Genel

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, NTV canlı yayınında Funda Görey'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

-12 Eylül Davası sonuçlandı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya'ya müebbet hapis cezası verildi. 12 Eylül kararı ile ilgili değerlendirmenizi alalım öncelikle.

Türkiye'nin darbelerle hesaplaşması aslında gecikti. Bu açıdan Türkiye'nin darbe meselesini gündeminden çıkarması için önce darbelerle hesaplaşması gerekiyordu. 12 Eylül 2010'daki referandumda biz 12 Eylül darbecilerinin de yargılanması gerektiğini söylemiştik. Başlamamış bir sürecin bitmiş olması söz konusu değildi anayasa değişikliği ile birlikte bunların yargılanması gerekiyor dedik ve yargılanmaya başladılar. 12 Eylül Türkiye'nin üzerinden bir silindir gibi geçti. Bizim ve bizden önceki nesil için 12 Eylül çok ağır hatıralarla doludur. Temyiz yolu açık ama biz adaletin tecellisi olarak görüyoruz. Bunlar bir yılda iki yılda ceza almış olsalardı bile darbe zihniyetinin ceza almış olması önemli. Bu cezalar kesimleşirse adı geçen zatların rütbeleri sökülür ve er olarak hayatını sürdürecekler demektir. Bu açıdan darbeye niyetli olanlar için dersler taşıyor olur.

-Anayasa Mahkemesi, Balyoz Davası'nda yapılan 230 başvuruyu birleştirerek, tüm sanıkların haklarının ihlal edildiğine karar verdi. Hemen bununla ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz?

Daha öncede söyledik bazılarının asla bu mesele ilgili alakası olmadığının, haklarının ihlal edildiği gibi bir iddia içindeyse Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunabilir, insan hakları mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir demiştik. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararlarını gördükten sonra bir değerlendirmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Bana da cezaevinden mektup yazan bir çok tutuklu bulunan bir çok subay var alakam yok diyen. Bu subayların yazdıklarından bende ciddi manada etkilenmiştim. Hangisi kuru hangisi yaş tabi ki buna yargı karar verecek. Balyoz'u yok saymak kendi kendimizi kandırmak ve halkımızın aklıyla alay etmektir bir kere. Balyoz Eylem Planı bal gibi bir darbe teşebbüsüdür. Anayasa Mahkemesi hangi tarafından böyle bir karar verdi bilemem.

-Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu ismi açıklandı cumhurbaşkanlığı için. Siz ne diyorsunuz çatı aday ve isim hakkında?

Öncelikle biz bu 12 Eylül Davası ile ilgili konuştuğumuz AK Parti halkı kandırıyor böyle bir şey olamaz demişlerdi muhalefet. O gün hayırsız olan bir hayırcı cephede yer alan bu iki siyasi parti sözcülerinin bugün halktan özür dilemesi gerekiyor. İki siyasi parti uzlaştı dolayısıyla bu Türkiye'nin uçtuğu anlamına gelebilir iki siyasi parti uzlaştı demokrasi uçtu gibi düşünülebilir. 2000 yılında beş siyasi partinin genel başkanı ip gibi yan yana dizildiler.

TBMM'de merhum Ecevit sayın Bahçeli, sayın Mesut Yılmaz, Tansu Çiller ve sayın Recai Kutan yan yana dizildi ve beşimiz siyaset üstü Ahmet Necdet Sezer üzerinde uzlaşmaya vardık dediler. Ben oy vermedim o zaman genel başkanım o beşlinin içinde olmasına rağmen. Vermememin ne kadar da isabetli olduğunu gördük. Türkiye için felaket olmuştur bence. İki parti uzlaştı dolayısıyla Türkiye'nin kaderini değiştirecek bir şey yaptılar demek doğru değil. Sürekli siyaset üstü biri olsun dediler. Ben bu siyaset üstü tanımına karşıyım. Partiler üstü bir konumdadır seçildikten sonra partiler üstü bir icraat yapmak zorundadır derlerse bunun altına imza atarız. Biz siyasete itibar ve zemin kazandırmak zorundayız.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve sayın Bahçeli bu tavırlarıyla bizzat kendilerini aşağıladıklarının farkında değiller. Bugüne kadar 11 cumhurbaşkanı gelmiş Atatürk siyasetçi bir cumhurbaşkanıydı yani. 4 general gelmiş ikisi darbe zoruyla gelmiş ikisi de emekli olacak generallere veya amirallere iş bulma onlara bir hobi alanı açma anlamına geliyordu. Eski Türkiye'de cumhurbaşkanlığı makamı milli iradeye ve halkın seçilmiş iradesine ayar çekme yeriydi. Biz diyoruz ki yeni Türkiye'de devletin milleti diye bir kavram olmaz milletin devleti vardır diyoruz. Dolayısıyla seçilecek olan cumhurbaşkanı halkın dokunabildiği halkın yüreğine dokunabilen ve halkın ne istediğini ne istemediğini çok iyi bilen onların arasından gelmiş bir insan olması lazım.

Şu anda İhsanoğlu'nun şahsını tartışmıyorum. Onu teklif ederler rekabet başlar o zaman bizim söyleyeceğimiz çok şey var. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu dün konuşmasında hırsızdan cumhurbaşkanı adayı olmaz dedi, yalancıdan olmaz dedi o zaman Cumhuriyet Halk Partisi'nde yalancı, hırsız olmayan birini bulamadınız. Sayın İhsanoğlu ile ilgili Cumhuriyet Halk Partisi ev Milliyetçi Hareket Partisi bizim mahallede halka cazip gelecek halkın oy verebileceği, halkın cumhurbaşkanı seçebileceği bir adam yok dedi bununla. Türkiye'de muhafazakar demokrat siyasetinde bir başarısıdır bu. Size benzeyen birini bulursak belki halk seçer.

Kendisi varken halk neden benzeyenine oy versin. Cumhuriyet Halk Partisi kendi milletvekillerini bile ikna etmiş değil bu konuda. En yakınlarındaki yardımcılarından bile gizlediler. Benim de beklediğim bir isim değildi kimse beklemiyordu. Referandumda kimseyle ittifak etmedik. Bugün de bir parti ile ittifakla cumhurbaşkanlığı seçime gitmeyeceğiz. Bugün ittifak edenler 12 Eylül 2010 referandumunda hayırcı cepheydi ama tutmadı. Bu iki siyasi partinin bir araya gelip bir daya belirlemiş olması kendileri açısından bir başarı olarak addedilebilir ama sonuç alan bir teşebbüs olduğu kanaatinde değilim.

-Sayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç geçen hafta cumhurbaşkanlığı ile ilgili ortaya konan bazı senaryolara tepki gösterdi. ''Çoluk çocuğa bu işleri bırakmayız kimse kulisler hesaplar yapmasın. Ben de bu hesapların içinde yokum'' dedi. Parti içinde bu konuda bir görüş ayrılığı var mı?

313 milletvekili bulunan 20 milyon oy alan ve 2,5 milyonluk bir siyasi partinin dikensiz gül bahçesi olduğunu varsaymak tabiata aykırıdır. AK Parti içinde görüş ayrılıkları da tartışmalar da olabilir. Sayın Bülent Arınç'ın dünyasıyla onun eleştirdiği insanların dünyasının bir olması gerekmiyor.

Bizim içimizde de tartışmalar elbette var. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'nde şu anda olduğu gibi adaya karşı olan gibi çok şükür bizde bu anlama gelebilecek bir ayrışma olmadı. Bundan sonra da olmayacak. AK Parti bir ideolojik parti değil bir kitle partisidir. Biz prensiplerde buluşan ortak paydası muhafazakar demokratlık olan bir siyaseti birlikte yapıyoruz. Eğer sayın başbakanı bizim ekibimizi çok meşgul eden Soma faciası gibi Irak meselesi gibi olaylar olmasaydı bugüne kadar açıklanabilirdi. Daha görüşülemeyen STK'lar var. Eğer nabız tutmak istiyorsanız oralara gitmek zorundasınız. Ay sonu açıklanacak muhtemelen.

-Musul'da alıkonulan Türk vatandaşlarıyla ilgili bir fidye ya da bir pazarlık olmadığı resmi açıklamalarda söylendi. O zaman neden hala bırakılmıyor bu vatandaşlarımız?

Bu IŞİD bir propaganda yapmaya çalışıyor sesini dünyaya duyurmaya çalışıyor ve Musul'daki tek diplomatik misyon Türk başkonsolosluğunu işgal ederken böyle bir amaç taşıyor olabilirler. Orada başka bir ülkenin başkonsolosluğu olsaydı muhtemelen onu da işgal edeceklerdi. Bir mahkeme kararı verildi onun detaylarıyla ilgili ben de konuşamıyorum. Orada 80'i aşkın vatandaşımız bunların elinde. Bazı değerlendirmeler ve yorumlar yaparken o insanların hayatını ve o insanların sapasağlam ailelerine kavuşmalarını öncelememiz gerekiyor. Bizim devletimiz hükümetimiz bu insanları burnu bile kanamadan ama tabi tutulmak hürriyetten mahrum kalmak tabi insanın hoşnut olacağı şeyler değil. Temenni ediyorum bu süreç uzamaz. Sabırla tereyağından kıl çeker gibi bu meseleyi çözmemiz gerekiyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çelik, muhalefetin 'çatı adayı' belirleme süreciyle ilgili, “Kendi içlerinde bazı istişareler yaptılar. Sonra AK Parti hariç diğer partilere ve sivil toplum örgütüne gittiler. Orada sözüm ona istişarelerde bulundular. Fikirlerini paylaştılar. Şimdi bu nasıl bir istişare? Nasıl bir ortak akıl mekanizması çalıştırmaktır ki kendi milletvekilleri bile bu aday açıklandıktan sonra diyor ki 'bizimle konuşulan paylaşılan bunlar değildi'. Nitekim bazı gazetelerin başlıklarına bakarsanız 'kozmik aday' diye ifade edildi” dedi.

Cumhurbaşkanı seçiminde halkın teveccühü önemli olduğunu söyleyen Çelik, “Halkımız kimi tercih edecek hep birlikte göreceğiz” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, '' 'Siyasetçi olmasın siyaset üstü olsun' derken aslında Sayın Bahçeli ve Sayın Kılıçdaroğlu, siyaset kurumunu aşağıladıklarının farkında değiller. Kendilerini aşağıladıklarının farkında değiller'' ifadesini kullandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, ''Yeni Türkiye'de devletin milletini biz kabul etmiyoruz. Devlet millet içindir, millet devlet için değildir. Biz milletin devleti vardır diyoruz. Millet devletin başına da dokunabileceği, yüreğini paylaşabileceği, icraatını bildiği, tanıdığı, gördüğü bir insanı oturtmak ister.'' dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik 24 TV'de Melik Yiğitel'le 24 Özel programına konuk oldu. Programda CHP ve MHP'nin çatı adayı olarak açıklanan İslam Konferansı Örgütü eski Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığı değerlendirdi.
 
Hüseyin Çelik'in açıklamalarından satır başları:
 
KİMİN ADAY OLDUĞU DEĞİL, HALKIN KİME TEVECCÜH GÖSTERECEĞİ ÖNEMLİ
 
Öncelikle hayırlı olsun. Tabi CHP ve MHP'nin kimi aday göstereceğine biz değil kendileri karar verecekler. Muhalefet partileri bir aday üzerinde uzlaştıklarını söylüyorlar ancak sizin kimi aday göstereceğinden çok halkın kime teveccüh göstereceği çok önemlidir. Türkiye'de her zaman tavan ile taban aynı şeyi söylemiyor.
 
CHP'li Hamzaçeci geçenlerde bir basın toplantısı yaptı ve “Bizim öncelikle üzerinde uzlaştığımız şey Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmaması' dedi. Ben genel merkezde yaptığım toplantıda bunu bir Karadeniz fıkrasıyla karşıladım..
 
 “Temel'le Dursun birbirinin düşmanı. İkisi de suç işleyip hapse girmiş ve ikisi de idama mahkum olmuş. İkisine de son arzuları sorulmuş. Önce temele sormuşlar. Temel boynunu bükmüş ve “Anamı görmek istiyorum” demiş. Sonra Dursun'a sormuşlar. Dursun, Temelin gözlerin kim dolu bir şekilde bakarak, “Temelin anasını görmek istiyorum” demiş.”
 
KILIÇDAROĞLU VE BAHÇELİ LİDERLİKLERİ SORGULANACAK ENDİŞESİ TAŞIYORLAR

 
CHP bir CHP'liyi aday gösteremiyor. MHP de bir MHP'liyi.. Bunun temel sebebi şu. Kılıçdaroğlu şunu biliyor.. CHP'den CHP'li birini aday gösterirse ve seçimlerde ondan fazla oy alırsa hali nice olur.. Seçilmeyeceği kesin.. “Benim buradaki liderliğim sorgulanırsa…” diyor. Sayın Bahçeli'nin de aynı endişeleri var.Ben de biliyorum ki MHP içerisinde kimi isimler ondan daha çok prim yapar.
 
ADAYLIĞI KESİNLEŞİRSE ELBETTE SÖYLEYECEKLERİMİZ OLACAK

 
Bir kere ben sayın İhsanoğlu'nun şahsiyetiyle, geçmişte yaptığı görevlerle, ne kadar isabetli olup olmadığıyla ilgili şu anda bir şey söylemiyorum. Şunun için söylemiyorum, henüz adaylığı kesinleşmedi. Adaylığı kesinleştikten ve meydanlara çıktıktan sonra halk bakacak ve kararını verecek. O zaman elbette bizim de söyleyeceklerimiz olacak.
 
SİYASET BU KADAR KÖTÜ BİRŞEYSE NEDEN SİYASET YAPIYORLAR?

 
 Kendisiyle konuşmadan iki liderin çıkıp onu aday göstermesi söz konusu olamaz. Bu bilinen birşey zaten. Ama ben prensipler bazında şunları söylemek istiyorum. Bir kere Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve onların yardımcıları sürekli şu tezi işlediler.. “Siyasetçi Cumhurbaşkanı adayı olmasın..” dediler. Ben hayretler içerisindeyim bu siyaset o kadar kötü birşeyse niçin yapıyorlar bu siyaseti? Bu arkadaşlar bir bütün olarak siyaset kurumunu ve kendilerini aşağıladıklarının farkında değiller. Hele hele Cumhurbaşkanı halk tarafından seçildikten sonra Türkiye'deki en yüksek düzeyli makam olacak. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamı birileri tarafından hep özellikle milli iradeye ayar çekilen bir makam olarak görülmüştür.
 
ATATÜRK, İNÖNÜ, ÖZAL, BAYAR VE DEMİREL HATTA SAYIN GÜL DE SİYASETÇİYDİ

 
 Ben insanların mesleğiyle ilgilenmiyorum. Asker de olur, Hakim de olur, savcı da olur, mühendis de olur, herkes olur.. Atatürk, evet generaldi ama Atatürk CHP'nin kurucusuydu.. Atatürk bir siyasetçiydi ve birinci Cumhurbaşkanıydı. İsmet Paşa siyasetçiydi ve ikinci Cumhurbaşkanıydı.. Celal Bayar, Demokrat Parti'nin kurucusuydu. Sayın merhum Özal, bir siyasetçiydi. Demirel bir siyasetçiydi. Sayın Gül de bir siyasetçiydi.. Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk ve Kenan Evren gibi isimler de askerdi. Siyasetten gelen insanlar değillerdi. Ya darbeyle ya da başka bir şekilde o günkü derin devletin itmesiyle iktidara gelmişlerdi.
 
ESKİ TÜRKİYE'DE 'DEVLETİN MİLLETİ' ANLAYIŞI HAKİMDİ

O günkü anlayış 'Devletin milleti' anlayışıydı. Millet, Devlete aitti. Yeni Türkiye'de bu yok. Biz o anlayışı elimizin tersiyle bir kenara ittik ve dedik ki, “Hayır! Milletin devleti var! Devlet, millet için var. Devletin varlık sebebi milletin refah seviyesini en üst seviyeye çıkarmak, güvenliklerini sağlamak, onlara adalet dağıtmaktır.
 
 HALKÇILARLA IRKÇILARIN İTTİFAKI BUGÜN BAŞLAYAN BİRŞEY DEĞİL

 
CHP ve MHP eski Türkiye anlayışına sahip partilerdir. Esasen Halkçılarla Irkçıların ittifakı bugün başlayan birşey değil. 1960 darbesini bu zihniyetler beraber yaptılar biliyorsunuz.
 
2010 REFERANDUMUNDA NELER OLMUŞTU?
 
2010 referandumunda CHP hayır cephesindeydi değil mi? Sayın Kılıçdaroğlu meydanlara düştü ve vatandaşlardan referandumda hayır oyu kullanmasını istedi. MHP'de aynı şeyi yaptı. Ondan önceki seçimde de CHP+MHP+DSP B.7 ediyorlardı. Ancak referandumda AK Parti'nin tezini vatandaşların % 58'i destekledi. Bu arada BDP'de vatandaşa boykot çağrısı yaparak 'oy kullanmayın' dedi hatırlayın.
 
İHSANOĞLU İSMİ CHP TABANINDA BİR SORUN YARATIR MI?
 
Tabi ki yaratır. Şöyle yaratır. Bakın biz bazı solcu arkadaşlarımızı aday gösterdik. Bu mantığa göre CHP'lilerin oy vermesini beklersiniz değil mi? Verdiler mi? Hayır. Kendi hayal dünyalarında bir isim bulamadılar ve gidip Ekmeleddin İhsanoğlu'nu buldular. Ama halkta karşılık bulur mu? Muhafazakar dünyadan medet ummaları, oradan birilerine sarılmaları onları kurtarmayacak.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik SkyTürk 360 yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Çelik Musul'daki gelişmelere ilişkin “Cesur derler candan ederler, cömert derler maldan ederler” sözünü hatırlatarak dolduruşlara gelinmeyeceğini anlattı.

Çelik, AA muhabirinin konuya ilişkin sorularını yanıtladı. 

Rehin alınan vatandaşlardan gerek TIR şoförlerinin gerekse konsolosluktakilerin sağlık durumuyla ilgili en ufak bir şeyin söz konusu olmadığını vurgulayan Çelik, şiddet uygulandığına dair en ufak bir bilgi bulunmadığını ifade etti.

Rehinelerin sağlık durumunun gayet iyi olduğunu ve meselenin takip edildiğini belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Burunları kanamadan Türkiye'ye dönmesi için büyük bir çaba sarfediliyor. Bilmemiz gereken budur. Şu anda birileri işte Türkiye'ye kendi aklınca gaz veriyor. Hemen gidin, basın, askeri seçenek falan. O coğrafyanın ne olduğunu biz hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bu şu anda akla gelen bir seçenek değil. Bizim vatandaşlarımızın hayatı bizim için çok değerlidir. Ama maceraya bizim tahammülümüz yoktur. İnşallah sağ selamet Türkiye'ye gelecekler.”

Çelik, rehinelerin nerede tutulduğunu bildiklerine dikkati çekerek, “Onların nerede tutulduğunu, TIR şoförlerinin de nokta yerini biliyoruz, konsolosluktaki vatandaşlarımızın da yerini biliyoruz. Onların serbest bırakıldığına dair haberler şu anda doğru haberler değil. Ama bırakılmaları için yapılan temaslar, görüşmeler çok iyi yolda. İnşallah en kısa zamanda sonuç alırız” diye konuştu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, AK Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 5 Haziran'ın Dünya Çevre Günü olduğunu anımsatarak, çevre duyarlılığı olanları, tabiata karşı hassasiyeti bulunanları saygıyla selamladığını, çevre duyarlılığını bazı ideolojik ve siyasi emelleri uğruna istismar malzemesi haline getirenleri kınadığını, bu tavırlarından dolayı onlara saygı duymadığını söyledi.

Rize'de yapımı devam eden bir HES'ten dolayı Şimşirli köyündeki vatandaşların protesto gösterilerinde bulunduğunu ve bazı vatandaşların jandarma tarafından dövüldüğüne, rencide edildiğine dair haberleri basından öğrendiğini anlatan Çelik, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında söylediği 'hani senin başörtülü bacını bak ne hale getirdiler' meselesine değinmek istiyorum. İster o bacı başı örtülü bacı olsun ister başı kapalı bacı olsun kim benim bacımın saçından tutup sürüklerse benim saçımdan tutup, onurumu yerde sürüklemiş kabul ederim. Havva Bir Hanımefendi'ye AK Parti adına geçmiş olsun dileklerimi ifade etmek isterim, rahatsız olduysa, bundan dolayı zarar gördüyse, yüreği yaralandıysa da bu uygulamadan dolayı kendisinden özür dilerim” diye konuştu.  

Şimşirli Köyü'ndeki HES inşaatının durdurulduğunu ama Kılıçdaroğlu istediği için değil Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuyu bizzat takip etmesi sonucu gereken kararın verildiğini belirten Çelik, Türkiye'de şu anda özel sektöre ait 334, devlete ait 65 büyük baraj ve irili ufaklı HES'lerle toplam 475 elektrik üretimi yapan işletme bulunduğunu, bunların toplam 81 milyar kilovatsaat elektrik ürettiğini, bu tesislerin sayısını bin 545'e çıkartma hedefinde olduklarını bildirdi. 

Üretim kapasitesi 10 megavatsaatin altındaki HES'lerle ilgili hükümetin çalışma yaptığını, bunlardan bir tanesinin de Şimşirli köyündeki HES olduğunu ifade eden Çelik, “Öyle HES'ler var ki attığınız taş ürküttüğünüz kurbaya değmez, tıpkı Şimşirli köyünde olduğu gibi. Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yeni çalışması var bu konuyla ilgili. Ben de bazı HES'lerin çevreye ciddi manada zarar verdiğine inananlardanım, vatandaşın bazı haklı duyarlılıklarını olduğuna inanıyorum, ama kadrolu protestocular olan bazı gruplar da var. Bunların derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Hükümetimiz bugüne kadar olan bilgi ve birikimle uygulamadaki aksaklıkları görerek HES'lerle ilgili yeni bir çalışma yapmaktadır” dedi. 

“Bütün vilayetleri AK Parti alacak diye bir şey yok”

Hüseyin Çelik, 1 Haziran'daki yenileme seçimlerini de değerlendirerek, toplam 14 yerde seçim yapıldığını, bu yerlerde AK Parti'nin oylarını artırdığını, Yalova ve Ağrı'yı kazanamamaktan dolayı da elbette üzüldüklerini belirterek, “Bütün vilayetleri AK Parti alacak diye bir şey yok. Büyük başarılardan mahrum olanlar genellikle küuuml;çücük başarılarla kendilerini teselli ederler, sevindirik olurlar. Yalova seçiminden sonra CHP'nin tavrı tam anlamıyla budur” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun defalarca grup toplantılarında Başbakan Erdoğan'ı yalancılıkla suçladığını hatırlatan Çelik, “Siyasetçiler siyasetin dilini ağırlaştırdığı zaman bu vatandaşa olumsuz yansır. Ben Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında düştüğü seviyeye düşmeyeceğim, onun ağzını kirlettiği gibi ağzımı kirletmeyeceğim ancak ifadelerini iade etmekle yetincem” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Erdoğan'ın Yalova'da yaptığı konuşmada tek vaadinin üstü kapalı pazar yeri olduğunu söylediğini anımsatan Çelik, Başbakan Erdoğan'ın Yalova'daki konuşmasını dinlediğini ve orada 400 yataklı devlet hastanesinden diş ve ağız hastanesine, otoyollardan, duble yollardan, gemi ihtisas organize sanayi bölgesinden üniversiteye kadar birçok yatırımdan söz ettiğini kaydetti. 

“Haziran ayı içinde bizim adayımız açıklanacaktır”

Hüseyin Çelik, cumhurbaşkanı adaylarının bu ay içinde açıklanacağını dile getirerek, “Güzel olan şudur; cumhurbaşkanı denince akla Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın adı geliyor, Sayın Abdullah Gül'ün adı geliyor, başka da bir isim yok. Muhalefet topluyor, çarpıyor, bölüyor, karekökünü alıyor, küpünü alıyor bir aday çıkmıyor, muhalefetin hali pürmeali ortada” diye konuştu. 

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin basın toplantısında “Bizim anlaştığımız tek nokta vardır, o da Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmamasıdır” dediğini hatırlatan Çelik, bir Temel fıkrası anlatarak, CHP'in durumunun fıkralardaki gibi olduğunu söyledi.

Çözüm süreci

Çözüm süreciyle ilgili Başbakan Yardımcıları Beşir Atalay ve Bülent Arınç'ın farklı zamanlarda yaptıkları açıklamaların bazı medya kuruluşlarında birbiriyle çelişir gibi gösterildiğini dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

“Çelişen bir durum yok. Sayın Beşir Atalay, çözüm sürecinin bundan sonraki safhasıyla ilgili bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor. 19 Mayıs'ta Sayın Başbakan'ın başkanlığında bir toplantı yapıldı, burada Sayın Başbakanımız, koordinatör, terörle mücadeleden, çözüm sürecinden sorumlu Başbakan Yardımcısı olması hasebiyle Sayın Beşir Atalay'a bir talimat vermiştir. Devletin ilgili birimleri, yetkili, etkili kim varsa onların ortaklaşa oluşturacaklari bir yol haritası belirlenecek, burada ne yapılması gerekiyor, bundan sonra neler olmalı, olmamalı meselesi üzerine kafa yorulacaktır. 

Sayın Bülent Arınç Bey'e sorulan soru 'bir yasa tasarısı üzerinde çalışıldığı söyleniyor', Bülent Bey' e haklı olarak 'şu anda bir yasa çalışması yok' diyor. Evet, şu anda bir yasa çalışması yok, ama Sayın Beşir Atalay Bey'in koordine ettiği çalışmalar bir yasayı gerektirebilir mi? Gerektirebilir, şu anda böyle ortaya çıkan durum var mı? Şu anda yok, ama bundan sonraki yol haritası, bundan sonra alacağımız mesafe bir yasa tasarısını, teklifini gerektirir mi? Gerektirebilir, söylenenler budur. Türkiye'de parmakların tetikten çekilmiş olması, çatışmanın durmuş olması, memleket adına çok hayırlı olmuştur. Şehitlerin gelmemesi, annelerin ağlamaması, özellikle insanların ölmemesi büyük bir talih, büyük bir avantajdır.”

“Lice'de, Bingöl – Diyarbakır arasında olup bitenleri kabul etmek mümkün değil”

Çelik, çözüm sürecini Türkiye'nin birliği, bütünlüğü, kardeşliği için avantaja dönüştürmeye uğraşırken terör örgütünün maalesef bu süreçten yararlanarak meseleyi avantaj haline dönüştürmeye çalıştığını bunun da vatandaşlarca görüldüğünü söyledi. 

“Son günlerde Lice'de, Bingöl – Diyarbakır arasında olup bitenleri kabul etmek mümkün değil” diyen Çelik, Bingöl'de terör örgütü ve onun uzantısı siyasi partinin 30 Mart'ta çok büyük sille yediğini, onun hazımsızlığı içerisinde faaliyetlerini bu bölgeye yoğunlaştırdıklarını, Bingöl'de vatandaşları rahatsız ve rencide edici tutum sergilediklerini kaydetti.  

Korucuların, jandarmanın, askerin çözüm sürecinin zarar görmemesi için büyük bir hassasiyet ve azami sabır gösterdiğini anlatan Çelik, “Devletin güvenlik güçlerinin sabrını, devletin ve devletin güvenlik güçlerinin zaafı olarak eğer PKK terör örgütü tercüme ederse en başta kendisi zarar eder. Biz tekrar kan ve barut kokusu duymak istemiyoruz bu bölgede. Siz insanların çocuklarının kanı üzerine ideooljik hesap yapacaksınız, bu insani değildir. Siyasi hesap ve strateji yapanlar insanlıktan nasiplerini alamamış kimselerdir” dedi.

Hüseyin Çelik, çözüm sürecinde BDP ve HDP'ye büyük görev düştüğünü, yapıcı olabileceklerse bunu tebrik ve takdir edeceklerini belirterek, “Evladı kucağından koparılarak dağa götürülen annelerin yaralı yüreğine tuz biber ekercesine, 'bunlar para karşılığı yapıyor' demek, canavarca bir duygudan başka ne olabilir ki. Bu annelerin elleri öpülür. Cumartesi annesine sahip çıkıyorsun da pazartesi annesine niye sahip çıkmıyorsun. Bu anneler bizim annemizdir” diye konuştu.

“Nazım Hikmet hapse atıldığında kim iktidardadır”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında Nazım Hikmet'in şiirlerinden bazı mısralar okuduğunu ve çok eza, cefa çektiğini, hapis yattığını ve devlet baskısına maruz kaldığını söylediğini anımsatan Çelik, “Allah aşkına Nazım Hikmet'in hapse atıldığı, sürgünle karşı karşıya veya ülkeyi terketme zorunda kaldığı dönemlerde kim iktidardadır, soruyorum kim iktidardadır. CHP'nin tek başına, tek parti diktatöryasının iktidarı var” dedi.

Nazım Hikmet'in vatandaşlıktan çıkarıldığını hatırlatan Çelik, Nazım Hikmet'e vatandaşlığın, kendisinin de bakan olduğu dönemde AK Parti iktidarı tarafından iade edildiğini söyledi. Çelik, “Şimdi insan hiç olmazsa tarihi bilir, kimi suçluyorsunuz Nazım Hikmet'le ilgili kendi hükümetiniz, kendi iktidarınız, kendi partiniz bunları yapan. Neticede, nereye getirilecekse, Nazım Hikmet'in mezarını bir yere getirmek isterseniz, getirin CHP Genel Merkezi'nin bahçesine, elinizi kolunuzu tutan mı var” ifadelerini kullandı. 

Kılıçdaroğlu'nun, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in Soma faciasıyla ilgili açıklamalarından yola çıkarak muhalefet çıkarmaya çalıştığını belirten Çelik, “Diyanet İşleri Başkanımızın yaptığı bu konuşmanın her satırına, her cümlesine ben katılıyorum. Buna itiraz etmek mümkün değildir. Sayın Mehmet Görmez İslami bir bakış açısıyla, Kur'ani bir bakış açısıyla meseleyi değerlendiriyor buna Başbakan'ın da hiçbirimizin de itirazı yoktur, olamaz” dedi. 

Başbakan Erdoğan'ın 'Bu işin fıtratında var' ifadesini kullanırken bir meslek riskine temas ettiğini kendisinin de bunu örnekleriyle açıkladığını hatırlatan Çelik, “Biz kazaya da inanırız, kadere de inanırız takdire de inanırız, tedbire de inanırız, bunlar arasındaki farkı bile bilmez Kılıçdaroğlu. Sanki Mehmet Görmez bir siyasi parti lideriydi de siyaset yaptı, bu da isabet etti, bu da Kılıçdaroğlu'nun tezlerini desteklemiş gibi bunu yorumlamak kesinlikle doğru değildir, biz buna katılmıyoruz” ifadesini kullandı. 

Daha önce meydana gelen benzer kazaların hatırlatıldığını söyleyen Çelik, “Kazalarla, felaketlerle, milli felaketlerle, tabii afetlerle ilgili olarak alınması gereken tedbirler, varsa ihmalin üzerine gidilmesi, varsa eksiklik ve aksaklıkların giderilmesi konusunda akıl aynı yeşi söyler, aklın yolu birdir” dedi.

“Başbakan'ın enerjisinin KDV'si sizde olsaydı siz bugünkü halde olmazdınız”

Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Başbakan Erdoğan hakkında “Başbakan yorgun, bitkin ve bezgindir” ifadelerini kullandığını anımsatarak, “Sayın Devlet Bahçeli, değerli hocam. Şundan emin olmanızı istiyorum; Sayın Başbakan'ın uykudaki hali, sizin uyanık halinizden daha çok iş yapar. Sayın Başbakan'ın yorgun hali, sizin dinlenmiş halinizden daha çok iş yapar. Sayın Başbakan'ın bezgin hali, sizin dingin halinizden çok daha iyi iş yapar. Sayın Başbakan'ın enerjisinin KDV'si sizde olsaydı, siz bugünkü halde olmazdınız” ifadelerini kullandı.

Bahçeli'nin, “Genelkurmay Başkanı bile hükümetin dümen suyuna girmiştir” sözlerini anımsatarak, eleştiren Çelik, “Siyasi iradenin emir ve talimatlarıyla hareket etmek anlamındaysa, ki o anlamdadır, ne olması gerekiyor? Genelkurmay'ın ne yapması gerekiyor, hükümete isyan etmesi mi gerekiyor? Sayın Bahçeli, 1960 darbesini halka siz duyurdunuz. CHP de ırkçı bir partidir. Adının halkçı olduğuna bakmayın. Bu ifade çok çirkin bir ifadedir. Ben Sayın Bahçeli'nni bu gafletten uyanması gerektiğini düşünüyorum. Tövbe istiğfar etmesi lazım” diye konuştu.

Sorular

Çelik, AK Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz'ın istifasının değerlendirilmesinin sorulması üzerine Çelik, Yılmaz'ın istifasının Başbakan Erdoğan'ın eleştirileriyle uzaktan yakından alakası bulunmadığını, Muharrem Yılmaz'ın ticari faaliyetine ilişkin eleştiriler karşısında istifa ettiğini söyledi.

Çelik, “TÜSİAD ile hükümetlerin tartışması bugün değildir, bundan önce de defalarca olmuştur ama hiçbir TÜSİAD Başkanı istifa etmemiştir, bunu da hükümete bağlayan çevreler var, ben bu görüşte asla değilim, Sayın TÜSİAD Başkanının istifasını saygıyla karşılarım, bunun hükümetle, Sayın Başbakan'ın geçmişte kendisine yönelik kullandığı ifadelerle uzaktan yakından alakası olduğu düşüncesinde değilim” dedi.

Mali cezaların affına ilişkin yasaya, borcunu zamanında ödeyen vatandaşların karşı çıktığını ve bu yasanın cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik bir yatırım olduğu yönünde değerlendirmeler bulunduğunun anımsatılması üzerine de Çelik, şöyle konuştu:

“Türkiye'de ilk defa yapılan birşey değil, bu cumhuriyet kurulduğundan beri 50 sefer yapılmıştır. Bunun cumhurbaşkanlığıyla uzaktan yakından alakası yok. Devletin kesinleşmiş alacaklarıyla ilgilidir, belgeye bağlanmış devletin alacaklarıyla ilgilidir. Peşin vergisini ödeyen, peşin primlerini yatıran insanlara haksızlık değildir, onların itirazları yoktur. Kendi vergisini, primini peşin yatıran vatandaşa yüzde 27'lik indirim yapılıyor, o insanlar ödüllendiriliyor. Hiç kimsenin borcu affedilmiyor, o insanların ana parası neyse, borcu neyse onu ödeyecek. 5 yıl geçikmişse 5 yıl içindeki enflasyon da tahsil edilecek. Yaklaşık 4 milyon kişiyle ilgili düzenleme bu. Kanunlar Ahmet, Mehmet için yapılmaz, herkes için aynı şeklide geçerliliği olacak şekilde yapılır. Bu ilk defa yapılan birşey değil, daha önce vergi barışı getirildi. Adrese teslim kanun değildir ama birileri bir taraflara spekülasyonlar yapacak, istismarın sınırı yok.”

Çözüm Süreci

Hüseyin Çelik, “Çözüm Süreci'nde yeni yol haritasının ne olacağı” yönündeki bir soruya, “Başından beri MİT görüşüyor. Ancak, HDP ve BDP'lilerin Sayın Beşir Atalay, Adalet Bakanıyla süreçle ilgili görüşmesinden bahsediyorsanız bu doğrudur. Çözüm sürecinin bundan sonraki safhasından ne anlamalıyıza gelince, ikinci safha silahların bırakılmasıdır” yanıtını verdi. 

Belirtilen yol haritasının yeni bir yasa tasarısı gerektirip gerektirmediğini bilemediğini, çünkü konuya ilişkin mutfak hazırlığı yapan heyetin içinde olmadığını dile getiren Çelik, “Bizim derdimiz; bu ülkenin dağlarına insanlar av mevsiminde ava çıksın. Birlikte süreci takip edelim. Önümüzdeki günlerde olması ve olmaması gerekenler üzerinden çalışma yapılıyor” dedi.  

Lice'deki olaylarda çıkan çatışmada bir askerin yaralandığının anımsatılması üzerine Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu süreci, zehirleyecek tutum ve davranışlardan herkesin kaçınması gerekiyor. Terör örgütü kadın ve çocuklar üzerinden propaganda geliştiriyor. Bizim memlekette, ben o bölgenin çocuğuyum, kadınların arkasına saklanmak çok büyük bir ayıptır, kadınları öne sürmek çok büyük bir ayıptır. Bu kadınlarımıza yapılabilecek en büyük hakarettir. Lice'de bugün özellikle menfaati halelde olan uyuşturucu baronları bu süreci besliyor. Orada yapılan operasyonlarda nelerin ele geçirildiğini biliyorsunuz. Kalekollar sadece terörle mücadele için kurulmaz, şehirin içerisindeki polis karakolları terör için mi inşa ediliyor. 'Karakollara engel olacağız' diye çocukları ve kadınları sürüyorlar askerin önüne. Bu iğrençlikten vazgeçilsin. Yaralı askerimize şifalar diliyorum. Bu sabrı zorlamaktır. Sabrı zorlamasınlar, kendileri de zarar eder, bölge halkı da zarar eder.”

Hüseyin Çelik, 4 eski bakanla ilgili Meclis'teki soruşturma komisyonuna üyelerin ne zaman verileceği sorusu üzerine, “Bu tür çalışmalarda meselenin yasalara uygun gidilmesi söz konusudur. Sayın Bülent Arınç'ın geçen hafta yaptığı açıklamalara katılıyorum. Kimse bu soruşturmayı örtbas etmek, ortadan kaldırmak gücü ve kudretine sahip değil. Bu Meclis'in yaptığı bir çeşit yargılama sürecidir” diye konuştu.

Van'daki temaslarının ardından Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Hakkari'ye gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından Halife Derviş Mahallesi'nde adına yaptırılacak 24 derslikli Hüseyin Çelik Anadolu İmam Hatip Lisesi ve 320 öğrenci kapasiteli pansiyonun temel atma törenine katıldı.

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan temel atma töreninde konuşan Çelik, temelini attıkları okulun protokolünü TOBB Genel Merkezi'nde imzaladıklarını anımsatarak, Hakkarililerin huzurunda Hisarcıklıoğlu'na eğitime verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür etti.

Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemlerde TOBB ile çok güzel projelere imza attıklarını anlatan Çelik, “O zaman okula ismimi vermek istediklerini bildirdiler, ben de kendilerine teşekkür ettim. İnşallah birlikte temelini atarız, birlikte açılışını yaparız bu da bize nasip olur dedim. Arsa meselesi epey zaman aldığı için 2012 yılında protokolü imzalanan okulumuzun temelini ancak bugün atabiliyoruz. Ben TOBB Başkanına ve yönetim kurulu üyelerine, bu eserin bugüne gelmesinde katkısı olan eski ve yeni valilerimize çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

İl olduğu günden bu yana herkesin Hakkari'nin yaşadığı eksiklikleri ve yapılan hizmetleri yakından takip ettiğini ancak AK Parti döneminde Hakkari'nin gerçek anlamda hizmetle tanıştığını vurgulayan Çelik, sadece karayollarına yapılan yatırımın bir katrilyona yakın olduğunu, hayal olan üniversitenin AK Parti döneminde kurulduğunu söyledi.

Yüzme havuzundan kapalı ve açık spor salonlarına varıncaya, ilköğretimden liseye kadar Hakkari'den hiçbir yatırımın esirgenmediğini, bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kente gelerek hastanenin açılışını yaptığını hatırlatan Çelik, kentin önemli geçim kaynaklarından biri olan tarıma 120 milyon lira destek verildiğine dikkati çekti.

Birilerinin Türkiye'deki kardeşliğe zarar vermeye çalıştığına dikkati çekerek, vatandaşlardan bunlara fırsat vermemelerini isteyen Çelik, şunları kaydetti:

“Bakın Türkiye'de şu anda bir çözüm süreci var. Parmaklar tetikten çekildi. Artık insanlar ölmüyor, analar ağlamıyor. Bu önemli bir şey. Ancak bakın burada insanlar kaçırılıyor, şantiyeler basılıyor, iş makineleri yakılıyor. İnsanlara vergilendirme adı altında makbuzlar gönderiyorlar haraç toplamaya çalışıyorlar. Birileri bu süreci zehirlemesin. PKK'nın kendisi de zehirlemesin, ben Hakkari'den sesleniyorum PKK'nın uzantısı olan siyasi partiler de büyük bir sorumluluk içerisinde hareket etsinler. Son zamanlarda yöneticilerinin verdikleri mesajlar gerçekten halkımızı çok büyük şekilde irite ediyor, rahatsız ediyor.

Ben diyorum ki Türkiye 780 bin kilometrekarelik topraktan oluşmaktadır. Bu memleketin her karış toprağı bizim için aynı derecede önemlidir ve biz kardeşliğimizi bozanlara fırsat vermeyelim. Kürtçü bölücülere de, Türkçü bölücülerede fırsat vermeyelim. Kardeşliğimize zarar verenleri şöyle elimizin tersi ile kenara itelim. Kavganın olduğu yerde, çatışmanın olduğu yerde, barut kokusunun olduğu yerde kalkınma, yatırım ve gelişme olmaz. Şu anda içinde bulunduğumuz çatışmasızlık nimetinin farkında olalım. Ama çatışmasızlıktan yararlanarak birileri de şımarmasın. Birileri de devletin, güvenlik güçlerinin sabrını zorlamasın, sınamasın. Herkes, güvenlik güçleri, korucular, polis, asker bu çözüm sürecine zarar vermeme adına elinden gelen hassasiyeti gösteriyor. Ama birileri bu hassasiyet göstermeyi, bu nezaketi bu sorumluluk duygusunu devletin ve güvenlik güçlerinin zaafı olarak değerlendirirse çok büyük hata yapmış olur. Bu hataya kimse düşmesin.”

Hakkarili vatandaşlarla bir arada olmaktan, hizmetleri Hakkarili vatandaşların ayağına getirmekten büyük bir mutluluk duyduğunu aktaran Çelik, “Birileri bizim ağzımızın tadını bozmasın. Yeter ki sükunetimizi, huzurumuzu birileri baltalamasın. Bu çözüm sürecini insanlar davranışları ve söylemleri ile zehirlemesinler. Bu bizim için altın değerinde bir fırsattır. Bu fırsatı hep birlikte değerlendirelim” ifadelerini kullandı.

Çelik'in konuşmasının ardından Bakan Yılmaz, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Vali Canbolat, okulun temeline ilk harcı döktü.

Temel atma töreninin ardından Bulvar Caddesi'ndeki Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası'na ait yeni hizmet binasının açılışına katılan Bakan Yılmaz, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik ve TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, esnafı da ziyaret etti.

Caddedeki esnafla bir süre sohbet eden ve sorunlarını dinleyen Bakan Yılmaz ile beraberindekiler daha sonra kentten ayrıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile Van'da bulunan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Erciş yolundaki fuar ve kongre merkezi ile Hakkari yolundaki Tekstilkent alanında inceleme yaptı.

Yetkililerden yapılan yatırımlar ve yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi alan Bakan Yılmaz, hükümet olarak Van'a ve bölgeye çok önemli destekler verdiklerini söyledi.

Kentin 12 yılda geçmişe göre muazzam bir artış yaşadığını, yollardan üniversitelere, okullardan kırsal alanlara önemli gelişmeler yaşadığını kaydeden Yılmaz, şöyle konuştu:

“Şimdi diyoruz ki önümüzdeki dönem kamu yatırımları yetmez. Kamu yatırımları bölgenin gelişmesi için çok önemli ama özel yatırımlar da önemli. Kuşun bir kanadı kamu yatırımları ise diğer kanadı özel yatırımlardır. İkisini bir araya getirerek ilimizin çok daha ileri gitmesini istiyoruz. Çözüm sürecini yaşadığımız bir ortamda, nispi olarak daha huzurlu bir ortamda, 6. bölge teşviklerini sağladığımız bir ortamda Van ilimizde binlerce vatandaşımıza istidam sağlayacak böyle bir alanı organize ettik. Bunu özel sektöre hazırlıyoruz. Çok talep var. Tam kapasiteye ulaştığında 9 bine yakın insanın istihdam edileceği alandan söz ediyoruz. Özel sektörün gelmesiyle daha fazla istihdam, ihracat ve üretim sağlayacağız. Bunu, Kalkınma Bakanlığı'nın cazibe merkezi programından yapıyoruz. Van'a özel program yaptık ve bu kapsamda da ciddi projelere destek veriyoruz.”

Çözüm süreci

Yürüttükleri çalışmaların sonuç vermesi için çözüm sürecinin devam etmesi ve bölgede hiçbir sorun kalmaması gerektiğine işaret eden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Maalesef, 'yeterince hizmet yok' diye şikayetler oluyor. Geçmişte böyle olmuş olabilir ama bugün böyle değil. Hizmetlerin gelmesi için herkesin katkı sunması lazım. Her kim huzura, çözüm sürecine katkı veriyorsa aslında kalkınmaya, refaha da katkı veriyordur. Bunu yapmayanların da hizmet eksikliğinden şikayet etmeye hakları yok diye düşünüyorum. Van olarak bu hizmetlere sahip çıkmalıyız. Yerelde valimiz, ilgili kurumlarımız projelere çok büyük katkı veriyor. Onlara da teşekkür ediyorum. İnşallah buraları açma mutluluğunu hep birlikte yaşarız.”

Kahvaltı rekoru

Van'da kırılan “Dünyanın en kalabalık kahvaltı sofrası” rekoruyla ilgili de değerlendirmede bulunan Yılmaz, rekor alanına Vanlıların sığmadığını, Türkiye'nin birçok ilinden ve çeşitli ülkelerden insanların rekor denemesi için kente geldiğini belirtti.

Yılmaz, Van'ın çok güzel değerlerinin olduğunu ve bu değerlerin tanıtılması gerektiğini bildirerek, “Dünyadan da Van'a daha fazla insanı getirmemiz lazım. Van'ın tanıtımı, marka şehir olması anlamında önemli bir faaliyet. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Biz de bunun parçası olmak için geldik. Bunları görmek istiyoruz. Bölgenin insanı olarak diyorum. Bölgelerimiz başka şeylerle anılmasın, renkli güzel etkinliklerle anılsın, ekonomik gelişmeyle anılsın. İnsanlarımız özgürlüklerini sonuna kadar kullanırken, bir taraftan da şiddetten, olumsuzluklardan uzak bölge olsun. 21 yüzyılda Van, dünyanın yükselen yıldızı olsun” diye konuştu. 

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ve hükümete Van'a verdikleri desteklerden dolayı teşekkür eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ise Van'ın teşvikler açısından 6. bölgede yer aldığını, bunun da yatırımda bölgenin en cazip yerlerinden biri olduğu anlamına geldiğini aktardı. 

Çelik, Tekstilkent bölgesine 63 firmanın müracaat ettiğini ancak 22 fabrika inşa edildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

“Depremin ardından yeni bir Van inşa edildi. Bingöl nasıl yeniden inşa edildiyse Van'da aynı şekilde inşa edildi. Batılıların bile akıl erdiremediği hızla inşa edildi. Bunu görmemeye çalışan, itibarsızlaştırmaya çalışan bir siyasi körlük var belli çevredeler tarafından. Ne yapıldı sorularına maruz kalıyorsunuz. Sabahtan bu yana bakanımız, valimizle birlikte yürütülen projeleri geziyoruz. Bir Vanlı olarak bundan keyif aldığımı ifade etmek isterim. Huzurun olmadığı, kavganın, kargaşanın, kaosun olduğu yere yatırımcı gelmez. Van'ın göstergelerine bakıldığında her alanda yükselme yaşanıyor. Van'da geçen yıl ihracat yüzde 40 artmış. Huzur olduğu zaman, sükunet olduğu zaman, kavga olmadığı zaman bu işler oluyor. Dolayısıyla huzurumuzu bozanlara bu halkın söyleyecekleri var ve iki elimiz onların yakasındadır. Bizim kardeşliğe, refaha ihtiyacımız var ve hükümetimiz bunu gerçekleştirmeye çalışıyor.”

Kahvaltı rekorunun kırılmasının da çok önemli bir gelişme olduğuna dikkati çeken Çelik, bunun, kentin geleneksel misafirperverliğinin göstergesi olan kahvaltının rekora dahil edilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Türkiye'de en büyük örgütlerin şemsiyesi kuruluşu olan TOBB'a orkestra şefliği yaptığı için Hisarcıklıoğlu'na teşekkür eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, bakanlığı döneminde “Eğitime Yüzde 100 Destek” adı altında bir kampanya başlattıklarını ve TOBB'un buna çok büyük destek verdiğini bildirdi.

Çelik, Van'ın metropol illerden biri haline geldiğini, bu nedenle bir fen lisesinin yetmeyeceğini ifade ederek, “Tuşba ilçesi içinde bir fen lisesi yapılacak. Kırsaldaki başarılı öğrenciler sınavla buraya girecek. Bundan dolayı teşekkür ediyorum. Buradan Hakkari'ye geçeceğiz. Orada da okul yaptıracaklar. TOBB, bu okula da benim adımı vermeye karar vermiş. Ondan dolayı da teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Van depreminden sonra Kürtçü ve Türkçü ırkçılara rağmen Türkiye'nin tek yürek olduğuna işaret eden Çelik, ülkenin her tarafından kente akın eden insanların ve devletin Van'a büyük katkı sağladığını sözlerine ekledi.

GAZİANTEP

SOSYAL MEDYA

302Subscribers+1
1,024,206FollowersFollow

SON GÖRÜNTÜLENLER

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, NTV canlı yayınında Funda Görey'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. -12 Eylül Davası sonuçlandı....