Haber

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, sözlerine Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı'ya rahmet ailesine, Bursaspor camiasına başsağlığı dileyerek başladı.

Galatasaray'ın şampiyonluğunu da kutlayan Çelik, Teknik Direktör Fatih Terim, kulüp yöneticileri ve futbolcuları tebrik etti.

Hüseyin Çelik, bu haftanın Yunus Emre Haftası olduğunu da hatırlatarak, “Onun sevgisi, insan sıcaklığı ve engin dünyasında biraz daha bulunmamız, haşır neşir olmamız gerekiyor. Yunus Emre'ye her döndüğümüzde orada kendimizi, sevgi, hak aşıklığı, Türkçe'nin güzelliğini bulacağız. Bu haftanın dolu dolu geçmesini diliyorum” dedi.
    
“Uzlaşı olursa biz başkanlık sistemini yok sayarız”
    
Çelik, Anayasa Uzlaşma Komisyonunun temmuz başına kadar çalışmasına karar verildiğini ama muhalefetin zamana oynayarak, bu işin olmaması yönünde büyük bir çaba sarf ettiğini belirterek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile muhalefet sözcülerinin dile getirdiği “AK Parti başkanlık sistemini önümüze koydu, bundan dolayı yeni anayasa yapılamıyor” mazeretinin doğru olmadığını kaydetti.

“Diğer bütün siyasi partiler uzlaşılması gereken bütün konularda uzlaşsınlar, biz başkanlık sistemini yok sayarız” diyen Çelik, şöyle devam etti:

“Şu anda 134 madde olması düşünülüyor, bunun 96 maddesi başkanlık sistemiyle ilgili değil. Siz bu 96 maddeyi şekillendirdiniz de geriye başkanlık sistemi mi kaldı? Biz, Türkiye'nin bir daha koalisyonlara dönmemesi için, biz parlamentonun icra organı üzerinde gerçek anlamda bir denetim mekanizması olması için, biz özellikle Türkiye'de uzun vadede istikrarın devamı adına başkanlık sisteminin Türkiye için uygun olacağını düşünüyoruz. BM üyesi olan 193 ülkenin 96'sında başkanlık sistemi uygulanmaktadır, dünyanın gidişi bu tarafa doğrudur, biz bunun doğru olduğuna inanıyoruz.

Niye şimdi gündeme getirildi sorusuna gelince. Herhalde Trafik Kanunu, Orman Kanunu, Borçlar Kanunu görüşülürken başkanlık sistemi tartışılmaz. Bir ülkede yeni bir Anayasa yapıyorsunuz. Devletle milletin ilişkilerini düzenleyen bir anayasa yapılırken başkanlık sistemi gündeme gelmeyecek de ne zaman gündeme gelecek- Muhalefet bunu istemediği zaman bunu zorla yapmak gibi bir niyetimiz yok. Demokrasilerde halkın iradesi ve milletin iradesiyle yapılır.”
    
Yeni anayasa çalışmaları
    
Çelik, AK Parti'nin başkanlık sistemini tek başına getirecek sayısal çoğunluğunun bulunmadığına işaret ederek, “Diğer partilerle uzlaşma sağlanması gerekiyor ama Uzlaşma Komisyonu dağılsa bile biz B, C, D planı bütün alfabenin harflerini sayın, bütün bu alternatifleri deneyeceğiz. Mutlak suretle Türkiye'de yeni bir anayasa yapılması konusunda gayretlerimiz olacak” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yeni anayasaya ilişkin açıklamalarından yola çıkılarak, “Yeni anayasa yapılamayacak ama bazı maddelerin değiştirilmesi yönüne çalışma başlatıldı” şeklinde gazetelerde yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını dile getiren Çelik, “AK Parti, eskinin bütün arızalarını bir tarafa bırakan, onların buna bulaşmasına müsaade etmeyen bir anayasa yapma niyetindedir, kararlığındadır, çaba da bu yöndedir” dedi.

Çelik, AK Parti'nin, masadan kalkan, uzlaşmadan kaçan taraf olmayacağını belirterek, “Sonuna kadar gideceğiz. Olmadı mı? Diğer 2 partiyle uzlaşı. Olmadı mı? Biriyle uzlaşma. Olmadı kendi taslağımızı getirerek, ama TBMM'de böyle bir iklim varsa, onun geçebileceği gibi ihtimal üzerinde durursak o zaman kendi taslağımızı getiririz. Temmenni ederim ki Türkiye hasret duyduğu anayasasını hazırlar ve bu anayasa milletle devlet arasında yeni bir sıcaklığa yol açar” değerlendirmesinde bulundu.
    
“Çözüm Süreci endişeye mahal olmayacak şekilde yürüyor”
    
Hüseyin Çelik, çözüm sürecinin öngörüldüğü şekilde devlet ve hükümetin kontrolünde devam ettiğini, herkesin bu hassas süreçte konuşmalarında, beyanlarında dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

BDP'li milletvekilleriyle terör örgütü PKK yöneticilerinin açıklamalarının kamuoyunda endişeye, moral bozukluğuna yol açtığını ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

“PKK'lıların, BDP'lilerin ne söylediğine, ne söylemeyeceğine biz karar veremeyiz. Onların ne söylediğinden ziyade onların hangi söylediklerinin, devlet ve Hükümet tarafından makul ve makbul kabul edileceği önemlidir. Herkes her şeyi söyleyebilir, söylenenlerin hangisi devlet ve hükümet tarafından makul ve makbul kabul edilecek önemli olan budur. Süreç endişeye mahal olmayacak şekilde yürüyor.

Silahların susmuş olması, insanların ölmüyor olması, kanın akmıyor olması, annelerin gözyaşının şu anda dinmiş olması kendi başına çok önemlidir. Bunun üzerinde durmamız gerekiyor. CHP ve MHP sürecin karşısında olmaya devam ediyor. Bir CHP'li genel başkan yardımcısı, 'Ben Türkiye'yi taradım, sürece destek olan CHP'li görmedim' diyor. 2 gün önce bir grup aydın, 111 imzayla bildiri yayınladılar, bu bildiride 25 CHP'linin imzası var, bunu önemsiyoruz. Bunun 13'ü milletvekili, 12'si CHP yöneticisidir.”
    
“CHP'nin kakafonik durumundan son derece üzüntü duyuyoruz”
    
CHP'nin tutarlı bir görüntü sergilemediğini, “Türkiye'nin anamuhalefet partisi CHP'nin içerisinde bulunduğu kakafonik durumdan son derece üzüntü duyduklarını” dile getiren Çelik, “Keşke karşımızda ne dediğini bilen, ne yaptığını bilen ve başı, ortası, sonu belli olan bir parti görünümü olsa bu, çok çok daha Türkiye'nin lehine olacaktır” dedi.

Çelik, 111 aydın imzasıyla yayınlanan bildirinin birkaç paragrafı ve bazı cümlelerinin istisna edilmesi halinde altına kendisinin de imza atabileceğini belirterek, şöyle konuştu:

“Bugün Türkiye'de AK Parti'nin yaptığı bazı şeyleri eğer bir sol parti yapmış olsaydı, karşı duruş sergileyen birçok aydının bunları yere göğe sığdırmayacağını adım gibi biliyorum. Onun için kimin ne yaptığına da bakmayalım. Ne yapıldığına, ne söylendiğine bakmak gerekli.

Bu 111 aydının söyledikleri bütün sözlerin hepsinin bizimle örtüşmesi gerekmiyor ama silahların susmasını, bunun büyük bir fırsat oluşturduğunu, Türkiye'de daha demokratik ortamın tesisi için paylaşımcı, kardeşçe bir arada huzur içinde yaşamamızın önünde büyük bir fırsat ve imkan açtığını ifade etmiş olmalarını bile önemsiyoruz. Bir kısım CHP'lilerin cesaret göstererek buna imza atmasını önemsiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, eğer arkadaşlarının buna imza atmasından şikayetçiyse dün grup toplantısında bundan söz etmeliydi ama etmedi. Bir rivayete göre, kendi bilgisi dahilinde imza atılmış, o zaman bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. O zaman gelin bu işin içinde olun. Eğer bu ülkede, bu ülkenin kazanacağı şekilde ortaya bir çözüm, bir şeref ortaya çıkacaksa bu şerefte sizlerin de payı olsun istiyoruz.”
    
Muhalefetten zayi ilanı

Hüseyin Çelik, Kılıçdaroğlu'nun sık sık söylediği “yalancıdan başbakan olmaz” sözünde yüzde yüz hemfikir olduklarını anlatarak, “Bunun için bu millet Sayın Kılıçdaroğlu'nu başbakan yapmıyor. Halk bu mesajı çok iyi anlamış. Ben de aynı şeyi söylüyorum, yalancıdan başbakan olmaz. Bundan dolayı ki çok değerli halkımız, yüce millet Sayın Kılıçdaroğlu'nu başbakan yapmıyor” diye konuştu.

CHP ve MHP'nin ittifakla, “10,5 yıldan beri AK Parti hükümetlerinin sergilediği başarıdan, Türkiye'de çok güzel şeyler olmasından ve 7 sefer sandıkta üst üste başarısızlık gösterdiğimizden dolayı kendimizi kaybettik, hükümsüzdür” şeklinde zayi ilanı vereceğinin konuşulduğunu dile getiren Çelik, Hükümet çevrelerinin de “10,5 yıldan beri yaptığımız büyük hizmetlerden, Türkiye adına elde ettiğimiz büyük kazanımlardan, 7 sefer üst üste sandıkta galip gelmemizden dolayı muhalefete verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz” şeklinde özür ilanı verebileceğini söyledi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'ın “Evet bir pazarlık yaptık. 4T pazarlığı yaptık. Tek millet, tek devlet, tek vatan ve tek bayrak pazarlığı yaptık” sözlerinin Kılıçdaroğlu tarafından çarpıtıldığını savunan Çelik, “Sayın Kılıçdaroğlu, mecaz nedir, kinaye nedir, ironi nedir bunu bilmediği için, o konuda bizim CHP'ye ders vermemiz gerekiyor, bunu ciddi ciddi diyor ki 'Başbakan pazarlık yok, kendi bakanı pazarlık var' diyor şeklinde çarpıtıyor” ifadelerini kullandı.

Irak 'ın kuzeyindeki Süleymani'ye şehrinde, Özel Süleymaniye İlköğretim okulu açıldı. Açılış törenine Kuzey Irak'a ziyarette bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, çok sayıda üst düzey davetli ve öğrenciler katıldı.

Okulunun açılışında konuşan Hüseyin Çelik, Türk öğretmenlerinin zoru başardığına dikkat çekti.

Hüseyin Çelik, “1994'te buraya gelen eğitim gönüllülerini o fedakar insanları Irak Kürdistan'ındaki kardeşlerine ilim irfan getirmek için buraya gelen ve bu okulları kuran değerli eğitimcileri, öğretmen arkadaşlarımı Türkiye'den gelen müteşebbisleri buradan selamlıyorum onlara sevgilerimi gönderiyorum onların yüreğine sağlık diyorum” dedi.

Çelik, iki ülke arasındaki bağların Türk okulları sayesinde güçlendiğini söyledi.

Çelik, konuşmasında “Bizimle sizin aranızdaki bağları yapılan yollar betonlar inşaatlar fabrikalar sağlamaz. Bizimle sizin aranızdaki gönül bağlarını eğitim ve kültür sağlar” dedi.

Açılış töreninin ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ve davetliler okulu gezerek yetkililerden bilgi aldı.

Çelik, Irak'ın Süleymaniye kentinde Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) Başkan Yardımcısı Berham Salih ile yaptığı görüşmenin ardından karayoluyla Erbil'e döndü.

Çelik, burada kaldığı Divan Otel'de sanatçı Şivan Perver ile bir araya geldi. Çelik, buluşma sırasında yaptığı açıklamada, Perver'in Türkiye'nin köklü seslerinden biri olduğunu söyledi.

Perver'in dünya çapında bir ses sanatçısı olduğunu ifade eden Çelik, şöyle konuştu:

''Ülkemizde çok sevilen değerli bir sanatkardır. Aslında 2009'daki Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi çerçevesinde sanatkarların önemli bir kısmını Dolmabahçe Sarayı'nda topladık, bir araya geldiler. O esnada kendisini davet edecektik. Fakat o zaman yurtdışındaydı ve uygun değildi. Şimdi burada yaşıyor. Buluşmamızda özel tasarlanmış bir şey yok. Burada olduğunu duyunca bir araya geldik. Birlikte çay içeceğiz.''

Çelik ve Perver'in görüşmesi basına kapalı devam etti.

Erbil'deki temaslarının ardından karayolu ile Süleymaniye'ye geçen Çelik, Fezalar Eğitim Kurumları'na bağlı Özel Süleymaniye İlkokulu'nu gezdi. Ardından Haci Muhittin Reşit İlkokulu'nun açılış törenine katılan Çelik, daha sonra Süleymaniye'deki medya kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi.

Gazetecilerin çözüm sürecine ilişkin sorularını yanıtlayan Çelik, “Artık kimse şiddet ve terörle bir sonuç alamaz, silahlar gömülsün söylenecek ne varsa medenice söylensin. Bu hayırla başlayan süreçtir, hayırla bitmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Öte yandan Hüseyin Çelik, Almanya'da tedavi gören Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin eşi Hero İbrahim Ahmet'i evinde ziyaret ederek, geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Hero İbrahim Ahmet de Talabani'nin sağlığının her geçen gün iyiye gittiğini belirterek ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Çelik, Diyalog Ortadoğu Uluslararası Sivil Toplum Örgütü'nce Erbil'de düzenlenen toplantıda, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik, Kürtlerin tamamının PKK'yı kendi temsilcisi olarak görmediğini söyledi.

PKK'nın terör örgütü olduğunu ve ona sempati duyan siyasi partinin bulunduğunu kaydeden Çelik, “Onlar bir kısım Kürtleri temsil ediyorlar ama Türkiye'deki bütün Kürtleri temsil etme vasfına sahip değiller, hakları da yok. Dolayısıyla şu anda bizim istihbarat teşkilatımızın PKK ile yaptığı görüşmeler, bir ırk ile yapılan, bir etnik unsurun temsilcileriyle yapılan görüşme olarak nitelendirilemez. Ben Kürdüm, PKK benim temsilcim değil, sempati de duymuyorum. PKK benim gibi düşünen insanların adına da konuşamaz” diye konuştu.

Geçmişte Türkiye'de bazı yanlış uygulamalar yapıldığını, bazı insanların ötekileştirildiğini ifade eden Çelik, “Biz, gayrimüslimler, aleviler adına demokratik açılımlar yapıyoruz, onlar adına eline silah alıp dağa çıkan birileri olduğu için yapmıyoruz. İnsanlık, demokrasi, İslamlık bunu gerektirdiği için yapıyoruz” ifadesini kullandı.

“Kürt nüfusunun önemli bir bölümü AK Parti'ye oy veriyor”

Türkiye'deki Kürtlerin haklarıyla PKK'yı eşdeğer görmenin yanlış olacağını sözlerine ekleyen Çelik, şunları söyledi:

“Geçmişte bizim devletimiz Kürtlerin varlığını inkar etti. Kürtlerin dilini inkar etti. AK Parti iktidarı olarak ret, inkar ve asimilasyon politikalarını ayağımızın altına aldık. Onun için Türkiye'de bundan dolayıdır ki Kürt nüfusunun önemli bir bölümü AK Parti'ye oy veriyor, 70'den fazla Kürt milletvekili var. Kürt vatandaşlarımızın makul, meşru, mantıklı taleplerini yerine getirdik, bundan sonra da getireceğiz. PKK ile ne konuşuluyor; biz diyoruz ki 'siz neden dağa çıktınız-' Diyorsunuz ki devlet bizim varlığımızı inkar ediyor. Şimdi etmiyor. Dediniz 'devlet bizim dilimizi kullanmaya müsaade etmiyor' şimdi ediyor. Dediniz 'düğünümüzde şarkımızı, türkümüzü çalamıyoruz.' şimdi buna engel bir şey yok. Dediniz ki 'radyo, televizyon ve gazete yayını yapamıyoruz' bunların hepsi ortadan kalktı. O zaman insanın canına kıymak niye. Biz diyoruz ki; sıkılı yumrukla el sıkışamazsınız. Bırakın, medeni insanlar konuşa konuşa anlaşırlar. En aykırı görüşlerinizi gelin söyleyin. Ama şiddet, terör ve insan canına kıymak yok.”

“Sayın Barzani'nin yapıcı bir rol üstleneceğine inanıyoruz”

Konuşmalarında “Irak Kürdistan'ı” dediğini hatırlatan Çelik, “Benim böyle bir derdim yok. Osmanlı döneminde haritada bile Kürdistan'dı. Bu tabuları aşalım, gerek yok. Türkiye'de geçmişte vardı ancak şimdi böyle bir tabu yok” şeklinde konuştu.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani'yi ziyaret ettiklerini anlatan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Heyetimizle birlikte sayın Mesut Barzani'yi ziyaret ettim. Kendisi Irak Kürdistan'ının lideridir, buranın başkanıdır. PKK'lıların en çok barındığı Kandil de buranın bir parçasıdır. Ben bunun Irak Kürdistan'ının arzuladığı bir tercih olduğu kanaatinde değilim. Çünkü geçmişte buraya çok zararları oldu. Türkiye'den çıkıp gelecekler de buraya gelecek. Dolayısıyla bu süreçte sayın Barzani'nin yapıcı bir rol üstleneceğine inanıyoruz. Türkiye ile Irak Kürdistan'ı arasında çok sıcak bir diyalog, ticaret, eğitim ve kültür aracılığıyla kurulan gönül köprüleri var. Bunun gereği neyse yapılması gerekiyor. Kardeşlik, lafta kalmamalı. Gerçekten derin, tarihi, kültürel bağlarla birbirimize bağlıysak, bunun gereğinin yapılması lazım. Sayın Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani'nin Türkiye ile çok yakın bir diyalog içerisinde bulunarak, bu süreçte bu ateşin sönmesi için onların da üzerlerine düşen görev neyse onu yapacaklarına inanıyorum. Bu samimi kanaatimdir.”

“Kürtleri tatmin, Türkleri de ikna etmemiz lazım”

Abdullah Öcalan'ın Türkiye'de 45 bine yakın insanın hayatını kaybetmesine sebep olan bir örgütün başı olduğunu ifade eden Çelik, “Bizim Kürtleri tatmin, Türkleri de ikna etmemiz lazım. Çünkü daha güçlü ve kalabalık olanları ikna etmediğiniz zaman, daha az olanlar lehine, daha zayıf olanlar lehine düzenleme yapamazsınız. Abdullah Öcalan bile yapılan görüşmelerde kendisi için öyle özgürlük talep etmiş değil, ama PKK'lılar ve BDP'liler, Abdullah Öcalan'ın bunu duyacaklarını bildiği için yani onun adına, ona ne kadar bağlı olduklarını göstermek için bunu sık sık dile getiriyorlar. Bu da Türkiye'nin batısında müthiş bir rahatsızlığa sebep oluyor. Öcalan, öyle veya böyle Türkiye'de 45 bine yakın insanın hayatını kaybetmesine sebep olan bir örgütün başıdır. Dolayısıyla bunu kamuoyuna anlatamazsınız'' dedi.

AK Parti iktidarı öncesinde terörle mücadele etmek amacıyla binlerce köyün boşaltıldığını belirten Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bizden önce terörle mücadele etmek amacıyla binlerce köy boşaltılmıştı, insanlar perişan edilmişti. Bunların gidip kendi dertlerini anlatabilecekleri bir kapı yoktu. Biz bir kanun çıkardık. Terörle mücadele esnasında zarar gören vatandaşların zararlarını tanzim etmek için bir kanun çıkardık. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ağırlıklı olarak bugüne kadar yaklaşık 2 milyar dolar tazminat ödedik. Bu işin ekonomik tarafı. OHAL uygulaması ve faili meçhul cinayetler vardı. Bizim dönemimizde faili meçhul cinayet yoktur.”

“Biz ne yaptıysak BDP ve PKK'yı memnun edemedik”

Türkiye'de anadilde eğitim dışında Kürtlerin şikayet ettiği kültürel bir meselenin kalmadığını kaydeden Çelik, şöyle konuştu:

“Öğrenciler isterse seçmeli olarak okulda Kürtçe öğrenebiliyor. İsterse, kursta öğrenebilir. Devlet televizyonu dahil yayında hiçbir engel yok. Devlet tiyatroları Kürtçe eserler sahneye koydu. Çocuğuna Suzan ismini koyabiliyordunuz, Zozan ismini koyamıyordunuz. Bütün bu rezillikler ortadan kalktı. Anadilde eğitimin dışında hiçbir problem kalmadı. Şu anda üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri var. Şimdi biz bunların hangisini yaptıysak BDP ve PKK'yı memnun edemedik. Önce dediler ki 'Dağ fare doğurdu' sonra kapalı kapılar ardında kendi mensuplarına dediler ki, 'Bunlar kendiliğinden mi oluyor, biz vuruyoruz, bastırıyoruz, taviz koparıyoruz' dediler. Eğer silahla, adam öldürerek, kan dökerek, PKK'lıların kendi canını vermesi, kanını dökmesiyle olsaydı, 90'lı yıllarda olurdu. O dönemde her yıl 4 bin PKK'lı öldürülüyordu. Yaklaşık bin güvenlik görevlisi de hayatını kaybediyordu. O gün AK Parti gibi bir irade yoktu. Polis ve askere işi havale etmişlerdi. Biz öyle yapmadık. Bu işin ekonomik, kültürel, psikolojik, sosyolojik, dini boyutu var. Hepsiyle ilgili ne yapılması gerekiyorsa onu yaptık. PKK'nın hatırı için değil, insanlık bunu gerektirdiği için yaptık.”

“Kürtlerin 3'te 2'si doğuda değil batıda yaşıyor”

Irak'ta Kürtlerin federasyon kurması, özerk bir bölgeye sahip olması gerektiğini, çünkü Kürtlerin yüzde 90'ının burada yaşadığını belirten Çelik, şöyle dedi:

“Fakat Türkiye'de Kürtlerin 3'te 2'si doğuda değil batıda yaşıyor. En fazla Kürt'ün yaşadığı illerden birisi İstanbul'dur. Bütün Akdeniz ve Ege sahilleri, Kürtler buralarda yaşıyor. Diyelim ki bir bölge yaptığınız zaman oradakiler ne olacak. 3'te 2 Kürt Türkiye'nin doğusunda değil, batısında yaşıyor. Türkiye için demokratikleşme can simidi ve kurtarıcıdır, burası için federasyon. Biz Kürt meselesiyle PKK'yı özdeşleştirmiyoruz. Yalnız biz şunu söylüyoruz. Diyoruz ki; öldürdüğünüz yeter sizin ölmeniz de yeter. Siz de ölmeyin, başkasını da öldürmeyin. Kimin bir isteği varsa, bunu medeni insanlar gibi gelip söylesin. En aykırı görüşleri söylesin ama kavgasız, savaşsız, gözyaşı olmadan bunu yapsın. Bizim istediğimiz bu.”

“PKK, maraza çıkarmayan Kürdü, Kürt olarak kabul etmiyor”

PKK'nın kendisi gibi düşünmeyen Kürtleri tehdit ettiğini ifade eden Çelik, “Ben Kürdüm, 7 yıl Milli Eğitim Bakanlığı yaptım. Türkiye'nin en büyük bakanlığıdır, devlet personelinin yüzde 40'ı orada çalışıyor. Biz sayın Başbakanın en yakınındaki insanlarız. Bugüne gelirken de hep istişare ile gelmişiz. Fakat PKK benim gibi insanları tehdit ediyor. Niye, ben senin gibi olmak zorunda mıyım kardeşim. PKK, maraza çıkarmayan Kürdü, Kürt kabul etmiyor. Özgürlük, demokrasi diyorsun. Sadece sana mı özgürlük, demokrasi. 'Bak elimde silah var' diye tehdit ediyor'' diye konuştu.

“Buradaki silahlı PKK'lı unsurlar, sizin için de bizim için de tehdittir”

Bir gazetecinin, “Elinde silah olan PKK'lıların buraya gelmesi, burası için tehlike olmaz mı-” sorusu üzerine Çelik, şunları söyledi:

“Buradaki 4-5 bin kişiyi, biz mi buraya davet etmişiz. Siz kendi memleketinizi bunlara açmışsınız. Onlar yıllardır burada kalıyorlar, yıllardır silahlı olarak dağda dolaşıyorlar. Yıllardır burayı üs olarak kullanıp, gelip Türkiye'ye saldırıyorlar. Biz mi onlara buraya gelin dedik. Onlar burayı seçmişler. Elbette buradaki silahlı PKK'lı unsurlar, Irak Kürdistan'ı için de sizin için de bizim için de bölge için de tehdittir. Onlar buraya gelip silahlarıyla kıyamete kadar kalsınlar diye kimse istemiyor. Onlar burada silahlarını bıraksınlar. Türkiye'nin istediği budur. Bizim istediğimiz şey, silahların susturulması değil, bırakılmasıdır.”

“Maliki hükümeti Irak'ı çok kötü bir yere götürüyor”

“Irak merkezi hükümetinin kaprisleri olmazsa bütün Irak ve Irak Kürdistan'ı ile bizim çok ileri münasebetlerimiz olur” diyen Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Maalesef, Maliki hükümeti Irak'ı çok kötü bir yere götürüyor. Biz burada heyetle beraber özel uçakla gelip, buradan Süleymaniye'ye de gidecektik. Fakat son dakikaya kadar ipe un serdiler. 'Dışişleri yetkilileri toplantıdadır' dediler. Ne kadar uzun sürdü bunların toplantısı 10 gün bitmedi. Son dakikaya kadar olmadı, tarifeli uçakla geldik. Bize resmen eziyet ettiler. Yani birçok münasebette maalesef engelleyici ve tıkayıcı Sayın Maliki'dir. Merkezi hükümetin mezhepçi bir yapıdan kurtulması lazım. Irak'ın bütünlüğünü sahiplenen bir hükümete Irak'ın ihtiyacı var. Ama Sayın Maliki'nin ben şahsen bu vizyona sahip olan bir başbakan olabileceğini düşünmüyorum. Türkiye de düşünmüyor. İnşallah Irak Cumhuriyeti adam akıllı bir hükümet bulur. Onlar da rahat eder, biz de rahat ederiz. Neticede biz tabi Irak'ın iç işlerine müdahale etme hakkını kendimizde bulmuyoruz. Ama biz dostlarımızın hiçbir zaman zarar görmesini istemiyoruz. Bizim birisine dost olmamıza bir başkasının engel olmasına da müsaade etmiyoruz. Merkezi hükümetin çıkardığı zorluklar var. Bu aşıldığı zaman herhalde iş çok daha iyi bir noktaya gelecektir.”

Çelik'ten Vali Hadi'ye ziyaret

Çelik, gazetecilerle yaptığı görüşmenin ardından kent merkezindeki tarihi Erbil Kalesi'ni gezdi. Kalede yürütülen restorasyon çalışmaları hakkında yetkililerden bilgi alan Çelik, daha sonra Erbil Valisi Nevzad Hadi ile görüştü.

Çelik, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani ile bir araya geldi. Görüşmeye YÖK Başkan Vekili Muhittin Şimşek de iştirak etti.

Basına kapalı yapılan görüşmenin ardından Işık Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nin açılış törenine katılan Çelik, burada yaptığı konuşmada, Barzani ile çok sıcak bir görüşme yaptıklarını anlattı.

Türkiye'deki kardeşleri olarak Kuzey Irak'ı her geçen yıl biraz daha gelişmiş olarak görmekten dolayı büyük mutluluk duyduğunu vurgulayan Çelik, “7 yıl Milli Eğitim Bakanlığı yaptım. O dönemde eğitim işlerini çok iyi bir noktaya getirmek istiyorduk ama zemin burada da Türkiye'de de çok müsait değildi. Bugün ise çok müsait bir zemin var. Bu zemini değerlendirmek zorundayız” diye konuştu.

Kuzey Irak'taki huzur ve barış ortamını takdir ettiklerini dile getiren Çelik, şöyle konuştu:

“Irak'ın diğer bölgelerinde kan akarken ve maalesef insanların canına kıyılırken, büyük bir kargaşa ve kaos varken, Irak Kürdistan'ında Kürtler, Türkmenler, Asuriler, Keldaniler, Araplar ve Ermeniler, farklılıklarını koruyarak barış içerisinde yaşıyorlar. Bu durumu takdir ediyoruz.''

Açılış törenine katılan Irak Başbakan Yardımcısı Dr. Nuri Şavez'e sitemde bulunmak istediğini belirten Çelik, “Buraya özel uçakla gelecektik. Maalesef Irak hükümeti bize resmen eziyet etti. Günlerce bizi oyaladı, izin vermedi. Size merkezi hükümeti şikayet ediyorum” ifadesini kullandı.

Bunun üzerine Şavez de espirili biçim de “Ben de şikayet ediyorum” diye cevap verdi.
    
“Türkiye'de zihniyet değişimi yaşanıyor”
    
Türkiye'de büyük bir gelişme ve zihniyet değişimi yaşandığını kaydeden Çelik şunları söyledi:

“Özellikle Türkiye'deki PKK terörü meselesi ortadan kalktıktan sonra göreceksiniz bütün bu bölge rahat edecektir. Şuanda Türkiye'de başlatılan barış ve çözüm süreci var. İnşallah hepinizin dua ve destekleriyle bu konuda başarıya ulaşırız. Sizler de bizler de rahat ederiz. Çünkü bu süreç sadece bizi değil, sizi ve bölgeyi de çok ilgilendiriyor.”

Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Öztaş da üniversitenin Fezalar Eğitim Kurumları bünyesinde 2008 yılında kurulduğunu anlatarak, “Bugün yaklaşık bin 800 öğrencimizin eğitim aldığı üniversitemizde yaklaşık 120 akademik ve 40 idari personel görev yapmaktadır. Üniversitemiz 6 fakülte, sürekli eğitim merkezi ve hazırlık okulundan oluşmaktadır” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Fezalar Eğitim Kurumu öğrencileri, Türkçe ve Kürtçe şarkılar seslendirdi.

Işık Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nin açılışı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, Irak Başbakan Yardımcısı Şavez, Erbil Valisi Nevzad Hadi, IKBY Hükümet Sözcüsü Sefin Dizai ve IKBY Yüksek Öğretim Bakanı Ali Said Muhammed, IKBY Sanayi ve Ticaret Bakanı Sinan Çelebi ile YÖK Başkan Yardımcısı Şimşek tarafından yapıldı.

Çelik daha sonra İhsan Doğramacı Bilkent Koleji'ni gezerek, yetkililerden bilgi aldı.

Doğu Beyazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay ve Tutak ilçelerinin düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yıl dönümü nedeniyle Ağrı İli Derneği'nce Bağcılar'daki Holiday Inn Otel'de “Ağrılılar Gecesi” düzenlendi.

Gecede konuşan Çelik, Ağrı'ya yapılan hizmetlerden bahsetti. Şehrin problemlerinin sona erdirilmesi için büyük bir gayret ve faaliyet olduğunu kaydeden Çelik, Ağrı dışında ticari hayatlarına devam eden iş adamalarının şehre gönül bağıyla bağlı olduklarını söyledi.

İş adamlarına hitaben “Madem Allah size vermiş, siz de kullarıyla paylaşın” diyen Çelik, şöyle devam etti:

“Göç, normalde kötü bir şey kabul edilir. Eğer İstanbul'daki değerli Ağrılı iş adamlarımız Ağrı'da kalmış olsalardı, bu paraları kazanamazlardı. Atalarımız güzel söylemiş; sıcak sularda büyük balık olmaz. Buraya geldiler, burada kazandılar. Ancak burada helal kazandıklarının bir kısmını oraya götürürlerse, ait oldukları topraklara vefa borcunu ödemiş olurlar. Şu anda hükümet çok önemli bir inisiyatif aldı. 'Çözüm süreci' ismi altında bir süreç başlatıldı. Memleketimizde akan kanı, gözyaşını dindirmek, çocuklarımızın, gençlerimizin ölmemesini istiyoruz. Bunun için büyük sorumluluk aldık. Ama başkalarının çocuklarının kanı üzerinden siyaset yapmayı alışkanlık haline getirmiş, başkalarının çocuklarının kanı üzerinden ideolojik hesaplarını gerçekleştirmeye çalışan bazı kimseler bundan rahatsız oldu. Sizden, bu bölgenin insanları olarak istirhamımız; bu meselede sizin de inisiyatif almanız, yüreğinizi ortaya koymanız, eşinizi, dostunuzu bilgilendirmenizdir. Bu mesele tek başına Recep Tayyip Erdoğan veya AK Parti'nin meselesi değil, 76 milyonun meselesidir. Türkiye eğer huzur ve sükun ortamını yakalarsa göreceksiniz ki biz Ağrı'nın dağlarında binbir çiçekleri toplayacağız, Ağrı'da daha büyük sanayi tesisleri olacak, orada kardeşlik, bizler kazanacağız.”

Çelik'e, Ağrı Belediye Başkanı Hasan Arslan tarafından günün anısına tablo ve Nuh'un gemisi maketi verildi.
    
“Terör bitmeden, sivil bir anayasa olmadan ileri demokrasi olmaz”
    
Eski içişleri bakanlarından Abdülkadir Aksu da çözüm sürecine verdiği destekten dolayı Ağrılılara teşekkür etti.

“Yeni ve sivil bir anayasa olmadığı sürece milletin önü açılamaz” diyen Aksu, şiddet ve terör bitmeyince ülkenin ileri demokrasiye varamayacağını söyledi.

İstanbul Aydın Üniversitesi'nin (İAÜ) “Onuncu Yıl Kutlama Balosu” Wow Hotel'de gerçekleştirildi.

Baloya, Çelik'in yanı sıra Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, eski bakanlardan İstemihan Talay, Şükrü Sina Gürel ve İAÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Mustafa Aydın ile çok sayıda davetli katıldı.

Hüseyin Çelik, Aydın Üniversitesi'nin 10 yılda gerçekleştirdiği başarı hikayesinde Mustafa Aydın'ın çok büyük rol oynadığını söyledi.

Üniversitenin kuruluş kararında dönemin milli eğitim bakanı olarak imzası bulunmasından dolayı mutluluk duyduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:

“O gün TBMM'deki muhalefet, Aydın Üniversitesi için verilen önerge üzerine bana 'Sayın Bakan, YÖK'ten onay aldınız mı?' diye sordu. Mustafa Aydın bey bunu çok iyi hatırlayacaktır. Ben de onlara cevaben 'YÖK, bizim onay mercimiz değil. Biz YÖK'ün noteri falan da değiliz. Milli irade buradadır. YÖK'ün bu manada ne söylediği de çok önemli değildir' dedim.

O zamanlar YÖK'tekiler çok peşin hükümlü bir tavır içerisindeydi. Daha sonra YÖK Başkanvekili, şu anda ismini burada zikretmiyorum, Mustafa beyi kenara çekerek, 'Siz hükümetle iş tutmaya devam edin, biz size ne yapacağımızı gösteririz' dedi. Bu millet bunları yaşadı. Hükümet onlara göre sanki Yunan ya da Rus hükümetiydi.”

Çelik, bakanlık yaptığı dönemde muhalefet partisi üyelerince “tabela üniversiteleri” kurmakla eleştirildiğini hatırlattı.

Eleştirilere tek tek göğüs gerdiğini belirten Çelik, “Ben de o zamanki değerli arkadaşlara milli eğitim bakanı sıfatıyla demiştim ki 'Doğmamış çocuk büyümez, dikilmemiş fidan hiçbir zaman ağaç olmaz. Onun meyve vermesini de bekleyemezsiniz. Biz bugün fidan dikiyoruz. Bu fidanlar ağaç olacak ve göreceksiniz ki onlar meyve verecektir'. İşte Aydın Üniversitesi” diye konuştu.
    
“Nüfus her zaman nüfuz değildir”
    
Çelik, Türkiye'nin 76 milyon nüfuslu bir ülke olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Fakat nüfus her zaman nüfuz demek değildir. Eğer nüfusunuzu nüfuz haline getirmek istiyorsanız onun iyi ve kaliteli insanlardan oluşması lazım. İyi eğitimli, sağlıklı ve 'karnı tok, sırtı pek' bir nüfus olması lazım. Bunun birinci yolu da eğitimdir. Biz el birliğiyle bu memlekette huzurumuzu, birliğimizi ve dirliğimizi sağladığımız sürece Allah'ın izniyle ülkemizin de istikbali parlak olacaktır. Böylelikle Aydın Üniversitesi gibi eğitim kurumlarımızdaki çocuklarımızın ve gelecek nesillerimizin de istikbali çok parlak olacaktır.”
   

GAZİANTEP

SOSYAL MEDYA

302Subscribers+1
1,034,262FollowersFollow

SON GÖRÜNTÜLENLER