nin Türkiye'nin 81 vilayetinde var olması bizim arzumuzdur, MHP'nin Türkiye'nin her noktasında siyaset yapabilmesi bizim arzumuzdur, BDP HDP'ye dönüştü, HDP'nin de Türkiye'nin her noktasında siyaset yapması ve bir Türkiye partisi olması demokrasimiz açısından son derece hayırlıdır, önemlidir” değerlendirmesini yaptı. 

Seçilecek olan kişi hem başbakan hem genel başkan olacak

Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, “Doğu ve Güneydoğu esas alındığında AK Parti oralarda birinci partidir. Oralarda maalesef belki geçmiştekiler kadar olmasa bile özellikle sınır ilçelerde PKK tehditlerine vatandaşlarımız maruz kalmıştır, Erzurum’un güney ilçeleri de dahi olmak üzere. Bunun da özellikle altını çizmek isterim” diye konuştu.

“Sayın Başbakanımız seçildiğine göre, Cumhurbaşkanlığı Abdullah Gül Bey’den devralacağına göre, 28’inde Sayın Abdullah Gül Bey’in görev süresi sona erecek, bizim yeni bir genel başkanla, başbakanla yola devam etmemiz gerekiyor” diyen Çelik, şunları kaydetti:

“Daha önce Sayın Başbakan da, biz sözcüler de defalarca açıkladık; seçilecek olan kişi hem başbakan hem genel başkan olacak. Yani genel başkan ayrı başbakan ayrı olmayacak.  Hatırlarsanız, 2002’de Sayın Başbakanımız seçime sokulmadığı için, milletvekili seçimindeki o yolu kesildiği için genel başkanlığı Sayın Abdullah Gül Bey 58. Hükümeti kurdu. O bir zaruretten kaynaklandı. Bugün böyle bir zaruret yok.”

AK Parti’nin girdiği her virajda birilerinin, partileri üzerinden bazı senaryolar yazdığına işaret eden Çelik, şöyle devam etti:

“Bu olumsuz senaryoları, bu kötü senaryoları bizim ortak irademiz, AK Parti’nin ortak iradesi, millete dayalı siyaset yapma anlayışı bertaraf etmiştir. 2002’de başbakanlık kavgası çıkacak dediler. Sayın Başbakanımız da kim başbakan olsun şeklinde bir istişarede bulundu, hepimiz aşağı yukarı Abdullah Gül Bey’i işaret ettik. Böylece 58. Hükümeti Abdullah Gül Bey kurdu. Ben o kabinede Kültür Bakanıydım.  Sonra Sayın Başbakanın yasağı kalktı, Siirt'ten aday oldu. Daha önce meydanda şiir okuduğu ve yasaklı hale geldiği ilden, tevafuka bakın bir de Sayın Başbakan oranın eniştesiydi, sloganı da 'yiğit düştüğü yerden kalkar' şeklindeydi, Sayın Başbakan Siirt’ten aday oldu, yüzde 85 oy aldı. Aynı gün Abdullah Gül Bey, siyasi nezaketi gereği istifa etti ve 58. Hükümet düşmüş oldu. Sayın Başbakan, 59. Hükümeti kurdu ve 15 Mart 2003’te Sayın Başbakan 59. Hükümetin başbakanı oldu.

2007’de cumhurbaşkanlığı meselesinde yine bizim adımıza kötü senaryoları birileri yazmaya başladı. Cumhurbaşkanlığı postu üzerinden kavgalar olacak, kim cumhurbaşkanı olacak dediler. Orada da özellikle bu tür hevesi olanların heveslerini kursaklarında bıraktık. Büyük bir dayanışma ruhuyla istişareyi çalıştırarak, ortak aklı çalıştırarak, Abdullah Gül Bey’i cumhurbaşkanlığına aday gösterdik. 367 engelini önümüze koydular, halka gittik, yüzde 47 ile güçlenerek geldik. Tekrar cumhurbaşkanlığına aday olarak Abdullah Gül Bey'i ilan ettik ve TBMM’de milletin vekilleri olarak Sayın Gül’ü seçtik. Sayın Abdullah Gül, şanla, şerefle 7 yıl cumhurbaşkanlığı yaptı. Bizim bildiğimiz, o alıştığımız cumhurbaşkanları gibi cumhurbaşkanlığı yapmadı. 81 vilayeti fellik fellik gezdi, halkın içinde oldu, halkın yüreğine dokundu. 77 ülkeye ziyaretlerde bulundu. Ülkesini temsil etti. Uçaklar dolusu işadamlarını, onlar için başka imkanlar, pazarlar bulmak, ülkeler arasında ilişkileri geliştirmek üzere dünyanın dört bir tarafına götürdü. Uluslararası platformlarda ülkesini kendisine yakışan vakarla temsil etti.”

“Nasıl başbakan olduysa öyle bir cumhurbaşkanı olacak”

Çelik, bazılarının da “Sayın Başbakanımızın Köşk’e çıktıktan sonra nasıl bir cumhurbaşkanı olacağını” sorduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Arkadaşlar, Türkçemizde güzel bir atasözü var: Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Sayın Başbakanın 12 yıla yaklaşan bir başbakanlığı var. Sayın Başbakan nasıl başbakan olduysa öyle bir cumhurbaşkanı olacak. Yani Sayın Başbakanın başbakanlığı kendisinden önceki başbakanların başbakanlığına benzetemediği gibi cumhurbaşkanlığı da onlarınkine çok benzemeyecektir. Gördüğünüz gibi 24 saat kavramı üzerinden mesai yapan, ülkesinin dört bir tarafını, bırakın ili, ilçeleri, beldeleri, köyleri dolaşan, vatandaşın yüreğine dokunan onların nabzını tutan, derdini dert edinen, olması gerekenleri yapan, olmaması gerekenlere karşı duran bir başbakan gördük.

Şunun herkes farkındadır, bir kez daha teyit etmek isterim: Sayın Başbakan, Anayasa’dan ve yasalardan kaynaklanmayan bir yetkiyi asla kullanmayacaktır. Birileri, 'İşte fiili durum yaratacaklar.'  Anayasa’nın, yasaların vermediği bir yetkiyi esasen hiç kimse kullanamaz. Sayın Başbakanımız kanunlar çerçevesinde, hukuk devleti mantığı içerisinde elbette cumhurbaşkanlığı yapacaktır. Takdir edersiniz ki herkes kendi rengini, tarzını, tavrını biraz bulunduğu makama verir. Sayın Başbakanın bunu yapması eşyanın tabiatı gereğidir. Herkesin böyle bir beklenti içinde olduğunu biliyoruz. Bunu özellikle ifade etmek isterim.”

Çelik, Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, başbakanlığı ve genel başkanlığının ne zaman sona ereceğine ilişkin de şunları söyledi:

“28 Ağustos’ta TBMM’de kendisine mazbatası takdim edilip yemin ettikten sonra bu görevi sona erecek. Göreve başlama esastır. İki tane cumhurbaşkanı bir arada olmaz. Şu anda Türkiye’de fiili cumhurbaşkanı vardır. Ama halkın seçtiği cumhurbaşkanı şu anda vardır. ABD’de bildiğiniz gibi yeni başkan seçilir, eski başkanın, yeni başkan göreve başlayıncaya kadar geçirdiği süreye topal ördek denilir. Burada bu süre kaç gündür? Topu topu 18 gündür. Bu süre içinde mevcut cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığının kendisine verdiği bütün yetkileri kullanır. Ama Sayın Başbakan, cumhurbaşkanlığının hiçbir yetkisini kullanamaz. Şu anda seçilmiş olmasına rağmen resmen göreve başlamadığı için, mazbatasını almadığı için böyle bir yetkiyi kullanamaz.”

“Büyük kongre 27 Ağustos Çarşamba günü”

“Bizim partimizin hukukçu kurmayları ve üniversitelerdeki birçok hocayla yapılan görüşmeler sonucunda böyle bir karara varılmıştır” diyen Çelik, “Dolayısıyla önümüzdeki süreçte AK Parti’nin genel başkanı, dolayısıyla başbakan olacak şahsı belirlemek üzere yapacağımız kongreye sayın başbakanımızın başbakanlığında ve genel başkanlığında gideceğiz. Bu tarih belirlenmiştir. Bu tarih 27 Ağustos Çarşamba günü saat 10.00’dur. AK Parti’nin tek bir maddeyle, tek maddeli gündemle yapacağı olağanüstü büyük kongre, 27 Ağustos Çarşamba günü saat 10.00’da toplanacaktır. Teknik bir tarafı var, çoğunluk sağlanamazsa bir gün sonra ama böyle bir şeyi ihtimal dahilinde görmüyoruz. Biz bunu ayın 27'sinde bir araya geleceğiz ve bitireceğiz” şeklinde konuştu.

“MKYK'da isimlendirme meselesi üzerinde durmadık”

Büyük kongredeki adayın kim olacağına ilişkin konuya da değinen Çelik, şunları kaydetti:

“Biz bu MKYK’da isimlendirme meselesi üzerinde durmadık. Sayın Başbakan, bu süreçte bütün MYK, MKYK üyeleriyle , milletvekilleri arkadaşlarımızla, gerekli gördüğü diğer camiamızın diğer yetkilileriyle istişarelerde bulunacaklar. Tekrar ortak akılla bir isim üzerinde anlaşacağız ve büyük kongreye o isimle gideceğiz. AK Parti’de bugüne kadar bütün kongrelerimiz büyük bir olgunlukla ve AK Parti camiasına yakışan tertip ve düzen içinde gidilmiştir. AK Parti kongrelerinde sandalyeler havada uçuşmaz, millet birbirini harap etmez, kavga etmez, gürültü yapmaz. Kanunlar çerçevesinde ve bütün dünyada örnek olacak, Türkiye'deki diğer partilere örnek olacak şekilde bugüne kadar büyük kongreler yaptık. İnşallah bu olağanüstü kongremiz de böyle olacaktır.”

Kongrenin, parti tüzüğünün 70. maddesine göre yapılacağını dile getiren Çelik, “70. maddede, herhangi bir durumda MKYK olağanüstü bir kongre kararı alabilir. AK Parti’nin tüzüğünün 70. maddesine göre bir karar alınmıştır. Kararın öncelikle AK Parti camiasına, AK Parti’nini kaderinin Türkiye’nin kaderiyle özdeşleşmiştir dedik, tabii AK Parti Genel Başkanı ve aynı zamanda Türkiye’nin başbakanı olacağı için, ülkemiz için bu kararın hayırlı olmasını diliyorum, önümüzdeki günlerde de kimse AK Parti’den kavga, gürültü, patırtı, kaos, çatışma beklemesin. Bu beklenti içinde olanlar inşallah tarafımızdan yanıltıldıklarını bir kez daha görecekler” ifadelerini kullandı.

“Bu arada yüzde 52  ile seçilen bir cumhurbaşkanı var. Güçlü halk desteğine sahiptir. Gelen başbakanla çatışma olmayacak mı? Tabii kamuoyunda sorulan sorulara siz sormadan ben cevap veriyorum” diye konuşan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yüzde 52 halk desteği arkasında olan bir cumhurbaşkanı var. Yüzde 50 oy çoğunluğuyla iktidara gelen, halk tarafından iktidar olarak tayin edilen bir partinin içinden çıkacak hükümet işbirliği, güç birliği, anlayış birliği yaptığı zaman, Türkiye’de bir şeyler kötüye değil çok daha iyiye gidecektir.”

“Türkiye, istikrar adası olmak durumunda”

Çelik, Türkiye'nin etrafının ateş çemberi olduğunu, birçok ülkenin yönetilemez durumda bulunduğunu kaydederek, şöyle konuştu:

“Bunları teker teker saymama gerek yok. Kuzeyimizde de var, doğumuzda da var, güneyimizde de var. Efendim, Güneydoğu’muzda da var. Bütün bu manzara içinde Türkiye, burada istikrar adası olmak durumunda, bölgesinin barışına katkı sağlamak durumunda, dünyada saygınlığını artırarak muhafaza etmek durumundadır. Elbette daha da önemlisi, bizim birlikteliğimiz, huzurumuz her şeyin üstündedir, siyasi partilerin, bütün hükümetlerin, cumhurbaşkanın, bakanların, herkesin varlık sebebi, halkın refah ve mutluluğunu temin etmektir. Eğer bunu yapabilirsek bundan sonraki süreç çok daha güzel olacaktır.”

“Bahçeli'nin kendisini gözden geç gerekiyor”

Muhalefete yönelik de eleştirilerini dile getiren Çelik, şöyle konuştu:

“Ben burada iktidar sözcüsü sıfatıyla bir kez daha muhalefete sesleniyorum. Dün Bahçeli'yi dinlerken, bir kez daha çok üzüldüğümüzü ifade etmek isterim. Bahçeli'nin kendisini gözden geçirmesi gerekiyor. Her cümlesi küfür olan, her cümlesi hakaret olan bir Bahçeli, eminim ki kendi tabanına, halka da asla muhlis gelmiyordur. Biz iktidarız, om büyük bir sorumluluk var fakat biz kimsenin şamar oğlanı falan değiliz. Bizim de izzeti nefsimiz var. Bize bel bağlayan, kitlelerin izzeti nefsi söz konusudur. Dolayısıyla bizi onlara cevap vermek zorunda bırakmasınlar. CHP seçim sonuçlarına göre, kendi içinde bir hesaplaşmaya gider, şunu yapar, bunu yapar, o CHP’nin meselesidir. Ben CHP'nin de birbirine girmesini istemem. MHP'nin de girmesini istemem ama herkesin bir muhasebe yapması gerekiyor.”

“2015 seçim çalışmaları AK Parti'de başlamıştır”

Çelik, parti olarak kendilerinin seçim sonuçlarına ilişkin ciddi bir değerlendirme yapacaklarını herkesin bilmesi gerektiğini kaydederek, şöyle dedi:

“Biz şu ilde daha iyi alabilirdik, şu oranın üzerine çıkabilirdik. En iyi, iyinin düşmanıdır mantığıyla her zaman seçimden galip çıkan AK Parti, mağluplardan daha iyi bir özeleştiri yapmıştır. Mağluplardan daha iyi bir muhasebe yapmıştır. Buna inanmanızı isterim. Bizde gelecek seçim, bir sonraki pazartesi günü başlar. Bugün 2015 seçim çalışmaları AK Parti'de başlamıştır, buna inanmanızı isterim. Kurumsal olmak, gerçekten size bel bağlayanlara, milyonlara ümit vermek böyle mümkün olabilir. Sayın Başbakanımız, 21 milyon oy almıştır. Bunun çok büyük sorumluğu var, omzumuzdaki yük biraz daha artmıştır.”

Sayın Abdullah Gül, partinin kurucusudur

Çelik, düzenlediği basın toplantısında soruları yanıtladı. Çelik, bir gazetecinin “MKYK devam ederken Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nden Sayın Abdullah Gül'den sorular üzerine bir açıklama geldi. Bundan sonraki siyasi hayatıyla ilgili AK Parti'ye döneceğini açıkladı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz” sorusu üzerine Çelik, Gül'ün AK Parti'ye dönmesinden daha tabii bir şey olamayacağını belirtti. Çelik, şunları söyledi:

''Yani bu herhangi bir insana söyleseniz hiç kimseye sürpriz gelmez. Sayın Abdullah Gül'ün CHP'ye MHP'ye ya da İşçi Partisine dönmesini bekleyen var mı içinizde? Sayın Abdullah Gül, bu partinin kurucusudur, bu partinin ilk siyasi ve hukuk işlerinden sorumlu genel başkan yardımcısıdır. Sonra bu partinin içinden çıkan 58. hükümetin başbakanıdır. Sonra dışişleri bakanı ve başbakan yardımcısıdır. Sonra bu partili üyelerin seçtiği cumhurbaşkanıdır. Dolayısıyla biz mevcut Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'e, yeni seçtiğimiz Başbakanımıza biz konumlarından ziyade başbakan, başbakan yardımcısı, parti genel başkanı, cumhurbaşkanı sıfatlarının çok ötesinde onlara ağabeylerimiz gözüyle bakıyoruz ve daha önce burada defalarca söyledim. Sayın Abdullah Gül ile sayın Başbakan Erdoğan arasında birileri bir çatışma bir küsüşme filan bekleyebilir. Onların da hevesleri kursağında kalacak. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'la mevcut Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül daha önce de söyledim, birbirlerinin rakibi alternatifi değil birbirlerinin mütemmim cüzüdürler dedim.”

Konumların önemli olmadığını vurgulayan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

''Eski Meclis Başkanı Türkiye'nin ikinci adamıdır. Sayın Mehmet Ali Şahin, şu anda AK Parti Genel Başkan Yardımcısıdır. Sayın Bülent Arınç,  eski Meclis Başkanıdır, şu anda Başbakan Yardımcısıdır. Bizler, ben 7 yıl bakanlık yaptım, şu anda partimin sözcüsüyüm ve genel başkan yardımcısıyım. Dolayısıyla konumlar önemli değil. Birisinin konumu A, B, C olabilir. Sayın Gül, partiye dönmek istediği zaman Sayın Başbakan katıldığı birçok televizyon programında söyledi, 'Sayın Gül'ün başımızın üzerinde yeri var' ve 'biz onu hasretle kucaklamaya, bağrımıza basmaya bir kez daha parti çatısı altında basmaya hazırız. Ama bu dediğim gibi bu zaman Sayın Cumhurbaşkanımızın durumu bunlar daha sonraki süreçte tabii ki konuşulacaktır.''

Kongre tarihi olan 27 Ağustos'un Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresinin dolmasının bir gün öncesi olduğu belirtilerek ''Tarih böyle olunca da bazı yorumlar yapıldı, Gül'ün engellenmeye çalışıldığı şeklinde. Bu yorumlara yanıtınız ne olur? Neden tarih 27 Ağustos” sorusu üzerine Çelik, ''Bu tarih Sayın gül'ün gelmesiyle ilgili değil, Sayın Başbakanın gitmesiyle ilgilidir. Bu kadar söyleyeyim. Arif olan zaten anlar'' yanıtını verdi.

Parti Başbakan'a evladı kadar yakın

Çelik,  Başbakan Erdoğan'ın AK Partiyi evladı gibi gördüğü yönünde söylemlerini hatırlatarak ''AK Parti benim kardeşim, bir başkasının amcası, bir başkasının amcasının oğlu kadar yakın olabilir, ama Sayın Başbakana evladı kadar yakın olan kendi kurduğu bir müessesedir. Dolayısıyla bu Abdullah Beyin gelişiyle ilgili değil, Sayın Başbakanın gidişiyle ilişkilendirilirse bence çok daha sağlam bir zemin üzerinde tartışma yürümüş olur'' ifadesini kullandı. 

''Birden fazla adaya ihtimal vermiyorum''

Kongrede tek mi yoksa iki aday mı olacağının sorulması üzerine de Çelik, kendisinin birden fazla adayla gidilebileceğine ihtimal vermediğini anlatarak ''Yani kimsenin önünü kapatma manasında bunu söylemiyorum. Ama bugüne kadar AK Parti'nin teamülleri bugüne kadar yaşadıklarımız, partimizin işleyiş şeklinden ben böyle bir sonuç çıkarıyorum'' dedi.

Üç dönem kuralında bir değişikliğin olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine de Çelik, şunları kaydetti:

''Üç dönem kuralına tabi birisi de olabilir. Çünkü seçime götürecek kişiyi şu andahalihazırda milletvekilidir, genel başkan ve başbakan olabilir. Farklı mülahazalar da gündeme gelebilir. Birinci dönem milletvekilliği olan bir arkadaşımız da olabilir, ikinci dönem milletvekilliği olan bir arkadaşımız da olabilir. Biz bunu isimlendirme meselesini konuştuğumuz zaman bu dediklerinizi konuşacağız. Bugünkü MKYK'da bu mesele gündeme gelmedi.''

''Sayın Gül hesap yapacak biri değil''

Sayın Abdullah Gül gelmek isterse, başımızın üstünde yeri vardır dediniz. Az önceki resepsiyondaki sözleri, ifadeleri gelmek istediğinin bir göstergesi olarak rahatlıkla okunabilecek ifadeler” denilmesi üzerine Çelik, “Biz de hoşgeldiniz sefa geldiniz diyoruz” karşılığını verdi. 

“Abdullah Gül, milletvekili olmadığı için ve kongrede aday olamayacağı için en az bir 10 ay kenarda beklemesi gerekecek. Söylenen bu anlama gelmiyor mu?” sorusunu Hüseyin Çelik, şöyle yanıtladı:

“Bu teknik çıkarımları siz istediğiniz gibi yapabilirsiniz ama ben şunu söylüyorum: Sayın Gül partiye döndüğü zaman bir bugüne kadar tecrübe birikimiyle bugüne kadar gerçekten yaptığı hizmetleri arkasına alarak partiye geldiği zaman, ben başka bir toplantıda da söylemiştim. Herhalde Sayın Gül, partiye döndüğü zaman ya yani evet bir unvanı olmadan da parti üyesi olunur, o partiye hizmet edilir veyahutta eğer bir unvan ve görev verilecekse bugüne kadar yaptığı görevler göz önünde bulundurularak bu olabilir. Sayın Gül'ün gidip herhalde Kayseri'de il başkanı olmasını kimse beklemiyor. Ben bir ara böyle söylediğimde, Kayserili bazı arkadaşlar, “Ya Kayseri İl Başkanlığı', haşa Kayseri İl Başkanlığı bizim için çok önemlidir. Ben bu arada Kayserililere yüzde 66'lık oy oranından dolayı da şükranlarımızı ifade ediyorum. Orada söylemeye çalıştığım şudur: Sayın Gül tabii uzun yıllar Kayseri milletvekilliği yaptığı için bunu söylüyorum. Dolayısıyla neticede bir partinin çatısı altında hizmet etmek illa başbakan, genel başkan, genel başkan yardımcısı olmayı gerektirmeyebilir. Sayın Gül de bu hesapları yapacak olan bir insan değil. Nitekim hatırlarsanız 'benim bir hesabım yok' dedi. 'Hesabım yok' demek arkadaşlar 'ben hasbiyim' demektir. Hasbi kelimesi ile ilgili sözlüğe bakılırsa bunun ne anlama geldiği ifade edilir. Sonra arkasından şunu da ilave etti. Dedi ki: 'Ben bir siyaset dünyasının parçasıyım. İçinden çıkıp geldiğim bir partim var. Beni buralara taşıyan da bu partidir. onların ne düşündüğü onların ne karar verdiği son derece önemlidir. Dolayısıyla Abdullah Gül Bey bu hesapları yapmayacak olan bir insandır. Onunla ilgili olarak siz istediğiniz yorumları yapabilirsiniz ancak benim söyleyeceklerim bundan ibarettir.''

Seçim sonuçlarının başta diğer partiler olmak üzere AK Parti açısından da beklenenden düşük geldiği hatırlatılarak ''Oy oranının yüzde 2 ve 3 oranında olsa bile düşük olması başbakan belirlenmesinde etken olacak mı''sorusu üzerine Çelik, anketleri yapanların çok yanıldığı kanaatinde olmadığını, her araştırma şirketinin araştırmasını yayınlayınca artı eksi, 2-2,5 arasında  bir marj koyduğunu söyledi.

“Bu seçimin bir galibi ve mağlubu var''

Sandıklar açılmadan yapılanların  bir öngörü, perspektif belirlemek olduğunu ifade eden Çelik, ''Dolayısıyla yüzde 52, 53, 54 olabilir. Sanırım bir firma yüzde 57 olarak ilan etti. Ama bu çok önemli bir mesele değil. İç Anadolu'da ilginçtir, seçime katılma Ege'den daha düşüktür, çatı adayının birinci olduğu Akdeniz ve Ege'den daha düşüktür. Bunlar birer faktör olabilir dolayısıyla bunun üzerinde durmuyoruz

Mühim olan şudur: Maç yapan bir takım 3-0, 4-0, 5-0 galip gelmek ister. Ne kadar çok gol atarsanız skorunuz o kadar artmış olur, averajınız artmış olur. Ama mühim olan 3 puanı almaktır. 3 puanı AK Parti almıştır. Bu seçimin bir galibi, mağlubu vardır. Berabere biten bir seçim falan da olmamıştır bu. Yüzde 52 bizim için tatmin edici midir? Biz milletimizin bizim için biçtiği orana şapka çıkarır teşekkür ederiz. Şükranlarımızı hem Başbakanımız hem sözcülerimiz ifade etti.”

''Başbakan Erdoğan bu süreçte bu istişarelerinde devir teslim töreninden önce Gül ile görüşmesi ve istişarenin bir ayağının da öyle devam etmesi beklenebilir mi” sorusunu Çelik, şöyle yanıtladı:

“Beklenebilir. Sayın Başbakanımız Sayın Cumhurbaşkanımızla zaten sürekli görüşme halindedir. Bir resmi olan görüşmeler var haftada bir başbakanın cumhurbaşkanıyla yaptığı görüşmeler var. Ama Sayın Gül ile Sayın Erdoğan arasında böyle bir resmiyete hiçbir zaman gerek yok. Onlar istedikleri zaman görüşüyorlar. Eğer Sayın Abdullah Gül'ü AK Parti camiasının çok önemli ferdi olarak kabul ediyorsak bugünkü cumhurbaşkanlığı konumu sebebiyle tabii ki parti meselelerine giremez. Ama gayriresmi ortamlarda Sayın Başbakanımızın Cumhurbaşkanımızın bu meseleleri istişare yapması, olması gereken bir şeydir, büyük ihtimalle de bunu yapacaktır.”

Bir başka soru üzerine de Çelik 27 Ağustos tarihinin MKYK'da ''oy birliğiyle'' alınmış olan bir tarih olduğunu vurguladı.

''Biz eğer ve meğerler üzerinden siyaset yapmıyoruz''

''28 Ağustos'tan önce Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül istifa ederse ne olur'' sorusu üzerine Çelik, ihtimal hesapları üzerinden hareket etmediklerini belirterek şunları kaydetti:

''Ben daha önce böyle bir soru, eğer böyle olursa, ya giderse şartlı cümleler biliyorsun daha çok kuruluyordu. O zaman ben Türkçedeki bir atasözünü hatırladım. Eğer şöyle olursa, eğer o şöyle giderse, meğer şu da şu hesabı yapıyormuş. Dedim ki: eğerle meğeri evlendirmişler, keşke diye nur topu gibi bir çocukları olmuş. Biz eğer ve meğerler üzerinden siyaset yapmıyoruz. Hukuk devleti içerisinde gelişmelere göre siz karar alır yolunuza devam edersiniz. Dolayısıyla hani Sayın Demirel çok kullanırdı 'Olmamış çocuğa don biçmeyin' derdi. 'Dereyi görmeden paçayı sıvamayın' derdi. Dere görürsek paçayı sıvarız.''

Kongrede  sadece genel başkan seçimi mi olacağı, MKYK seçimi yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine Çelik,  sadece genel başkanlık seçimi olacağını, genel başkan seçileceğini,  MKYK üyelerinin belirleneceği bir genel kongre olmayacağını söyledi.

''Seçmenin sandığa küsmesi ihtimali yok''

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, yerel seçimlerin gerisinde kalan katılım oranıyla ilgili olarak “seçmenin sandığa küsmesi ya da demokrasiye inancını kaybetmesi gibi bir ihtimalin söz konusu olup olmadığı” yönündeki soruya karşılık, “Öyle bir ihtimal yok'' dedi.

Çelik, mahalli seçimlerin “çok katılımlı ve çok faktörlü olaylar olduğunu ancak cumhurbaşkanlığı seçiminin tek faktörlü” olduğunu ifade ederek yerel seçimlerin aktörlerinin, seçmenleri çok farklı kanallardan motive ettiğini, sandığa gitmeye teşvik ettiğini aktardı.

“Referandumlarda da böyledir, mesela son referandum, bir önceki referanduma bakarsanız genel seçimdeki katılım kadar bir katılım olmaz, olmamıştır” diyen Çelik, insanların ayrıca birebir hayatlarına nasıl etki edeceğine baktığını söyledi.

Hüseyin Çelik, “Gerçekten bir protest oy mudur, bu incelenebilir ama bugünkü ortamda biz böyle bir oy olduğunu düşünmüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, AK Parti Genel Merkez binası önünde gazetecilere Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin çok önemli bir seçimi geride bıraktığını, 12. cumhurbaşkanını seçtiğini ve resmi olmayan sonuçlara göre AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a “12. cumhurbaşkanı” diyebileceklerini ifade eden Çelik, “Teveccühde bulunan halkımıza şükran borcluyuz. Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi, bu kamuoyu anketleriyle ortaya konmuştu, meydanlarda ortaya konmuştu. Halkımızın nabzını tuttuğumuz zaman bunun böyle olacağı belliydi” dedi.

Çelik, seçimin büyük bir olgunlukla, üzücü bir olaya mahal vermeden, küçük bazı olaylar dışında büyük bir huzur ve sükunet içerisinde gerçekleştirildiğini, milletin sandığa giderek milli vazifesini yerine getirdiğini belirterek, “Hiçbir başarı tesadüfi değildir ve başarı ter kokar. Bu bir parti seçimi değildi, AK Parti'nin bugüne kadar girdiği 6 seçim ve 2 referandumda halkımız AK Parti'nin tezlerine oy verdi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bizim karşımıza 14 parti dikildi, 14 partinin ittifakıyla bir aday çıkartıldı. Diğer taraftan HDP'nin bir adayı vardı ama bütün bunlar içerisinde yüzde 52'nin üzerinde bir oyla Sayın Başbakanımıza halkımız Çankaya Köşkü için ruhsat verdi” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan'ın tahminen saat 22.00'da AK Parti Genel Merkezinden halka sesleneceğini, millete teşekkür ederek, seçimle ilgili değerlendirmeler yapacağını anlatan Hüseyin Çelik, “Bundan sonraki süreçle ilgili olarak ipuçları verecektir. Seçim bitmiştir, artık Türkiye'de herkesin birbiriyle söylediği sözler ümit ediyoruz ki geride kalmıştır. Bundan sonra Türkiye artık bütün enerjisini seçilmiş cumhurbaşkanı, hükümetiyle ve milli iradeyle oluşmuş olan icra organıyla yoluna devam edecektir” diye konuştu.

Türkiye'nin 2009 yılından 2015'e kadar seçim atmosferinde olduğunu, 2019'a kadar da seçim görünmediğini ve bu durumun 2023 hedeflerine ulaşma açısından önemine vurgu yapan Çelik, şöyle devam etti:

“Allah nasip ederse Türkiye'yi geldiğimiz yerden çok da öteye götürmek üzere hepimiz kollarımızı sıvayacağız ve gerekeni yapacağız. Sayın Başbakanımız balkon konuşmasından sonra eğer çok geç olmazsa mini bir MYK toplantısı yapmamız söz konusu olacak. Yarın da MKYK'mız toplanacak. Bundan sonra AK Parti'nin genel başkanı ve başbakanın kim olacağı haklı olarak soruluyor. Biz, bugüne kadar ortak akılla ve bizi sevmeyen insanları hiç de hoşnut etmeyecek şekilde her zaman kriz olacak, çatlama olacak, birbirlerine düşecekler, bölünecekler, çatlayacaklar, kavgaya düşecekler dedikleri zaman da çok şükür kavga etmedik, ortak aklı egemen kıldık ve partimiz için, milletimiz için, ülkemiz için en doğru olan sonuca vardık.

2002'de Sayın Başbakan milletvekili seçilemediği için, seçime sokulmadığı için kim başbakan olacak sorusu gündeme geldi, o zaman 'kavga olacak' dendi, hiç kavga olmadı Sayın Abdullah Gül Başkanlığında 58. cumhuriyet hükümeti kuruldu. Sayın Başbakanımız Siirt seçimini kazandıktan sonra o gün Sayın Gül istifa etti, kendisine yakışan siyasi nezaketi ortaya koydu ve Sayın Başbakanımız 59. Hükümeti kurdu. 2007'de cumhurbaşkanılığı üzerine kavga olacak beklentisi içerisine girdi, AK Parti'yi sevmeyenler böyle bir beklenti amacı içine girdiler ama oradan da onlara bir ekmek çıkmadı. Şimdi Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu, bundan sonra kim başbakan olacak, genel başkan olacak, yeni bir hükümet sorularını kamuoyu haklı olarak soruyor, bugün yapacağımız MYK toplantısı, yarın yapacağımız MKYK toplatısı belki daha sonra yapacağımız istişare toplantılarıyla genel başkanımızı, başbakanımız belirleyeceğiz ve Türkiye kaldığı yerden yoluna devam edecek.”

Hüseyin Çelik, seçim atmosferinde tansiyonun yükselebileceğini, insanların birbirini kırabileceğini belirterek, “Temenni ederim ki muhaliflerimiz de bunu geride bıraktılar, biz bunu zaten geride bırakmış bulunuyoruz. Yarın Türkiye'de daha parlak gün olsun diye temennide bulunuyorum. Hepimizin birbirimizi daha iyi anlayacağı bir gün olmasını diliyorum” diye konuştu.

“Yüzde 100'ün cumhurbaşkanı olacaktır”

“Tabi hemen şu sözlerle başlayacaklar, 'Sayın Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52 oy aldı ama yüzde 48 oy vermeyen var” diyen çelik, şunları söyledi:

“Elbette yüzde 48oy vermeyen var. Demokrasi zaten budur. Ama eminim ki bugüne kadar olduğu gibi bugüne kadar Başbakanlığı herkese başbakan olarak değerlendirdiğine göre, başbakanımız, yüzde 52 oy da alsa yüzde 100'ün cumhurbaşkanı olacaktır. Herkesin cumhurbaşkanı olacaktır, 77 milyonu kucaklamaya yönelik bir gayret ve tavır içerisinde olacaktır. Biz buna inanıyoruz ve temenni ederim ki halkımız bugüne kadar yaşadığı bazı olumsuzluklardan bundan sonraki süreçte yapılacak icraatlarla kurtulur.”

Türkiye'nin etrafının neredeyse yönetilemeyen ülkelerin çoğunlukta olduğu komşularla sarılı durumda olduğuna işaret eden Çelik, “Etrafımızda savaş vardır, çok ciddi şekilde gözyaşı vardır, kan vardır, göç vardır. Böyle bir atmosferde bizim çok daha sıkı sıkıya birbirimizle kenetlenmemiz ve yolumuza buna göre devam etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Çelik, AK Parti'nin Genel Başkanının ne zaman belirleneceğine yönelik bir soruya da “Şu anda bu konuyla ilgili şu tarihte belirlenecek veya şu tarihte belirlenmeyecek gibi bir şey söyleme konumunda değilim. Çünkü bu toplantılardan sonra o takvim netleşecek. Müsaade ederseniz bu sorunuza yarından sonra cevap vermem, yarın yapacağımız MKYK'dan sonra bu sorunuza cevap vermem daha makul olur” şeklinde yanıt verdi.

“Tahminlerin büyük oranda tuttuğunu söyleyebiliriz”

Seçim öncesinde, bazı şirketlerin yayınladığı anket sonuçlarıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Çelik, şunları kaydetti:

“Sandık açılmadan önce yayınlanan bütün anketler bir çeşit tahmindir. Ama hani meteoroloji hava tahmini yaparken nem oranına göre, rüzgarın şiddetine göre, bazı ön bulgulara göre bu tahminleri yapar. Bu kamuoyu anketleri hiçte yabana atılacak şeyler değil. Zaten kamuoyu anketleri yapılıp yayınlanırken, 2 artı, 2 eksi, 2,5 artı, 2,5 eksi diye hesap yapılır. Yüzde 54, yüzde 53 bulanlar vardı, yüzde 57 bulanlar vardı ama şunu gözardı etmeyelim, ben tabi net katılım oranı şu anda kaç oldu, rakamları almış değilim ama mahalli seçime göre katılımın daha az olduğu anlaşılıyor. Çünkü insanların önemli bir kısmı tatilde. Doğu'da, Güneydoğu'da, Şanlıurfa'da, Adıyaman'da insanlar fındık toplamaya, pamuk toplamaya, başka yerlere gitmişler. Öte taraftan büyükşehirlerde oturan insanlar, okulların tatil olmasından yararlanarak memleketlerine gidiyorlar. İstanbul'daki Karadenizlilerin önemli bir kısmı Karadeniz'e gitmiş durumda. Dolayısıyla hareketliliğin zirvede olduğu ayda seçim yapıldı. Bütün bunlara rağmen anketörlerin kamuyona deklare ettiği tahminlerin büyük oranda tuttuğunu söyleyebiliriz.” 

Çelik, ziyaretlerde bulunmak amacıyla geldiği Kırşehir'de, Belediyenin Ağalar Konağı Sosyal Tesisleri'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Çelik, bir gazetecinin, “Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti'nin başına büyük ihtimalle Abdullah Gül'ün geçeceğini söyledi. Bu konuda sizin düşünceniz nedir” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Daha önce benim de parti sözcüsü olarak, Arınç'ın Hükümet Sözcüsü olarak partimizin ikinci adamı Mehmet Ali Şahin Beyin, Beşir Atalay'ın ve birçok arkadaşımızın bu konuda ifadeleri var. Biz şu anda bu meseleyle meşgul değiliz. Biz 10 Ağustos'ta Allah nasip ederse Sayın Başbakanımızı nitelikli bir çoğunlukla cumhurbaşkanı seçmekle mükellefiz. Böyle bir angajmanımız var, bunun için seferber olmuş durumdayız. Halkımızdan büyük bir teveccüh var, inşallah kazasız belasız huzur içinde ve birinci turda bu işi bitireceğiz.”

Bugüne kadar AK Parti'den kavga, çatışma bekleyenlerin, ayrışma, küsme bekleyenlerin hep yanıldığını ve avuçlarını yaladığını dile getiren Çelik, “2002'de 363 milletvekilini aldık, 'Başbakanlık kavgası çıkacak çünkü partinin lideri milletvekili olamadı' dediler. Hiç bir kavga çıkmadı, tereyağından kıl çeker gibi biz bu işi hallettik. Abdullah Gül Bey 58. hükümetin Başbakanı oldu, Sayın Başbakan Siirt'ten milletvekili seçildiği gün Abdullah Bey istifa etti, 58. Hükümet düşmüş oldu ve Sayın Başbakan geldi hükümetini kurdu. 2007'de dediler ki 'cumhurbaşkanlığı kavgası çıkacak' oradan da bir kavga çıkmadı çok şükür. Başbakanımız çıktı 'bizim cumhurbaşkanı adayımız Abdullah Gül kardeşimdir' dedi ve Abdullah Bey de şanla, şerefle kendisine ve Türkiye'ye yakışan bir cumhurbaşkanlığı yaptı” diye konuştu.

“Kendi saadetlerini bizim felaketimiz üzerine kurmaya çalışıyorlar”

Şimdi de “AK Parti'nin başına kim gelecek, kim Başbakan olacak, kim genel başkan olacak, ha bunlar bu sefer başlayacak kavga etmeye' denildiğini belirten Çelik, “Aslında bu beklenti içinde olan muhalefetin hali şudur, yani onlar kendi güçleriyle, varlıklarıyla kendi tezleriyle iktidara gelemeyeceklerini biliyorlar, kendi saadetlerini bizim felaketimiz üzerine kurmaya çalışıyorlar ama ben partimi tanıyorum, bizim partimizde genel başkanlık, başbakanlık yapabilecek bir düzine adam bulabilirsiniz, çok sayıda insan var” ifadelerini kullandı.

Çelik, Abdullah Gül'ün de bu camianın mensubu ve partinin kurucularından olduğunu dile getirerek, “Bizim 58. Hükümetimizin Başbakanıdır, Dışişleri Bakanı'dır, Başbakan Yardımcısıdır ve 7 yıllık da Cumhurbaşkanlığı tecrübesi var. Sayın Gül de dahil olmak üzere bu camia kendi içinden en doğru olan kararı verecektir, çıkaracaktır. Bu açıdan müsaade ederseniz 10 Ağustos'a kadar biz sadece cumhurbaşkanlığı seçimini konuşalım ama 10 Ağustos'tan sonra da diğer meseleleri medya ile de halkımızla da paylaşacağız” dedi.

YSK'nın, Erdoğan'ın reklam filmini yasaklaması

Çelik, bir gazetecinin, YSK'nın, cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın reklam filmini yasaklaması konusundaki görüşünü sorması üzerine, şöyle devam etti:

“Oradaki MHP'li üye, 'reklamda seccade, ezan, dua var' diye müracaat etmiş. Allah akıl, izan versin. MHP'de demek ki eski akıl nüksediyor, eski Türkiye aklı nüksediyor. Ezandan niçin rahatsız olunsun? O zaman içinde namaz ve ezan olan bütün Türk filmlerinin yasaklanması lazım, bu dini istismara girer. Bu memleketin gerçeği, günde 5 vakit semalarda ezan okunuyor, bundan eğer rahatsızlık duyuyorsa MHP'liler, MHP'liler zaten sağolsun MHP'nin üst yönetimi CHP'nin kuyruğuna takıldı, CHP'nin vagonu haline geldi. MHP'li kardeşlerimize, özellikle tabandaki milliyetçi muhafazakar MHP'lilere hep söylüyorum, bakın milliyetçilikle ulusalcılık aynı şey değil. Ulusalcılık bütün manevi sinirleri alınmış milliyetçiliktir. MHP'nin tabanı ben inanıyorum ki tavan gibi düşünmüyor. YSK, birçok meselede böyle seri karar almıyor. YSK'nın tavrı da çok yadırgayıcıdır. Bunu kabullenmek mümkün değil ama Türkiye bir hukuk devletidir, YSK'nın kararları temyizi mümkün olmayan nihai kararlardır. Biz bundan hoşlanmasak da bunu uygularız. Nitekim ne yaptık reklamda o bölüm çıkarıldı, reklam yayınlanmaya devam ediyor. Demokrasilerde çare tükenmez. Bu yapılan hoş değildi, MHP'nin tavrı hoş değil, YSK'nın aldığı kararı kabul etmek mümkün değil ama biz buna uyduk ve gereğini yaptık.”

18 milyon fazla oy pusulası basıldığı iddiası

Çelik, cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 18 milyon fazla oy pusulası basılması ile ilgili eleştirisinin hatırlatılması üzerine, İhsanoğlu'nun  AGİT heyetinin raporundan yola çıkarak bunu söylediğini ifade etti.

“AGİT heyeti Türkiye'ye yabancı olabilir, Türkiye'deki seçim sistemine YSK'nın seçim çalışma düzenine, şekline, YSK'nın kararlarına yabancı olabilir ama öyle anlaşılıyor ki Ekmeleddin İhsanoğlu en az AGİT heyeti kadar bu ülkeye yabancıdır” görüşünü dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

“Geçen seçimi göz önünde bulundurun, her seçimde YSK yedek oy pusulaları basar. Her ihtimale karşı yedek oy pusulaları basar. Bu geçen mahalli seçimde de öyleydi, daha önceki milletvekili seçiminde de öyleydi, referandumda da öyleydi. Bu şuna benzer, üniversite imtihanı yapıldığı zaman ÖSYM her sınıf için bir de yedek kitapçık paketi gönderir. Eğer ihtiyaç olursa tutanakla açılır, kullanılır ve tutanakla kapatılır tekrar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yapılan bütün seçimlerde belli kriterlere göre yedek oy pusulası basılmıştır. Bu seçimde de yaptılar bunu. YSK'nın bazı kararlarını biz de onaylamıyoruz. YSK'yı birisi eleştirdiği zaman haklı bir eleştirisi varsa biz de ona katılırız ama bu eleştiride Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu haklı değil ve Türkiye'yi tanımadığını, Türkiye'deki seçim sistemini, YSK'nın çalışma düzenini bilmediğini ortaya koyuyor.”

İhsanoğlu'nun bu tavrını yadırgadığını belirten Çelik, “Madem ki cumhurbaşkanı adayısın hiç olmazsa etrafında, sağında, solunda hukukçular var sor 'bu neyin nesi' diye. Bu ne yapar şimdi biliyor musunuz? Siz kendi ülkenizdeki bir seçimi şaibe altına sokuyorsunuz. Biz Mısır gibi seçim yapmıyoruz. 40, 50 günde sonucu aldılar. Seçim yapılır 3 saat sonra gayri resmi sonuçlar vatandaşın elindedir. Kendi ülkendeki cumhurbaşkanlığı seçimini niçin şaibe altına sokuyorsun?” ifadelerini kullandı.

Çelik, çatı adayı ve çatı adayını destekleyenlerin 10 Ağustos'ta başlarına geleceği bildiğini, kendi yenilgilerine, hezimetlerine şimdiden mazeret aradığını söyleyerek, şunları kaydetti:

“Şimdiden buna kılıf hazırlamaya çalışıyorlar. 30 Mart seçimlerinden sonra ben genel merkezde basın toplantısı yapıyordum, dediler ki 'efendim elektrik kesildi şurda şurda.' Elektrik kesintisi zaman zaman Türkiye'nin farklı yerlerinde oluyor mu, oluyor. Onlara dedim ki elektrik kesilmiş olabilir, peki karanlıkta AK Partililerin gözleri görüyor mu, AK Partililerin gözlerinde fosfor falan mı var? 'Efendim twitter da yasaklanmıştı' dediler. Peki twitterı en çok kullanan parti AK Parti'dir. Twitter bize açık da CHP'ye mi kapalıydı. Bu mazeretlere gerek yok. Şimdi diyorlar 'kamu kaynakları, devlet gücü kullanılıyor.' YSK'nın seçim yasaklarının başladığı son 10 günde Başbakan, propaganda amaçlı gittiği zaman devletin uçağını kullanıyor mu? Hayır. Peki makam arabasına biniyor mu? Hayır. Valiler Başbakanı karşılayıp uğurluyor mu? Hayır. Seçim yasağı neyi gerektiriyorsa bunu yapıyor. 1950'de CHP çok ciddi bir hezimet aldığı zaman, İsmet Paşa çok büyük bir yenilgi aldığı zaman CHP sadece devlet partisi değildi, devletin ta kendisi idi. Vatandaş sizi al aşağı etmek isterse veya vatandaş tercihini sizden yana kullanmak istemezse siz devletin hepsini seferber etseniz beş para etmez.”

Cumhurbaşkanı seçim anketleri

Çelik, seçim anketlerindeki son durumun sorulması üzerine dün itibariyle 12 anketin ortalamasında birisi hariç Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oy oranının yüzde 54 ve üzerinde olduğunu vurguladı.

Sadece bir araştırma şirketinin anketinin Erdoğan'ı yüzde 50'nin altında gösterdiğini ifade eden Çelik, “Bu araştırma şirketine de ilk günden itibaren hiçbir zaman itibar etmedik, onlarla çalışmadık, onların derdinin de ne olduğunu biz biliyoruz, yani kredibilitesi olan bir araştırma şirketi değil” diye konuştu.

Anketlerde Ekmeleddin İhsanoğlu'nun oyunun yüzde 35 ile 38 arasında değiştiğini, Selahattin Demirtaş'ın oyunun ise yüzde 6 ile 8,5 arasında veya 8 arasında gidip geldiğini dile getiren Çelik, “Vaziyet bu, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Çarşamba bunu gösteriyor, perşembe için de fikrimiz bu” dedi.

Çelik, kent merkezinde esnaf ziyaretleri de gerçekleştirdi.

Çelik, belediye tarafından, şehit aileleri ve gazilere gelir sağlamak amacıyla Kırşehir Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği'ne tahsis edilen Cacabey Meydanı'ndaki kafeteryayı ziyaret etti.

Burada, şehit ailelerinin, şehitlerin kendilerine bıraktığı mukaddes emanetler olduğunu belirten Çelik, “Gazilerimiz de başımızın tacıdır. İktidarımız bunu hep böyle bildi. Bugüne kadar ne yapıldıysa bu bir vefa borcudur. Memleketin birliği, dirliği, huzuru ve barışı için hayatını feda eden insanların hatıraları bizim için çok azizdir. Onların emanetleri de bizim için aynı derecede aziz emanetlerdir. Bir insanın memleketi için parasını pulunu, malını mülkünü değil kendini feda etmesi çok önemli bir hadisedir” diye konuştu.

Çelik, memlekette çok gözyaşı döküldüğünü vurgulayarak, şunları söyledi:

“Son başlattığımız çözüm süreci ile birlikte bazıları bu meseleleri istismar etmeye çalışıyor. Hiç kimse şehitlerimizin kanı üzerinden siyaset, ideolojik hesap yapmasın. Bu ülkenin çocuklarının kanı üzerinden de yapmasın. Yeri geldiği zaman memleket için ölmek hepimiz için namus borcudur ancak biz ölümden ziyade hayatı ön plana çıkarmalıyız ve yaşamı büyütmeliyiz. Hükümetimiz bunun için büyük bir gayret gösteriyor. Hiçbir anne ağlamasın, hiçbir evlat babasını hiçbir kadınımız da eşini kaybetmesin.”

“Bugüne kadar sizin yanınızda olduk ve olmaya devam edeceğiz”

Türkiye'de bir terör örgütü olduğunu ve bu örgütün de çok acımasız, kanlı faaliyetlerde bulunduğunu dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

“Biz bu kanın akmasını durdurmak için her çareye başvuruyoruz, aklın gerektirdiği her türlü imkanı kullanıyoruz ama şunun bilinmesi gerekiyor, şehitlerimizin emanetine hıyanet anlamına gelebilecek hiçbir hareket içinde AK Parti olmaz. Şehitlerimizin ruhuna ıstırap verecek hiçbir hareketin içinde olmaz. Memleketimizin birliği, bütünlüğü, üniter devlet yapımız hiçbir zaman hiç kimse ile pazarlık konusu edilemez. Birileri gelip bunu siyasi polemik malzemesi yapabilirler.”

Çelik, bugüne kadar şehit aileleri ve gazilerin yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirterek, “Sizin yanınızda olmaya devam etmek bir politik tercih, bir oy hesabı değildir. Bizim için bir ahlak meselesidir, insanlık ve memleket borcudur. Bunun böyle bilinmesi gerekiyor. Bütün seçimlerde Türkiye'de genel atmosfer ne ise şehit ailelerinin de atmosferi odur” dedi.

Cumhurbaşkanı seçimi

Şehit aileleri ve gazilerin bugüne kadar kendilerine en yüksek düzeyde destek verdiklerine dikkati çeken Çelik, “Başbakanımız bütün bu meselelerde en hassas insanlardan birisidir. Başbakanımız şimdi cumhurbaşkanlığına taliptir. Nitelikli bir çoğunlukla Kırşehir'in 10 Ağustos'ta Başbakanımızın yanında olmasını istiyoruz. Allah'ın izniyle başbakanımızın cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte, halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı, halk tarafından seçilmiş bir başbakan, hükümet ve uyum içinde çalışan bir kadroyla Türkiye çok daha farklı bir yere gidecektir” şeklinde konuştu.

Şehit aileleri, gaziler ve engellilerin sorunlarını da dinleyen Çelik, daha sonra Kırşehir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Bahamettin Öztürk'ü ziyaret etti, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.

24 TV'de Melik Yiğitel ve Orhan Miroğlu'nun sunduğu 'Doğrusu Ne?' programına AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik konuk olarak katıldı.  Hüseyin Çelik cumhurbaşkanlığı seçimi ve Başbakan Erdoğan'ın bugün Maltepe'de yaptığı büyük İstanbul mitingi üzerine açıklamalar yaptı. Çelik; Başbakanımızın oy oranı yüzde 54 ile 58 arasında dedi.

İşte Hüseyin Çelik'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar…

İSTANBUL MİTİNGİNLERİNDE TARİHİ KALABALIĞIN SIRRI NE?

Türkiye'de siyaset karizmatik liderler üzerinden şekilleniyor. Tabi karizma tek başına yeterli değil.  Başbakan bu partinin sürükleyici unsuru, şefi lideridir. Ak Parti teşkilatları iyi anlamak lazım. Dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşu dediğim zaman bunu bazıları mübalağa buluyor.

Ak Parti teşkilatları 2.5 milyon kişiden oluşuyor bu dev bir organizasyondur.  Bu sene 13. kuruluş yıl dönümümüzü kutlayacağız. Halk nezdinde genel başkanımızın bir sevgisi var.  Biz ilk dönemimizde başarısız olsak ikinci dönemde iktidar olma şansımız var mıydı? İyi bir kadromuz var. AK Parti bir kadro hareketidir. Bir parti 8 seçim üst üste oyunu arttırarak seçim kazanırsa o partiye hakkını teslim edeceksiniz.  Vatandaş lidere, kadroya ortaya konan başarıya bakıyor.

'Ekmek için Ekmeleddin' sloganını duyduğumda bunu yapan biri biraz stratejiden anlasın,  bu ülkenin ekmeğini yüzde üç yüz arttıran birine karşı bu siyaset yapılmaz dedim. Sağlık, ekonomi, tarım, eğitim yatırım alanında büyük yollar aştık.  Bütün sektörleri saymama gerek yok. 12 yıl sonrasında Ağustos sıcağında meydanını hınca hınç dolduruyorsa bunu tesadüf sayamazsınız. Halkımızın teveccühü tesadüf olarak izah edilemez.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ İLK TURDA BİTER

Başbakan'ın mitingleri dışında onun gidemediği illere ilçelere tek tek gidiyoruz. Bütün arkadaşlarımız dolaşıyor. Türkiye'nin 81 vilayetini köşe bucak doluşuyoruz. Vatandaşa kararını vermiş durumda. Allah nasip kısmet ederse bu seçim ilk turda bitmiş durumda. 12 kamuoyu şirketinin ortalamasını aldım. Seçim tahminleri tutturan şirketlerin değerlerini alıp inceledim. Bunlardan çıkan sonuç Başbakan Erdoğan  yüzde 54- 58 Ekmeleddin İhsanoğlu  yüzde 37- 38 Selahattin Demirtaş yüzde  6.5 – 8 civarında bir oy aldığı görünüyor. Yurt dışında sıkıntı var ama orada da zamanla oy kullanma sorunu oturacak. Türkiye'de mahalli seçimlerdeki kadar bir katılım oranı beklemiyoruz. Biri bana çıkıp desen tıpış tıpış gidip oy kullanacaksın dese ben bunu aşağılama olarak görürüm.

MUHALEFETİN EŞİT YARIŞILMIYOR ELEŞTİRİSİNE CEVAP: MALTEPE'DE 4 MİLYON TOPLADINIZ DA BİZ Mİ MANİ OLDUK

Hangi adayın kimi ne kadar göstereceği o kanalın kendi politikasıdır.  Buradan hodri meydan diyordum, bir tek internet sitesi, televizyon radyo kanalı çıkıp desen ki biri çıkıp desin ki Hüseyin Çelik partisi adına bize baskı yaptı. Ekmeleddin İhsanoğu'na niye yer verdin desin. Hodri meydan diyorum. Bunlar komik suçlamalar. Yenilgilerine kılıf arıyorlar. Kemal Kılıçdadaroğlu girdiği hiç bir seçimde 'niye medya bana yer verdiği kadar Hayda Baş'a yer verdi' dedi mi? Başbakan Hızlı ten açılışına gitmesin mi?  Bu haber mi haber. Sen gidip Maltepe'de miting yaptın dört milyon kişi topladın da biz mani mi olduk. Ağır olda molla desinler. İki tane miting yapamadılar. Siz bu adayı ortada bıraktınız. Ekmeledin İhsanoğlu'nun profesörlüğü ile ilgili şaibeli iddialar var. Beğenir yada beğenmezsiniz Süleyman Demirel'de Turgut Özal'da profesör değildi. Ülke yöneteni akademik kariyere bakmıyor.

SELEHATTİN DEMİRTAŞ ASLA SEÇİLMEZ

Selehattin Demirtaş Başbakan  üzerinden reklam yapmaya çalışıyor. Belli çevrelerin sana gösterdiği  ilgi sana olan ilgileriden sevgilerinden kaynaklanmıyor. Başbakan'a olan nefretlerinden kaynaklanıyor dedim. Amaç acaba birinci turda bu zaferi engelleyebilir miyiz?  Güneş batıdan doğar doğudan batar ama Selahattin Demirtaş cumhurbaşkanı seçilemez.  Türk Solu'nda pohpohlayanlar var. Ekmeledin İhsanoğlu nedeniyle CHP'ye kızıp  oy verecekler var. Selehattin Demirtaş'ın aldığı oy asla sadece Kürt kökenli vatandaşların oyu olmayacaktır. Demirtaş bugün meydanlarda bangır bangır bağırıyorsa, bir Kürt'te cumhurbaşkanı olabilir diyorsa bu AK Parti'nin getirdiği özgürlükler yüzündendir. Bugün doğuda bir Kürt vatandaşımız oyumu Erdoğan'a vereceğim diyorsa o yapılan hizmetin, getirilen eşitliğin, huzur ortamının bir cevabıdır.

KİMSE CHP VE MHP'YE VİCDANINI İPOTEK ETMEDİ

Kimse sizin emir eriniz değil. Kimse CHP ve MHP'ye vicdanını ipotek etmedi. Ben hem solcu hem islamcı bir arada olamam. Böyle göstermeye çalışırsam eyyamcı olurum. Yerine geliyor Ekmeleddin bey solcu, başka yerde aşırı solcu, İslamcı, muhafazakar, feminist oluyor. Bu insanlar sizin köleniz değil. Siyaset gönül işidir. İnsanlar oyunun rengini değiştiremez mi? Elinizi vicdanına koyan MHP'lilerde oyunu Başbakan'a verecektir.  Saadet Partili biri kalkıp Başbakan dururken Ekmeleddin İhsanoğlu'na oy vermez.

GAZZE'DE YAPILAN AŞAĞILIK BİR KATLİAMDIR

Türkiye Filistin'e yapılan saldırıya tüm dünyaya duyurmak için elinden gelen tüm çabayı sarf ediyor.  Gazze'de yapılan aşağılık, iğrenççe bir katliamdır.  İsrail Hitler'in yaptığını yapıyor. Bazıları hayal kuruyor. Ordumuzu gönderelim. Türkiye'in bir NATO üyesi olarak gidip İsrail'i vurmaya hakkımız var mı? Bizim böyle bir şey yapmamızı demek 3. Dünya Savaşının çıkması anlamına gelir. Buradan soruyorum, Ekmeleddin İhsanoğlu cumhurbaşkanı olsaydı bu hükümetin yapmadığı ne vardı ki sen onu yapacaktın. Orduya İsrail'i bombalama emri mi verecek miydin? Mavi Marmara olayından dolayı 2009 yılından beri İsrail ile ilişkilerimiz kesiktir. Bizim derdimiz bütün dünya Yahudiliği ile değil.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, “Biz Bahçeli ile Kılıçdaroğlu'nun düştüğü seviyesizliğe düşmeyeceğiz. Onlar neden telaşa kapıldılar biliyor musunuz? Onlar başlarına gelecekleri biliyorlar. 10 Ağustos'tan sonra nelerle karşılaşacaklarını çok iyi biliyorlar, bu sebeple hırçınlaşmaya başladılar. Fakat milletimiz bu hırçınlaşmaya prim vermeyecektir” dedi.

Çelik, AK Parti İl Başkanlığınca bir otelde düzenlenen “Birlik ve Beraberlik Gecesi”nde yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinin adayı Recep Tayyip Erdoğan'ın kazanacağını belirtti.

Diğer adaylar hakkında da konuşan Çelik, “Neymiş? Ekmek için Ekmeleddin. 10 parti de onun için ittifak etmiş. Diyorlar ki 'Biz Ekmeleddin'e kefiliz' Bugüne kadar onlarca sefer seçime girmişler vatandaş bunlara oy vermemiş, peki size kim kefil olacak? Kelin ilacı olsa kendi başına sürer. Sizin Ekmeleddin'e ne faydanız olacak” diye konuştu.

Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı neyse cumhurbaşkanlığının da öyle olacağını kaydeden Çelik, perşembenin gelişinin çarşambadan belli olduğunu belirterek, “Siz, Recep Tayyip Erdoğan'ın çarşambasını biliyorsunuz. Perşembe daha parlak olacaktır. Biz buna inanıyoruz, iman ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“AK Parti'de, başbakan olacak en az 20 adam var”

Başbakanın cumhurbaşkanı olması durumunda partinin başına kimin geçeceğine dair konuşmaların olduğunu hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:

“AK Parti'de Abdullah Gül de dahil olmak üzere başbakan olabilecek en az 20 adam var. Onlar kendi derdine düşsün. Kadromuz, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin çapının on katı üstünde, onlar kendi derdine yansın. 10 Ağustos'tan sonra ortak akılla genel başkanımızı da başbakanımızı da belirleyeceğiz. Türkiye, iyi anlaşan, iyi diyalog içinde olan ve birlikte hareket eden bir cumhurbaşkanı ve başbakanla çok daha güzel günler yaşayacaktır. Biz Bahçeli ile Kılıçdaroğlu'nun düştüğü seviyesizliğe düşmeyeceğiz. Onlar neden telaşa kapıldılar biliyor musunuz? Onlar başlarına gelecekleri biliyorlar. 10 Ağustos'tan sonra nelerle karşılaşacaklarını çok iyi biliyorlar, bu sebeple hırçınlaşmaya başladılar. Fakat milletimiz bu hırçınlaşmaya prim vermeyecektir.”

İsrail'in, Filistin'e saldırılarını da değerlendiren Çelik, Türkiye'nin dışında sesini yükselten, İsrail'in zulmünü dünyaya haykıran, uluslararası camia nezdinde meseleyi gündeme getiren, bu meselenin çözümü için can siperane çaba sarf eden ülke olmadığını ifade etti.

Çelik, şunları söyledi:

 “Ekmeleddin İhsanoğlu, 57 İslam ülkesini 8 yıldır yönettiyse işte İslam aleminin hali ortadadır. Gaziantep büyüklüğünde olan İsrail, 1 milyar 700 milyon nüfusa sahip İslam alemini inim inim inletiyor mu? Yeryüzündeki her Müslüman bir kere tükürseydi İsrail'i sel alırdı. Fakat halimizi görüyorsunuz. Bir slogan buldular, 'Ekmek için Ekmeleddin' Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de başbakan olduğu zaman bu memleketin nüfusunun yaklaşık yüzde 31'i günde 4 dolar ve altında bir gelirle geçinmek zorundaydı. Şimdi bu oran yüzde 2'nin altına düşmüştür. Mesele ekmekse, Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki hükümet Türkiye'nin ekmeğini yüzde 300 ila 400 büyütmüştür, çok şükür. Türkiye'nin nereden nereye geldiğini elini vicdanına koyanlar bilirler. Sadece kafiye olsun diye bunu bulduysanız vay sizin halinize.”

Çelik, Selehattin Demirtaş'ın Türk solu ve ulusalcılar tarafından yeniden keşfedildiğini ve “cici oğlan muamelesi” yapıldığını iddia etti.

Çelik, “Selahattin Demirtaş ne kadar da barışçılmış, ne kadar da espiritüelmiş, ne kadar da doluymuş, bağlama da çalıyormuş. Bütün mesele ne biliyor musunuz? Bunu biraz daha şirin göstererek Kürt vatandaşlarımızın oyunu biraz daha arttırabilir miyiz. Şunu çok net ifade etmek isterim, AK Parti kurulduğu günden bu yana Kürt kardeşlerimizden 4'ünün 3'ü AK Parti'ye oy vermiştir” şeklinde konuştu.

Çelik, Türkiye'de yapılan 12 anket sonucunun ortalamasında ortaya çıkan sonuca göre, Recep Tayyip Erdoğan yüzde 54 ila 58 arasında, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun yüzde 34 ila 37 arasında ve Selahattin Demirtaş'ın da yüzde 6,5 ila 8,5 arasında olduğunu sözlerine ekledi.

Programda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve AK Parti İl Başkanı Ahmet Uzer de birer konuşma yaptı.

Program sonunda partililer toplu hatıra fotoğrafı çektirdi.

GAZİANTEP

SOSYAL MEDYA

302Subscribers+1
1,058,731FollowersFollow

SON GÖRÜNTÜLENLER

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'a Yüzüncü Yıl Üniversitesince (YYÜ) fahri doktora unvanı verildi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı...